İçeriğe geç

Ruhumun Evi Bxİ

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Ruhumun Evi Bxİ

Bölüm 2

B. 2

Bu çiftlikte kısa süre çalışıp para biriktirip çekip gidicekti ait olmadığı aileden çok uzağa.

Serkan kaderinin bu çiftlik ve Çağrı Bey olduğunu bilmeden kuruyordu bu hayalleri.

Bir konuda haklıydı Serkan, artık hiç bir şey asla eskisi gibi olmayacaktı. En çokta Hiç sevilmemiş yaralı yüreği için....

_______________________________________



Çağrı Bey'in yanından keyifli gelen Kamil'in tadı evde çıkan kavga ile kaçmıştı. Fazıl'ın ağzı bunu dağılmış halini görünce sakin adam öfke ile Serkan'ı çağırmıştı.

Kamil: Gel buraya gel, ne bu ağabeyinin hali ha! Utanmıyormusun sen ağabeyine el kaldırmaya?

Serkan öfke ile gülümsedi bugün tüm aileyi dumura uğratmaya yemin etmiş gibiydi.

Yok baba hiç utanmıyorum, hemde hiç!

Kamil: Serkan bu yaştan sonra baba dayağı mı yemek istersin de hele Babana!

Yok Kamil Bey onu yıllardır tüm rezilliğini görmezden geldiğin oğluna atmadınsa bana hiç atamazsın artık!

Zamanında beni yerli yersiz aklına her estiğinde döverken bu şerefsiz oğlun, nasıl tıkadınsa o kulaklarını şimdide aç ve iyi dinle.

Kamil duyduklarının haklılığı ile sesini kesmişti. Serkan yıllardır sustuklarını konuşuyordu şimdi.

Bitti duydunuz mu? Bu sondu bu it herif ve karısı için son fedakarlığımdı. Borcu harcı için son canımı dişime takışım.

Hatice: Serkan ağabeyin o senin oğlum kardeş arasında olur öyle şeyler.

Gül: Edepsize bak, Fazlım sana ne kötülük etmiş? Hayırlı bir yuva kur istemiş sadece.

Kes sesini ümüğünü sıkarım!

Fazıl: Doğru konuş karımla lan!

İyi ya borcuna karşılık karını pazarla senin mezhep Konya ovası gibi geniş. Benim namusum bana duydun mu?

Kamil: SERKAN! kes sesini özür dile ağabeyinden yoksa...

Allah için desene yoksa? Versene baba paramı! Yıllarca dilimden tırnağımdan arttırıp biriktirdiğim, bu itin kumarda yediği paralarımı verde siktirip gideyim.

Kamil duyduklarını ilk kez yüzüne söyleyen oğlu ile kıpkırmızı olmuş yüzünü yere eğdi.

Bende öyle tahmin etmiştim baba. Ama dedim ya bitti. Çekip gidicem ilk fırsatta bunu o kafanıza sokun.

Dönüp arkasını kapıdan çıkarken Kahya ve bir kaç çalışan tencereler ve erzak kolileri ile geliyordu müştemikata.

Serkan içinde tutamıyordu öfkesini. Ağır geliyordu yaşatılanlar, kendini ağırların oraya dar attı.

Ağırda özel iki at anında gözüne çarptı. Hayvanlar ama özellikle de atlara ayrı bir zaafı vardı oğlanın.

Simsiyah yelesi ile safkan bir İngiliz atı ileri geri hareket ediyordu huzursuzluğunu belli edercesine.

Beyaz at ise adeta parlıyor gözalıyordu. Oda safkan bir Arap atıydı ve kara oğlanın hareketlerinden anladığı kadarı ile onun eşiydi.

Oooo Karabey az sakin anladık hatun senin hatunun. Yalnız ağzının tadını biliyormuşsun Karabey'im.

At ona anlamış gibi kişnemişti sertçe. Serkan'ın az önceki siniri stresi uçup gitmişti. Bir kaç adımda yanlarına gelmişti.

Karabey'im izin varmıdır senin hatun tımarsız kalmış, yazık kızıma kimselere el sürdürtmemişsin.

Dudaklarını büze büze yanına varmış, köşedeki şeker ve havuçlardan Karabeye ikram edip başını okşamıştı.

Karabey değil başını okşatmak, ne kendi ne eşinin yanına Çağrı Beyinden başkasını yaklaştırmazdı.

İzninle bu güzel hanım'ı biraz rahatlatalım dimi ama yakışıklı.

Ahırın kapısını açıp yanına geçtiğinde Beyaz at önce huysuzlansada tımara başlayınca kendini Serkan'ın maharetli ellerine bırakmıştı.

Serkan iki atla şakalaşarak taptığı işe devam ederken yabancı sesle irkilip sesin sahibine dönmüştü.

Büyücü müsün?

Serkan öyle içten öyle güzel güldüki adamın içi aydınlandı.

Atlara fısıldayan çocuk derlerdi çiftlikte, dillerinden anlarım biraz.

Belli belli Karabeyin eşini değil sevmek tımarlamak, kapısına yanaşan Ağa'dan sonra ilk kişisin.

Ağa kızar mı ki, yanlış bişey edip ilk günden koydurtmasam kendimi kapının önüne.

Ben Çağrı senin adın ne atlara fısıldayan çocuk?

Hahaha ilahi Çağrı abi. Abi dedim ama benden büyüksün diye saygıdan ha, yoksa maşallahın var. Ben Serkan yeni seyisin oğluyum.

Çok yaşa emi Serkan, kimse yoksa Çağrı de bana.

Olur öyle yaparım Çağrı. Sende mi seyisin boylu poslu kaslısın herhalde öylesin. Ben bu yakışıklıya Karabey dedim ama adı ne bu güzelliğin?

Karabey... Adını fısıldadı kulağına heralde. Beyaz kızımızın adı Karsu.

Karsu hanım konuşmamıştı benimle, pek nazlı pek cilveli bişi.

Demek öyle cilvelidir kızım, doğru tespit. Yol yorgunu değilmisin, işe mi koştular ilk günden? Ağa yemek yollamıştı az evvel beğenmedin mi?

Bunları derken yüzü gerilmiş sinirleniyordu Çağrı.

Yok haşa ne demek beğenmemek! Az gerildim evdekilerle bende vurdum kapıyı çıktım geldim buraya. Şimdi Karabey havucundan ikram eder doyarım.

Sen dur burda geliyorum ben 10 dakikaya ayrılma sakın.

Yok burdayım gece onlar yatmadan gitmem o eve.

Çağrının kaşları çatılsada belli etmeden ayrıldı oğlanın yanından. Serkan da ilk defa gördüğü birine bu kadar hayatını anlatmış olmasına şaşırıyordu.

10 dakikanın sonunda Çağrı Serkanı çağırdıp onu takip etmesini söyledi. Çardakta ikisi için güzel basit bir kaç yemek ve semaverde çay ikiliyi bekliyordu.

Zahmet etmişsin Çağrı, laf yeme benim yüzümden üzülürüm.

Bende yememiştim, kimin haddine bana laf söyleyemek Allah'ını seversen çocuk?

Sevilen birisin o belli canım. Sağolasın hadi yiyelim Kurt gibi açım valla.

Afiyet olsun Serkan doyur karnını güzelce, çayımızın demide oturur o vakte keyifle içeriz.

Eyvallah bu kıyağını unutmam varol.

Yemek yerken ara ara Serkan'ın yüzüne dalıp gidiyordu Çağrı Bey. Eğilip düşse yerden burnunu almayacak olan adam keyifle aynı tabağa kaşık atıyordu genç çocukla.

İçinden sen yandın Çağrı diye geçirdi. Ama ne güzel bir yanıştı bu.

Bölüm Sonu.....

Fiziksel tasvirlere girmedim henüz🤭

İkilinin tanışmasını nasıl buldunuz?

Serkanı bu noktaya neler getirdi zamanla okuruz.

Yeni bölümde görüşmek üzere 👋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.