Bu çiftlikte kısa süre çalışıp para biriktirip çekip gidicekti ait olmadığı aileden çok uzağa.
Serkan kaderinin bu çiftlik ve Çağrı Bey olduğunu bilmeden kuruyordu bu hayalleri.
Bir konuda haklıydı Serkan, artık hiç bir şey asla eskisi gibi olmayacaktı. En çokta Hiç sevilmemiş yaralı yüreği için....
_______________________________________


Çağrı Bey'in yanından keyifli gelen Kamil'in tadı evde çıkan kavga ile kaçmıştı. Fazıl'ın ağzı bunu dağılmış halini görünce sakin adam öfke ile Serkan'ı çağırmıştı.
Kamil: Gel buraya gel, ne bu ağabeyinin hali ha! Utanmıyormusun sen ağabeyine el kaldırmaya?
Serkan öfke ile gülümsedi bugün tüm aileyi dumura uğratmaya yemin etmiş gibiydi.
Yok baba hiç utanmıyorum, hemde hiç!
Kamil: Serkan bu yaştan sonra baba dayağı mı yemek istersin de hele Babana!
Yok Kamil Bey onu yıllardır tüm rezilliğini görmezden geldiğin oğluna atmadınsa bana hiç atamazsın artık!
Zamanında beni yerli yersiz aklına her estiğinde döverken bu şerefsiz oğlun, nasıl tıkadınsa o kulaklarını şimdide aç ve iyi dinle.
Kamil duyduklarının haklılığı ile sesini kesmişti. Serkan yıllardır sustuklarını konuşuyordu şimdi.
Bitti duydunuz mu? Bu sondu bu it herif ve karısı için son fedakarlığımdı. Borcu harcı için son canımı dişime takışım.
Hatice: Serkan ağabeyin o senin oğlum kardeş arasında olur öyle şeyler.
Gül: Edepsize bak, Fazlım sana ne kötülük etmiş? Hayırlı bir yuva kur istemiş sadece.
Kes sesini ümüğünü sıkarım!
Fazıl: Doğru konuş karımla lan!
İyi ya borcuna karşılık karını pazarla senin mezhep Konya ovası gibi geniş. Benim namusum bana duydun mu?
Kamil: SERKAN! kes sesini özür dile ağabeyinden yoksa...
Allah için desene yoksa? Versene baba paramı! Yıllarca dilimden tırnağımdan arttırıp biriktirdiğim, bu itin kumarda yediği paralarımı verde siktirip gideyim.
Kamil duyduklarını ilk kez yüzüne söyleyen oğlu ile kıpkırmızı olmuş yüzünü yere eğdi.
Bende öyle tahmin etmiştim baba. Ama dedim ya bitti. Çekip gidicem ilk fırsatta bunu o kafanıza sokun.
Dönüp arkasını kapıdan çıkarken Kahya ve bir kaç çalışan tencereler ve erzak kolileri ile geliyordu müştemikata.
Serkan içinde tutamıyordu öfkesini. Ağır geliyordu yaşatılanlar, kendini ağırların oraya dar attı.
Ağırda özel iki at anında gözüne çarptı. Hayvanlar ama özellikle de atlara ayrı bir zaafı vardı oğlanın.
Simsiyah yelesi ile safkan bir İngiliz atı ileri geri hareket ediyordu huzursuzluğunu belli edercesine.
Beyaz at ise adeta parlıyor gözalıyordu. Oda safkan bir Arap atıydı ve kara oğlanın hareketlerinden anladığı kadarı ile onun eşiydi.
Oooo Karabey az sakin anladık hatun senin hatunun. Yalnız ağzının tadını biliyormuşsun Karabey'im.
At ona anlamış gibi kişnemişti sertçe. Serkan'ın az önceki siniri stresi uçup gitmişti. Bir kaç adımda yanlarına gelmişti.
Karabey'im izin varmıdır senin hatun tımarsız kalmış, yazık kızıma kimselere el sürdürtmemişsin.
Dudaklarını büze büze yanına varmış, köşedeki şeker ve havuçlardan Karabeye ikram edip başını okşamıştı.
Karabey değil başını okşatmak, ne kendi ne eşinin yanına Çağrı Beyinden başkasını yaklaştırmazdı.
İzninle bu güzel hanım'ı biraz rahatlatalım dimi ama yakışıklı.
Ahırın kapısını açıp yanına geçtiğinde Beyaz at önce huysuzlansada tımara başlayınca kendini Serkan'ın maharetli ellerine bırakmıştı.
Serkan iki atla şakalaşarak taptığı işe devam ederken yabancı sesle irkilip sesin sahibine dönmüştü.
Büyücü müsün?
Serkan öyle içten öyle güzel güldüki adamın içi aydınlandı.
Atlara fısıldayan çocuk derlerdi çiftlikte, dillerinden anlarım biraz.
Belli belli Karabeyin eşini değil sevmek tımarlamak, kapısına yanaşan Ağa'dan sonra ilk kişisin.
Ağa kızar mı ki, yanlış bişey edip ilk günden koydurtmasam kendimi kapının önüne.
Ben Çağrı senin adın ne atlara fısıldayan çocuk?
Hahaha ilahi Çağrı abi. Abi dedim ama benden büyüksün diye saygıdan ha, yoksa maşallahın var. Ben Serkan yeni seyisin oğluyum.
Çok yaşa emi Serkan, kimse yoksa Çağrı de bana.
Olur öyle yaparım Çağrı. Sende mi seyisin boylu poslu kaslısın herhalde öylesin. Ben bu yakışıklıya Karabey dedim ama adı ne bu güzelliğin?
Karabey... Adını fısıldadı kulağına heralde. Beyaz kızımızın adı Karsu.
Karsu hanım konuşmamıştı benimle, pek nazlı pek cilveli bişi.
Demek öyle cilvelidir kızım, doğru tespit. Yol yorgunu değilmisin, işe mi koştular ilk günden? Ağa yemek yollamıştı az evvel beğenmedin mi?
Bunları derken yüzü gerilmiş sinirleniyordu Çağrı.
Yok haşa ne demek beğenmemek! Az gerildim evdekilerle bende vurdum kapıyı çıktım geldim buraya. Şimdi Karabey havucundan ikram eder doyarım.
Sen dur burda geliyorum ben 10 dakikaya ayrılma sakın.
Yok burdayım gece onlar yatmadan gitmem o eve.
Çağrının kaşları çatılsada belli etmeden ayrıldı oğlanın yanından. Serkan da ilk defa gördüğü birine bu kadar hayatını anlatmış olmasına şaşırıyordu.
10 dakikanın sonunda Çağrı Serkanı çağırdıp onu takip etmesini söyledi. Çardakta ikisi için güzel basit bir kaç yemek ve semaverde çay ikiliyi bekliyordu.
Zahmet etmişsin Çağrı, laf yeme benim yüzümden üzülürüm.
Bende yememiştim, kimin haddine bana laf söyleyemek Allah'ını seversen çocuk?
Sevilen birisin o belli canım. Sağolasın hadi yiyelim Kurt gibi açım valla.
Afiyet olsun Serkan doyur karnını güzelce, çayımızın demide oturur o vakte keyifle içeriz.
Eyvallah bu kıyağını unutmam varol.
Yemek yerken ara ara Serkan'ın yüzüne dalıp gidiyordu Çağrı Bey. Eğilip düşse yerden burnunu almayacak olan adam keyifle aynı tabağa kaşık atıyordu genç çocukla.
İçinden sen yandın Çağrı diye geçirdi. Ama ne güzel bir yanıştı bu.
Bölüm Sonu.....
Fiziksel tasvirlere girmedim henüz🤭
İkilinin tanışmasını nasıl buldunuz?
Serkanı bu noktaya neler getirdi zamanla okuruz.
Yeni bölümde görüşmek üzere 👋
Eyvallah bu kıyağını unutmam varol.
Yemek yerken ara ara Serkan'ın yüzüne dalıp gidiyordu Çağrı Bey. Eğilip düşse yerden burnunu almayacak olan adam keyifle aynı tabağa kaşık atıyordu genç çocukla.
İçinden sen yandın Çağrı diye geçirdi. Ama ne güzel bir yanıştı bu.
_______________________________________


Gece Çağrı, Serkan gitmek için hazır hissedene kadar yanında kaldı. Serkansa epey geç bir vakitte eve girdi. Herkesin yattığından emin olunca sessizce girip yatağına kıvrıldı huzurla.
Çağrı ona sandığından iyi gelmişti. Sabah erkenden annesinin sesi ile uyanıp masaya oturduğunda kimseden çıt çıkmıyordu.
Abisi haftasonu olduğundan evdeydi. Aynı şey Serkan ve diğerleri için geçerli değildi.
Annesi konağa geçmişti. Mutfakta aşçılık yapıcaktı bugün. Ağa beğenirse kalıcı olup maaşı yüksek olucaktı haliyle.
Kamil ağırda Serkan'a iş buyurmaya başlamıştı ki yanlarına gelen kahya ile yeleğinin önünü ilikleyip el pençe durmaya başlamıştı bile adam.
Kahya Bülent: Kamil efendi nasıl alıştınız mı?
Kamil: Ağamın sağlığına duacıyız beyim. Bu Serkan benim küçük oğlan. Elinden her iş gelir evelallah.
Kahya Bülent Serkan'a bakarken bakışlarını kaçırmıştı. Sahi koca adam bakışlarını mı kaçırmıştı?
Kahya Bülent: Serkan'ın işi bellidir. Ağamın kesin emri vardır bu konuda onun tek işi Karabey ve Karsu'dur. Elini başka hiç bir işe sürmeyecek.
Kâmil: Beyim beceriksiz değildir oğlum atlardan pek bir anlar niye öyle oldu?
Kahya Bülent: Kamil efendi Sen bilmezsin Karabey ve Karsu ağamın hususi atlarıdır. Onlara kendinden başkası dokunmaz! Atlarda müsade etmez buna. Çok adamı hastanelik etti bu iki güzellik.
Kamil: E yazıktır oğluma ne malum el sürdürecekleri?
Dün gece tımarını bile yaptım Karsu hanımın baba telaş etme.
Kahya Bülent: Haberi geldi Serkan Beyim. Şey maaşın banka hesabına yatacak, Atların kıymetine göre şimdilik 150 bin başlangıç için düşündük uygun mu?
Kamil: Uygun uygun olmaz mı Beyim. Banka neyin gerek yok bana veri verirsin onun maaşıda.
Kahya Bülent: Sana sorduğumu hatırlamıyorum Kamil! Oğlan reşit sigortası herşeyi olucak sizinde tabi.
Çok bile Bülent Bey. Banka hesabım yok yalnız.
Kahya gülümsedi işte Ağasının beklediği fırsat ayağına gelmişti.
Kahya Bülent: İşini bitirince haber et, Merkez'e yollarım biri ile seni.
Zahmet etmeyin ben hallederim.
Kahya çoktan uzaklaşmıştı ordan. Babasının keyfi yerindeydi. İyiki buraya gelmişlerdi. Kendi maaşı hanımın oğlanın derken kısa sürede Fasıla iş kurardı bu paralarla.
Hiç parlamasın o gözlerin. Oğluna da sanada 5 kuruş vermem artık. Hadi işine bak laf yemiyelim ilk günden.
Kamil: Benim evimde bedavaya ye iç öyle mi Serkan efendi.
Peşin peşin ödedim bayat ekmeğinin parasını baba. Hemde 10 yaşımdan beri alın terimle.
Kamil nasılsa elinden almanın yolunu bulurum diye ses etmedi duyduklarına.
Karabey oğlum acıktın mı? Önce hanımlar ama dimi benim aslan oğlum.
Karsu'nun başını okşayıp önüne özel saman balyalarını şerpiştirdi. Çeşmeden akan temiz suyu da yalağına doldurdu bir güzel.
Sıra karaoğlundaydı onunda karnını bir güzel doyurunca sevmeden öpmeden duramadı.
Ooooo sen gerçek bir büyücüsün. Karabey oğlum bu ne samimiyet hımm?
At kişneyerek Çağrı Bey'e hafif bir kafa darbesi vurup nazlandı. Serkan koşup Çağrıyı ondan uzaklaştırıp önüne geçti.
Karabey oğlum Çağrı iyi biri sana'da Karsu yada kötülük etmez. Uslu dur bakalım.
Sonra kendisine hayran hayran bakan adamın üstünü başını düzeltip hasar kontrollü yaptı.
İyisin dimi sert itmedi seni oğlum ama?
İyiyim telaş etme dün demedim banada dokundurur kendini de, eşini de Karabey.
Aptal kafam tabiki koşkoca ağa gelip kendi ilgilenecek değildi atlarla. Kusura bakma, ben gidip kâhyayı buluyayım.
Gitme kahya beni yolladı banka işi için. Hazırsan gidelim mi?
Üzerimi değişsem iki dakika valla oyalanmam.
Beklerim hatta arabayı alıp geleyim o arada bende.
Serkan gülümseyerek ayrıldı yanından. O gidince Çağrı Bülentten arabayı istedi. Çoktan banka müdürüne haber vermişti hesap için.
Yol boyu gecenin devamı gibi olmuştu. Bol bol sohbet edip gülmüşlerdi birlikte.
Bankaya girmeden arabayı park edip önceden işi uzun tutmaları için tembihli olan personele gözkırptı Çağrı Bey. İşlemler için nüfus kağıdını alıp bir kaç saat sonra gelmelerini söyledi memur.
Beklerken acıktık bişiler mi yesek Serkan?
Serkan elini cebine attığında anca ikiyüz lirası olduğunu görüp mahçup bir şekilde Çağrıya döndü.
Sen açsan ye Çağrı ben seni şurda beklerim. Malum yeni iş üstümede para almamışım evden.
Çağrı kendine bir kez daha kızdı. Dönünce avans hepsine vermeyi aklıba yazdı.
İyide ben ısmarlıyorum, üstelik mesai saatleri içindeyiz. Dönünce maşına ekler kahya.
Ayıp olur, yük olurum sana.
Kırma beni lütfen çok acıktım. Açken biraz sinirli ve asabi birine dönüşürüm inan o halimi görmek istemezsin.
Çağrı çok teşekkür ederim.
Lafı bile olmaz Serkanım.
Yüzü kızartılmıştı aldığı iltifatla esmer olanın. Yakınlarda bir esnaf lokantasına girdiğinde bir kaç kişi ayağa kalkmaya yeltenmiş Çağrı onları eli ile durdurmuştu.
Garson: Hoş geldin Çağrı ağam sefa getirdin. Ne ikram edelim ağam size?
Serkan duyduğu hitapla içtiği su boğazına kaçmış boğuluyor gibi ökdürüyordu.
Helal helal, yukarı bak yavrum hay Allah İyimisin?
İyiyim su... İyiyim.
Sen bize ufak ufak salatalardan önden sıcak çorba, peşine karışık ızgara attırırsın.
Garson: Hemen ağam emrin olur.
Sana... Sana neden ağam dedi?
Ağasıyım çünkü de ondan.
Nasıl ağasısın Çağrı? Sen bana yalan mı söyledin, peki eğlendin mi?
Haşa bir tane yalanımı de bana. Sadece bağıra bağıra o çiftliğin ve buraların ağasıyım demedim sana.
Aynı şey bu yalanın laciverti.
Değil Serkanım değil. Düşün bir yandan da ye çorbanı soğutma. Karabey'e tek dokuna bilen ağadır dedim.
Sen de dokunuyorsun çünkü ağa sensin!
Seninle arkadaşlık etmekten keyif aldım. Hemen demedim ki yanımda böyle süt dökmüş kedi gibi durma istedim.
Yalnızken Çağrısın benim için. Yani havaya girmek sakın çünkü çok beklersin sana boyun eğmemi ağa bozuntusu.
Önündeki çorbaya ekmek doğrayıp yemeye başlayan oğlana gülüyordu Çağrı.
Ha şöyle tamda hayalimdeki. (eş)
Eş kısmını içinden söylemişti dua niyetine.
Bölüm Sonu...
İkilinin farklı bir ilişki dinamiği olsun istedim.
Serkan daha fevri dik başlı bir karakter en azından hormonları onu ele geçirene kadar🤭
Yeni bölümde görüşmek üzere👋