İçeriğe geç

Renkli Acılar

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Renkli Acılar

Bölüm 2

1

Sana ait olan seni bulur.

İyi okumalar (ू•ᴗ•ू❁)

Hayatımda resmi gerçekten seven birini henüz tanımamıştım.

Lisede kalem ve boyalar çok pahalı olduğu için harçlığımı çıkarmak adına deniz ya da sahil kenarlarında, yabancı ülkelerden gelen birkaç turistin resmini karakalem tekniğiyle tuvale çizerdim.

Yatağımda sola dönerek yüzümü yastığa gömdüm.

Etraf dağınıktı ve boyaların renkleri duvarlara bulaşmıştı.

Gözlerimi yorgunlukla yumduğumda, yaşadığım her an film şeridi gibi gözümde canlanıp buharlaşarak kayboluyordu.

Telefonumun zil sesiyle yarım yamalak kalkıp beyaz komodinin üzerinden telefonu aldım.

Sesi hoparlöre verip dağınık, uzun siyah saçlarımla yatağa uzandım. Bazen canım sıkılınca makasla saçlarımın uçlarını tek tek kesesim gelirdi.

Gamze’nin neşeli sesi odada yankılanmaya başladı.

“Nasıl geçti dateniz?” dedim.

“Projelerimize bugün yavaştan başladık. Kafede kahve eşliğinde sohbet ederek çizim konusunda ön bir taslak hazırladık. Sen ne yaptın aşkım?” dedi Gamze, merak eder bir şekilde.

Ben mi? Iıı… Ben, senin gibi her şeye hazır konan biri değildim ama en iyi arkadaşım olduğun için dürüst olmak yerine yalan söyleyecektim.

“Çalıştım,” dedim kısaca.

Yanımda olsaydı gözlerini kocaman açıp, “Aman kanka, her şeyi abartıyorsun,” diyeceğini biliyordum.

“Hep çalışıyorsun. Biraz izin alıp kafa tatili yapman gerekiyor,” dedi Gamze.

Baba parası almayan bir kızdım. Bu yüzden onu anlayamazdım.

Neyse, işin kısası; zengin insanlar sizin yerinize geçip hayatınızı birebir yaşamadığı sürece sizi tam anlamıyla anlayamazlardı.

İşaret parmağımı aramayı sonlandır tuşuna götürmeden önce, “Hadi, kapatmam lazım. Çok işim var, sonra konuşuruz,” dedim.

Sesini incelterek, “Byee aşko,” dedi.

Ayağa kalkıp telefonu yatağa fırlattım ve bir kolumu esneterek mutfağa doğru yürüdüm.

Duvar boyaları dökülmüş, millattan kalma altı katlı bir apartmanın üçüncü katında oturuyordum. Evimin odaları orta boyuttaydı; bana göre yeterliydi.

Hayalim, resimlerimi çizmek için kendime ait bir resim odamın olmasıydı.

Tezgahtaki kettle’ı alıp dünden kalan suyu boşalttım. Çeşmeden tekrar su doldurup ocağı ateşledim ve üzerine koydum.

Kahve içip projeme hemen başlamam lazımdı.

Sağlıksız beslenmek bana göre değildi ama bütçem kısıtlıydı ve Nancy parayı zamanında yatırmazdı.

Üzerinde çıkartmalar, fotoğraflar ve faturalar olan buzdolabının kapağını korkuyla açtım.

İçinden küflenmiş peynir yiyen bir fare çıkabilirdi.

Tabakta duran kurumuş zeytinleri ve çikolatayı alıp tezgâha bıraktım.

Kapının koluna asılı duran ekmek poşetini elime aldım. Ekmeği ikiye bölüp ekmek bıçağını çikolataya batırarak içine sürmeye başladım.

Dışarıdan gelen kavga gürültü sesleriyle elimdeki ekmekle balkona koştum.

Telaşla etrafı gözlemlerken siyah bir minibüsün kapısından çıkan adamı gördüm.

Üzerinde siyah kaban, beyaz gömlek ve siyah kot pantolon vardı.

Yüzünü detaylı görebilmek için miyop gözlerimi iyice kıstım. İştah açıcı manzaramı hem keyifle hem de zorlukla izliyordum.

Kat kat kesilmiş simsiyah saçları, esmer teni ve keskin koyu kahverengi gözleriyle olay hakkında sorular soruyordu.

Tehlikeli biri değildi bence.

Emin miyiz aşkım?

Eminiz, sus bi’…

Yakalanmamak için başımı aşağı indirdim.

Kusursuz güzellikteki portreme uygun olan yüzü sonunda bulmuştum.

✧⁠*⁠。

Maviye boyanmış uzun tırnaklı parmaklarımı fırçaların üzerinde gezdirdim.

Şanslı fırçamı elime alıp ona küçük bir öpücük kondurdum. Ardından boya kutularımı dolaplarda aramaya başladım.

Yes baby! İşte buuuu!

Rengârenk boyalarımı alt çekmeceden çıkarıp portre kâğıdını tuvale yerleştirdim. Adamın yüzünü görsel hafızamdan hatırlamaya çalışıyordum.

Gözleri, dudakları, yanakları, elmacık kemikleri, yapılı çenesi, saçları ve ten rengiyle dünyaya inmiş harika bir varlıktı.

No, no, no…

Yani hayır, âşık olmadım ama etkilendim. Çünkü bu karizmatik yabancı adam hayatımı değiştirecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.