Saatin her tik tak edişinde şehrin bir parçasının silinmeye devam ettiğini görmek, Yusuf ile Elif’in daha önce karşılaştıkları oyunlardan çok farklı bir baskı yaratıyordu; çünkü bu kez karşılarında çözmeleri gereken bir bilmece ya da aşmaları gereken bir engel yoktu, aksine kaybettikleri şeyin tam ortasında duruyorlar ve onu tanımaya çalışıyorlardı. İnsan hiç yaşamadığını düşündüğü bir günü arayabilirdi, ama yaşamış olduğu halde hatırlamadığı bir günü nasıl bulabilirdi?
Üç kapı sessizce önlerinde duruyordu.
Ali.
Elif.
Yusuf.
Kapıların üzerindeki yazılar sanki taşın içine işlenmemiş de canlıymış gibi hafifçe hareket ediyor, her bakışta biraz daha derinleşiyor ve insanın zihnine yerleşiyordu.
Elif ilk konuşan oldu.
“Hangisini açacağız?”
Yusuf gözlerini kapılardan ayırmadan cevap verdi.
“Yanlış seçim yaparsak ne olacağını bilmiyoruz.”
“Doğru seçim yaparsak da bilmiyoruz.”
dedi Elif.
Bu cevap ikisini de gülümsetmedi.
Çünkü haklıydı.
⸻
Şehrin uzak taraflarından bir bina daha silindi.
Önce duvarları saydamlaştı.
Sonra çatısı yok oldu.
En sonunda da sanki hiç var olmamış gibi geceye karıştı.
Saat durmadan çalışıyordu.
⸻
Yusuf ilk kez kuleye baktı.
Saatin akrep ve yelkovanı normal hareket etmiyordu.
Bazen ileri gidiyor, bazen geri dönüyor, bazen de birkaç saniyeliğine tamamen duruyordu.
Sanki zamanı ölçmüyor, zamanın kendisiyle uğraşıyordu.
⸻
Birden aklına bir şey geldi.
“Belki de yanlış düşünüyoruz.”
Elif ona döndü.
“Nasıl?”
⸻
Yusuf kapılara baktı.
“Belki aradığımız şey kapıların arkasında değil.”
⸻
Elif kaşlarını çattı.
⸻
“O zaman neden buradalar?”
⸻
Yusuf cevap vermedi.
Çünkü o da bilmiyordu.
Ama son oyunlardan bir şey öğrenmişti.
Buradaki hiçbir şey göründüğü şey değildi.
⸻
Tam o sırada gökyüzündeki ses yeniden duyuldu.
⸻
“Hatırlanmayan gün yalnızca bir kişiye ait değildir.”
⸻
İkisi de aynı anda başlarını kaldırdı.
⸻
Ses devam etmedi.
⸻
Ama bu tek cümle bile düşüncelerini değiştirmeye yetmişti.
⸻
Elif yavaşça konuştu.
“Bir kişiye ait değil…”
⸻
Sonra kapılara baktı.
⸻
“Yani üçümüzün ortak bir günü olabilir.”
⸻
Yusuf başını salladı.
⸻
Ve ilk kez kapılara yaklaşmaya başladı.
⸻
Önce Ali yazan kapının önünde durdu.
Kapıya dokunmadı.
Sadece elini yaklaştırdı.
⸻
O anda kapının yüzeyinde dalgalar oluşmaya başladı.
Tıpkı suya atılan küçük bir taşın yarattığı halkalar gibi.
⸻
Sonra görüntüler belirdi.
⸻
Ali.
⸻
Ama bugünkü Ali değil.
Daha genç.
Daha küçük.
⸻
Bir masanın başında oturuyordu.
Karşısında Selin ile Pelin vardı.
Üçü de bir şey bekliyor gibiydi.
⸻
Görüntü birkaç saniye sürdü.
Sonra kayboldu.
⸻
Elif şaşkınlıkla baktı.
⸻
“Bu bir anı.”
⸻
Yusuf başını salladı.
⸻
“Evet.”
⸻
Sonra Elif yazan kapıya yöneldiler.
⸻
Kapı yine aynı şekilde hareket etti.
⸻
Bu kez görünen kişi Elif’ti.
⸻
Bir mutfakta duruyordu.
Gülümsüyordu.
Masada kek vardı.
Karşısında ise…
⸻
Ali.
Selin.
Pelin.
⸻
Ve boş bir sandalye.
⸻
Görüntü kayboldu.
⸻
İkisi de sessiz kaldı.
⸻
Çünkü bu sahne tanıdıktı.
Ama eksikti.
⸻
Tam o sırada şehrin başka bir bölgesi daha silindi.
Bu kez uzaktaki köprü yok oldu.
⸻
Saat hızlanmıştı.
⸻
Tik.
Tik.
Tik.
⸻
Yusuf son kapıya yöneldi.
⸻
Kendi adının yazdığı kapıya.
⸻
İçinde kötü bir his vardı.
⸻
Çünkü bazen insan başkalarının sırlarından çok kendi sırlarından korkardı.
⸻
Elini kapıya uzattı.
⸻
Yüzey yine dalgalandı.
⸻
Ama bu kez görüntü ortaya çıkmadı.
⸻
Önce karanlık geldi.
⸻
Sonra yağmur.
⸻
Sonra bir yol.
⸻
Yusuf’un nefesi kesildi.
⸻
Çünkü bu görüntüyü daha önce parçalar halinde görmüştü.
⸻
Ama bu kez daha netti.
⸻
Yağmur altında duran bir araba.
⸻
Yol kenarında ışıklar.
⸻
Ve biraz ileride…
bir kişi.
⸻
Çöp toplayan adam.
⸻
Adam doğrudan görüntünün içinden Yusuf’a bakıyordu.
⸻
Sanki onun izlediğini biliyormuş gibi.
⸻
Sonra görüntü aniden bozuldu.
⸻
Ve ilk kez bir ses duyuldu.
⸻
Çok uzaklardan gelen bir kadın sesi.
⸻
Ağlıyordu.
⸻
Ama ne söylediği anlaşılmıyordu.
⸻
Görüntü kaybolduğunda Yusuf birkaç adım geri çekildi.
⸻
Kalbi hızla atıyordu.
⸻
Elif onun yüzüne baktı.
⸻
“Ne gördün?”
⸻
Yusuf cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
⸻
“Bu oyun bir anıyı bulmamızı istemiyor.”
⸻
Elif şaşkınlıkla baktı.
⸻
“O zaman ne istiyor?”
⸻
Yusuf gözlerini üç kapıya çevirdi.
⸻
Şimdi ilk kez bir şeyi fark etmişti.
⸻
Kapıların altında yeni bir yazı belirmişti.
⸻
Daha önce orada değildi.
⸻
Ve yazı şuydu:
“Üç parçayı birleştir.”
⸻
Tam o sırada kuledeki saat bir kez daha vurdu.
⸻
Ama bu kez ses farklıydı.
⸻
Daha derin.
Daha ağır.
⸻
Ve bütün şehir sarsıldı.
⸻
Yusuf ile Elif aynı anda birbirlerine baktılar.
⸻
Çünkü ikisi de aynı şeyi hissetmişti.
⸻
Bu oyunun sonuna yaklaşıyorlardı.
⸻
Ama ilk kez, doğru cevap bulunsa bile bunun onları kurtarıp kurtarmayacağından emin değillerdi.
Şehrin sarsıntısı geçtikten sonra birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı, fakat o birkaç saniye Yusuf’a dakikalar sürmüş gibi geldi çünkü bazen insanın beklediği şey gerçekleşmediğinde zaman ilerlemek yerine kendi üzerine katlanıyormuş hissi yaratıyordu ve şimdi tam olarak böyle bir sessizliğin içindeydiler.
Üç kapının altında beliren yazı hâlâ oradaydı.
“Üç parçayı birleştir.”
Ama sorun şuydu ki ortada birleşecek üç parça görünmüyordu.
Kapılar anılar gösteriyordu.
Anılar ise parçalar değil, sonuçlardı.
⸻
Elif yavaşça Ali yazan kapının önüne geri döndü ve az önce gördükleri görüntüyü zihninde yeniden kurmaya çalıştı; küçük bir masa, bekleyen üç kardeş ve sanki gelmesini bekledikleri biri…
Sonra kendi kapısında gördüğü görüntüyü düşündü.
Mutfak.
Kek.
Aynı çocuklar.
Ve boş sandalye.
⸻
Birden gözleri büyüdü.
“Yusuf.”
⸻
Yusuf hemen ona döndü.
⸻
“Ne oldu?”
⸻
Elif boş sandalyeyi hatırlıyordu.
Ne kadar uğraşırsa uğraşsın görüntünün merkezinde duran şey kek değildi.
Ali değildi.
Selin ya da Pelin de değildi.
⸻
Boş sandalyeydi.
⸻
“Orada biri eksikti.”
dedi.
⸻
Yusuf birkaç saniye düşündü.
⸻
“Belki sensin.”
⸻
Elif başını salladı.
⸻
“Hayır.”
⸻
“Sen misin?”
⸻
“Hayır.”
⸻
Bir an sessizlik oldu.
⸻
Sonra ikisi de aynı anda aynı şeyi düşündü.
⸻
Ali.
⸻
Ama bu da mantıklı değildi.
Çünkü Ali zaten masadaydı.
⸻
Şehrin başka bir bölümünden çatırdama sesi geldi.
Uzakta duran yüksek binalardan biri yukarıdan aşağıya doğru silinmeye başlamıştı.
Önce pencereleri kayboldu.
Sonra katları.
Sonra bütün yapı.
⸻
Saat daha da hızlanmıştı.
⸻
Tik.
Tik.
Tik.
Tik.
⸻
Yusuf’un içinde giderek büyüyen bir baskı vardı.
Bu baskı yaşlanma korkusu değildi.
Bu kez farklıydı.
⸻
Sanki cevap tam önündeydi.
Ama onu göremiyordu.
⸻
Birden kendi kapısında gördüğü görüntüyü hatırladı.
Yağmur.
Yol.
Kaza.
Çöpçü adam.
⸻
Sonra Ali’nin görüntüsünü düşündü.
Masa.
Bekleyiş.
⸻
Sonra Elif’in görüntüsünü.
Mutfak.
Kek.
Boş sandalye.
⸻
Ve ilk kez görüntüleri ayrı ayrı değil, birlikte düşünmeye başladı.
⸻
Bir şey eksikti.
Ama her görüntüde aynı şey eksikti.
⸻
İnsanlar.
⸻
Daha doğrusu…
aynı insanlar.
⸻
Ali’nin görüntüsünde anne ve baba yoktu.
⸻
Elif’in görüntüsünde anne ve baba yoktu.
⸻
Kendi görüntüsünde de yoktu.
⸻
Yusuf’un kalbi hızlandı.
⸻
“Elif…”
⸻
Elif onun yüzündeki ifadeyi görünce gerildi.
⸻
“Neyi fark ettin?”
⸻
Yusuf cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
⸻
“Görüntülerde hiç yetişkin yok.”
⸻
Elif dondu.
⸻
Birkaç saniye boyunca konuşamadı.
⸻
Çünkü doğruydu.
⸻
Her görüntüde çocuklar vardı.
Ama ebeveynler yoktu.
⸻
O anda kuledeki saat bir kez daha vurdu.
⸻
Bu kez ses bütün şehri doldurdu.
⸻
Ve gökyüzündeki ses yeniden konuştu.
⸻
“Yaklaştınız.”
⸻
Yusuf başını kaldırdı.
⸻
İlk kez ses onları doğruluyordu.
⸻
Ama aynı anda şehir daha hızlı silinmeye başladı.
⸻
Yollar çatladı.
⸻
Binalar saydamlaştı.
⸻
Uzaklardaki ışıklar sönmeye başladı.
⸻
Gökyüzü bile kararıyordu.
⸻
Elif korkuyla etrafına baktı.
⸻
“Doğru yoldaysak neden her şey yok oluyor?”
⸻
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
⸻
“Çünkü hatırlanmayan şeyler yaşayamaz.”
⸻
Bu cümle Yusuf’un içine oturdu.
⸻
Hatırlanmayan şeyler yaşayamaz.
⸻
Belki de bu şehir hiç gerçek bir şehir değildi.
⸻
Belki de burası onların kayıp üç yılının ta kendisiydi.
⸻
Hatırlayamadıkları için yavaş yavaş silinen bir yer.
⸻
Tam o sırada Ali kapısı kendi kendine açıldı.
⸻
Kimse dokunmamıştı.
⸻
Kapının ardında karanlık vardı.
⸻
Sonra karanlığın içinden bir masa belirdi.
⸻
Aynı masa.
⸻
Aynı çocuklar.
⸻
Ama bu kez görüntü devam ediyordu.
⸻
Ali ayağa kalkıyordu.
⸻
Kapıya doğru koşuyordu.
⸻
Ve sevinçle bağırıyordu:
“Abi geldi!”
⸻
Görüntü dondu.
⸻
Yusuf’un nefesi kesildi.
⸻
Çünkü kapının girişinde duran kişi oydu.
⸻
Ama yalnız değildi.
⸻
Yanında Elif vardı.
⸻
Ve Selin ile Pelin ilk kez onu görüyorlardı.
⸻
Birkaç saniye boyunca kimse konuşamadı.
⸻
Çünkü ilk kez…
kaybettikleri üç yılın içinden gerçek bir anı çıkmıştı.
⸻
Ve bu anı sadece bir ipucu değildi.
⸻
Bu, Elif’in o eve ilk girişiydi.
⸻
Tam o sırada kuledeki saat durdu.
⸻
İlk kez.
⸻
Ve gökyüzündeki ses son kez konuştu:
“Birinci parça bulundu.”
⸻
Sonra bütün şehir karanlığa gömüldü.
⸻
Ve Yusuf ile Elif aynı anda düşmeye başladılar.
⸻
Çünkü oyun henüz bitmemişti.
Birinci parça bulunmuştu.
Ama gerçeğe ulaşmak için hâlâ iki parça daha gerekiyordu.