Gözlerimi açtığımda garip bir odanın içindeydim. Oda da tarihi eser olabilecek kadar eski kitaplar, birkaç tablo ve beni bağladıkları bir sandalye vardı. Ellerim beklediğimden de sıkı bağlanmıştı. Biraz çırpınmayı denedim. Ancak bu imkansız denilebilecek kadar zordu. Ben de çırpınmak yerine kitapların tozlu sayfalarını inceledim.
Yaklaşık bir saat kadar beklediğimde artık sıkılmaya başlamıştım ki içeriye bir kız girdi. Kısa ve ince bir kızdı. Mavimsi tonda gözleriyle şaşırmış bir şekilde beni izliyordu. Biraz tahmin yeteneğim varsa yedi ya da sekiz yaşındaydı. Harika sanki beni kaçırmamışlar gibi birde başıma bu kızı göndermişlerdi. Bir süre daha beni inceledikten sonra korkarak yanıma yaklaştı. "Merhaba ben " demesiyle beraber içeri birkaç kişi daha girdi. Hepsinin gözleri farklı renkteydi. "Kusura bakmayın ama ellerim çürümek üzere şunu çıkartıp öyle konuşsak olur mu?" kız sanki çok önemli bir şey demişim gibi sağındaki adama bakarak onay aldı. Adam başını salladığında kız arkama geçip ellerimi çözdü. Ellerimi önüme alıp incelemeye başladım. Bileklerim gri bir renkteydi ki buda bir renksiz için normaldi. Yeniden karşımda duran kıza baktım. Oysaki konuşacaklarını düşünmüştüm. Ayakta duran adamlardan biri beni kollarımdan tutup odadan çıkarttı. Odadan çıktığımız an önümüze uzun bir koridor çıktı.
Sürüklenirken etrafa göz attım. Sanki ... renklilerin tarafındaydım. Daha bunu düşünemeden bir kapıdan içeri sürüklendim. Beni yerden kaldırıp tekrar sandalyeye bağladılar. Karşımda ki tahtta oturan adamın işaretiyle oturduğum sandalyeyi ona doğru ittiler. Adam tahttan sakince indi ve yanıma kadar geldi. Kibirli bir ifadeyle bana baktı. "Ten rengi çok uyumsuz ama onun dışında benziyorlar" beni biraz daha inceledi. "Hiç yoktan iyidir". Kafam karışmış halde ona baktım. "Sana söylemdiler dimi?" Neyi dermiş gibi bir ifadeyle ona baktım. Burun kemerini sıkarak bana bakmaya devam etti. " Burası renklilerin tarafı" birden duraksadı. "Sen de prensessin" bana bakmaya devam etti ama sonra pes edip kapıdan çıktı. "Hey! neyden bahsediyor..." daha sözümü bitirmemişken ağzımı bezle kapattılar. Başım dönüyor, gözüm kararıyordu. Başımı yukarı çevirdiğimde ise bir kadınla göz göze geldim.