İçeriğe geç

Rehin // FanFiction

Bölüm 34 · 2 dk okuma

Rehin // FanFiction

Bölüm 34

34🩸Korkma

Özel timdeki tek tük askerlerin yanından geçerken Seungmin'in sesini 1-2 metre ileriden işittim.

"Bir yaralı var!"

Elim ayağım boşaldı.

Kim olduğunu bilmiyordum ama kalbimdeki sıkılma giderek arttı. Nefes alamadığımı hissettim.

Derin ve titrek bir nefes alıp boşalacak gibi olan bacaklarımı oraya yönlendirdim. Ağır ağır ilerledim. Benden önce 2 asker koşarak Seungmin'in yanına varmıştı bile.

Oraya gittiğimde gördüğüm bedenle kendimi kaybettim.

Beynim işlevlerini teker teker kaybetmeye, kalbimse hiç tatmadığım kadar büyük bir acı vermeye başladı.

"Lee Know."diyebildim güçlükle. Beni işitti.

Sırtını yürüyen merdivenlerin yan kısmına yaslamış oturur vaziyetteydi ama... Bembeyaz tişörtü kanlar içinde kalmıştı.

Vurulmuştu.

Gözlerini anında gözlerime çıkardı. Oldukça kısık ve güçsüz çıkan sesiyle:

"Hwa Jin, korkma." dedi.

Dudaklarım titremeye başladı. Boğazıma koskoca bir düğüm yerleşti. Bacaklarım tamamen boşaldı. Dizlerimin üzerine yığıldım. Yere düşer düşmez Lee Know'un yanına kendimi kaydırdım.

Titreyen elimi havaya kaldırdım. Yanağına yerleştirdim. Şaşkınlıkla aralanan ve tir tir titreyen dudaklarımı ağzımdan kaçırdığım hıçkırıktan sonra birbirine bastırdım.

Lee Know gülümsedi.

"Yah, ağlama. Sana yakışmıyor. Çok çirkin oluyorsun. Bak, bakmam sonra yüzüne ha."

"Lee Know."dedim titreyen sesimle.

Lee Know başını yanağına yerleştirdiğim elime huzurla yasladı. Gülümsemeye devam etti.

"Korkma, altı üstü bir kurşun. Dayanabilirim. Bana bir şey olmayacak. Ağlama."

"Beni bırakmayacaksın değil mi? Gerçekten dayanacaksın, değil mi?"

"Oh." diyerek beni onayladı.

Gözlerimin içine parıldayan gözleriyle baktı.

"Seni bırakmaya hiç niyetim yok. Daha kendimizi bilim insanlarına vereceğiz. Bize kesinlikle bakmak zorundalar. Ah, bu arada. Farklı bir tür olduğumuz için değil. Ne kadar uyumlu olduğumuzu tüm dünyaya gösterebilmek için."

Ben de ona gülümsemeye çalıştım.

"Bırakmaya niyetin olursa diye söylüyorum. Beni bıraktığın gibi başkasıyla evlenirim. Hazır isteyenim de var. Hemen teklifini kabul ederim."

Şirin bir şekilde kaşlarını çattı. Sinirli görünmeye çalışarak gözlerime bakmaya devam etti ama daha şirin göründüğünü bilmiyordu sanırım.

"Yah! Hwa Jin-ah!"

"Ne? Beni bırakmadığın takdirde sorun yok işte."

Biraz düşündü. Sonra gözleri ışıldadı. Gülümseyişini artırıp:

"Hmmm." dedi. "O hâlde iyi olduğum zaman hemen benimle evlenir misin?"

Gülümseyişimi ben de biraz daha yüzüme yaydım.

"Daha mezun olmadık. Sevgili yasağı var, unuttun mu? Bir de evlilikten bahsediyorsun."

"Ah, doğru ya. Daha seninle gizli gizli yürütmemiz gereken, gizli yaptıkça tatlı gelecek olan bir ilişkimiz olacak."

"Evet, olacak."

Lee Know bana bakmaya devam etti. Elini havaya kaldırdı. İşaret parmağı haricindeki tüm parmaklarını kapattı. İşaret parmağını oynatmaya başladı ve bana:

"Yaklaş."dedi.

Bir beni çağırmak için kullandığı parmağına bir de yüzündeki munzur ifadesine baktım.

"Ne? Ne olacak?"

"Yaklaşsana yaa!"

Dediğini yaptım. Ona yaklaştım. Başını hemen çevirdi ve biraz evvel oynattığı işaret parmağını sağ yanağına üst üste dokundurdu.

"Öpücük alayım lütfen." dedi.

Gözlerimi irileştirebildiğim kadar irileştirdim.

"Ne?!"

Şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim. Bu çocuk gerçekten... İnanılmazdı.

Utandım. Yanımızda diz çökmüş olan Seungmin gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyor, 1 asker de ayakta gözlerini benden kaçırıp başka başka yerlere bakarken gülümsüyordu.

Lee Know benden hâlâ bir hareket gelmeyince başını çevirdi. Baktığım yere baktı.

Durumu anında anlayıp Seungmin ve o askere bağırdı.

"Ne bakıyorsunuz öyle? Arkanıza dönsenize! Utanıyor benim güzelim, öpemiyor sizin yüzünüzden!"

Gözlerimi yumdum.

Açtığımda Seungmin çömeldiği yerde, ayaktaki asker de olduğu yerde arkasına dönmüştü.

Bölüm sonu

1 yorum