İçeriğe geç

Ruh Ateşi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Ruh Ateşi

Bölüm 1

Giriş

Odadan gelen çığlıklar kesilmiyor ve daha da artıyordu. İçeriye girmemek için büyük bir çaba gösterse de dayanamayarak odaya daldı. Kadın kıpkırmızı olmuş yatağın ortasında yarı baygın bir şekilde yatıyordu fakat acısından hala çığlık atmaya devam ediyordu.

Gözleri sevgilisiyle buluştuğunda yalvarırcasına ona baktı fakat adamın elinden bir şey gelmiyordu. Yanına giderek elini tuttu ve sevgilisinin parmak uçlarından çıkan kırmızı ışıklara aldırmadan elini öptü. Bedeninde hissettiği elektriklenmeye rağmen dudaklarını elinden çekmedi. Sonunda odayı tiz bir çığlık doldurduğunda kadın rahatlayarak onu çeken uykuya bıraktı kendisini. Adam kanların arasında yatan ve pespembe yanakları olan bebeği ince bir battaniyeye sararak onu soğuk odadan çıkarttı.

Kadın yavaşça kendine gelirken derinlerden gelen bir şarkı duyuyordu. Gücünü tekrar toplamış ve bedenindeki ağırlıkla birlikte gitmişti. Ayağa kalktığında her şeyin eskisi gibi olduğunu gördü. Sanki birkaç saat önce orada can çekişen o değilmiş gibi. Odadan çıkıp sessizce sesin geldiği yere gitti. Sevgilisi yanan ateşin yanında yere yan bir şekilde uzanmış ve uyuyan çocuğunun saçlarıyla oynayarak ona ninni söylüyordu.

"Şimdi ne yapacağız?" diye sordu kadın bağırmaktan kısılmış sesiyle.

"Hissetmişlerdir çoktan, sende biliyorsun. Onun ölmesine göz yumamayız." Adam gıcırdayan tahtaların üzerinde yavaşça yanına geldi ve bir tutam saçını alarak oynamaya başladı.

"Biliyorum, biliyorum. O yüzden yardım edebilecek birini çağırdım." Kim olduğunu hemen anlamıştı.

"Hayır! O olmaz, o olmaz!" Tam o sırada çalan kapıyla hissettiği ümitsizlikle yavaşça duvarın dibine çöktü.

Hızla odaya dalan yaşlı adam gözlerini bebeğin üstünden ayırmadan konuştu. "Bunu bilmeliydim!" Kadın az sonra yaşanacakları bildiğinden sadece ağlarken, yaşlı adam yavaşça bebeğin yanına giderek bir şeyler fısıldamaya başladı. Odayı bir bulut gibi ışık huzmesi yayılırken kadın ayağa kalkarak son kez çocuğuna baktı. Bebeğin rengi solarken adamın bakışları ona döndü.

"Zamanı geldiğinde-"

"Hayır!" dedi adam sözünü keserek. Sevgilisinin varlığını hissettiğinde dolu gözlerle ona döndü.

"Gözleri hangi renkti?" diye sordu bir daha hiç göremeyeceğini bildiği halde.

"Simsiyahtılar, tıpkı seninkiler gibi." Yaşlı adam oradaki varlığını belli ettirircesine öksürdüğünde sevgilisi çenesini tutarak dudaklarına kısa bir öpücük bıraktı.

"Seni özleyeceğim." Odayı tekrar saran ışık huzmesi bir kılıç gibi bedenlerini sararken ikisi de oldukları yere yığıldılar. Yaşlı adam bayılmış bedenlere bakıp koşarak bebeğin yanına gitti. Fısıldadığı sözcüklerle beraber odayı bebeğin ağlaması doldurdu.

"Kızım." diye fısıldadı. "Hep yanındayım ve zamanı geldiğinde her şeyi anlatacağım." Elinde toplanan ışık huzmesini bebeğin bedenine götürerek bedeninin kül olmasını izledi. "Sonra görüşürüz çocuğum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.