Hyunjin'i ve götürülen kalabalığı dikkatli bir şekilde takip etmeye çalıştım. Adamlar sadece önümde değil, her yerde olduğu için oldukça dikkatli olmaya çalışıyordum.
Giriş katıyla beraber 2 katı daha bulunan alışveriş merkezinin 2. yani son katındaydım. O kalabalığı gizlene gizlene takip ederek giriş katına kadar indim.
Alışveriş merkezini ayakta tutan kalın kolonlardan birinin arkasına geçtim. Yüzlerce insanı burada toplamışlardı. Üstelik burada eli silahlı olan birçok asker görünümlü kişi vardı. Hepsinin üzerinde de siyah üniformalar bulunuyordu.
Bir çete miydiler yoksa bir örgüt mü emin olamadım. Ellerindeki uzun namlulu silahlar ve askeri üniformalar hiç iyiye işaret gibi durmuyordu. İhanet de olabilme ihtimali yüksek gibiydi.
Hyunjin bana yakın sayılabilen bir yere, en uca zorla oturtuldu.
Gözlerimle onu takip ederken aynı zamanda çevreme bakınmayı ihmâl etmiyordum.
Kalabalık silahlı grup bir köşede, zorla oturtularak dizilen insanları silah zoruyla susturmaya çalışıyorlardı.
Burada şu an sayamıyorum ama, sadece görünürde en az 20-30 silahlı adam vardı.
Hyunjin kalabalık insanların arasına bakmaya başladı. Her birine didik didik dizlerinin üstünde yükselerek bakıyordu. Beni aradığına emindim.
Ona burada, sağlıklı olduğumu belli edebilmek için bir şey yapmalıydım. Ama ne? Bunu nasıl yapabilirim?
Biraz sonra çok da uzağımda olmayan, kırılıp paramparça olan cam parçaları gözüme takıldı.
Yere çöktüm. Çevreme dikkatle bakınarak elimi hazırladım.
Müsait olur olmaz hızla bir cam parçasını alıp geri çekilecektim.
Gözlerim her yerdeydi.
Kimseye bir şey çaktırmadan hızla kolumu uzattım ve bir cam parçası alıp olduğum yere geri çekildim. Sakin sakin derin bir nefes alıp verdim.
Güneş benden yana, bana doğru geliyordu. Elimdeki cam parçasını iyi ayarlamalıydım.
Başımla beraber elimi de cam parçasıyla birlikte çok hafif çıkarttım. Camı açıklığa kavuşturarak güneşle temas etmesine izin verdim. Evet, yansıma yapıyordu.
Şimdi bunu iyi ayarlamam ve Hyunjin'in yüzüne tutmam gerekiyor.
Elimin yönünü Hyunjin'e çevirerek dikkat kesildim. Sonunda onun yüzüne getirdim yansımayı. Gözlerine gözlerine tutmaya başladım.
Rahatsız oldu. Gözlerini bir kapatıp bir açtı. Sıkıntı içerisinde hareketlerde bulundu.
Baksana buraya be çocuk!
Rahatsız ediyorum seni işte!
Rahatsızlığı iyice artarak bir anda başını rahatsız edildiği yöne çevirdi.
Biraz daha rahatsız edince yansımanın geldiği yeri, yani beni gördü.
Çok şaşırdı.
Bir bana baktı bir de çevresindeki o silahlı adamlara.
Beni açık etmemek için o da şimdiden dikkatli olmaya çalışıyordu.
Yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. Silahlı adamlar en baştan itibaren herkesin üzerini kontrol ediyor ve eşyalarını, özellikle de telefonlarını topluyorlardı.
Hyunjin dikkatli bir şekilde cebinden bir telefon çıkardı. Kaşlarımı çatarak onu izledim.
Etrafına dikkatle bakındı. Gürültü çok fazla olduğu için silahlı adamların dikkatleri dağınıktı.
Telefona gizli gizli bir şeyler yazdı sanırım. Ardından elindeki telefonu yere koydu. Eli de telefonun üzerindeydi.
Bu... benim telefonumdu.
Gelen telefonlara cevap vermeyeyim ve bu günümüzde de onu bırakıp gitmeyeyim diye telefonumu elimden almıştı. O adamlar kendisine gelmeden, kolunu bana doğru çevirdi.
Daha sonra telefonu hızla yerde sürükleterek bana doğru itti.
Telefonu hızlı ittiği için hızla sürünerek bana doğru geldi.
Telefon yerde sürünürken çıkan hafif ses gürültüden duyulmamıştı bile.
Yine kolumu hızla çıkarıp biraz önüme gelen telefonumu uzanarak elime aldım.
Zeki arkadaşım benim.
Ona minnetle baktım. Bakışlarımla onu oradan sağ sağlim bir şekilde alacağımı anlatmaya çalıştım. Güven verici bir şekilde tebessüm ettim.
Hyunjin de tebessüm etti.
Kendisine yaklaşan adamı fark edince de gözlerini ona dikti.
Adam onu da ayağa kaldırdı ve üzerini aradı. Telefonunu aldı. Ardından büyük ihtimalle güvenliklerden aldığı cihazı üzerine tuttu. Herhangi bir şey olup olmadığını kontrol etti.
Olmadığını anlayınca Hyunjin'in omzuna sert bir şekilde bastırdı ve onu yeniden yere çöktürdü.
Ben de bu esnada telefonumu sessize aldım. Ekranını açtım.
Bir yandan çevreme bakınırken Hyunjin'in telefonuma yazdığı şeyi okudum.
''Beni merak etme. Başımın çaresine bakarım. Sen kendine çok dikkat et. Benim de, buradakilerin de bütün umudu sensin. Üzerinde büyük bir yük, büyük bir sorumluluk var dostum. Bu yükü kaldıracağından da adım gibi eminim. Hiç kuşkum yok. Sana güveniyorum. Seni seviyorum.''
Hyunjin...
Gözlerim doldu bir müddet.
Yeniden başımı hafif uzatıp ona baktım.
Erkeklerin elleri ve ayakları bağlanıyordu. O da itiraz etmiyor ve kendisini bağlamalarına izin veriyordu.
Merak etme canım arkadaşım. Güvenini boşa çıkarmayacağım.
Hemen buradan ayrılmam gerekiyor. Aksi takdirde yakalanmam an meselesi olur. Burada çok fazla adam var. Yukarı katlarda daha seyrekti. Yukarıya çıkıp, orada plan yapmam lâzım.
Geri geleceğim Hyunjin.
Şimdilik... Sen de kendine iyi bak.
...