Şehir tamamen karanlıktı. Ay görünmüyordu. Ve gökyüzü... kan damlıyordu. Villiam, tarikatın kutsal odasından çıkarken elinde bir kılıç vardı. Ama bu sıradan bir silah değildi. Kılıcın sapı ölü kemiklerden dövülmüştü. Ve her hamlede fısıldıyordu: “Bu kan... aileden gelmeli.” Angela, şehir meydanındaydı. Çevresi siyah gölgelerle doluydu. Vücudu artık tamamen gerçekti: Cildi solgun ama çatlak çatlak… Gözleri simsiyah ama içinde kıpkırmızı damarlar dolanıyor. Ağzı yırtık… gülümsediğinde kulaklarına kadar açılıyor. Ve saçları yerlerde sürünüyor, canlı gibi kıvranıyor. Angela konuştu: “Villiam... Sonunda geldin. Kardeşim... beni öldürmeye mi geldin?” Villiam terli, yaralı… ama yılmamıştı. Kılıcını iki eliyle tuttu. Gökyüzünde şimşek çaktı. “Sen artık kardeşim değilsin. Sen... lanetsin.” Angela çığlık attı. Ama bu çığlık, camları patlattı. Yüzlerce kuş gökten kan kusarak yere çakıldı. Villiam ileri atıldı. İlk darbe… Angela’nın göğsüne saplandı. Ama Angela kahkaha attı. “Bu kadar mı? BEN ÖLMEYENİM!” Bir anda saçlarını Villiam’a doladı. Çekti, yere yapıştırdı. Parmakları pençeye dönüşmüş, Villiam’ın göğsünü çizdi. Kan fışkırdı. Ama Villiam yılmadı.
Kılıcını tuttu… ve gözyaşıyla dolu bir bakışla bağırdı: “SENİ SEVİYORDUM! AMA ARTIK… ÖLMELİSİN!” Kılıcı başının üstüne kaldırdı… Ve son darbeyi BOYNUNA doğru indirdi. Angela'nın başı havaya fırladı. Yüzü hâlâ gülümsüyordu. Ama sonra çatladı… Kırıldı… Ve simsiyah dumanlar dağıldı. SESSİZLİK Mira gözlerini açtı. Kendini Villiam’ın kollarında buldu. “Ne... ne oldu bana...?” Villiam sadece sarıldı. Ve fısıldadı: “Bitti. Artık özgürsün.” Ama... Yerde, Angela’nın kesik başı hâlâ gülümsüyordu. Ve dudakları bir kez daha kıpırdadı: “Bu sadece… başlangıç.”
Angela'nın kafasız vücudu yerden kalktı ve kafasını geri taktı derisi çürümüş bir şekilde dumanlar ayaklarını yerden kesti ve Villiam'ın üzerine doğru gitti.
Aniden Villiam'ın ayakları yerden kesildi çünkü angela başından sert bir şekilde yukarı kaldırmıştı çırpındı ama hiç bir şey değişmedi Angela Villiam'ın yüzüne yaklaştı “SENİ İSTESEM BİN PARÇAYA AYIRIP KÖPEKLERE YEM EDERİM AMA İŞKENCE NEYMİŞ ÖĞRENECEKSİN”dedi ve güldü.
Angela Villiam'ı savurup yere savurdu ve yapıştırdı ardından yerde sürükledi ve duvara sıkıştırdı ve keskin tırnakları ile boğazından çizmeye Villiam gözünü kapattı ve aniden bir darbe ile angela'nın kafasını tekrar kesti fakat bitmeyeceğinin farkında...
-Bölüm sonu-
