Bir hafta boyunca evde dinlenmiş, dışarı dahi çıkmamıştı. Kendini odasına kapatıp deliler gibi ders çalışmıştı. Yüzündeki izler iyileşmeye yüz tutmuş, morlukları yeşile dönmüştü. 1 hafta boyunca ailesini daha da kızdırmamak için yemek saatlerinde onlarla yemiş, annesine yardım etmişti. Babası hâlâ onunla konuşmasa da en azından dayak yemiyordu. Bugün okula gitmesi gerekiyordu artık bu yüzden erkenden kalkmış, hazırlanmaya başlamıştı. Yüzündeki birkaç kalan izi kapatıcıyla kapattı ve formasını giydi.
Yine ezbere bildiği yollarda ilerlerken, 1 hafta sonunda dışarı çıktığı için etrafı izlemeye başladı. Kaldırımda yürüyor, yanından geçtiği mekanlara bakıyordu. Bir anda ayağının kaldırım taşına takılmasıyla kendini yerde buldu. Son anda öne doğru eğildiği için dizlerinin üstüne düşmüş, elleri de yere tutunuyordu. Ayağa kalkıp ellerini birbirine vurdu. Gözlerini dizlerine çevirdiğinde, pantolonun yırtılmış ve dizlerinin yaralanmış olduğunu gördü. Canının yanmasını umursamadı çünkü daha beterleriyle 18 yıl boyunca savaşmıştı. Ama eve tekrar girmek istemiyordu. Olduğu yerde oflarken sağ tarafından bir ses yükseldi.
-" Bu sakarlıkla nasıl bunca sene yaşadın sen? "
Nisa hayatında hiç duymadığı ama bir o kadar da tanıdık sesle nefesini tutup bekledi. 1 haftadır görmemişti adamı ve şuan ilk konuşmalarını yaşıyorlardı. Nisa bedenini sağa çevirip adamın gözlerine baktı. Kara gözler sabah güneşiyle bile karanlık tonunu koruyordu. Adam Nisa'nın cevap vermeyişiyle ona yaklaştı. Nisa bu sefer aşağıdan ona bakarken,ne söylemesi gerektiğini bilmiyordu. "Bekle biraz. " dedi daha sonra kalın sesiyle. Nisa bu emiri hiç sorgulamadan yerine getirirken esmer genci beklemeye başladı.
Metehan neden böyle bir şey yaptığını bilmiyordu ama sorgulamıyordu da. Kız sokağın ortasında düşmüştü ve tam karşısındaki arkadaşının iş yerinden izlemişti her şeyi. Kızın yaralanan dizlerini görünce yüzünü buruşturmuş ve onunla biraz uğraşmak istemişti. Şimdi de bir anda aklına gelen fikirle ona yara bandı almaya gidiyordu. Hemen ilerideki eczaneye ilerledi ve içerideki elemana selam verdi. Yara bandı istediğini söyleyince adam isterse unicorn baskılı alabileceğini söylemişti. Bu fikir cazip gelmiş ve yara bandını alıp onu bekleyen kıza doğru yönünü çevirmişti.
Yanında beliren bedenle ona doğru bakındı. Elinde küçük bir kutu vardı. Büyük adımlarıyla yanına ulaşınca paketi ona doğru uzattı. Kız unicorn baskılı yara bandını görünce hafif gülümsemiş sonra hemen kendini toparlamıştı. " Teşekkürler, gerek yoktu. " dedi en kısık sesiyle. Adam hâlâ sert ifadesiyle mimik oynatmıyordu. Ağır ağır kafasını salladı ve yine büyük adımlarla oradan uzaklaştı. Nisa fazla aksiyonlu başlayan bu günün böyle devam etmemesini diledi.
Eve geri dönmüş, hızlıca üzerini değiştirmiş kapıdan çıkmak üzereydi. Tam kapıyı kapatacakken sert bir şekilde açıldı tekrar. Hemen doğruldu ve babasını gördü karşısında. Lanet olsun ki işe gitme saatiyle çakışmıştı. İstifini bozmadan merdivene yöneldiği sırada babasının sesiyle bekledi olduğu yerde.
-"Bir yanlışını daha duyarsam sana istediğini verir, önüme ilk çıkan kişiyle evlendiririm seni. O çok sevdiğin okulu da unutur kocana hizmet edersin duydun mu beni? "
-"Duydum." dedi sadece.
Az önce yaşadığı olay yüzünden yine tüm morali bozulmuştu. Artık onların eline koz vermemek için ekstra dikkatli olmalıydı. 18 yaşında evlenmeyi hiç mi hiç istemiyordu çünkü. Sadece derslerine odaklanıp, onların isteğine göre yaşamayı tekrar hatırlattı kendine.
Okula sonunda ulaştığında doğruca sınıfa gitti. Gözleri Almira'yı bulunca gülümsedi ve kıza doğru ilerledi. Almira Nisa'yı görünce önce sevinmiş sonra da koluna yapıştırmıştı bi tane.
-"Artık arkadaşlıktan men edilmene çok az kaldı. Günlerdir beni geçiştirip, ne kadar meraklandırdın farkına mısın? Hayır size de gelemiyorum ki! " isyan dolu sesiyle arkadaşını azarlarken , Nisa gülümsedi ve sarıldı arkadaşına. Matematik hocasının gelmesiyle birbirlerinden ayrıldılar.
Öğle arası yine yemek için kantine indiler. Hergün birileri ona dayayacak değildi sonuçta. Bu sefer sıra azken gelebilmişler ve sevinçle sıraya ilerlemişlerdi.
İkisi de yemeklerini yedikten sonra hâlâ kantinde oturuyorlardı. Sohbetlerini yarıda kesen bedenle ikisi de kafasını kaldırdı. 1 hafta önce ona yazan yani tüm olaylara sebep olan çocuktu. Adının Göktuğ olduğunu hatırlıyordu Nisa.
