Pencereden dışarı bakarken, şehrin uyanışını izledim. Her sabah aynı manzara, her sabah aynı rutin... Sanki bir fare gibi, dönüp dolaşıp aynı kafesteydim. Bugün sıradan bir gün olacaktı, emindim.
Ofise girer girmez, masamda beni bekleyen dosyaları gördüm. Kayıp bir kedi, bir komşuluk kavgası... Hepsi sıradan vakalar. Dosyaları karıştırırken dikkatimi çeken bir şey oldu. Bir kayıp şahıs vakası... Hem de oldukça tuhaf bir şekilde. Bir kasabada her hafta aynı gün biri kayboluyordu ve kasaba halkı korkmaya başlamıştı. Dosyanın içini açıp daha çok incelemeye başladım ve kaybolan isimlerin adlarını defterimi yazıp araştırmaya başladım.
Oğuz Demir. İlk kaybolan kişiydi herhangi bir suç kaydı yoktu geçmişi de temizdi.
Selin Aydın. İkinci kaybolan kişiydi onunda aynı şekilde hiçbir suç kaydı yoktu ve geçmişi de temizdi.
Olay garipleşmeye başlıyordu ölen kişiler aynı yaştaydılar ve önceden birbirleri ile tanışıyorlardı ama hangi sıklıkla bilmiyorum. Dosya dikkatimi daha fazla çekmeye başlamıştı. Bize kayıp ihbarında bulunan numarayı aradım ama numara engellenmişti.
Tuhaf
Yanımda bu dosyaların hazırlanması ile ilgilenen Asena’yı çağırdım.
“Asena bana bu kasabanın adını bulur musun?”
Asena’ya dosyayı verdiğimde dosyayı açtı ve geri kapatarak başını salladı. Bende defterden aldığım notlara bakıyordum.
Her hafta Salı günü birisi kayboluyordu ve belki de ölüyordu. Salı gününün anlamının ne olduğunu ya da neden her salı günü olduğunu bilmiyordum ama kesinlikle özel bir anlamı vardı. Notlarımı panoma uygun hazırlamak için daha özenle yazıyordum ki Asena önüme dosyayı koyana kadar.
“ Köyün adını buldum Umay umarım dosyayı çözersin” kafamı sallayıp dosyayı tekrar baştan sona okudum.
Dosyadaki bilgiler beni şaşırtmıştı. Bu kasaba, daha önce hiç duymadığım, Türkiye'nin en ücra bir köşesinde yer alıyordu. Kasaba hakkında çok az bilgi vardı ama orada yaşayan insan sayısı fazlaydı.
Çamlık kasabası ismini yakınında bulunan ağaçlardan alıyordu. Yeşil alanları fazlaydı. İnsanların burada kaybolması normaldi ama… Bu bana kaybolmadan çok kaçırılma vakası gibi gelmişti. Artık kasabaya gitmek ve bilgi almak istiyordum. Hatta bizi arayıp sonradan ortadan kaybolan kişiyi bile… Belki oda kaçırılmıştı çünkü bizi pazartesi yani dün aramıştı ve bu gün salıydı bence yarın gitmek daha mantıklıydı ama ya benim yüzümden bir kişi daha kaybolursa? Ama bu gün gitmemeliyim bu olayı çözmeden ortadan kaybolmak istemiyorum. Yanıma Aras gelince hemen dosyayı önüne atıp konuşamaya başladım.
“Bu dosyayı seçtim yarın kasabaya gidiyoruz kendini hazırla.”
“Keşke bana da bir söyleseydin.”
O dosyayı okurken bir yandan da konuşuyordum
“Olay şu her salı bir kişi ortadan kayboluyor ama bu tesadüf olamaz. Çünkü nasıl denk gelebilir? Tamam, geldi diyelim ama kaybolan kişilerin hiçbir suç kaydı yok ve birbirleri ile önceden tanışıyorlar. Bize kayıp ihbarında bulunan kişiye ulaşamıyoruz ve bu gün salı! Onun için bu gizemi çözmek için yarın kasabaya gidiyoruz.” Aras başını dosyadan kaldırıp kafasını salladı ve bana dosyayı uzatıp bir yeri gösterdi.
“İlk ve ikinci olarak ortadan kaybolan kişiler en son gölün orada görülmüş iki seçenek var ya birisi onları oraya getiriyor ya da gerçekten göle düştükleri için kayıplar”
“Peki diğerleri? Geri kalan 2 kişi?”
“Onlar hakkında zaten çok bir bilgi yok onları tanıyan kişiler sınırlı sadece eski okul arkadaşları ile görüşüyorlarmış.”
“Peki, bu 4 kişi önceden konuşuyorlar mıydı?”
“Orasını bilmiyorum biraz daha araştıracağım. Dosyada ki bilgiler yetersiz”
“Ben Oğuz’u ve Selin’i araştırdım pek bir şey çıkmadı ama kasabayı biraz daha araştırabilirim.”
“Kasabanın yakınındaki jandarmalara soralım illaki duymuşlardır.”
“O zaman yarınki ilk işimiz bu olsun.”
Kafasını sallayıp önündeki bilgisayara odaklandı. Bende başımı bilgisayarıma çevirip bu köyü araştırmaya başladım uzun yıllar çok sessiz bir kasabaymış. Araştırmalarımdan pek bir şey çıkmamıştı. Hatta kasabayı eski haritalardan görmüştüm. Fazla sessizdi. Kasabanın biraz uzağında market ve okul vardı. Ama oradaki okul kapanmıştı.
Araştırmalarımdan hiçbir şey çıkmayınca daha çok sinirleniyordum ölü bir kasabaydı ama nasıl oluyorsa orada yaşayan insan sayısı da fazlaydı. Umutsuzca Aras’a baktım.
“Bir şey bulabildin mi?”
“Hayır, bulamadım yarın görürüz.” Kafamı aşağı yukarı sallayarak umutsuzca araştırmaya devam ettim kesinlikle en zor çözüğüm olay olacaktı.