İçeriğe geç

Rehin // FanFiction

Bölüm 50 · 5 dk okuma

Rehin // FanFiction

Bölüm 50

50🩸O Kadar Çok Mu?

Yüzbaşı Felix'in verdiği emirle birlikte alışveriş merkezinde görev alan tüm askerler toplanmış ve sivillerle beraber otopark katına inmiştik.

Katta bizi gören Jungkook, Jisung, Changbin ve Hyunjin epey şaşırıp toplandı ve anında yanımıza doğru ilerlediler.

Hyunjin'e koşup sarıldım. O da sarılışıma karşılık verip sordu.

"Neler oluyor? Neden herkes buraya geldi?"

Hiçbir şeyden haberleri olmayan bu 4 genç adama bakıp tebessüm ettim.

"Sonra anlatırım, epey uzun. Bir çıkış yolu bulduk sanırım."

Dediğimi duysalar dahi gözleri her birimiz üzerinde şaşkın şaşkın dolaştı. Yaralı olan ve sedye ile taşınan Jake'de durdu gözleri bir müddet. Ardından Jimin ve Hoseok'un kolları arasında taşınan yaralı Tae Ho'da.

Changbin arkadaşını o vaziyette görünce endişeye kapıldı ve şaşkınlığını üzerinden atıp yanına koştu.

"Jake! Jake iyi mi? Ne oldu ona?"

Jisung da şaşkınlığını üzerinden tam olarak atamasa da araya girip konuştu.

"Bir an önce neler olup bittiğini anlatsanız çok iyi olur aslında."

Lee Know benden önce söze atıldı. Bir kolunu Jisung'un bir kolunu da Hyunjin'in omzuna atarak ikisinin arasına girdi.

"Tamam o hâlde, ilerlemeye devam ederken ben her şeyi anlatırım size."

Ve soluksuz bir şekilde olan biten her şeyi anlatmaya başladı.

Artık canının son demlerine gelen Tae Ho'nun ise bize yaptığı en büyük iyilik, bu hâline rağmen üslerinin olduğu yeri bize tarif etmesiydi. Siviller arkamızda, askerler çevremizde temkinli bir şekilde otoparkta ilerlemeye devam ettik.

Nihayet Tae Ho başıyla bir noktayı işaret etti.

"Burası. Buradan giriş çıkış yapıyoruz."

Küçük bir metal kapı vardı duvarda. İlk bakışta bir sigorta kapağını andırıyordu.

Jeongin düşüncelerini dile getirip pek çoğumuzun aklındaki şeyi söylemiş oldu.

"İyi ama burası çok küçük. Nasıl girip çıkıyordunuz?"

Tae Ho zor duyulmaya başlayan halsiz sesiyle bir kere daha söz aldı.

"Orası yalnızca bir anahtar. Cebimde bir kart var. Onu alın ve kapının siyah camına tutun. Bu kapının kilidi açıldıktan sonra karşınıza sigorta paneline benzer bir panel çıkacak. Kırmızı renkli olan paneli tutup aşağı indirince gizli olan kapı açılacak."

Yüzbaşı Felix başı ile Niki'ye emir verdi. Niki de Tae Ho'nun söylediklerini bir bir yerine getirdi. Öncelikle onun cebinden kartı aldı. Küçük metal kapının siyah camına kartı tuttu ve kapının kapağı açıldı.

Gerçekten bir sigorta paneli bizleri karşıladı. Niki, söylendiği gibi kırmızı renkli olan paneli tutup aşağı indirir indirmez bir kilit sesi daha duyuldu. Ardından asıl kapı açılmaya başladı.

Bu gizli kapıya bir müddet şaşkınca bakakaldık.

"Jay, Niki, Sunghoon. Önden dikkatli bir şekilde gidip içeriyi kontrol edin. Geri kalanlar, siviller her daim ortanızda olacak. Sizler de yanlardan ilerleyip onların korumasını sağlayacaksınız. Yalnızca Heeseung, Changbin ve Sunoo arkamızı kollayacak. Anlaşıldı mı?"

Ben de dahil olmak üzere eli silah tutan herkes, "Anlaşıldı," diye bağırdı.

Jake, Niki ve Sunghoon'un da önden girmesiyle hepimiz birer birer içeri girmeye başladık.

🩸

İçeride gerçekten koca bir şehir varmış gibiydi. Her şey düşünülmüştü. Yatacakları yerler, erzaklar, son teknoloji silahların bulunduğu odalar...

Dikkatli ve sessiz bir şekilde ilerlerken ihtiyacımız olabilecek her şeyi alarak yolumuza devam etmiştik. Siviller içeride bulunan çeşit çeşit erzağı kucaklarken bizler de giderek azalan kurşunlarımız sebebiyle mühimmat sağlamak adına onların silahlarına yönelmiştik.

İşimize yarayabilecek tabancalardan, bıçaklardan almış, her bir yanımıza şarjör doldurmuştuk.

Şimdi yine koca üste ilerlemeye devam ediyorduk ve evet, mühendisin ürettiği o küçük bombalara her yerde rastlıyorduk.

Çok küçük, madeni para gibi metal parçalardı ve her yere dağılıp kancalarını geçirmişlerdi. Duvarlarda, kapılarda, zeminlerde, içerideki eşyaların üzerinde, her yerdelerdi.

Mühendis komut vermedikçe patlamayacaklarını söylemişti ancak hain askerler büyük ihtimalle patlama ihtimaline karşılık kapıların üzerine konan küçük cihazlardan ötürü kapıyı dahi açmaya korkmuşlardı.

Zira şu an bize çıkışı verebilecek bir kapının önündeydik. Kapının üzeri o küçük patlayıcılarla dolmuştu ve Tae Ho, bu kapının AVM yanındaki metroya açıldığını söylemişti.

Yüzbaşı Felix kapının önündeyken arkasına dönüp bizlere baktı.

"Dikkatli olun, kapının ardında bekleyen hain askerler olabilir."

Evet, herhangi bir patlama ihtimaline karşılık üslerine giremeyenler buraya yakın yerlere dağılmış olabilirlerdi. Bu sebeple temkini asla elden bırakmamak gerekiyordu.

"Buradan çıkar çıkmaz seni istemeye gelmezsem şerefsizim Hwa Jin."

Lee Know'dan duyduklarım üzerine başımı yanımdaki sevdiceğime çevirip tebessüm ettim.

"Sen ciddi misin?"

"Hem de oldukça. Üstelik... Eviniz de böyle bir merasim için hazır sanırım."

Eğer rehin edilmeseydik Bangchan ile bir yola girebileceğimiz doğruydu ve Lee Know bunu hâlâ atlatamamış gibiydi.

"Bizim evimiz hazır da sen hazır mısın bizimkilerle tanışmaya. Ailenin tek prensesiyim ben. Babamın tek göz bebeğiyim. Onun gözüne girebilecek misin? Girmezsen beni sana hayatta vermez ha?"

Gözünü korkutmaya çalışsam da o asla korkmadı. Kendine güveni sonsuzdu. Başını dikleştirdi ve gülümsedi.

"Seni bana vermeyecekler ha? Bana? Benim gibi birine? Hwa Jin'ciğim böyle bir şeye ihtimal veriyor musun gerçekten? Bak bak; şu endama, şu boya posa, şu yakışıklı mı yakışıklı yüze bir bak."

Sonra kaşları çatıldı. Yüzünü buruşturdu.

"Gerçi..." dedi. Bakışları kısa bir an önünü buldu.

"... her ne kadar yüzüme vurmayın desem de inatla vurdular. Yüzüm birazcık dağılmış olabilir."

Yüzümü ekşiterek yüzüne baktım.

"Birazcık mı?" diye sordum. Şimşek hızıyla bana döndü. Gözlerini irileştirip dehşetle yüzüme baktı.

"O kadar çok mu?!"

Ben gülmeye başlayınca adeta bir çocuk gibi mızmızlandı.

"Yah! Hwa Jin-ah! Çok kötüsün cidden! Kalbime indiriyordun! Orası senin yuvan! Lütfen yuvana zarar gelmesine izin vermez misin?"

Onun sözleri beni daha çok güldürdü. Şirin yüzüne aşkla baktım.

"Benim kalbim de senin yuvan o vakit. Sen de benim kalbime iyi bak. Onun kırılıp zarar görmesine izin verme."

"Emredersin kalbimin tek sahibi."

Yüzbaşı Felix'in emriyle Sunghoon kapıyı araladı. Dikkatli bir şekilde araladığı kısımdan çevresine bakındı.

Hepimiz sustuk. Çıt çıkarmadan ondan gelecek bir haber bekledik.

Nihayet oldukça kısık bir sesle, "Temiz komutanım," dedi ve kapıyı biraz daha aralayarak araladığı yerden çıktı. Jay ve Niki de onu takip etti.

Onların ardından Yüzbaşı Felix çıkıp güvenliğimizi sağlarken bizler de birer birer metroya çıkış yapmaya başladık.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.