İçeriğe geç

Rüya Gezgini

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Rüya Gezgini

Bölüm 2

2. BÖLÜM

Okul saatleri çok hızlı geçmişti, bu yıl hep böyleydi çoktan öğle yemeği zamanı gelmiştik ve ben Nisa'ya hiçbir şey anlatmamıştım. Daha fazla dayanamazdım, bir an önce anlatmalıydım Muhtemelen bana sadece rüya gördüğümü söyleyecekti, Nisa bir olaya mantıklı yaklaşan kişiydi ama basit bir rüya bu kadar gerçek hissetirir mi?

"Dünya'dan Rüya ya."

"Ne? Kusura bakma, duymadım."

"Dalıp gittin."

"Biliyorum, fark ettim."

"Ne düşünüyordun?"

"Rüyamı."

"Ne alaka? Ne gördün?"

"Bizi."

Nisa'nın gözleri ışıldamıştı sanki.

"Öyle mi? Nasıl?"

"Geleceğimizi gördüm. İş sahibiydi hatta arabamız bile vardı."

"Çok havalı! Başka?"

"Bilmiyorum, hatırlamıyorum."

Nisa tek kaşını kaldırdı, söylediğime bozulduğu belliydi.

"Nasıl ya? Başka bir şey olmadı mı?"

"Olmadı."

Nisa daha fazla soru sormadı ve önündeki yemeğe geri döndü ben de yaşadığım olayları düşünmeye başladım. Aklımdan çıkmıyordu, nasıl o kadar gerçek bir rüya görmüştüm? Ayrıca hiç uykudan uyanmış gibi hissetmiyordum, samki hiç uyumamıştım. Yemeğimi bitirdiğimde tepsimi alıp masadan kalktım, Nisa da beni takip etti. Ders zili henüz çalmamıştı biz de bunu değerlendirmek için bahçede ki banklarda oturup sohbet etmeye karar verdik.

"Bu arada cumartesi günü deneme sınavı yapılacakmış. Üniversite sınavının kuralları geçerli olacakmış."

Nisa'nın bu bilgiye nasıl sahip olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu ama Nisa söylüyorsa doğrudur. Söylediği şeyi pek umursamadım.

"Yani?"

"Ne yani? Erken gel, telefon getirme, kalem getirme, sınav giriş belgeni unutma."

"Giriş belgesi mi? Nereden alacağım ki?"

"Rehber hocadan sanırım."

Kafamı salladım. Üniversite sınavına daha vaktimiz vardı, beş ay. Nisa'nın heyecan yaptığını biliyordum muhtemelen stres yapmaya bile başlamıştı. Ben ona göre rahattım çünkü kendime fazla güveniyordum ve çabamın karşılığını alacağıma emindim tabi matematik hariç.

"Yarın kütüphaneye gidelim mi? Ders çalışmak için."

"Olur."

Kısa bir süre sonra aniden verdiğim cevaba pişman oldum.

"Anneme sormam lazım."

Nisa gözlerini devirdi.

"Doğru. Annen."

Mahcup bir şekilde başımı salladım utanmıştım ve bundan nefret ediyordum. Sürekli birisinin onayını almak zorundaydım ve bu beni çıldırtıyordu, her şeyimden haberi oluyordu, memnun etmem gereken bir annem vardı.

Ders zili çaldığında oturduğumuz banktan kalktık ve sınıfa doğru yol aldık. Ders edebiyattı ve konumuz tabi ki ünlü yazarlarımızdı. Bu konuyu çok sevmesemde bana güzel geliyordu, sınıfın neredeyse tamamı uyuyordu Nisa, ben ve birkaç kız dışında herkes uyuyordu. Gözümü tahtadan çekip sınıfı izledim, sınavdan sonra görüşmek istediğim kimse yoktu sınıfta. Bu zamanlara geri dönmek istemiyordum o yüzden istediğim üniversiteyi tekde tutturmam lazımdı. Okul dersleri bitmişti, yine sıradan ve önceki günlerin aynısı olan bir gün bitmişti. Nisa ile vedalaştım ve beni almaya gelen şoförümün açtı kapıdan arabaya bindim.

"Nasılsınız Rüya hanım?"

Benden büyük birisinin bana bu şekilde hitap etmesi sinirimi bozsada annemin bu şekilde olmasını istediğinden emindim bu yüzden sesimi çıkaramıyordum.

"İyiyim Güngör abi. Sen nasılsın? Günün nasıl geçti?"

"Aynı be kızım. Fark yok diğer günlerden."

Başımı salladım, benim için de böyleydi. Günler farklıydı, sözde her günün adı farklıydı amam benim için her günüm aynıydı.

"Benim de aynı."

Kaç yaşında olursak olalım yaşamak için bazı şeyere bağlı kalmak zorundaydık, sanırım yaşadığımız sürece bazı şeylerimizden feda etmemiz gerekiyordu. Güngör abi beni evime bıraktıktan sonra kendi arabasına binip gitti, annemle vedalaşmamıştı ve bu gözümden kaçmamıştı Bu görüşemizin son olduğunu anladım o anda. Benim hayatıma giren insanlar ne kadar yakınsa o kadar uzaklaştırıyordu annem. Benden uzaklaştırmadığı tek kişi Nisaydı ve bu bazen beni korkutuyordu, bir gün çok büyük bir şey yapacak ve hayatımın içine edecek diye korkuyordum. Sanki şu anki hayatım süper.

"Hoş geldiniz Rüya hanım."

"Hayret annem seni kovmamış."

Hazal abla gülmemek için kendisini zor tutsada yaşadığım olay trajikomikti ve sıra kendisine de gelecekti bunu en iyi ben biliyordum. Annem çalışanlarla aramda bir bağ oluşacak diye çok korkuyordu, bağ kurmamdan korkuyordu. Beni etkileyecek insanları benden uzak tutuyordu, benim aklımı birisinin çelmesinden korkuyordu.

"Aç mısın?"

"Hayır."

Başka bir şey demeden yukarı kata çıkan merdivenleri tırmandım.

"Odamda olacağım. Ders çalışmam lazım."

Hazal abla cevap vermedi ben de arkamı dönüp bakmadım. Odama girip kapımı kapattım annemin kızacağını biliyordum ama artık alışmıştım buna. Bazen bu bile beni o kadar üzüyordu ki alışmak normaldi ama artık bıkkınlık derecesine gelmiştim ve alışmanın en kötü versiyonuydu. Çantamı masamın yanına koydum ve bedenimi sandalyeme attım. Yorgunluk vücuduma çökmeye başlamıştı ve gözlerimi açmam zorlaşıyordu, yorgun hissediyordum muhtemelen dersler yüzündendi. Evet, dersler yüzünden. Sadece biraz dinlensem bir şey olmazdı annem gelmeden ve beni fark etmeden önce uyanırsam bir şey olmazdı, olsa ne olacaktı ki? Beni uyurken görse ne olacaktı? Bana hak vermezdi her zamanki gibi 'Senin ne gibi bir derdin var?' diyecekti ve muhtemelen bir hafta gezmeyi yasaklardı.

~~~~

Beni akşam yemeğine çağıran Hazal abla olduğu için annem uyuyakaldığımı fark etmemişti. Üstümde hala okul kıyafetlerimin olduğunu fark ettiğimde hızlıca üstümü değiştirdim sonra lavaboya gidip yüzümü yıkadım yüzümdeki uyku mahmurluğunu yok etmeliydim. Aynada ki yansımama baktığımda kendimi tanıyamadım, farklıydım tanıdık bir şeyler vardı ama farklıydım. Yorgun olduğum yüzümden rahatça belli oluyordu göz altlarımda hafif bir morluk vardı, başım ağrıyordu, halsizdim. Yemek masasına oturduğumda annemin keskin bakışları üstümdeydi rahatsız edici olduğunun farkındaydı ve bilerek yaptığına emindim. Beni tartıyordu annemin bu bakışını çok iyi tanırdım ama neden şu anda bana böyle baktığını anlamıyordum, garipti. Annemi anlamak benim için hiçbir zaman kolay olmamıştı kolay olacak gibi de görünmüyordu.

"Yemek masasına böyle mi oturacaksın? Ben sana sofra adabını öğretemedim, Rüya."

Anlaşıldı. Bu kadarı yeterliydi annemin yüz ifadesinin nedeni suratsız olmamdı.

"Kendimi iyi hissetmiyorum."

"Bana bahane bulma, Rüya. Yüz ifadeni düzelt."

Annem işte benden hep imknsız şeyler isterdi ve istediği şeyleri koşulsuz şartsız uymamı beklerdi eğer yapmazsam onun için kötü çocuk oluyordum. Yüzümdeki yorgun ifadenin yerini sahte bir gülümseme aldığında annem memnun bir ifade takındı. Benim ailemin özetiydi bu sahte. Biz sahteydik hiçbir zaman gerçek bir aile olmamıştık, ne annem ve babam birbirlerine düzgün bir eş ne de bana iyi ebeveyin olamamışlardı ve bu böyle sürüp gidiyordu. Tabağıma bir parça et ve biraz da sos aldım. Az yemem kimsenin umurunda değildi, kilo verdiğimi annem veya babam fark etmiyordu bile zaten ikisinden de bir şey beklemiyordum sadece ebeveyinlik sorumluluklarını yapmaları yeterliydi. Tabağımdakileri bitirdiğimde yerimden kalkmadım annemin koyduğu sofra kuralına göre ilk önce babam masadan kalkmalıydı ben de babamı bekledim. Babam daha yemek yiyordu ve yiyecek gbi görünüyordu o anda ne oolduya veya nasıl oldu bilmiyorum ama babamla göz göze geldik, bana uzun bir süre baktı sonra beni özgürlüğe kavuşturan o cümleyi söyledi.

"Kızım, sen odana çık hadi."

Hiç itiraz etmedim zaten bunu bekliyordum. Sandalyemi itip ayağa kalktım, babama minnetle baktım.

"Teşekkür ederim, baba. Afiyet olsun size."

Arkama bakmadan yukarı kat merdivenlerini ikişer ikişer çıktım. Odamın kapısını açıp içeri girerken annemin sesini duydum.

"Kapını kapatma."

Bu bir uyarıydı hem de çok netti. Annemin sınırını zorlamak istemediğim için kapımı kapatmadım. Masama oturdum, ders kitabımı açtım, kalemimi elime alıp test çözmeye başladım. Artık soru gördükçe midem bulanıyordu, kusmak istiyordum bir an önce sınav olsa da yaz tatiline gitsem diye düşünüyordum sıkça. Telefonuma gelen bildirime bakmak için elime aldım.

Nisa: Yarın kütüphaneye gidiyor muyuz?

Rüya: Bilmiyorum ya...

Nisa: Annen bir şey demedi mi?

Rüya: Demedi. Ben de demedim.

Nisa: Nasıl ya? Sorsana. Neden sormadın?

Rüya: Vaktim olmadı. Sorarım yarın.

Nisa: En kısa sürede sor ama.

Rüya: Tamam, hallederim ben.

Telefonumu kapatıp masama koydum. Test çözmeye devam ettim ama aklım hala anneme nasıl soracağımdaydı. Ne şekilde sorsam annem işkillenmezdi? Muhtemelen her zamanki gibi izin vermeyecekti, annemi tanıyordum ve izin vermeyeceğini biliyordum. Nisa da annemi tanıyordu masama denemekten vazgeçmiyordu, Nisa'nın benden farkı buydu kolay kolay vazgeçmezdi. Bir saat sonra test kitabımı kapatıp yatağıma uzandım. Şu sıralar beni rahatlatan tek şey geleceğimi düşünmeki, her şeyin yolunda gittiğini düşünmek beni mutlu ediyordu. Yatağıma uzandım uyumak istiyordum ama uykum yoktu, anneme sorma gerekiyordu ama nasıl soracağımı bilmiyordum.

"Neyi soracaksın?"

Gözlerimi açmamın nedeni Nisa'nın sorusu oldu. Nisa mı? Ne alaka? Gözlerimi açtığımda Nisa karşımdaydı ama benim tanıdığım Nisa değildi, rüyamda gördüğüm kadındı bu büyük Nisaydı. Neler oluyor anlamıyordum ve bir an önce öğrenmek istiyordum. İzlediğim bir dizinin ikinci sezonunu izlemek gibiydi. Gördüğüm bir rüyanın devamını görmek mümkün müydü?

Bölüm sonu

1 yorum