Nisa anlamsızca Almira'ya baktı. Ama Almira bir şeyden şüphelenir gibi Göktuğ'u süzüyordu. Nisa bugün babasının söylediklerini hatırladı. Kendisinden cevap bekleyen Göktuğ'a bakmadan"Konuşacak bir şey yok. "diye cevap verdi. Sabahtan beri yan masadan onları izleyen çocuğun arkadaşları , tüm kantini inletecek şekilde gülmeye başladı. Almira iyice sinirlenmiş, Nisa'yı kolundan tuttuğu gibi yukarı sürüklemişti.
-" Kim bilir ne dolaplar çeviriyor ergenler! Allah sayıyla mı gönderiyor bilmiyorum ki! "
Nisa, Almira'nın aksine o kadar sinirli değildi. Yüksek ihtimalle özür dilemek istemişti ama onunla konuşmaması gerekiyordu.
-"Nisa, sakın onunla konuşma bak. Dalga geçer gibi davranıyorlar, daha da üzülmeni istemiyorum." Nisa sadece kafa sallamakla yetindi cevap olarak.
Okul çıkışına kadar sürekli Göktuğ ve arkadaşlarının rahatsız edici bakışlarına maruz kalmış, biraz da olsa Almira'ya hak vermişti. Belki de annesinin davranışı yüzünden onunla dalga geçiyorlardı. Onları takmadığı sürece bir şey olmayacağını düşündü ve bu düşünceleri de kafasından attı.
Eve giderken kaldırımda gördüğü bir taşı tekmeleyerek ilerletiyordu. Almira'yla evleri ters yönde olduğundan eve giderken yalnızdı. Bu sabah düştüğü yerden geçerken, karşıdan birisi seslendi.
- "Kardeşim bi baksana buraya! "
Nisa emin olmak için etrafına bakındı ve olduğu yerden adama cevap verdi. "Evet? "
Adam ona doğru ilerlerken Nisa kaşlarını çattı. Tedirgince etrafını süzdü ve adama sorgularcasına bakmaya başladı. Genç biriydi ama tanımıyordu Nisa. Adam elindeki bilekliği ona uzatınca hemen bileğine bakındı. Tüm taşlar yerine oturmuştu. Sabah burada bilekliği düşmüştü ama onun olduğunu nereden anlamıştı bilmiyordu.
-"Metehan bulmuş bunu, sana aitmiş galiba. Kendisi buralarda yok o yüzden benim vermemi istedi. " Nisa duyduğu isimle yerinde kıpırdandı. Demek kara gözlü adamın ismi Metehan'dı. Kafasını salladı ve teşekkür ederek bilekliği aldı.
Eve geldiğinde anne ve babası evde yoktu. Nisa annesini aradığında akrabalarının öldüğünü ve 1 hafta memlekette kalacaklarını söylemişti. Yine boş tembihlerini yapsa da aklına 1 hafta boyunca yalnız olacağı geldi. Bunca zaman sonra mutlu olduğu anlardan biriydi.
Akşam olduğunda sıkılmış ve dışarı çıkmak istemişti. Ailesinin yokluğunu en iyi şekilde değerlendirecekti tabii ki. Biraz ilerideki parka gitmeye karar verdi ve dışarıya çıktı. Parkın kapısından gireceği sırada ayaklarını arasında dolaşıp, oyun oynamaya çalışan küçük köpekle gülümsedi. Kısa boylu, siyah -beyaz çok tatlı bir köpekti. Hemen eğildi ve sevmeye başladı. Köpek Nisa'yı sevmiş olacak ki kucağına çıkmak istedi. Nisa hemen kucağına aldı. Tasmasında ismi ve bir numara yazıyordu. Yaramaz küçüğün ismi Tony'di.
Nisa köpeğin sahibini bulmak için etrafına bakındı ama kimseyi göremedi. Numarayı aramak mantıklı geldi ve yere oturarak köpeği de kucağına aldı. Tony oraya iyice yerleşti ve gözlerini kapattı. Nisa hızlıca numarayı tıkladı ve arandığına dair sesler eşliğinde beklemeye başladı.
Önce birkaç hışırtı duyuldu. Sonra tanıdık bir ses kulaklarına doldu. Ama kim olduğunu çıkaramadı.
-"Alo?" bu kadar karizmatik bir ses duymamıştı Nisa hayatında.
-"Siz Tony'nin sahibisiniz değil mi? "
-"Evet, ben de onu arıyordum. Bahçedeyken kaçtı gitti bi anda. Siz neredesiniz ben geleyim hemen."
-"Aile parkındayım ben, hemen girişte oturuyorum. " Nisa daha cümlesini tamamlayamadan telefon kapandı.