Yine bir bayram ve yine bir köy işkencesi başlamıştı. Köyde kalmak Alin'in en sevdiği etkinlik olmasının yanı sıra asla tozdan polenden durmadan hapşırmasına ve böcek korkusuyla deli divane kaşınmasına sebep olmazdı(!) Yaşanabilir hali yetmezmiş gibi bir de eve yıl boyu kimse gitmemişti. Her yer insan boyunda otlarla kaplıydı.
Bir şekilde eve girildi. Götü yer görünce Alin' in babasının aklında iş şimşekleri çakmaya başladı. Kapıdaki otları sökecekti. Kürekle. Tabi bir eksik vardı : Kürek!
Döne dolaşa kürek aramaya başladılar. Arka bahçe, ön bahçe, yan bahçe, yun bahçe... Kiler, ahır, samanlık ve garaj... Her taşın altı her ağacın üstüne baktılaar ama kürek yoktu. Muhteşem bir fikirle komşulara sormaya başladılar ve evet onlar almıştı. Ama şimdi de kürek kimde o bilinmiyordu. Herkes birisine vermişti. En son Alin' in kardeşi alt sokağa kürek sormaya gönderildi.
Alin ve annesi eve daldılar tabi. Her yer böcek her yer tozdu. Asıl ilginç olan el büyüklüğündeki sivrisineklerdi. İğnesini bir soksa arteri delecek kadar büyüktü lavuklar. Vurmak yerine " Elini öpem ağam burası bizim evimiz çıksan olmaz mı?" denilmesi gerekiyordu.
Alin söylene söylene çalı süpürgeyle halı bellerken kocca bir sivrisinek önünden uçup tavana konuverdi. Alin de sinirinden ayağını savurdu. Terlik tavana çarpsin da ağamız korkup kaçsın diye. Tabi Alin' in mükemmel şansı ve muhteşem nişan alma yetenekleriyle terliğin altına denk gelince ağamız dümdüz tavana yapıştı. Şaşkınlık ve gururla eserini gören kimse var mı diye bakınırken, tavandaki iki boyutlu ağa lekesine ateş saçan gözlerle bakan anacığını gördü. Zeki kızlar doğru zamanda kaçmayı iyi bilmeli. Alin de zeki bir kızdı.
Alin annesinin atış menziline girmemeye dikkat ederek dolaşırken kardeşinin elleri boş geldiğini gördü.
"Yok muymuş kürek?"
"Bilmiyorum. Kapıyı açmadılar."
" Niye açmasınlar canım, evde değillerdir. Ya da duymamışlardır. Seslenseydin keşke."
" Evde biri vardı. Önce kapıyı vurdum, ayak sesleri geldi. Sonra da selamın aleyküm diye bağırdım. İçerden bir kapı çarpıldı. Ama çaaat! diye."
Alin güldü,
" Senin gibi bir şey kapımda selamın aleyküm diye bağırsa ben de kapımı çarpardım heralde."
" Ben de tırstım biraz geldim o yüzden. "
" Yani, etraftaki en korkunç şey sensin neden korkuyorsun? "
" Köy havası mı iyi geldi? Bayağı zindesin."
" Yok. Az önce sivri vurdum alnının çatından. Terlikle hem de. Küçükken seni de vururdum o da iyi gelirdi. "
Eve yürümeye başlamışlardı. Sonuç olarak kürek bulunamadı. Otlar için farklı teknolojilerden yararlanıldı. İnsan elleri gibi teknolojilerden. Akşam yemekler yenildi, yataklar açıldı. Alin kardeşiyle küçük odada uyuyacaktı. Anne babası mutfağı seçmişlerdi. Gece yarısı çoktan geçmişti ama iki kardeş konuşup kıkırdaşmaya devam ediyordu.
Yattıkları odanın balkona bakan bir penceresi vardı. Sokak lambasının ışığı perde kapalıyken de yeterince ışık sağlıyordu o yüzden. Konuşurlarken balkon tahtalarından bir gıcırtı geldi. Susup kulak kesildiler.
"Köpek falan mu geldi?"
" Sizin orda köpekler 5 metre zıplıyor heralde abla."
Pencereden küçük bir gıcırtı geldi.
"LAN!"
" Üff rüzgardır rüzgaar."
Dış kapıdan da vir gıcırtı gelince Alin ayaktaydı artık. Su damlasından ödü kopan kardeşinin de bu kadar sakin olmasını anlayamıyordu bir türlü.
" Bizim ordaki rüzgarlar da kapı açmaya çalışmıyor." Dedi Alin gergin bir şekilde.
" Ya köpek de çalışmaz. Ayrıca ne yapacaksın?Yat bari rahat yatağında öldürsün seni gelen. "
"Ya kapıda biri var farkında mısın?"
"Biri olsa başka yol da denerdi. Adam camdan mı girmeye çalıştı. Bunu yapacak kadar saf bir kişi var o da karşımda dikiliyor. Yani rahat ol."
"Gelirse seni atacağım önüne."