İçeriğe geç

Ringin İçinde

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Ringin İçinde

Bölüm 1

1.BÖLÜM

"Kaya hadi gel,yerimizi buldum."

Arda'nın sesiyle kafamı çevirdim ve ona baktım.Ona doğru ilerledim.

"Neresi?"

Soruma cevap olarak ringe en yakın bölümden 5 ve 6 numaralı koltukları işaret etti. Yukarı baktım maç için geri sayım maça daha 30 dakika olduğunu gösteriyordu. Arda'ya döndüm "Bu kadar erken gelmek zorunda mıydık?" dedim.

"Hadi ama bana inan bu maçlar bir efsane."

"Neyse ne ben dışarı çıkıyorum. Sana boş ringle iyi bakışmalar."

Bir şey demesini beklemeden dış kapıya doğru ilerlemeye başladım. Maça daha 30 dakika olmasına rağmen salon fazlasıyla kalabalıktı.Bu sporu fazlasıyla seviyor olmalılar. Tabi bu bir spor kategorisine girebilirse. Dışarı çıktığım anda daha büyük bir kaos ortamıyla karşılaştım. Hani şu iğne atsam yere düşmez dediğimiz ortamlardan.

Zar zor kalabalığı geçip açıklığa ulaştığımda derin bir soluk aldım. Böyle ortamlardan genelde çok gergin olur. Sıkışık,bitişik küçük bir alanda ilerlemeye çalışmak, düşününce bile klostrofobik oluyordum.

Dönüp çıktığım yere baktım. Her yerde "Efsun ve Merve'nin büyük karşılaşması" yazıyordu. Anlayamıyorum insanlar neden iki insanın birbirine yumruk sallamasını izlemeyi seviyor ki. Arda'nın zoruyla buraya geldiğime gerçekten inanamıyorum.

Ben bunları düşünürken uzaktan bir limuzin geldi herkes limuzinin etrafına doluştu. İçinden her yerde posterleri olan Efsun Aslan indi. Ağzımdan istemsizce "Oha fotoğraflardan daha güzelmiş." cümlesi çıktı. Beni duyabileceği yakınlıktaydım ama magazincilerin seslerinden hiçbir şey duyulmuyordu. Gerçi duysa da hiçbir şey değişmezdi. Sonuçta ünlü birinin bir üniversite öğrencisinin söylediği bir sözü kafasına takacağını sanmıyorum. Boksör siyah uzun saçları ve büyük bal rengi gözleriyle harika görünüyordu, üstüne gri bir sweatshirt altına ise gri bir pantalon giymişti. Boksör içeri girince bende sonunda onun etkisinden çıktım ve saatime baktım maça 10 dakika kalmıştı. Hemen içeri girip yerime oturdum. Arda bana dönüp:

"Hoşgeldin ya keşke gelmeseydin. Biraz daha gecikseydin ilan bastıracaktım."

"Boş yapma. Kızları incelemekten aklına bile gelmemişimdir."

"Biraz haklısın aslında ama kanka baksana çok güzel kızlar var."

Ona gözlerimi devirip önüme döndüm. Sunucu sahneye çıkmış giriş konuşmasını yapıyordu. Bir süre sonra konuşmasını bitirip boksörleri çağırmaya başladı.

"...Evet bence bu kadar konuşma yeter. Merve Akkaya geliyor!"

Sunucu bunu söyledikten hemen sonra kısa sarı saçlı, lens gibi duran yeşil tonlarındaki gözleriyle bir kız girdi. Üstünde beyaz bir sporcu sütyeni altında ise gri bir tayt vardı. Eğer varlığından yeni haberimin olduğu gri taytlar herkesin üzerinde böyle duruyorsa acilen üretimi durdurulmalı!

Dudaklarında kendinden emin ve hırslı bir gülüş yerleştirdi. Kız ringin köşesine doğru ilerleyip yerine geçti, yavaş yavaş etrafında dönerek seyircileri süzdü, gözleri bende durdu sanki hayran kalmış gibi baktı. Neden bana böle baktığını sorgulayan bir bakış attığımda hızla önüne döndü.

"...en iyi boksörü unvanını alan Efsun Aslan geliyor!"

İçeri dışarı da gördüğüm o kadın girdi, bu sefer siyah saçlarını sıkıca bağlamıştı ve boynuna birbirine bağlanmış boks eldivenlerini asmıştı. Bu sefer daha önce gördüğümün aksine üstüne siyah bir sporcu sütyeni altına da gri bir tayt giymişti. Vazgeçtim, sorun gri taytlarda değilmiş. "Daha fazla gri tayt!" adlı eylemi başlatmak üzereyim.

Girişte gördüğümden kat kat etkileyici görünüyordu. Yanımda ki varlığını bile unuttuğum Arda'dan "İşte benim idolüm!" diye haykırdı. Arda'nın bağırmasıyla gaza gelen bir testesteron hormonu israfı gençte "Kız fena aga!" diye bağırdı. Neden olduğunu bilmediğim bir şekilde yerimde rahatsızca kıpırdandım. İnsanların onu incelemesi onun aksine beni rahatsız etmişti. Cidden onlar insanların ona baktığını bilerek böyle dimdik asil bir şekilde yürüyebiliyorlar.

Ben bunları düşünürken Efsun seyircilere selam vermiş daha sonrasında iki boksör aynanda ileri doğru ilerleyip karşı karşıya gelmişlerdi. Sunucu boksörlerin ellerini kavuşturup:

"Evet hanımlar adil bir maç olsun."dedi.

Boksörler el sıkıştılar. Hemen sonrasında boksörler arkasını dönüp yerlerine doğru ilerlediler, eldivenlerini ellerine geçirip beklemeye başladılar. Sunucu zaman kaybetmeden geri sayıma geçti "3...2...1...Başla!". Boksörler bu komutu duyunca karşılıklı olarak bir yuvarlak çizerek dönmeye başladılar. Merve daha fazla bekleyemeyip gözü dönmüş gibi atağa geçti. Efsun bu atağa karşılık çevik bir hareketle eğilip, Merve'nin dizine vurdu. Merve bu hamle yüzünden dengesini kaybeder gibi oldu. Efsun bundan istifade doğrulup karnına boks eldivenini geçirdi. Bunu beklemeyen kız geriye doğru sendeleyip yere düştü. Hakem ortaya gelip maçı durdurdu. Kız karnını tutarak yerde yatıyordu. Efsun dudaklarına bir gülümseme kondurup köşesine döndü. Artık kesinlikle eminim, bu iki kız arasında gerçekten bir sorun vardı.

Hakem boksörde ciddi bir hasar olmadığını söyledi ve Efsun'un yanına gidip onu uyardı. Sonrasındaysa maçı başlattığı. Merve maç başladığı anda Efsun'a saldırdı. Efsun'u yere düşürdü, boks eldivenini seri hareketlerle çıkarıp Efsun' u yumruklamaya başladı. "Bu kız tamamen delirmiş!" maçın başından beri nefesini tutarak izleyen Arda bunun hatalı bir hareket olduğunu yeterince belli ederek konuştu. Gerçi ne kadar boks bilgim olmasada bunun hatalı olduğunu bende anlardım. Efsun karşılık vermiyordu eğer bu gidişle giderse bilincini kaybedecek gibi görünüyordu.

O her yumruk yediğinde nedensiz bir şekilde benim de canım acıyordu. Efsun yavaş yavaş bilincini kaybediyordu. İçimden bir ses "Burada böylece dayak yemesini mi izleyeceksin?" dedi. Ve ben bu sesi dinledim. Barikatların üstünden atlayıp ringe doğru ilerledim. Bir koruma önüme geçip "Beyefendi, buraya giremezsiniz." dedi.

"Ciddi misin orada dayak yiyen biri var ve senin umrunda bile değil. Hatalı hareket var lan eşek kafalı orangutan!" diyerek tüm sinirimle yüzüne bir yumruk geçirdim. Normalde oturup bu anlayışsız hayvanı dövebilirdim ama zaman kaybedemezdim. Koruma yüzünü tutup geriye doğru sendeleyince bende bundan yararlanıp hemen ringe girdim.

Merve kızı hâlâ yumrukluyordu. Ama bir gariplik vardı, Merve ağlayarak Efsun'u yumrukluyordu. Bir insan düşmanını neden ağlayarak döver ki. Sanki bir şey mırıldanıyordu. Bunları umursamayıp Efsun'a baktım. Kız çok kötü görünüyordu. Ona bakınca canım yandı, bir hışımla Merve'yi Efsun'un üzerinden alıp ringin köşesine fırlattım. Merve afallayıp şok içinde bana bakıp. "Seni parçalarım lan orospu çocuğu!" diye bağırdı, bana doğru koşup üzerime atladı. Bunu beklemediğim için yere serilidim. Merve bundan faydalanıp yüzüme yumruk atmaya başladı. "Seni öldüreceğim, sikik!" cümlesini tekrarlayarak yumruklarını yüzüme indirmeye devam etti. Kızın bildiği tek hamle bu mu acaba diye düşünürken burnumda şiddetli bir acı hissettim galiba burum kırılmıştı. Kendime gelip Merve'yi üzerimden attım. Aceleyle Efsun'un yanına koştum. Efsun yerde yüzü kan içinde yatıyordu. Dönüp Merve'yi öldürmek istedim ama lanet olsun ki Efsun baygınken bunu yapamazdım. Efsun'u hemen kucağıma aldım. Kız hafif değildi ama taşıyabileceğim ağırlıktaydı. Babamın verdiği eğitimler sağ olsun. Şu an çok işime yarıyorlar.

Hızla Arda'nın yanına gittim. "Arda, koş arabayı ön tarafa çek. Çabuk ol!" diye bağırdım. Arda irkilip hemen dış kapıya doğru koştu. Bende dış kapıya doğru ilerliyordum ki bir koruma önümü kesti. "Bayım buradan Efsun Hanımı götüremezsiniz. Onu bana verin." dedi. Bu korumalar beni delirtmek üzere. "Sana mı soracağım lan göt." diyip ellerim dolu olduğu için kızın ayağını adamın yüzüne gelecek şekilde ayarlayıp kızın ayaklarıyla adama vurdum. Adam yüzüne gelen sağlam darbeden dolayı inleyerek yere düştü. Bende bundan faydalanıp hemen dışarı koştum.

Dışarı çıkıp Arda'nın gelmediğini görünce sinirle arabayı park ettiğimiz yere koştum. Diğer korumalar beni görmeden arabanın olduğu yere gittim. Arda arabayı yeni yeni çıkartıyordu. Arabaya binip "Evet kaplumbağa şimdi ikiletmeden çitaya dönüşüp hızlıca en yakın hastaneye sür!"diye yüksek bir desibelde hızlıca konuştum. Bugün sesim çok yüksek çıkıyo galiba, sesim kısılmazsa iyidir.

Arda yola koyulurken. Ben camdan dışarıyı izledim etraf tam bir kaos ortamıydı. Büyük ihtimalle herkes olanların şokundaydı. Aslında benimde olanların şokunu atlattığım söylenemezdi. Yaptıklarım tamamen bir koruma iç güdüsüydü fakat garip olan bunu hiç tanımadığım biri için yapmış olmamdı. Merve'ye böyle bir şey olsa ne yapacağımı düşündüm, herhalde kız acırdım ama ringe atlayıp kızı kucaklamazdım. O zaman Efsun'u benim için değerli kılan şey neydi? Arda "Kanka tam olarak biz neden bu kızı oradan kaçırıp hastaneye götürdüğümüzü açıklayabilir misin?"dedi.

"Bende bilmiyorum, Arda. Bende."

Arda daha fazla üzerime gitmemeye karar vermiş gibi görünüyordu. Fakat haklıydı ben bir yabancıyı hastaneye götürüyordum. Ayrıca bunu kızdan habersiz yapıyordum. Kız uyanıp yasal işlem başlatsa benim sonum hop hapis olurdu. Sonuçta kız bayıldı ve ben kızı kucaklayıp başka bir yere götürüyordum. Objektif bakınca yaptığımın daha da saçma olduğunu anladım. İnsan bazen yaptıklarının farkında bile olmaz ya işte tam da öyle bir andaydım.

Arda "Kanka geldik." deyince dışarı baktım. Arda arabadan inip kız kucağımda olduğu için kapımı açtı. Hemen hastaneye girdik. "İlgilenebilecek doktor var mı? Acil!" diye bağırdım. Herkes bana doğru döndü ama kimse bir şey demedi. Bu durum bana ülkenin halini hatırlattı. Yan evinden çığlıklar gelen komşunun duymazdan gelmesi, bir kız şiddet görürken yanından geçip gidilmesi, hayvanların kötü durumlara maruz kalması... Bunun gibi ne kadar çok örnek vardı. Sayı ile gösterilemeycek kadar çoktu. Peki bunlar neden var ki? Kime sorsak kötü insanlar ve onların hareketlerinden dolayı der. Peki bu hareketlere neler girer? Kötüyle iyi nasıl ayırt edilir? Annem bana bunlardan hiçbirini öğretmedi ki. Annem bana hiçbir şey öğretemedi. Belki de onlarda benim gibiydi. Bunu kimse bilemezdi.

Düşüncelerimden sıyrılıp hastane koridorunda ilerledim acil yazan yere girecektim ki birinin bana "Biz sabahtan beri burada bekliyoruz önümüze geçemezsin!" diye bağırdığını duydum. Arkamı dönüp bağıran adamın üzerine gittim. "Sen ciddi misin? Sadece şu kızın yüzüne bak ve pişmanlık duy geri zekalı!" diye sinirle tısladım ve Efsun'un yüzünü ona doğru çevirdim. Adam iki saniye baktıktan sonra daha fazla bakamayarak başını yana çevirdi.

"B-ben özür dilerim."

Evet benimde duymak istediğim buydu. Dönüp aceleyle acile girdim. İçeride bir hasta vardı ama bunu umursamayıp doktora döndüm. "Böyle girdiğim için kusura bakmayın ama gerçekten acil bir durum var. Kesinlikle yasal bir şekilde çok kötü yaralandı, lütfen yardım edin." dedim. Doktor hemen sedyeyi işaret etti. Efsunu sedyeye yatırdım. Doktor gelip baygın kızın yüzünü inceledi. "Gerçekten çok kötü yaralanmış burnunun duruşundan da kırık olduğunu düşünüyorum ama size de bakıyorum sizinde burnunuz aynı." dedi. Bir dakika ya beni hangi ara incelemişti ki.

"Benim burnumda kırık. Arkadaşıma baktıktan sonra banada bakabilirseniz çok sevinirim."

Ne?! Efsun ne zaman benim arkadaşım olmuştu ki! Ağzımdan istemsizce çıkan o kelimeden nefret ettim. Efsun'a arkadaş demiştim bu nedense çok garip gelmişti.

Bunları aklımın bir kenarına yerleştirip doktora döndüm. Doktor Efsun'u incelemeye devam etti, neden incelemeyi bitirmiyordu ki. Hayır, bu benim neden umrumda ki? Umrumda olmaması lazımdı. Umrumdaydı. Sonuçta bana ne tanımadığım bir insandan, demek isterdim ama şimdiden kanım kaynamaya ve dolayısıyla sinirlenmeye başladım.

Neyse ki doktor incelemeyi bitirdi. "Arkadaşınız gerçekten sağlam yumruklar yemiş gibi duruyor..." Gerçekten yumruk yemişti. "Hatta bir ara gerçek bir boksörden yumruk yediğini düşünmedim desem yalan olur..." Gerçek bir boksörden yumruk yemişti. "Şunu öneriyorum arkadaşınızın yüzünü temizleyip burnunu saralım. Aynı işlemleri size de uygulayalım. Arkadaşınız kendine gelene kadar da hastanede kalsın. Sizin için uygun mu?"

Ne kadar Efsun'u kucaklayıp hemen bu adamdan uzaklaştırmak istesemde "Uygun." dedim. Onun yerine konuştuğum için suçluluk hissetsem bile mantıklı bir karadı ve o şu an konuşamazdı ki. Doktor bizi bir yere yönlendirdi. Yönlendirdiği yere gittiğimizde ilk önce benim yüzümü temizleyip sardılar, sonra Efsun'un yüzünü temizleyecekti ki pamuğu değdirdiğinde kızın yüzünü buruşturmasıyla hemşirenin elinden pamuğu alıp ben temizlemeye başladım. Bu sırada da kızı inceledim kız yüzü dağılmasına rağmen hâlâ güzeldi. Nasıl oluyordu? Yoksa sadece ben mi şu an onu güzel buluyordum? Kıza baktım. Hayır, bu kızı tek güzel bulan ben olamazdım. Kızın yüzünü temizlemeyi bitirdiğimde hemşire benimki gibi Efsun'un burnunu da sardılar.

Efsun'u bize verdikleri odaya doğru götürdüm. Götürürken aklıma Merve'nin Efsun'u yumruklarken ağladığı geldi. O an üzerinde fazla durmasamda gerçekten garip bir sahneydi. Bunun üzerinde düşünmeyi bırakıp oda numaralarına bakmaya başladım. Sağ tarafımda elliler, sol tarafımdaysa altmışlar vardı. Altmışlara bakarken 62'yi gördüğümde Arda'ya seslenecektim ki o mükemmel insanın yanımda olmadığını gördüm. Etraftan birine seslenmek üzere ağzımı açmıştım ki sesleneceğim kişi "İşim var uğraşamam." dedi.

"Lan daha ağzımı açmamıştım hayvan!"

Dediğim anda adam bana doğru dönünce "Seni döndürmek için illa hakaret mi etmem gerekiyordu?" Adam gelip umursamazlığı için özür diledi ve kapıyı açıp gitti. İnsanları çok çabuk bir şekilde yaptıklarında pişman edebiliyordum, hakaret etsem bile...

Odadaki yatağa ilerledim. Efsun'u yavaş bir şekilde yatağa bıraktım. Koltuğa oturup Arda'nın gelmesini bekledim. Galiba yok olmuştu çünkü tam yarım saattir onu bekliyordum. Arda odaya gelince hemen koltuktan kalkıp "Yarım saattir nerdesin lan sen? Aklım çıktı bir şey olacak diye."bağırdım. Efsun'un uyuduğunu unuttum! Uyumazsa iyidir.

"Beni bu kadar sevmen gözümü yaşarttı fakat endişeye gerek yok sadece bir kız görmüştüm fazla güzeldi şansımı denedim ama sonuç bir tokat."

Gecikme sebebini söyleyince gülmeye başladım. Bu çocuk ne kadar bilgisayar mühendisliği okusa da kimse bana Arda'nın zeki olduğunu kanıtlayamazdı. Efsun'un uyanıp uyanmadığını kontrol edip uyanmadığını gördükten sonra tuvalete gitmek için Arda'ya Efsun'un başında durmasını el alemin peşinde dolanmamasını söyledim, Efsun ne kadar tanıdık sayılırsa artık...

Tuvalette işimi hallettikten sonra elimi yıkayacaktım ki gözlerim aynadaki yansımamı buldu. Gülmeye başladım bir mumyaya benziyordum. Mısır'daki firavunların çizimlerde verdiği pozlar gibi pozlar verirken içeri biri girdi. Adam şaşkınca bana bakarken sırıtıp ellerimi hızlıca yıkayıp topukları yağladım. Gerçekten büyük rezil oldum.

Odaya girdiğimi gören Arda kafeteryaya gideceğini söyleyip odadan çıktı. Odadaki koltuğa oturup kızı izlemeye başladım. Efsun'a her baktığımda ondan bana bir tanışıklık hissi akıyordu. Ama ben daha önce böyle bir insan görmediğime emindim. Bunları boş verip asıl sorunu düşünmeye başladım. Kız uyanınca olacaklar... Daha doğrusu olayları öğrenince olacaklar.

Bir dakika böyle bir olayın internete düşmemesi imkansızdı. Hemen telefonu mu açtım. Benim hakkımda yazılanları okumaya başladım.

Bugün gerçekleşen Merve Akkaya ve Efsun Aslan karşılaşmasında Merve Akkaya'nın beklenmedik şekilde yasak hareketler yaparak Efsun Aslan'ı bayılmasın sonucunda seyircilerin arasından çıkıp Efsun Aslan'ı kucaklayan "Gizemli Kahraman" Efsun Aslan'ın sevgilisi olabilir mi?

Düşündüğüm gibi hiç zaman kaybetmeden internete düşmüştüm. Ama bu olayı insanlar kendi açılarından değerlendirerek yorumlamış ve yazmışlardı. Acaba Efsun bunu nasıl karşılayacaktı? Bunun cevabı için Efsun'un uyanmasını ve bu haberi görmesini beklemeliydim.

Yarım saat kadar telefonda dolaştıktan sonra telefondan sıkılınca televizyonu açtım. Televizyonda da karşıma kendi haberlerimi gördüm. Bir saat kadar televizyon baktıktan sonra uykum gelmeye başladı. Uyusam Efsun'a bir şey olur muydu? Kalkıp odanın kapısını kilitledim. Odaya geri dönüp kendimi koltuğa attım. Artık rahat bir şekilde uyuyabilirdim. Yavaş yavaş gözlerim kapandı ve ben ismi dışında hakkında hiçbir şey bilmediğim bir yabancıyla kilitli bir odada uykuya daldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.