İçeriğe geç

Rüya bir hayat

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Rüya bir hayat

Bölüm 9

Soru

Nevşehir’den döndüklerinde İstanbul, Yusuf’a her zamankinden daha kalabalık görünüyordu.

Ama bu kalabalık artık canlı değildi.

Sadece hareket eden bir görüntü gibiydi.

⸻

İşe girdiğinde ilk yaptığı şey masasına oturmak olmadı.

Bilgisayarını açtı.

Elif’in adını yazdı.

Bir süre bekledi.

Hiçbir şey çıkmadı.

Bu onu şaşırtmadı.

Asıl şaşırması gereken şey… hiçbir şey çıkmamasının bu kadar “bilerek yapılmış” gibi durmasıydı.

Daha derine indi.

Eski aramalar.

Silinmiş kayıtlar.

Arşiv sayfaları.

Bir noktada tek bir başlık belirdi:

“— KAPALI DOSYA —”

Yusuf tıkladı.

Ekran açılmadı.

Yetki hatası.

Tekrar denedi.

Aynı sonuç.

Sanki biri özellikle onun bu bilgiye ulaşmasını engelliyordu.

Yusuf sandalyesine yaslandı.

İlk kez net bir şey hissetti:

Bu sıradan bir kayıp değildi.

⸻

Öğleye doğru telefonuna baktı.

Elif’ten mesaj gelmişti:

“Akşam görüşelim mi?”

Yusuf uzun süre ekrana baktı.

Sonra yazdı:

“Evet. Dışarıda yemek yiyelim.”

Gönderdi.

Ama gönder tuşuna bastığı an içindeki huzursuzluk artmıştı.

Sanki yanlış bir şeyi kabul etmişti.

⸻

Gün boyunca çalışamadı.

Ekrana bakıyor ama hiçbir şey anlamıyordu.

Elif’in adı zihninde tekrar tekrar dönüyordu.

Ve her tekrarında aynı şey oluyordu:

Bir boşluk.

Bir eksiklik hissi.

Ama nedenini bilmiyordu.

⸻

Akşam olduğunda Elif’le bir sahil kenarında buluştular.

İstanbul ışıkları suya yansıyordu.

Rüzgâr hafifti.

Elif normal görünüyordu.

Çok normal.

Ama Yusuf artık “normal” kelimesine güvenmiyordu.

Yemek sipariş ettiler.

Bir süre konuşmadılar.

Sonra Elif başını kaldırdı.

“Bugün biraz sessizsin.”

Yusuf gülümsedi.

“Yoğundum.”

Elif gözlerini kısarak baktı.

“Yoğunluk bazen insanın içinde olur.”

Bu cümle Yusuf’u durdurdu.

Çünkü doğruydu.

⸻

Yemek ilerledikçe Yusuf artık dayanamadı.

Elif’e baktı.

“Seninle ilgili bir şey var.”

Elif çatalını bıraktı.

“Ne?”

Yusuf bir an durdu.

Söylemeden önce kelimeleri tarttı.

“Ben seni araştırdım.”

Sahildeki sesler bir an uzaklaştı.

Elif tepki vermedi.

Sadece baktı.

“Sonra?”

Yusuf devam etti.

“Hiçbir şey çıkmadı.”

Elif hafifçe başını eğdi.

Sanki bu cümleyi bekliyormuş gibi.

“Çıkmaması normal.”

Yusuf’un kaşları çatıldı.

“Nasıl normal?”

Elif bir süre sustu.

Denize baktı.

Sonra yavaşça konuştu:

“Bazı insanlar bulunmaz Yusuf.”

“Çünkü hiç kaybolmamışlardır.”

Yusuf içindeki huzursuzluğu bastıramadı.

“Bu ne demek?”

Elif gözlerini ona çevirdi.

Bakışı sakindi.

Ama içinde tuhaf bir derinlik vardı.

“Sadece bir insan aramıyorsun.”

Yusuf durdu.

Elif devam etti:

“Sen bir boşluk arıyorsun.”

Bu cümle Yusuf’un içini ürpertti.

⸻

Yemek bittiğinde kalktılar.

Yürürken Yusuf fark etti:

Elif’in yanında yürümek… garip bir şekilde tanıdık geliyordu.

Sanki bu an daha önce yaşanmıştı.

Ama nerede?

Ne zaman?

Bilmiyordu

Elif birkaç saniye sessiz kaldı.

Parmaklarını masanın üzerinde gezdirdi.

Sonra derin bir nefes aldı.

“Aslında var,” dedi.

Yusuf dikkat kesildi.

Elif gözlerini bir an uzaklara çevirdi.

“Bunu pek kimseye anlatmam.”

“Ne olduğunu söyleyebilirsin.”

Elif hafifçe başını salladı.

“Yedi yıl önce bir kaza geçirdim.”

Yusuf’un kaşları çatıldı.

“Kaza mı?”

“Elimdeki şu küçük izin sebebi o.”

Kolunu hafifçe gösterdi.

Yusuf daha önce fark ettiği ince izi hatırladı.

“Elif… bunu hiç anlatmamıştın.”

“Çünkü anlatacak çok fazla şey yok.”

Bir an durdu.

Sonra sessizce ekledi:

“Ya da hatırladığım çok fazla şey yok.”

Yusuf’un bakışları değişti.

“Ne demek istiyorsun?”

Elif dudaklarını ısırdı.

“Kazadan sonra uzun süre hastanede kaldım. Uyandığımda birçok şeyi hatırlamıyordum.”

“Ne kadarını?”

Elif’in cevabı Yusuf’u hazırlıksız yakaladı.

“Kazadan önceki hayatımı.”

Yusuf birkaç saniye konuşamadı.

“Tamamını mı?”

“Elbette bazı parçalar sonradan anlatıldı. Ailem, arkadaşlarım, eski fotoğraflar… Ama benim kendi anılarım yoktu. Çocukluğum, okul yıllarım, yaşadığım şeyler… Hepsi sanki başka birine aitmiş gibi.”

Yusuf şaşkınlıkla ona baktı.

“Yani yedi yıldan öncesini gerçekten hatırlamıyorsun?”

“Elimden geldiğince hatırlamaya çalıştım. Doktorlar zamanla bazı anıların geri gelebileceğini söylediler ama olmadı.”

Yusuf’un aklındaki onlarca soru daha da büyüdü.

“Peki kazanın nasıl olduğunu biliyor musun?”

“Elime geçen raporlardan biliyorum. Bir trafik kazası olduğu söylendi.”

“Söylendi mi?”

Elif hafifçe gülümsedi.

“Fark ettin değil mi? Ben görmedim. Ben yaşamış olsam da hatırlamıyorum.”

Masaya kısa bir sessizlik çöktü.

Yusuf artık duyduklarını araştırmalarıyla istemsizce birleştiriyordu.

“Hiç garip şeyler yaşadın mı?” diye sordu.

“Nasıl garip şeyler?”

“Tanımadığın yerleri tanıyormuş gibi hissetmek. Rüyalar. Açıklayamadığın anılar.”

Elif’in yüzündeki ifade ciddileşti.

“Aslında evet.”

Yusuf öne eğildi.

“Bazen bazı yerleri ilk kez görmeme rağmen daha önce bulunmuşum gibi hissediyorum. Bazen de yüzlerini hiç hatırlamadığım insanların bana çok tanıdık geldiği oluyor.”

“Ve?”

“Ve son zamanlarda bu hisler arttı.”

Yusuf’un kalbi biraz daha hızlandı.

“Nevşehir’den sonra mı?”

Elif şaşkınlıkla ona baktı.

“Evet.”

Bu cevap Yusuf’u daha da düşündürdü.

Sohbet ilerledikçe konu daha da ilginç bir hâl aldı.

Elif zaman zaman gördüğü belirsiz rüyalardan bahsetti.

Sisli koridorlardan.

Kapılardan.

Hatırlayamadığı yüzlerden.

Yusuf ise her yeni cümlede biraz daha şaşırıyordu.

Çünkü Elif’in anlattıkları, son günlerde karşılaştığı gizemli kayıtlarla tuhaf biçimde örtüşüyordu.

Gece ilerlerken ikisi de bunun sıradan bir akşam yemeği olmadığını anlamıştı.

Artık sadece geçmişten değil, cevaplarını bilmedikleri çok daha büyük bir gizemden konuşuyorlardı.

Ve Yusuf ilk kez, Elif’in bilmediği geçmişinin onların düşündüğünden çok daha önemli olabileceğini hissetti

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.