İçeriğe geç

RİYAKÂR|Sahte Ailem

Bölüm 2 · 2 dk okuma

RİYAKÂR|Sahte Ailem

Bölüm 2

2.Bölüm: Baloncuk

Masaları temizliyordum. Birçok ek işte çalışıyordum, bunlardan biride garsonluktu. Masaları güzelce silmiştim. En sonunda doğruldum ve derin bir nefes aldım. İşim bitmişti. Gözüm saate takıldı. Mesai saatimde bitmişti. Şimdi gece çalıştığım markete gitmeliydim. Marketin gece vardiyası bendeydi. Bu sırada ders notlarıma da göz gezdirmeyi planlıyordum. Üzerimi değiştirmek için soyunma odasına gittim. Üzerime marketin formasını giydim. Soyunma odasından çıktıktan sonra markete doğru yürümeye başladım. Marketin ve lokantanın arasında pek bir mesafe olmadığı için hemen varabildim. "Merhaba," diyerek içeri girdim. Marketin müdürü Can Bey gülümsedi. Çalıştığım market bir marketler zinciriydi. Ülkenin en zengin insanlarından biri olan Arın Durmuş, bu marketler zincirinin sahibiydi. Can Bey yanıma geldi. "Başak, hoşgeldin. Artık çalışmaya başlayabilirsin. Bu gece diğer çalışanımız izinli, bu yüzden tek sen çalışacaksın. Market sana emanet." "Merak etmeyin, emanetinize sahip çıkacağım." "O zaman ben çıkıyorum, sana kolay gelsin." Can Bey marketten çıktığında bende kasaya geçtim. Şu an geç vakit olduğu için müşteri yoktu. Çantamdan defterimi çıkardım ve ders notlarımı okumaya başladım. Hukuk fakültesine gidiyordum ve son sınıftım. Hayalim avukat olmaktı. Bunun sebebi aslında geçmişte uğradığım zorbalıklardan ötürüydü. Küçükken çok sessizdim ve bu yüzden kendimi savunamıyordum. Bu yüzden en azından masum insanların haklarını savunmak istiyordum. Notlarımı okurken kasaya bir müşteri geldi. "Hoşgeldiniz," diyerek ayağa kalktım. "Hoşbulduk," dedi genç kadın. Ve aldıklarını sepetinden çıkarmaya başladı. Bende onları teker teker okutmaya başladım. "Bin dört yüz elli lira doksan kuruş." Kadının kartından parayı çektim. Kadın teşekkür etti ve poşetlerini alarak marketten çıktı. Bende kasayı kontrol ettim. Biraz karnım açıktığı için ayağa kalktım ve markette dolanmaya başladım. Tam çubuk kraker alacaktım ki gözüm rafın yanındaki koliye ilişti. Ürün kolisiydi. Galiba açmayı unutmuşlardı. Krakeri geri yerine bıraktım ve kolinin yanına çömeldim. Koliyi açtığımda içinden çıkan şey beni şaşırttı. Gülmeye başladım. Kolinin içinden baloncuk çıkmıştı. Baloncuğu aldım ve ayağa kalktım. Paketinde unicorn vardı. "Tam Şafak'a göreymiş," diye mırıldandım. Şafak'ın durumu gün geçtikçe daha kötü oluyordu ancak hala nakli yapamamıştık. Çünkü Şafak'a uygun dokularda kalp ve akciğer bulamamıştık. Kafamı dağıtmak için baloncuğu açtım ve üfledim. Kocaman bir baloncuk oluştu. Baloncuğu patlattığımda bu olacağı asla tahmin edemezdim. Baloncuktan yayılan koku gözlerimi yaktı. Gözlerimi sıkıca yumdum ve geriye giderken arkadaki rafa çarptım. Yanlışlıkla raf devrildi. Raf arkaya devrildiği için büyük bir gürültü çıkmıştı. Bende yere düştüğümde nefes alamamaya başladım. Sanki baloncuktan yayılan gaz beni boğuyordu. Elimdeki baloncuk şişesini yere fırlattığımda ellerim boğazıma gitti. Nefes almalıydım, şu an ölemezdim. Şafak'ı iyileştirmeden ölemezdim. Öksürük krizine girdiğimde boğazımdaki acı büyüktü. Yere devrildiğimde artık nefes alamıyordum bile. Bu sırada içeriye giren birçok maskeli adam gördüm. "D-durun," diyerek ayağa kalkmaya çalıştım ancak kalkamadım. Adamların hepsi marketi soymaya başlamıştı. Ben ise onları durduramıyordum. Can Bey'e birde söz vermiştim emanete sahip çıkacağıma dair. Başaramadım. Kendimden nefret ettiğim ilk an bu oldu ama son da olmayacaktı. ...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.