İçeriğe geç

Rehin // FanFiction

Bölüm 45 · 4 dk okuma

Rehin // FanFiction

Bölüm 45

45🩸Yuvan

"Neden dışarı çıkmak yerine içeride kalıp bizimle mücadele etmeyi seçtin?"

Ona daha önce sorduğum soruyu bu sefer daha ciddi bir şekilde sordum. Uzunca bir süre sustu. Cevap verip vermemekte tereddüt etti.

Durum böyle olunca ona ne kadar ciddi olduğumu gösterebilmek adına, "Pekâlâ, öyle olsun madem," dedim ve tetiğe basmak üzere hareketlendim.

Ancak Tae Ho büyük bir korkuyla geri çekilmeye çalıştı. Bunu Taehyung ve Jimin sayesinde başaramasa da elleri arasında çırpındı.

"Tamam tamam tamam! Dur yapma! Dur! Cevap vereceğim yapma! Sakın yapma dur! Dur!"

Durdum. Elimi tetiğin üzerinden çektim.

"Tamam, durdum. Haydi şimdi cevabımı ver."

Hiç beklemeden ağzından tek bir kelime çıkardı.

"Mühendis!" dedi hızla. Ne demek istediğini hiçbirimiz anlamayarak kaşlarımızı çattık.

Hepimizin merak ettiği soruyu arkamdaki Lee Know dillendirdi.

"Ne mühendisi?"

Tae Ho aynı hız ve korkuyla cevap verdi.

"İçeride bir mühendis var! Bu mühendis üstlerimizin oldukça işine yarayacak bir mühendis. O olursa yalnızca darbe girişimimizde değil, her şeyde başarılı olabiliriz. Onu yanımızda olmaya zorladık. Sevdiği kızı esir ettik. İstediğimiz bir şeyi yaptırdık. Ne olduğunu inanın ben de bilmiyorum ama ürettiği şey de kendisi de burada bundan eminiz!"

Söylediklerine zerre inanmadım.

Gülümsedim.

Tam özel kuvvetlere yakışır bir personel gibi yalan söylemişti. Muhtemelen kimse ondan şüphelenmemişti.

Hiç acımadan tetiğe bastım ve onu namlu ile bastırdığım kolundan vurdum.

Acı çığlığı bir kere daha tüm alışveriş merkezini inletmeye başladı.

Lee Know bulunduğu yerden ayrılıp yanıma geldi.

"Neden vurdun onu Hwa Jin?"

Başımı kaldırıp güzel gözlerine bakarken ona şirin şirin tebessüm ettim.

"Çünkü yalan söyledi."

"Nereden anladın bunu?"

"Yok aradıkları bir mühendis varmış da yok sevgilisini esir alıp ona istediklerini ürettirmişler de. Hepsi fasa fiso. Rehineler bunca zamandır onun yandaşlarının elindeydi Lee Know. Mühendisi aralarından bulamadılar mı? Üstelik madem sevgilisini onlar için bir icat yapabilecek derecede çok seviyorsa bu mühendis, neden ortaya çıkıp ben aradığınız kişiyim demesin ki? Mühendis ve üretilen tehlikeli bir icat hikâyenin içinde olsa bile kesinlikle hikâye böyle değil. Mantığa uymuyor."

"Haklısın."

"Evet, çok haklısın Nam Hwa Jin." Biraz ileriden bana katılan Yüzbaşı Felix'i gördük. Bacağının birini sürüye sürüye yanımıza geliyordu.

Lee Know onu bu hâlde görünce hızla yanına koştu. Ben de çömeldiğim yerden ayağa kalktım.

"Yüzbaşım!"

Lee Know hemen onun kolunu omzuna attı ve destek olarak yanımıza kadar gelebilmesini sağladı.

"İyi misiniz?" diye sordum. Hiç hali yoktu.

"İyiyim iyiyim, yalnızca bacağım çıkmış olmalı. Seungmin halleder. Jake nasıl?"

Merakını hızla giderdim.

"Yaşıyordu yüzbaşım. Onu içeri taşıdık. En son tedavi ediliyordu, durumunu inanın ben de bilmiyorum. Dilerseniz içeri girip bakın, ben bu pisliği hallederim."

"Onun söyleyeceklerini ben de merak ediyorum Hwa Jin. Birlikte içeri girelim. Orada konuşturalım bu haini."

Emrine karşılık itaatsizlik etme gibi bir lüksüm yoktu. Emrini aldım ve, "Emredersiniz yüzbaşım," diyerek kenara çekildim.

Jimin ve Taehyung oturduğu yeri kana bulayan haini yerde sürükleye sürükleye eczanenin önüne getirdiler. Lee Know'un açtığı kapıyla beraber de sürüklemeye devam edip içeri bir paçavra gibi atıverdiler.

Yüzbaşı Felix onlara döndü.

"Sağ olun gençler. Gerisini biz hallederiz. Siz sivillerin başına dönün. Dikkatli olun."

Jimin ve Taehyung tebessüm ederek eczaneden çıkarlarken ben Lee Know'un yanına adımladım. Silahı askısı yardımıyla omzuma astım ve sevdiğim adama dikkatli bir şekilde sarıldım.

Onun kolları arasına girdim.

Lee Know gülümseyerek bana karşılık verdi. Kollarını bedenime sardı. Beni kendisine sıkı sıkı bastırdı.

Başımı göğsüne koyarak huzurla gözlerimi yumdum. O da hasretle saçlarımın kokusunu içine çeke çeke oraya minik öpücükler kondurdu.

Terapi gibi geldi.

Hatta gibisi fazlaydı.

Bu an benim için fazlasıyla bir terapi ânıydı.

"İyisin sen değil mi? Hemen ayaklanmışsın. Yoruldun mu? Oturalım mı biraz?"

Hızla sorduğum soruların ardından başımı onun göğsünden ayırmak istediğim an Lee Know buna engel oldu. Bir eli ile başımı yeniden göğsüne yasladı.

"Şşşşttt, bir sakin ol ve ayrılma yuvandan. Dinlen biraz. Ben çok iyiyim."

Sözlerine karşılık tebessüm ettim.

"Yuvam, öyle mi?" diye sorarken yüzümün sağ tarafını kalbinin üzerine bastırmaya devam ettim.

"Hmm, yuvan. Şu atışını hissettiğin, atış sesini işitebildiğin o kalp senin yuvan. Senin ait olduğun yer orası."

Sözleri kalbimde ve midemde çiçekler açtırırken utanç içerisinde gülümsedim. Yuvam olduğunu söylediği kalbinin üzerine hızla bir öpücük kondurup başımı yeniden oraya bastırdım.

Lee Know da bu hareketimin şaşkınlığını üzerinden attıktan hemen sonra gülümsedi.

"Yalnız..." dedi. Ardından eğildi ve kulağıma fısıldadı.

"... bana verdiğin sözü unutmadım ona göre. O öpücüğü er ya da geç alacağım."

Kulağıma fısıldayışıyla birlikte içim bir hoş oldu. Tüm tüylerim diken diken oldu.

Hiçbir şey söylemeden yuvama sığınmaya devam ettim.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.