Elif’in çığlığı vagonun içini doldurdu.
Yusuf’un eli havada kaldı.
Bir anlığına bütün dikkatini kaybetti.
Ama ardından istasyonun hoparlörleri yeniden çalıştı.
“Karar verilmedi.”
“Kalan süre: üç dakika.”
Saatin sesi hızlandı.
Tik.
Tak.
Tik.
Tak.
Sanki zaman daralıyor, vagonun duvarları yavaş yavaş üzerine kapanıyordu.
Yusuf gözlerini tekrar kutulara çevirdi.
Korku düşünmesini zorlaştırıyordu.
Ama hata yaparsa iki yıl daha kaybedeceğini biliyordu.
Derin bir nefes aldı.
Bulmacayı baştan kurdu.
Siyah kutu doğru olamazdı.
Beyaz kutu doğru olamazdı.
Geriye yalnızca kırmızı kutu kalıyordu.
Kırmızı kutu doğruysa siyah kutu yalan söylüyordu.
Bu durumda gerçek yolcu kırmızı kutuda değildi.
Beyaz kutu da yalan söylüyordu.
O hâlde gerçek yolcu…
Beyaz kutunun içindeydi.
Yusuf gözlerini kapattı.
Son kez düşündü.
Sonra beyaz kutunun kapağını kaldırdı.
İstasyon bir anda sessizleşti.
Saat durdu.
Hoparlör sustu.
Hatta rayların üzerindeki yıldızlar bile hareket etmeyi bıraktı.
Kutunun içinden yavaşça beyaz bir ışık yükseldi.
Yusuf geri çekildi.
Işığın içinde küçük bir tren bileti vardı.
Eski.
Yıpranmış.
Sanki yıllardır bir yerde bekliyormuş gibiydi.
Hoparlör yeniden konuştu.
Ama bu kez sesi ilk defa yumuşaktı.
“Seviye tamamlandı.”
“İlk ipucu kazanıldı.”
Yusuf bileti eline aldı.
Üzerindeki yazılar yavaş yavaş belirginleşmeye başladı.
Ön yüzde yalnızca bir tarih vardı.
17 Eylül
Arka yüzde ise tek bir satır:
Haydarpaşa - Saat 19:31
Tam o sırada vagonun diğer ucundan bir kapı açıldı.
Elif koşarak içeri girdi.
Nefes nefeseydi.
Ama zarar görmemişti.
Yusuf ilk kez rahatladı.
“İyi misin?”
Elif başını salladı.
“Sen?”
Yusuf elindeki bileti gösterdi.
“Sanırım başardık.”
Ekran yeniden ortaya çıktı.
Havada asılı duran siyah bir ekran.
Beyaz harfler yavaş yavaş yazılmaya başladı.
OYUN 001 TAMAMLANDI
ÖDÜL:
- 17 EYLÜL
- HAYDARPAŞA
- 19:31
BONUS:
İLK DENEMEDE TAMAMLANMADI
YAŞ İADESİ YOK
Yusuf’un yüzü düştü.
Demek ki yaşlarını geri alamamışlardı.
İlk başarısızlığın bedeli kalıcıydı.
Ama en azından yeni ceza da almamışlardı.
Ekrandaki yazılar silinmeye başladı.
Yerine yeni satırlar geldi.
Bu kez ikisi de dikkatle baktı.
SONRAKİ OYUN
OYUN 002
CAM ŞEHİR
ZORLUK: YÜKSEK
BAŞARISIZLIK CEZASI: +1 YIL
Bir anda bütün tren sarsıldı.
Pencerelerin dışındaki yıldızlar çatlamaya başladı.
Raylar kırılıyor, vagonlar parçalanıyordu.
Oyun bitiyordu.
Tam yok olmadan önce hoparlörden son bir cümle duyuldu:
“İlk yolcuyu buldunuz.”
“Ama hâlâ trene neden bindiğini bilmiyorsunuz.”
Yusuf ve Elif birbirlerine baktılar.
Sonra her şey beyaz ışığa dönüştü.
Ve ikisi de aynı anda uyandı.
Sabah olmuştu.
İstanbul her zamanki gibiydi.
Ama komodinin üzerinde daha önce olmayan bir şey duruyordu.
Eski bir tren bileti.
Gerçek bir tren bileti.
Üzerinde şu yazıyordu:
Haydarpaşa
19:31
17 Eylül
Ve bu kez ipucu yalnızca rüyada değildi.
Gerçek dünyaya da geçmişti.
17 Eylül akşamı geldiğinde Yusuf ve Elif heyecandan yerlerinde duramıyordu.
Ellerindeki tek ipucu onları Haydarpaşa Garı’na götürüyordu.
Saat 19:31’e birkaç dakika kala garın önünde buluştular.
Tarihi binanın önünde insanlar gelip gidiyor, martı sesleri rüzgâra karışıyordu.
Ama ikisi de burada sıradan bir şey olmadığını hissediyordu.
“Şimdi ne yapacağız?” diye sordu Elif.
Yusuf bileti cebinden çıkardı.
“İpucu burada saklı olmalı.”
“Aramamız gerekiyor.”
Garın içinde dolaşmaya başladılar.
Eski bekleme salonlarını gezdiler.
Rayların bulunduğu bölümlere baktılar.
Duvarlardaki eski tabelaları incelediler.
Fakat hiçbir şey bulamadılar.
Tam umudu kesmeye başlamışlardı ki Elif uzakta birini fark etti.
Yaşlı bir çöpçü.
Elinde süpürgesi vardı.
Garın kenarındaki çöpleri topluyordu.
Ama garip olan şey adamın sürekli onları izliyor gibi görünmesiydi.
“Elif, görüyor musun?” dedi Yusuf.
“Elindeki rozete bak.”
Adamın göğsünde küçük bir tren sembolü vardı.
Tıpkı rüyadaki biletin üzerindeki işaret gibi.
İkisi hemen adamın yanına gitti.
“Affedersiniz,” dedi Yusuf.
“Size bir şey sormamız gerekiyor.”
Adam başını kaldırdı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
Sanki onları tanımış gibiydi.
Elif hızlıca konuşmaya başladı.
Rüyaları anlattı.
Oyunu anlattı.
Yaşlarının eksildiğini anlattı.
Buldukları bileti gösterdi.
Haydarpaşa ipucundan bahsetti.
Adamın yüzü gittikçe gerildi.
Bir adım geri çekildi.
Sonra iki adım daha.
Sanki oradan uzaklaşmak istiyordu.
“Lütfen,” dedi Yusuf.
“Bir şey biliyorsunuz, değil mi?”
Adam başını sertçe salladı.
“Hayır.”
“Bilmiyorum.”
Ama sesi hiç de inandırıcı değildi.
Yusuf tekrar yaklaşınca adam aniden arkasını döndü.
Hızlı adımlarla yürümeye başladı.
Elif peşinden seslendi.
“Durun!”
Adam yalnızca kısa bir an durdu.
Başını çevirmeden konuştu:
“O sizi alakadar etmez.”
“Peşini bırakın.”
“Duyacaklarınız hoşunuza gitmeyebilir.”
Sonra koşmaya başladı.
Kalabalığın arasına karıştı.
Yusuf ve Elif peşinden gitmeye çalıştı.
Ama birkaç saniye içinde adam gözden kayboldu.
İkisi de oldukları yerde kaldı.
Kalpleri hızla atıyordu.
Adam açıkça bir şey biliyordu.
Ve belli ki bundan korkuyordu.
Elif sessizce Yusuf’a baktı.
“Bence doğru yoldayız.”
Yusuf başını salladı.
“Evet.”
“Ama galiba bu oyunun arkasındaki gerçek düşündüğümüzden çok daha karanlık.”
Tam o sırada Yusuf’un cebindeki eski tren bileti titremeye başladı.
Biletin üzerinde yeni kelimeler belirdi:
OYUN 002 HAZIR
CAM ŞEHİR
BAŞLANGIÇ: BU GECE