İçeriğe geç

Rüya Günlüğü

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Rüya Günlüğü

Bölüm 6

"Gölgenin Çağrısı"

Artık geri dönüş yoktu.

Elif o kelimeleri zihninde tekrar ederken bulunduğu yerin gerçek olmadığını anlamaya çalışıyordu. Etrafındaki gri boşluk sanki nefes alıp veriyordu. Zemin yoktu ama düşmüyordu da. Sanki bir şey onu orada tutuyordu.

Bir an nefes alıp almadığını bile anlayamadı.

“Bu… neresi?” diye fısıldadı.

Ses kendi içinde kayboldu. Yankı bile yoktu. Sanki bu yer sesleri yutuyordu.

Tam o anda uzaktan bir ışık belirdi. Önce küçük bir nokta gibiydi, sonra yavaş yavaş büyümeye başladı. Elif istemsizce o ışığa baktı. Gözlerini kaçırmak istese de yapamadı. Sanki ışık onu çağırıyordu.

Mert’in sesi arkasından geldi.

“Oraya bakma.”

Elif irkildi. Hemen arkasına döndü. Mert de oradaydı. Ama farklı görünüyordu. Sanki gerçek dünyadaki haliyle buradaki hali aynı değildi. Daha solgun, daha yorgun görünüyordu. Sanki burada uzun süredir varmış gibi.

“Sen… nasıl buradasın?” dedi Elif şaşkınlıkla.

Mert yaklaşmadı. Sadece uzaktan gözlerini Elif’ten ayırmadan konuştu.

“Defter açıldığında iki kişi seçilir. Biri girer, diğeri rehber olur.”

Elif kaşlarını çattı. “Rehber mi?”

Mert başını salladı. “Seni buradan çıkarmaya çalışacak kişi benim.”

Elif bir an sustu. İçinde hem güven hem de korku vardı. Mert’e inanmak istiyordu ama yaşanan her şey çok büyüktü ve hiçbir şey net değildi.

Işık daha da büyüdü. Şimdi neredeyse bir kapı şekline dönüşmüştü. Sanki hava yırtılmış ve başka bir dünya açılmıştı.

Kapının içinden aynı fısıltı tekrar geldi:

“Gel…”

Elif’in nefesi hızlandı. Göğsü sıkışıyordu. Bu sesi daha önce duymuştu.

Ormanda, rüyasında… her yerde.

“Bu ses… beni çağırıyor,” dedi.

Mert sertleşti. “Çünkü seni tanıyor.”

Elif gözlerini Mert’e çevirdi. “Beni kim tanıyor?”

Mert cevap vermeden kapıya baktı. Yüzü gerildi.

“Bu sistemin içindeki şey… seni seçmiş.”

Elif geriye doğru bir adım attı. “Seçmiş mi? Sistem mi? Ne demek bu?”

Ama Mert açıklamaya fırsat bulamadı. Çünkü kapı artık tamamen açılmıştı.

Işığın içinden karanlık bir gölge hareket etti. Şekli net değildi ama insan gibi görünüyordu. Sanki sürekli değişiyordu.

Elif dondu kaldı.

Gölge yavaşça konuştu:

“Sonunda geldin.”

Elif’in gözleri büyüdü. Çünkü bu sesi tanıyordu.

Rüyasında duymuştu.

Gölge bir adım daha yaklaştı. Hava daha ağır hale geldi. Elif nefes almakta zorlanıyordu. Sanki bu varlık onun içini biliyordu.

“Beni çağırdın,” dedi gölge. “Ve şimdi buradasın.”

Elif geri çekildi ama hareket edemedi. Sanki görünmez bir şey onu sabit tutuyordu.

Mert hızlıca araya girdi. “Onunla konuşma!”

Ama gölge Mert’e bakmadı bile. Sadece Elif’e odaklanmıştı.

“Defteri açtın,” dedi. “Artık bağlantı kuruldu.”

Elif’in aklı karışıyordu. “Ne bağlantısı? Ben hiçbir şey yapmadım!”

Gölge hafifçe başını eğdi.

“Henüz hatırlamıyorsun.”

Bu cümle Elif’in içini daha da soğuttu. “Ne hatırlamıyorum?”

Ama cevap yerine ışık bir anda titreşti. Kapı arkasında karardı.

Ve o anda Elif’in etrafındaki boşluk sarsıldı.

Mert bağırdı: “Şimdi geri çekil!”

Ama çok geçti.

Elif’in altında zemin yok oldu.

Ve düşmeye başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.