İçeriğe geç

Ruh ikizleri ■YoonMin■

Bölüm 8 · 7 dk okuma

Ruh ikizleri ■YoonMin■

Bölüm 8

●Gizlenmiş Yetenek●

Woosandan

Sınıfa girdiğimde Jimin hemen yanıma gelmişti. Önüme geçip yüzüme bakmaya başladı "senin neyin var" yalandan bir gülümseme yerleştirdim yüzüme "gece uyuyamadım" yalanımı anlarmışçasına konuştu "sana inanmıyorum gece erken yatarsın yatmadığın zaman resim defterine bir şeyler karalarsın karaladığında-" "biliyorum Jiminn" sırama doğru ilerlerken Jimin elimden tutup beni sırasına kadar çekiştirdi. "Hoseok ah hadi sen Yoonginin yanına geç" Yoongi hoseokun ön sırasındaydı ve "ya neden otur oturduğun yerde". En arka 3 sırada onlar oturuyordu Yoongi ise tek başına Hoseokun önünde oturuyordu. Jiminin yanında Taehyung ve Jungkook vardı. "Hoseok hadi güzelim" Hoseok kalkıp yoonginin yanına geçmişti. Jimin sırtımdan çantamı alıp sandalyeye bırakmıştı. Jimin cam kenarına oturtup konuştu "ee anlat" bense herkesten devlet sırrı gibi sakladığım resim defterimi çıkardım. "Bir şeyim yok Jimin sadece kafam dolu biraz". Jimin kalem kutumu çıkartırken defterimi çekip aldı ve defterin kapağını açtı. Sayfaları karıştırmaya başladı. Normalde çok fazla tepki verirdim ama Jiminden defterimi sakınmadım. Her sayfa çevirdiğinde farklı tepki veriyordu. "Ohaa Woosan bunlar efsanee ve neden sadece Taeh-" elimle onu susturdum. Ve defteri önünden çekip aldım.

Resim dersindeydik hoca kimseyi umursamıyordu. Jimin ve yeni kankileri Taehyungun sırasında toplanmışlardı. Bense defterime Taehyungu çiziyordum sürekli aklımda dün olanlardan dolayı.

Resim yapmayı seviyorum çünkü irademle yapabildiğim tek şey. Yanıma biri geldiğini fark edip defterimin kapağını kapattım. "Neden tek oturuyorsun" sesin sahibi Taehyungdu.

Yanıma oturup bana bakmaya başladı benden cevap beklermişçesine.

"Ah şey ben sizinle Jimin kadar samimi değilim" "ama ben seninle yeterince samimiyim bence" neyi ima ettiğini anlamıştım. Gözlerini defterime dikip "bu ne bakabilir miyim" elimin altından defteri çekip aldı. Onu engellemek için hamle yapacaktım fakat hareket edemedim. Defteri sıraya koyup kapağını açtı. "Gerçekten harika bir çizersin ve sanırım bende harika bir ilhamım" sayfayı çevire çevire az önce çizdiğim resme geldi "bunu şimdimi çizdin" kafamı evet dercesine salladım.

"Yine çizer misin" şaşkınlığımı gizleyememiştim "şimdimi" "evet şimdi" Yeni bir sayfa açıp çizmeye başladım Taehyung ise bana poz veriyordu. 2 ders sonra bitirebilmiştim. Çizim bittiğinde Taehyunga gösterdim. Defteri eline alıp inceledi

"Bu gerçekten harika" "teşekkür ederim" bu gün ilk defa gerçekten mutlu olduğum için gülmüştüm. Taehyung yanımdan ayrılmıştı. Bende sıkılıp kendi sırama geçmek için ayaklanmıştım. çantamı sırtladım defterimi de kolumun arasına aldım.

Sırama doğru ilerlerken bir gurup zorba elimden defteri çekip aldı. "Hey onu bana geri ver" diye bağırdım

Jackson ise "olmaz güzelim veremem" diyerek bana karşılık verdi. Defterimi ondan almaya çalışıyordum fakat boyu benden uzundu ve eli ile havada sallandırıyordu. Defterimin içinden yarısını yırttığım çizimim yere süzülerek düştü.

Onu almak icçn yere eğildim fakat Jackson ayağı ile üstüne basmıştı. Ayağa kalktığımda "BANA ONU GERI VER SENI ŞEREFSİZ SOYLU AÇ KÖPEK" diye bağırdım. "Güzelim hırçınsın sen biraz"

Hocanın olup olmadığına baktım. Hoca nerde amına koyayım. Beni belimden tutup kendine çekmişti. Onu ittiriyordum ama nafile ayı. Arkamdan tok ve derin bir ses yükseldi "Jackson" Jackson anasının amını görmüşe döndü. Beni bırakıp ani bir depar attı. Ben arkamı döndüğümde Taehyung belimden beni kavrayıp kulağıma fısıldadı "sana benden başkası dokunamaz". Taehyung yere cömelip ayak izi olan yırtık resmi aldı ve cebine koydu. "Bunun bende kalmasında bir sakınca var mı" "h-hayır alabilirsin"

beden dersi için soyunma odasına gelmiştim bir kabine girip kıyafetlerimi değiştirdim. Kabinden çıkıp Jimini beklemeye koyuldum. Jimin beni görüp hemen yanıma geldi. "Dün Taehyungun peşinden nereye gittiniz" "ahh anlatayım"

Flashback

Taehyungun peşinden sınıftan çıktım. Yangın merdivenlerine doğru ilerliyordu. "Taehyung bekle" arkasından seslendim. Arkasına baktı ama durmadı. Onun peşinden hızlıca ilerliyordum. Okulun arkasına kadar pesinden gittim. "Taehyung artık dur lütfen". Taehyung duvarla beni arasına almış yüzüme bakıyordu. "NEDEN SENİ AKLIMDAN ÇIKARTAMIYORUM, NEDEN HER SENİ GÖRDÜĞÜMDE KALBİMİN DÜZENİ BOZULUYOR, SENİNLE VERDİĞİM SAVAŞTA HER DEFASINDA AYNI ŞEY OLUYOR" bağırarak konuşuyordu. Duvara sert bir yumruk attı. Bense endişe ile ona bakıyordum. Bu sefer daha sakin bir ses tonu ile konuştu "Neden aklımdaki sesini susturamıyorum". İkinci kere duvara sert bir yumruk geçirdi. Canının acıdığını düşünerek durması için elini tuttum. "Woosan bana ne yapıyorsun" "Taehyung ben sana bir şey yapmıyorum sen...sen sadece fazla tepki veriyorsun beni uzun zamandır tanımıyorsun bile" Taehyung bana daha da yaklaştı "bu hislerim için" bana yaklaşıp dudağıma nazik bir butterfly öpücüğü kondurup çekildi. Sözlerine devam edip "buda bana hissettirdiklerin" tekrardan yakınlaştı dudaklarıma fakat bu daha tutkulu, sert ama bir o kadarda nazikti sanki öpmek isteyip aynı zamanda soldurmaktan korkuyormuş gibi. Elleri ile belimi kavradı ve bedenimi kendine bastırdı. Dudaklarımdan ayrılıp "Sen bu hayatta kaybetmek istemeyeceğim birisin". Ellerimden tutup beni okulun en arka dibine doğru çekiştirdi "Taehyung ne yapıyorsun" bana bakıp konuştu "seni kaçırıyorum" şaşkın gözlerle ona bakıyordum. Bir şey demeden beni duvara doğru sürüklemeye devam etti. Duvarın dibine geldiğimizde ustu sarmaşık kaplı naylon perdeyi kaldırıp beni arkamdan ittirdi. Etrafını yoklayıp peşimden geldi. Okulun yanındaki boş arsaya çıkmıştık. "Hadi gidelim" elimden tutup sürüklemeye devam etti. Bir şey dememi bile beklemiyordu. Arsanın çıkış kapısından çıktık. Çıkmaz bir sokak gibi bir yere geldik. "Orda benim motorum" onu durdurup "ya bizim olmadığımızı fark ederlerse" elini yanağıma götürüp "iyi hatırlattın bekle" telefonunu cebinden çıkartıp birini aradı "alo hobi ben yokum bu gün çantamı sen al Woosanıda Jimine bırakırım" telefonu kapatıp cebine geri koydu. Motorundan bana kask çıkardı ve kafama takti. Kendi kafasına da kaskını taktı. Motorun arkasına oturdum ve Taehyungun belinden sıkıca tutundum. Daha önce hiç motora binmedim. "Acaba hep biz okuldan mı kaçsak" omzuna bir yumruk atıp Taehyungun motoru çalıştırmasını bekledim. Taehyung motoru çalıştırıp ilk önce bizi bu sokaktan çıkardı.

Nereye gittiğimizi bile sormamıştım öyle gidiyorduk. Ardından boş bir lunaparkın kapısına geldik. Taehyung motoru durdurup indi. "Taehyung buraya neden geldik burası boş" Taehyung güvenlik kabinine girip birkaç tuşa bastı. "Bu sihirli parmaklarım daha neler neler yapabilir" motora tekrar binip kapıdan geçtik. Beni motordan indirip kaskı çıkardı "Seveceğini düşünüyorum" "iyide burası boş ki... uzun zamandır" Taehyung beni elimden tutup kendine çekti "daha iyi değil mi" utandığım için gözlerimi kaçırdım. Beraber atlıkarıncada güle eylene vakit geçirdik, dönmedolapda ve adini bile bilmediğim bir sürü oyuncağa bindik. Hayatımda geçirdiğim en güzel zamandı. Gülerek konuşuyordum "yaah yeter karnım ağrıyor gülmekten" oda benimle gülüyordu. "Hadi seni bir yer daha götüreceğim" kafamla onu onayladım ve beraber motora doğru gittik.

Yolda hızlı gidiyorduk. Dakikalarca yol gittikten sonra bir sahil kenarına geldik. Taehyung kenarda durdurdu. Beraber bir markete girdik. Taehyung sepete bira dolduruyordu bende meyveli yoğurt reyonundan sevdiğim aromayı arıyordum. İstediğimi bulup Taehyungun yanına gittim "Taehyung bundan da alabilir miyiz" Taehyung bakıp gülümsedi "alabiliriz koy sepete". Kasaya geldiğimizde kadın tek tek geçti "Bira için yaşınızın tuttuğunu sanmıyorum" Taehyung kadına bakıp "geçir onları" dedi ve kadın geçirmeye başladı. İlginç. Marketten çıkıp motora geri bindik. Taehyung bizi kimsenin olmadığı bir mağra gibi bir yere getirdi. Hep buraya geliyor olmalılar ki koltukta koymuşlar mağaranın içi kumsala bağlıydı. Taehyung bana bir bira açıp elime verdi. Bir tanede kendisine açtı. Bir kaç yudum alıp yere koydum. Poşetten meyveli yoğurdumu çıkartıp yemeye başladım. Yerken dudağımın kenarında kalan yoğurt parçasını Taehyung baş parmağı ile silip konuştu "Bira içerken meyveli yoğurt yiyeni ilk defa görüyorum" demesine gülerek karşılık verdim.

Aksam olmuştu ve yıldızların çoğu görünmeye başlamıştı. Taehyungun dizinde yatıyordum. Taehyung elini saçıma daldırıp oynamaya başladı. Her şey çok huzurluydu gözlerimi kapatıp rahatlamaya başladım.

Hava iyice karardığında Taehyung beni motorla Jiminin evine bıraktı. "Yarın okulda görüşürüz güzellik". Motordan inip yanıma geldi . Kollarını açıp bekledi bende kollarının arasına girdim kafama öpücük kondurup geri motoruna bindi. ona el sallayıp elimle öpücük atıyordum. Gözden kaybolduğuna emin olduğumda Jiminin evine girdim.

Flashback end

"Böyle işte" jimin beni ağızı açık dinliyordu. "ağızını kapat sinek kaçacak ibne" "sus lan". Zilin çalmasi ile herkes eşyalarını toplamaya başladı "Felix nerde kaç gündür yok" "ha Felix ailevi sorunlardan gitmiş geri geleceğini söyledi'' Kafamla onayladım. Okuldan çıkıp evime doğru yol aldım. Yolda giderken yanımdan gelen motor sesi ile kafamı o yöne cevirdim. Taehyung motorunun üzerinde bana bakıyordu "Woosan hanım nereye gidiyorsunuz" hala yürümeye devam ediyordum. Yeşilçam filmindeymiş gibi konuşuyordum. "Evime gidiyorum" Taehyung da benimle ayni hizada sürüyordu motoru "sizi bırakabilirim güzel bayan" elimi yanağıma götürdüm ve düşünürmüş gibi yaptım "ımm eh kabul edeyim bari" Taehyung bana gülmüştü bende onun gülüşüne. Bana kaskı verdi. Motorun arkasına oturup belinden sarıldım. ''biraz eğlenelim mi'' ''seninle her şeye varım''

hava kararınca beni evime bıraktı. Onunla vedalaşıp eve girdim. Babamı yokladım. Yatakta içip sızmış yine. Odama çıkıp resim yapmaya başladım kafamı dağıtmak için.

Bölüm sonu

2 yorum