Merhabaaaaaaa herkesee çok iyi bir bölüm olduğunu düşünüyorum umarım sizde beğenirsiniz.
(İYİ OKUMALARRRR)
Zaman gecmiyor bu günden kurtulamıyorum
"Dur!" Dedi arkamdan biri bağırarak
"Yine mi sen!" Dedim ve arkamı döndüm ama arkamdaki o çocuk değildi.
Arkamdaki yaşlı bir teyzeydi
"Doğru yoldan gitmiyorsun gitmiyorsun!" Dedi teyze bağırarak insanlar bana bakıyordu
"Kanlısın kanlı git buradan git! Kanlı!" Dedi ve beni itti
"Ne yapıyorsun be manyak kadın!" Dedim yerde kadın üstüme yürüyordu beni öldürecek gibi.
"Ölmen gerek senin ölmen gerek 2 0 2 9 sayılar, ölmen gerek!" Dedi ne diyor bu manyak
"Git be!" Vursam olmazdı insanlar bakıyordu.
Kadın bana yaklaştı ben duvara kadar gelmiştim gidemedim kadın yaklaştıkça yaklaştı en sonunda kollarını kaldırıp beni boğmaya başladı.
Eline vursamda beni bırakmadı.
Kıp kırmızı olduğumu anlamıştım o an o çocuk geldi ve beni boğan Teyzeyi tutup yere attı.
O an yere düştüm nefes almaya çalıştım
"İyi misin?" Dedi çocuk hemen konuşacak halde olduğum için başımı salladım.
"O kadın kim?" Dedi ona baktım
"Sence bilsem bunu yapmasına izin verirmiydim" dedim.
"Senide yanlız bırakmaya gelmiyor" dedi sırıtarak ya sabır ya havla kuvvet bu çocuk beni delirtecek ben anladım.
"Buradan gitmek istiyorum" dedim ve evimin yoluna yürümeye başladım
"Bekle!" Dedi arkamdan çocuk ve yanıma geldi
"Sen kuyruk filan mısın?" Dedim
"Hayır" dedi hemen net bir cevapla.
"Neden geliyorsun peşimden?" dedim
"Yolda bu yaşta ölme diye" dedi
"kendimi koruyabilirim" dedim küçük bir kahkaha attı
" O yüzden o Teyzeyi engelleyemedin" dedi hemen cevap verdim
"İnsanlar bakıyordu hem yaşlıya şiddete karşıyım" dedim hala gülüyordu
"Peki. O zaman neden okuldakilere kendini koruyamadın?" Dedi
"Biliyorsun müdür var ailemi olaya sokamazdım" dedim sesim üzüntüye düştüğü an çocuk gülmeyi bıraktı.
Bir süre sonra benim apartmanıma geldik
"Evime geldim artık gidebilirsin" dedim
"Yarın görüşürüz bomba" dedi arkamı dönüp
"Bomba mı?" Dedim ona bakarak
"Evet bomba bazen patlıyorsun bazen patlamıyorsun hatta çok güzel patlıyorsun" dedi
"Peki o zaman sanada görüşürüz Ateş" ateş mi birine lakap takmadığım kalmıştı oda oldu.
Eve girdiğimde tam kapıyı çalacaktım ki kapı açıldı annem kapıda beni bekliyordu.
Onu umurdamadan içeri girdim
"Neredeydin?" Diye sordu
"Çok mu umrunda?" Diye cevap verdim ona, ona bakmadan çantamı solondaki koltuğa koydum
"Neden geç kaldın?" Dedi neden böyle sorular soruyorsun?
"Sanane" dedim öylece baktı
"Boynundaki morluklar ne?" Dedi Va bana yaklaştı
"Dokunma bana!" Dedim ona kızarak
"Seni düşünende kabahat!" Dedi
hemen odama gittim.
Arkamdan ona "beni düşünme!" Dedim ve odamın kapısına kapattım.
Önüme bakar bakmaz odam hava alsın diye pencereyi açmaya yöneldiğimde pencereyi açamadım bir an pencereye dikkatlice baktım ve çivili olduğunu fark ettim.
Hemen kapıyı açtım ve o kadının olduğu odaya yöneldim.
Artık ona anne diyemiyordum...
Hızlıca odaya dalsım ve ona haykırmaya başladım
"Sen nasıl benim penceremi çivilersin!" Dedim kızgındım haklıydım.
"Bir daha kaçma diye" dedi çok sakince
"Sen benim ölüm sebebim mi olacaksın be kadın!" Dedim öyle bir bağırıyordum ki diğer daireler bile sesimi duyuyor olmalıydı.
Konuşmuyor telefonuyla uğraşmaya devam ediyordu
"Sence ben o pencereyi açamaz mıyım?" Dedim sakince bir tavırla.
Bana öylece baktı ve telefonunu bıraktı.
Hızlı bir sinirle odama yürüdüm ve kapımı kırarcasına açtım.
Bir sinirle pencereme yürüdüm ve pencereyi kenarlarından tuttum.
Tüm gücümle pencereyi çektim ama çıkmadı.
İkici denememi yaparken daha sıkı tutum ve çektim çiviler biraz ciksada tam çıkmadı.
Üçüncü çekişim olacaktı bu sefer daha sıkı tutum ve şuana kadar tuttuğum bütün sinirleri topladım ve pencereyi tüm gücümle kendime doğru çektim.
Belim çalışma masamın kenarına çarptı ama pek bir acı hissetmedim elimde kırılmış bir pencere vardı.
Evet elimde bir pencere vardı, pencereyi daha sıkı tuttum ve pemcereyle birlikte o kadının yanına gittim.
Odaya vardığında hızlıca elimdeki pencereyi onun önüne attım.
Bana öylece bakıyordu
"Manyak mısın lan sen!" Dedi bide soruyormuydu?
"Ben sana daha demin ne dedim "ben o pencereyi çıkarırım" dedim ve dediğimi yaptım... Bak işte önünde!" Dedim ve odadan çıktım.
"Kırmızı bunu nasıl söktüysen öyle geri takıyorsun tamamı!" Diyordu arkamdan hemen karşılık verdim "sen nasıl onu oraya çivilediysen geri çivilersin" dedim ve odama geçip kapıyı kilitledim.
Pencereye geçtiğinde serin hava yüzüme vuruyordu etrafa bakıyor aşağıda herhamanki gibi çocukları izliyordum.
Aşağıda bir çocuk dikkatimi çekti aşağıda bir çocuğu sıkıştırmış zorbalıyorkardı onlara baktım ve bağırdım
"Hey gerizekalılar bırakın çocuğu!" Dedim sanki bir işe yarayacak mış gibi.
Aralarından gülüşerek bana baktılar
"Sen ilk önce aşağı inmeyi öğren" dedi nasıl bir ergenlik bu ya nasıl bir otistiklik bu!
Çocuğun dediğini yaptım ve her zaman aşağı indiğim boruya tutunarak ayağa indim.
"Hadi beni uğraştırma bırak çocuğu" dedim bana tekrar güldü
"Küçük kız konuştu" dedi ordan biri
"Ahh lütfen aileme zarar verme" diyordu biride
"Eh sizin zararınıza" dedim ve boynumu ve parmaklarımı tıklattım.
"Bak küçük bayan git burdanda belanı bizden bulma" dedi ordan zargana çocuk
"Gel senle başka yerlere gidelim biz mesela yatak odası gibi" dedi ordan şişko sinirimi tık ettiklerinde onlara yaklaştım.
"Birincisi bayan değil kadın!" Diyerek zargana dediğim çocuğun yüzüne bir yumruk yapıştırdım çocuk orada geriye giderek
"İkincisi de kim seni bu şişko halinle alırdı ki?" Dedim ve ona da bir tekme attım o fazla geriye fitmesede acısını hissettim.
"Sen o çocuktan aldığın herşeyi bana veriyorsun yoksa sonun o minik elini kurmakla bitecek" dedim ve elindeki poşeti bana verdi poşete baktım ve içinde biraz para ve bir kaç kolye vardı.
Poşeti çocuğa vermek için ona yürüdüğümde arkamdan biri saçımdan tuttu ve gülmeye başladı
"Arkadaşlar sana iki seçenek sunmuş canım benim" dedi ve tekrar arkamdan güldü.
Çocuğa ilk başta dirseğimle karnına vurdum sonra ayağımla onun dizine dengesini kaybedeceğindede kolunu tutup döndürdüm ona ani bir tekma attım.
Çocuk yere yığıldı an "bir daha saçıma dokunma" dedim çocuğa yürüdüm ve poşeti verdim
"Sen küçük kız!" Dedi arkamı döndüm ve...
(Günümüz)
Patronu görmüştüm ama daha güzel Bia anda görsem daha iyiydi
"W Q'yu bırak" sesi değiştirilmişti cihaz kullanıyordu.
Adamı bıraktım ve ayağı kalktım o an Q da ayağı kalmtı
"Lekesiz Gözü onlara ver" dedi Patron "O artık bizim hakkımız" dedi
"Bana karşımı geliyorsun?" Dedi patron ona
"H hayır asla" dedi korkarak Q
"Sekiz içerden Gözü getir" dedi patron yanındaki gri takip elbiseli adam gözü almak için içeri geçti.
Patron bana bakıyordu Gözleri onun gibi simsiyahtı elleri arkasında adamı bekliyordu.
Adam bir süre sonra içerden çıktı ve elinde Göz yani Çip vardı Çipi patrona verdi sonra Patron çipi bana uzattı.
Çipi aldım aynı sırada yerden silahımı da aldım.
"Diğer insanların eşyalarını çalmazsın artık" dedi ordan bir adam sesi cihazız dı.
İsim bittigi için ses çıkarmadan kapıya doğru ilerlerken arkamı dönmeden Lekesizin bir bacağına sıktım patron bile birşey demedişti.
"Bunun bedelini ödeyeceksin Red!" Dedi küçük bebek inleyerek.
Giderken ona el salladım.
Bir an aklımdan patron ne düşündü diye geçse de boş verip kapıya yürümeye devam ettim.
Kapı açıldığında biraz ilerdeki arabama yürüdüm.
Arabaya yaklaştığım an biraz yanımda bir araba durdu.
Plakaya bakacak zaman kalmadan kapısı açıldı ve gördüğüm ilk şey patrondu.
İçimde minnacık bir ürperme olmuştu
"666 Red bizimle geliyorsun" dedi grimsi bir ton giyinmiş adam
"Neden sorabilir miyim?" Dedim
"Patron öyle istiyor" dedi.
Kapının yarısı açılmamış patronu göremiyordum biraz tedirgin olsamda kafamı tamam der gibi salladım
"İçeri geçebilirsiniz" dedi adam tam o an takip etmeyi tercih ederim diyecektim ki kapının diğer tarafıda açıldı ve patronu gördüm.
Siyah takım elbiseli adam beni biraz süzerken gri takım elbiseli adam arabaya binmemi bekliyordu.
Arabaya bindiğim an telefonumun arabada olduğunu fark ettim.
Yolda giderken camların perdeli olduğunu fark ettim. (Dışarıdan gözükmeyen ama içeriden gözüken cam)
Siyah takım elbiseli adamın telefonu çalmaya başladığı an telefonunun markası dikkatimi çekti bizim polisle aynı markaydı ama arayan kışın kim olduğunu göremedim.
Patron arayan kişiyle İtalyanca konuşmaya başladı
"Alo sizi 10 dakika önce işim var demiştim... Öylemi tamam ben Sekize söylerim... Hayır asla WW bu işe girmeyecek asla tamam mı!" Dedi ve telefonu kapattı
"Zirve aradı İtala'daki WW işe sokacaklarını söylüyorkar sen ilgilen onunla benim işlerim var" dedi hala cihaz kullanıyordu çıkarmıyordu patron olduğu için herhalde.
Neredeyse 1 saat sonra büyük bir eve geldik.
Araba kendi kendine açıldığında ilk başta gri takım elbiseli adam indi sonra beni bekledi.
Arabadan bende indim benden hemen sonra patron indi.
Gri takım elbiseli adamın yanına bin koruma geldi gri takım elbiseli adam korumaya sessizce bir şey söyledi o an Ptron yürümeye başladı.
Adam bana gel işaretini yapınca adamın arkasından gittim.
Evin kapısı açıldığında içerden hiçbir ses gelmiyordu. Neredeyse ölüm sessizliğiydi...
Eve geçer geçmez arkamızdan kapı kapandı.
İçeriye girerken biraz irkildim.
Çok sessizdi büyük ihtimal evde birileri vardı ama ses çıkarmıyorlardı.
Bir adam beni durdurdu
"Senin burada ne işin var! Bu bir kız!" Dedi bağırdı elimi çektim ve adamın yüzüne bir yumruk attım.
Adam yere yığıldığı an önüme döndüm gri takım elbiseli adam bana bakıyordu
"Refleks" dedim sessiz bir şekilde. Ah seni gerizekalı patronun yanında tanımadığın birine neden vuruyorsun!
İçimden kendime sövüyordum.
Bir odanın kapısına geldik. Kapı gayet büyüktü.
Gri takım elbiseli adam odaya geçti ve masanın hemen yanında olan siyah koltuğa oturdu sonra kapı kapandı arkama baktım ve önüme geri döndüm.
"Otur" dedi gri takım elbiseli adam bana bakarak.
Öylece bekliyordum ne zaman konuşma gereği bulunacak diye.
"666 Red" dedi ona baktım bu iş cidden benim okul zamanına dönüyor gibiydi.
"Neden konuşmuyorsun?" Dedi bana baktı
"Neden burada olduğumu anlamaya çalışıyorum" dedim ona bakarak.
Bana baktığında biran sessizlik oldu
"Biliyorsun ki buradaki tek kadın katil sensin" dedi gözünü gözümden kaçırmıyordu.
Devam etmesi için gözümü kaçırdım
"Ve daha 2 gün önce seni haberde gördük" dedi neden lafı dolandırıyorsun söylese direkt!
O lafa girmeden ben girdim lafa
"Bu olay önceki kişilerede olmuş ama çoğu yakalanmamış veya öldürülmemiş. Ayrıca insanlar şuan beni destekliyor" dedim ona bakarak.
Bana kaslarını çatmış bakıyordu büyük ihtimal.
"Senin vyy sayın kaç?" dedi bana
"50" dedim Bana baktı ve bilgisayar da birşeyler yaptı.
"50..." Dedi ve başını salladı "50 gayet güzel bir rakam ancak diğer üstlere görede biraz az" dedi şuan adama bakıp "diğer kişilere göre az mı? Biri 60 62 mi ne aramıza sadece 10 kişi var bunu geçtim bunlar kardeş ve ben öne geçecem kavgası yapıyorlar!" Diyesim geldi ama diyemedim.
"Tam olarak nevdemeye çalışıyorsunuz... Zamanım azalıyor buradan gitmem gerek işlerim var" dedim adama.
"Normalde bizde seni bu kadar tutmayı beklemiyorduk işler değişince böyle oldu" dedi adam bide açıklama yapıyordu hala.
"Konu şu ki 4 üstteki kişilere bir saldırı düzenlendi ve çoğu öldü bu kişilerin Rus mafyası olduğunu düşünüyorüz" dedi adam ve tekrar duraksadı
"Seni bir gizli göreve göndereceğiz" dedi gözlerim büyümüş bir şekilde ona bakıyordum
"Seni Rus mafyalarına gizli ajan diye sokacağız ve orada 3-4 ay gireceksin sana güvenmeye başladıklarında oradaki Patronlarını öldüreceksin"dedi adam gözlerimi daha büyük açtım
"Ne yani beni Rus mafyalarına mı satacaksınız?" Dedim adam bana baktı öylece
"Hayır asla sadece gizli bir görev red yapabilirsin hem belki yaparsan seni 2. Üsse koyarız" dedi ikna edici bir teklif bu ama karasız kaldım.
Bir süre düşündüm ve kabul etmeyi seçim.
"Tamam" dedim adamın maske altından gülümsediğini görebiliyord-
um.
"Kabul edeceğini biliyordum hazır ol Moskova'ya gidiyorsun onlarla çoktan anlaşma yapmıştık" dedi Moskova'mı bu adam benimle şaka mı ediyor anlamadım, büyük bir şok yaşadım.
"Ekibin seni Moskova'da bir yerde takip edip izliyecek aynı zamanda bizde öyle" adamı dinliyor konuşmuyordum
"Seni iki gün sonra havalimanından alacaklar ve sana bir çip yada izleme cihazı takabilirler dikkat et ve sadece önemli olduğunda bizi ara bütün masraflar bizden olacak" dedi tekrarmı düşünsem diye düşündüm ama artık boş verdim olan oldu.
"Masrafları karşılamanıza gerek yok ekibim bizden uzak bir yerde olacak onlar benden bir gün sonra Rusya'ya gelecek" dedim ve ayağı kalktım
"Herşeye hazırlıklı olmayı unutma" dedi adam ve içeri bir koruma girdiğinde ona ingilizce'yle
"Red hanım için bir araba hazırlayın ve onu arabasına kadar götürün" dedi.
Korumanın arkadından giderke bu eve doğru bir aracın daha geldiğini fark ettim arabanın içine bakmaya çalıştığımda camların perdeli olduğunu fark ettim.
Araç büyük kapının önüne gelene dek durmadı, en sonunda durduğunda bakmak için arkamı döndüm ama öndeki adam beni arabaya çağırdı.
Dikkatimi kaybedip arabanın içindeki kişiyi göremedim.
Arabaya bindiğimde en son geldikleri yoldan geri gitmek için yola koyulduk.
Beni arabamın yanına bıraktıklarında ingiliz koruma bana "sekiz sana konumu yollayacak sen havalimanına gidecek sonra seni alacaklar" dedi İngiliz koruma.
Ona başımı salladık tan sonra arabadan indim.
Onlar gittiğinde kendi arabama bindim ve telefonumu elime aldım aramalarla ve mesajlarla dolu telefonum.
3 kere Dua aramış normal, 2 kere Bartu aramış, 2 kere polis aramış bu garip ve 3 kere özel numara aramıştı.
İlk başta polisi arayarak başladım
"Ne oldu herkes aramış beni" dedim polise
"Olayların farkında değil misin?" Dedi bana
"Ne oldu" dedim
"Şirketini ve evini polisler bastı aynı zamanda garajıda" dedi yerimden sıçradım "Ne! Neden!" Dedim
"Bilmiyorum onu Dua ya sor istersen" dedi
"Tamam" dedim ve hemen telefonu kapatıp Dua yı aradım.
"Alo Dua iyi misiniz ne oldu doğru düzgün anlat" dedim telaşla
"Sen neredesin! Biz böyle işlerle ilgilenirken sen neredeydin!" Dedi Dua yı ilk kez böyle kızgın görüyordum
"Herşeyi anlatacağım ama sen ilk ne oldu anlat" dedim.
"Bende olayı bilmiyorum Gizem Aydın'la şirketteyken bir an polisler gelmiş Gizem onlara arama emirlerinin olup olmadığını sormuş onlarda var demiş işte sonra Şirketi aramışlar birşey bulamayınca evine gitmişler orada'da birşey bulamaış-
lar sonra zaten garaja geldiler buz alt katı gizledik ama tedirgin oldular" dedi
"Sizi almadılar değil mi?" Dedim hemen
"Hayır hayır bizi almadılar... Sen neredeydin?" Dedi
"Gelince anlatacağım" dedim ve telefonu kapattım.
Aceleyle garaja varmaya çalışıyordum arabayı o kadar hızlı kullanıyordum ki birine çarpışsam havayla uçardım.
Trafik lambaları da durmak zorunda olduğum için duruyordum ki arkam- yapayım mı
dan birden bir araba çarpmasıyla kafamı direksiyona çarptım.
Hemen arabadan indim
"Oha oha yuh yani önünü görmüyor musun gerizekalı!" Dedim haykırarak araba biraz büyüktü.
Arabadan siyah takım elbiseli biri indi.
İnan kişiye öylece bakıyordum
"Özür dileriz şoförün dikkatsizliği" dedi adam
"Patronum mafraslar için bu çeki verdi" dedi büyük cüsseli siyah takım elbiseli adam.
Adam hala elini uzatmış bakıyordu
"Benimle dalgamı geçiyorsun?" Dedim çekte neredeyse 50.0000 TL vardı
"Bak kadın uzatma daha fazla para veriyoruz olmuyor ne başka birşey mi istiyorsun" dedi imalı bir şekilde.
Gözlerim büyümüş bir şekilde adama bakıyordum en sonunda ona biraz yaklaşıp bir tekme attım.
Adam gerileyerek aracın kapısına çarptı
"Sadık orada neler oluyor?" Dedi arabada biri daha vardı ama bir dakika sadık mı?
Arabadan biri daha indi yüzünü hafif kapatmıştı koronada takılan maskelerden takmış ve başında da şapka vardı .
Diğer adam atağı kalktı
"Manyak mısın lan sen!" Dedi inleyer-
ek.
"Patron izin ver şunun işini bitiriyim" dedi bir an gülecek gibi oldum
"Artık insanlar birine vurmak için patronundanmı izin alıyor?" Dedim dalga geçer gibi ve dalga geçtim.
"HasbinAllah" dedi oradaki koruma
"Arkadaşını alda annesinin yanına götür daha fazla aglamasinyburada yola yazık" dedim ve dönüp arabama bindim.
Arabama biner binmez Dua'yı hatırladım ve biraz daha hızlı oldum.
Aceleyle tekrar yola koyuldum.
Bu sefer çoğu trafik lambasıns bakmadım ve geçtim, hızlıca garaja vardım ve arabamı gelişi güzel park ettim.
Arabadan idim ve hızlı adımlarla garajın kapısını açıp içeri girdim girdim denilmez ama neyse.
İçeride Dua, Umut ve Bartu vardı.
"Neden geç kaldın?" Dedi Dua
"Yolda bir gerizekalı arabama vurdu onunla uğraştım" dedim "nen bu gün hiç yoktun?" Dedi hemen Dua
"O konu şöyleki..." Dedim ve duraksadım.
İş teklifine kadar herşeyi onlara anlattım
"Ee sonra iş teklifine ne dedin?" Dedi Umut merakla
"Kabul ettim" dedim biraz bekledikten sonra
"Ne?" Dedi Bartu şaşırarak.
Bir süre bir sessizlik oldu ve sonra umut konuşmaya başladı
"Peki işin ne olduğunu söyledi mi?" Dedi bu meseleyi onlara nasıl söyleyecek tim? Neyse direkt şöyle birşey olmaz.
"İş Rusya mafyasına sızmak" dedim Dua nın gözleri büyüdü ve bana baktı
"Oha" dedi ordan Umut Bartu birşey demiyor susuyordu.
"Ama işi yaparsam biz 2. Üsse geçeceğiz yani sadece Rusya mafyasına sızıp kendimi onlara güvendirmek sonra zaten biliyorsu-
nuz" dedim
"Tehlikeli olmaz mı?" Dedi Bartu
"Ne tehlikesiz ki?" Diye yanıtladım onu.
Garajın kapısı açıldı içeri Aydın ve Gizem girdi. Polis neredeydi?
Çantamı açıp içinden telefonumu aldım ve polisi aradım ama meşgule attı beni bir an telefonla bakıştım.
Telefonumu çantama geri koydum ve onların yanına döndüm.
"Ben şunu söylemeyi unuttum sizde benimle Rusya'ya geliyorsunuz" dedim ve dediğin an Umut yerinden sıçradı ve sevinmeye başladı.
"Aydın sen gizeme anlatmışsın dır" dedim ve Aydın başını salladı.
Gizem ve Aydın pek sevinmiş gözükmüyorlardı. Gizeme ne oldu gibi sorarcasına baktım yüzünü çevirdi
"Ne oldu?" Diye sorduğumda birbirle-
rine baktılar ve sustular
"Size soruyorum" dedim Gizem koluyla Aydın'ı dürttü ve aynısını Aydın Gizeme yaptı
"Söylemenuz için size 10 saniye veriyorum" dedim ve tekli koltuğa oturdum.
"Neyse söylüyorum" dedi Gizem
"6" dedim onlara bakmıyordum
"Bu gün biz polisi gördük" dedi Gizem merakla onlara baktım
"Ve..." Dedi Gizem
"Ve ne?" Dedim hemen
"Polis bizim adamı ormanda gömüyordu" dediği an gözlerin fal taşı gibi açıldı ve Gizem'le Aydın'a baktım
"Ne?" Dedim onlara şok olmuştum
"Ama yanında bir sürü adam vardı ilk maske takıyordu ama sonra çıkardı bizde gördüğümüzde şok olduk" dedi aceleyle Gizem
"Peki sizin orada ne işiniz vardı?" Dedim
"Şuan bunu mu düşünüyorsun?" Dedi Gizem bana evet bunu düşünüyord-
um ki bunu söylemediler sustular.
"Sana bir soru sordum Gizem" dedim çok ciddiydim
"Sana adam gözümüzün önünde adam gömdü diyoruz ve sen bunu mu sorguluyor sun?" Dedi Gizem şaşırarak. Evet bunu sorguluyordum çünkü merak ediyordum yani siz ikiniz altını çiziyorum ikiniz orada ne yapıyordunuz.
"Sana bir siru sordum Gizem! Soruma cevap ver" dedim ona
"Ciddi olamazsın" dedi Gizem
"Biz bir süredir onu takip ediyoruz" dedi ordan bir anda Aydın yüzümü ona çevirdim
"Araştırdıklarımız pek umut verici gelmedi" dedi sonra
"Bu olayı kimse bilmeyecek ne polis ne de bir başkası 2 güne hazır olun yeter" dedim bu olaydan onları çıkaracaktım bu işi ben halledecektim...
"Tekrar diyorum Gizem iki güne hazır olun Moskova'ya gidiyoruz" dedim ve hemen garajdan çıktım arabama bindim ve orman evine gittim.
Orman evine vardığımda evin yanına bir R25 gördüm bu bir motordu siyahtı kimin bilmiyordum çantamdan evin anahtarını çıkardım kapıya doğru ilerledim.
Kapıyı açar açmaz ışıkları açtım ve içeri baktım sessizdi, arkamdan kapıyı kapattım ve çantamı alıp yukarı çıktım.
O kadar yorgundumki gidip direkt uyumak istiyordum.
Aşağı kattan bir ses duyduğum an irkildim polisin olduğunu düşünerek odama yürümeye devam ettim.
Odama geçtim ve yatağa uzandım.
Aşağıdan sesler kesildiğinde ışıkların kapandığını görünce yataktan kalktım ve; "bu sefer şaka yapma!" Dedim polise ışıkları tekrar açıld