İçeriğe geç

復讐/복수/revenge/intikam

Bölüm 8 · 4 dk okuma

復讐/복수/revenge/intikam

Bölüm 8

Bölüm 8

Kapıyı açtığımda Sarah içeri girdi. Elindeki dosyaları yatağa attı ve yatağa oturdu. Işığı açıp ben de doğrulup yatakta karşısına emekledim.

- Ne oldu bu saatte?

- Şu dosyalara bak.

Dosyayı açtığımda ilk sayfada gördüğüm şey David'in otoportesi ve işlediği suçların epey detaylı bir listesiydi. Mükemmel, herkesin hayatını boka batırmış.

David eskiden gözüme nasıl da masum görünürdü. Ne safmışım be! Neyse...

Sarah'a döndüm.

- Nerden buldun bunları?

- Söylemem

Sarah sırıttı. Muhtemelen bir yerlerden çalmıştı ama neyse...

- Peki sabahın bir köründe beni uyandırmaya değecek kadar önemli olan ne?

- Bizim eski garajı kullananın David olması ve çok büyük ihtimalle garajı insanları öldürmek için kullanması ki artı, garajdaki ölü James'in bir yakını olabilir bu da grupta intikam isteği uyandırıyor.

- Mantıklı ama önce kahvaltı yapalım, e mi Sarah?

- Tamam tamam. Kalk hadi. William bir şeyler hazırlamış

- Zehirlenmeyiz eminsin dimi?

- ...

Böylece odamdan çıkıp mutfağa indik. Sarah'ın da dediği gibi, William kahvaltı hazırlamıştı ve aldığım kokulara dayanarak zehirlenmeyeceğimizi garanti edebilirdim.

Masaya baktım.

- İyi aşçıymışsın ha!

William sırıttı.

- Abartma be- bir yumurta kırdık diye

- ...

Bir kahvaltı masasına bir William'a baktım. Kahvaltı masası hiç "bir yumurta" gibi durmuyordu ama...

Lilith de gülmemek için kendini zor tutuyordu. Sarah da William'a inanmaz bakışlar atıyordu.

- Hey, James nerede kaldı?

- Uyuyo (will)

- Bu kokuda?

- Git uyandır o zaman! Aaa (will)

William'a ölümcül bir bakış attıktan sonra James'in odasının kapısını büyük bir gürültüyle açtım.

- JAMES WHITE! HEMEN O KOCA GÖTÜNÜ YATAKTAN KALDIRIP KAHVALTIYA İNİYORSUN!

Bunları kızgın bir anne edasıyla söyledikten sonra kapıyı açık ve James'i ödü bokuna karışmış bir halde bırakarak aşağı tekrar indim.

- Gelecek- yani umarım

Onlara dönüp baktığımda William, Sarah ve Lilith (yeni uyanmış hanımefendiler) masada toplanmış, Sarah'ın sabah bana gösterdiği dosyaya bakıyorlardı. William kaşlarını çatmış, Lilith ise fal taşı gibi gözlerle dosyaya dik dik bakıyorlardı.

Sarah bana eliyle gel dedi.

-Sabah bana gösterdin ya-

-Arka sayfasına bakmadın

-ARKA SAYFASI MI VARDI ONUN!! (çığlık)

Sarah elini beline koydu, ben de yanlarına ilişip dosyanın açık olan diğer sayfasına baktım.

Görmediğim sayfada David'in adresi (ya da eski adresi) ve iletişim bilgileri bulunuyordu. Ne kadar işe yarayacak orası şüpheli çünkü Sarah bu bilgilerin iki sene önceden kalma olduğunu söyledi.

Tam ben de kaşlarımı çatıp dosyaya dik dik bakıyordum ki omzumda birinin kafasını hissettim.

Arkama dönüp baktığımda James uykulu gözlerle dosyaya bakıyordu. Dağınık saçları ve uykulu gözleriyle ne kadar da yakışıklı görünüyordu... Kalp atışlarım hızlanmaya başladı.

Omzumdaki kafasından her ne kadar rahatsız olmasam da kenara çekilip ona yer açtım.

- Ooo bakıyorum birileri uyanmış

- Bune?

James dosyayı işaret etti

- David beylerin geçen sene kaldığı yer ve suç dosyası

- e bununla napıcaz?

- Sence?

- Kahvaltı yapalım

Diğerleri kahkaha boğulurken ben elimi belime koydum.

- Geç uyananlara kahvaltı yok

- Neee

- Öyle- temizlik yapacaksın

- Yoo

- Evet

Sarah ve William daha çok anırmaya başladılar

- Şaka yapıyo ya yok öyle şey (Lilith)

- Ohh (James)

William masadan dosyayı kaldırıp yerine kahvaltı tabaklarını koydu.

- Şakayı geçtim de gerçekten kahvaltı yapalım hadi

Böylece herkes masaya oturdu

- William, zehirlenmeyeceğimize emin misin bak? (James)

William gözlerini devirdi

- Ye sen, zehirlenirsen benden bilirsin (will)

James herkes tabağındakileri gömerken kendi tabağındaki pastırmalı yumurtaya şüpheli gözlerle bakıyordu. Yanında oturan William dayanamadığı için yumurtayı çatala geçirip James'in ağzına taktı. Herkes neredeyse boğuluyordu- James zorla yediği yumurtadan, bizse gülmekten.

Kahvaltıdan sonra hepimiz verandada toplanmış, Sarah'ın saçını yapıp hazırlanmasını bekliyorduk.

Derin bir nefes aldım. Sakin ol, Tina.

Sarah bize yarım saat gibi gelen bir beş dakikanın sonunda aşağı indi.

Hele şükür.

-Oo, bakıyorum da hanımefendiler sonunda hazırlanabilmişler. Hayır yani ne bu kadar uzun sürdü, baloya mı gidiyorsun adan kesmeye mi! (will)

-Kapa çeneni, hem adamın orada olup olmadığını bilmiyoruz ki! Ya kaçtıysa?

William gözlerini devirdi.

-Ee, kavganızı bölüyorum ama şimdi bu yere nasıl gideceğiz?

-Yürüyerek? (James)

-Yürüyerek mi?! Saçmalama James! Orası ne kadar uzak haberin var mı!

-Başka nasıl gideceğiz ki? Taksi tutamayız! (James)

- Araba çalsak? (Sarah)

-Aslında garajda bir araba var ama çalıntı olduğu için onunla gidemeyiz diye düşündüm.... (William)

Derin bir nefes aldım. Cidden mi? Bu çocuk o kadar yasa dışı bok yedikten sonra araba çalıntı diye süremeyiz mi diyordu?!

-SEN ŞAKA MISIN OĞLUM?!

William mahcup bir şekilde sırıttı.

-Ver anahtarı- VER DEDİM

Yemin ediyorum artık tahammülüm kalmamıştı. Anahtarları (zorla) alıp fırtına gibi garaja ilerledim. Beni kimsenin takip etmediğini farkedince de yarı yolda durup yavaşça arkama döndüm.

-Davet falan mı bekliyorsunuz? YÜRÜSENİZE!

Kuzu kuzu peşimden geldiklerinden emin olunca da garajın kapısını açtım. Ve dondum.

İçerideki araba... çalışamayacak kadar eskiydi.

Bölüm sonu

1 yorum