İçeriğe geç

REFRESH • Taekook

Bölüm 34 · 7 dk okuma

REFRESH • Taekook

Bölüm 34

34.Bölüm

-

Sıramda oturuyor, okulun bahçesindeki ağaçları izliyordum. Rüzgardan ağacın yaprakları kıpırdanıyor, insanın içinde bilmediği hisler uyandırıyordu. İnsanın hayallere, düşüncelere dalmasını sağlayan bu görüntünün gerçek amacı neydi? Nasıl bu kadar düşündürücüydü, bu görüntü nasıl bizi içine çekebiliyordu? Zehirli miydi ki? Yada zararlı mı? Sonuçta çok düşünmek iyi bir şey değil ama doğaya baktıkça düşünüp duruyoruz. Bu kolay açıklanabilecek bir şey değil, zaten kolay açıklanabilecek olsa bulunmuş olurdu.

Sabah sabah ne diyordum böyle? Galiba okula erken gelmek bana yaramıyor.

Bu sabah annem bıraktığı için baya erken gelmiş oldum, sınıf bomboş ve sessiz. Kimsesiz gibi ama hâla yaşıyor, tıpkı benim gibi. Gerçi artık tam kimsesiz sayılmam, Arkadaşlarım bir de sevgilim var. Öyle değil mi?

Onlardan önce gerçekten kimsesiz ve sessizdim. Acı vericiydi ama kendimi sıkmaktan acıyı hissetmemeye başlamıştım. Her geçen gün patlamaya yaklaşıyor gibiydim. Eğer ki Taehyung’la tanışmıyor olsaydım, belki de hayatıma son verirdim. Bilemiyorum, hissizleşen insanlar yapmaz mı böyle şeyleri? Benim de hislerim git gide azalıyordu, resmen mutluluk gibi şeyleri unutmuştum.

“Jungkook?” diye gelen sesle sınıfın sessizliği bozuldu. Kafamı sesin geldiği tarafa çevirdiğimde gördüğüm kişi mutluluktan sırıtmamı sağladı. “Ne yapıyorsun burada, erken gelmişsin?” dedi ama benim yüzümdeki gülümseme bozulmuyordu. O bana yaklaşmadan kalkıp yanına gittim ve sıkıca sarıldım.

Taehyung, anlamazca baktıktan sonra sarılmama karşılık vermişti. “Sorun ne miniğim?” dediğinde gözümden bir damla yaş düştü. Neydi beni bu kadar duygulandıran birazdan öğrenecektim. “Taehyung…” dedim, oldukça sesim kısık şekilde. Taehyung ise endişe dolu sesiyle “Hm?” diye bir ses çıkarıp devam etmem gerektiğini hatırlatmıştı.

“Annem…” dediğimde sesim dahada kısık çıkmıştı. Taehyung devam edemediğim cümlenin başı yüzünden panikle beni kendinden biraz uzaklaştırıp “Jungkook, sorun ne? Annene noldu? Korkutma beni bebeğim…” dedi.

Taehyung’un gözlerinin içine ağlamak üzere dolmuş gözlerimle baktım ve “Annem, galiba beni sevmeye başladı…” der demez gözümden yaşlar süzülmeye başladı. Buymuş, meğer beni atak geçirmeye götürebilecek, korkumun altında yatanların başı.

Taehyung “Jungkook…” dedi, şefkat dolu sesiyle. Gözlerini gözlerimden ayırmıyor, bana o gözleriyle bakıyordu. “Biliyor musun? Annemde bana ilk defa şefkatli baktı, senin gibi.” dedim, gözlerimden akan göz yaşlarının ardı arkası kesilmiyordu. Bir tane düşen göz yaşının arkasından bir diğeri düşüyordu.

“İlk defa ailecek yemek yedik, hatta babam tabağıma rulo omlet koydu. Birde! Annem yapmıştı yemekleri, hepsi çok lezzetliydi.” Heyecanla konuştum, gözlerimden yaşlar düşüyordu, yinede heyecanla konuşuyordum.

Taehyung bana sıkıca sarıldığında ben de ona sarıldım ve istemeden üzerindeki hırkayı avuç içlerime alıp sıkmaya başladım.

“Taehyung, çok mutluyum. Bu yaşadıklarım gerçek mi? Her şey düzeliyor mu?” diye sordum Taehyung’a düzeliyor demesini istiyordum, buna ihtiyacım vardı.

“Evet bebeğim. Her şey düzelecek, düzelteceğiz. Senin daha mutlu olman için her şeyi yapacağım, her şeyi.” dediğinde biraz geri çekildim, yüzüne bakmak için. İkimizin yüzündede ben de tanımı olmayan bir gülücük oluştu, çok güzel bir gülücük.

Gözlerim Taehyung’un gülüşüne kitlendiğinde parmak uçlarımda yükseldim, burun buruna geldik. İkimizde nefeslerimizi gülüşümüzde hissediyorduk ve dayanamadım. Taehyung’u gülüşünden öptüm. Dudaklarımız birbirine değiyordu, sadece ufak bir baskı vardı. Birbirimizi hissetmek ister gibiydik, Taehyung beni belimden tutup arkamda kalan sıraya oturtana kadar. Oturduğum sırayla beraber gözlerim açıldı ve kocaman oldu, böyle bir hamle beklememiştim.

Taehyung, dudaklarını dudaklarım üstünde hareketlendirince gözlerimi yeniden yumdum. Elini hâla belimde hissediyordum, ufak hareketlerle beni kendine çekiyordu. Benim ellerim ise onun hareketlerinden sonra boynuna çıktı. Sonra ise oradan saçlarını arasına girdi, saçlarını okşamaya başladım. Biraz dağıtıyorumda denebilirdi.

İkimizinde dudakları kıpırdamayı bıraktığında dudaklarımız yukarı kıvrıldı, gözlerimiz hâla kapalıydı. Birbirimizi görmek için gözlerimizin açık olmasına gerek yoktu, hissedebiliyorduk.

•

Okul güzel geçmişti, Jimin ile sohbet etmiştik bolca. Taehyung ve hyunglar ise bir sonraki maçlarına hazırlanıyordu. Tabii teneffüslerde onlarlada konuşup eğlenmiştik ama Jimin’le daha fazla vakit geçirmiştik. Gerçekten yakın arkadaşlar gibiydik, bu his çok güzeldi.

Jimin, “Jungoo, görüşürüzzz ben buradan gidiyorum.” dediğinde gülümseyip el sallamıştım. Gittiğini gördüğümdeyse yanıma bakıp Taehyung’u gördüm. Annem geleceği için çok yakın durmuyorduk ama gözlerimizle konuşuyorduk zaten.

Taehyung’un gözleri benim üzerimden çekilip arkama bakmaya başladığında ne olduğunu anlamadım. Sonra ise neye bakıyor diye merak edip arkamı döndüğümde Bogum’un yanıma geldiğini gördüm.

Kolunu omzuma attığında gözlerim o ifadeyi kaybetmişti, eski duygusuzluğuna dönmüştü. Bogum “Aaa üzülüyorum ama böyle, iki günlük arkadaşına beni satamazsın. Ona nasıl baktığını gördüm, üzüldüm gerçekten.” diyip güldü. Ardından biraz bana doğru eğilip kulağıma yaklaştığında kafamı diğer yöne doğru çevirdim hafiften ve “Arkadaş mısınız gerçekten?” dediğinde kafamı yine ona çevirip şokla gözlerine baktım.

Sorgulayamadan gözlerim Taehyung’u buldu. Sinirden elleri yumruk olmuştu, bize doğru yaklaştığında ona gelmemesini işaret etmeye çalışmıştım. Biliyordum, gelirse kavga çıkarırdı.

Korna sesiyle üçümüzün gözleride kaldırımın köşesinde duran arabaya döndü. Bu annemdi, içimden bir ‘oh’ çektim. Bir şey olmadan gelebilmişti.

Bogum’un kolundan kurtulup arabaya bindim ardımdan o da bindiğinde camdan Taehyung’a baktım. Telefonumu işaret ettim.

•

Taehyung💞

O piçi öldüreceğim

Minik ressamım💗

Taehyung saçmalama öyle bir şey yapma sakın

Ben de rahatsızım ama annemler var yanımızda sorun olmaz

Taehyung💞

Sen yinede ondan uzak dur sağı solu belli olmaz

Seni rahatsız etmesine izin verme

Yine sana bir şey yapar ve benim haberim olmazsa diye içim içimi yiyor şu anda

Minik ressamım💗

Taehyung🥺

Merak etme zaten ona yakın durmam rahatsız oluyorum

Bana zorbalıkta edemez annesi falanda geleceği için

Annem garip bakıyor gidiyorum ben sonra yazarım sana

❤️

Taehyung💞

Dikkatli ol

❤️

•

Telefonu kapadığımda annem ve Bogum’a baktım. Annemin ufak bakışını gördüğümde kafasını çevirmişti, Bogum ise gülüyordu.

-

Eve gelmiştik, annem arabayı park etmişti. Evden gülüşme sesleri geliyordu. Beraber eve girdiğimizde yemek masası çoktan hazırdı, hatta babam ve Bogum’un anne babası ile sohbet ediyordu.

Salona girdiğimizde ise hepsi ayağa kalkmış, annemle el ele sıkışmıştı. Babam ise anneme sarılmıştı, normalde hiç yapmazdı. Zaten soğuk bir sarılmaydı, ben anlıyordum.

“Jungkook, kocaman olmuşsun görüşmeyeli. Nasılsın bakalım?” dedi, Bogum’un annesi. Yüzümü ufak bir sırıtış aldı, saygısız gözükmek istemezdim. “İyiyim, siz nasılsınız?” dediğimde o da bana gülüp omzumu pat patlamıştı. “İyiyim ben de, hadi oturun bakalım. Annen yine döktürmüş, soğumadan yiyelim.”

Annemin yanındaki sandalyenin arkasına geçtim ve herkes oturunca oraya oturdum, Bogum ise kendi annesinin yanındaydı.

Herkes yemeğe ve sohbete başlamıştı, zaman çabuk geçiyordu. Sohbette ettikleri için yavaş yiyorlardı, ben çoktan bitirmiştim. Zaten çok yiyesimde yoktu.

Annem ayağa kalktığında gözlerimi kitlediğim ellerimden ayırıp anneme çevirdim. “Bu sohbetin yanında şarap iyi giderdi, hemen getiriyorum.” diyip mutfağa doğru gitmişti.

Annem ve babamın yüzleri başkalarının yanında hep gülerdi, bana ise hep korkutucu yüzlerini kullanırlardı. Şu anda durum aynıydı. Babam gülerek konuşuyor, annem dediklerine gülerek karşılık veriyor, devam ettiyordu. Keşke banada böyle baksalar diye düşündüm içimden. Tam o sırada annem içeriye 3-4 şarap şişesiyle gelmişti.

Masaya koyup bardaklarını doldurmaya başladığında gözlerim Bogum’a kaydı. Bana bakıyordu, bir de gülüyordu. Ne olduğunu çözemiyordum, ne istiyordu?

Ona sorgularca baktığımı görünce kafasını şaraplarını yudumlayıp konuşan büyüklerimize çevirdi.

“Nam-kyu amca ve Ji-hye yenge, size bir şey söylemem gerek.” dediğinde anlamaya çalışıyordum. Herkesin bakışları Bogum’u bulmuştu ve annem cevapladı. “Tabii Bogum, söyle bakalım.” Ortam ciddileşti.

“Jungkook hafta içleri nereye gidiyor biliyor musunuz?” dedi, bogum ve dona kaldım. Lütfen düşündüğüm olmasın diye içimden geçiriyordum.

Bu sefer babam konuştu, “Evet, okulunuzda matematik kursuna kalıyor. Bir sorun mu var ki?” sorgulayıcı sesiyle.

“Bogum? Öyle bir şey mi vardı? Sen niye gitmiyorsun?” diye sinirli olduğu belli olacak sesiyle konuştu annesi. Bogum ise annesine gülerek bakmış, ağzından güldüğü belli olan bir nefes sesi çıkmıştı. “Öyle bir şey yokta o yüzden anneciğim.” dediğinde beynim uyuşmaya başlamıştı.

Korku dolu gözlerimi babama çevirdiğimde onun gözleride bana dönmüştü, gözleri sinirle korkutucu bakıyordu. Bakışlarını gördüğümde ellerim titreme başladı, kafamı direkt öne eğdim. Neler oluyordu, Bogum nereye gittiğimi nerden biliyordu?

Gözlerim korkuyla titredi, babamın bakışlarını üzerimde hissediyordum.

“Bogum, ne demeye çalışıyorsun?” dedi, annem. Annemin bu sorusuyla kafamı kaldırıp Bogum’a baktım. İçimden ‘lütfen gittiğim yeri biliyor olmasın, biliyorsada söylemesin’ diyordum çünkü söylerse yaşama imkanım olur muydu, bilmiyorum.

“Açıklayım, size matematik çalışıyorum diyen Jungkook…” sözü yarıda bir kaç saniyelik kesip bana baktı, resmen alay ediyordu. Hayatımla oynadığının farkında mıydı? Çünkü gülüyordu.

Bogum sözünü devam ettirip “Jungkook, resim derleri alıyor.” dediğinde içimden siktiri çektim. Gözlerim annem ve babama döndüğünde babamın kararmış gözleri, annemin sinirli bakışlarıyla karşılaştım.

Babam gözlerini benden ayırmazken “Bogum, Jungkook’un kursa yazılabilecek bir parası yok yalan söylemiyorsun değil mi?” dedi.

“Onuda açıklığa kavuşturayım hemen, Jungkook sınıfımıza yeni gelen bir çocukla çıkıyor. Onun masraflarınıda çocuk karşılıyordur muhtemelen.” dediğinde annem ve babam ‘ne’ diye bağırarak Bogum’a döndü.

-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.