İçeriğe geç

RED

Bölüm 4 · 15 dk okuma

RED

Bölüm 4

3 bölüm Yakalanmak için iyi bir sebep

Acemi bir yazar olarak yazdığım

minik hikayenin devamı istee!

Herkese iyi okumalarrr seviliyorsunuz

"Anne?" Dedim ona baktım bana yürümeye başladı ve sacımdan tuttu

"Ne yapıyorsun sen!" Dedim bağırdım başım açıyordu, sım sıkı tutmuş bırakmıyordu.

"Sen ne cüretle evden kaçarsın! Ha!" Dedi konuşamıyor onun ellerini tırmalıyordum.

"Kaçmadım sadece dolaşmaya çıktım seni manyak!" Çalışma masamın üstündeki en kalın defteri almaya çalıştım ve defteri tuttuğum an onun sırtına vurdum.

Geriye gitti "seni iğrenç çocuk!"

"Kes sesini ve çık odamdan!" Dedim sinirim o kadar bozulmuştu ki elimde olsa öldürürdüm bu kadını

"Sen hangi hakla beni kendi evimin odas"

"Asıl sen hangi hakla benim saçımı tutup çekiştirirsin!" Cümlesini tamamlamasına izin vermedim.

Tekrar üzerime yürüdü ve bana bir tokat attı

"Sakın bir daha bana bağırma yoksa seni gebertirim! Tamam mı!"

"Çık dışarı! Defol! Çık!" Onu odadan dışarı attığım an kapının arkasından konuşmaya başlamıştı

"Seni gebertirim anladın mı gebertirim!" Diyordu.

"Ağlama kırmızı... Ağlama söz verdin ağlamayacak'sın... Söz verdin" dedim kendime kaç kez ağlamamalıydım olmaz olmaz!

"Hayır kırmızı ağlama söz verdin ağlama!" Kendi kendime kızıyordum ama ağlamamalıydım olmaz babama söz verdim olmaz ağlarsam sözümü tutmamış olurdum.

Bir süre yastığımla boğuştuktan sonra yerimden kalkıp aynaya baktım.

"Şu sacımın haline bak" dedim kendi kendime ve sonra saçımı düzeltip odamdan çıktım

"Nereye!" Dedi oturma odasından geriye dönüp ona baktım ve "Duşa" dedim

"Anca israfsın israf" dedi ve duşa girip kapıyı kapattım.

-💦-

Duştan çıktıktan sonra hemen odama gittim ve üstümü giyinip yatağıma girdim, kapıyı kilitlemeyide unutmadım.

-💤-

"Allah'ın cezası uyan!" Dedi yine manyak kadın.

Ayağı kalktım ve dolabıma yürüdüm hemen okul formamı giyindim çantamı düzenledim ve hiç birşey demeden kapıya ilerledim.

Ayakkabımı giyindekten sonra askılıktaki çeketlere bakıp birinden 30 TL aldım ve kapıyı açıp dışarı çıktım.

Binadan çıkınca hızla okula yürüdüm bir günün daha bitmesini istedim her zamanki gibi.

Okula vardiğimda sınıfıma girdim

"Lan Kırmızı çilek ne yapıyorsun" dedi Damla

"Dedi Damla denen 1.40 boyuyla küçük varlık" dedim ona baktım

"Sanki sen çok uzunsun gerizekalı!" Bağırdı aman ne korktum

"Evet en azından senden uzunum" dedim ve sınıftan çıkmak için ayağı kalktım.

Damla beni tuttu ve tokat attı acıt madı...

Bende ona aynısını yaptım ama daha sertini

"Ne oluyor burada!" Dedi müdür

"Hocam kırmızı bana nedensiz yere tokat attı" dedi Damla ve ağlamaya başladı o kadar çok şaşırmıştım ki

"Ne! Hocam yalan söylüyor ilk o bana vurdu!" Dedim

"Hocam biz şahidiz! Değilmi gül"

"Ne... Evet biz şahidiz kırmızı damlaya tokat attı hemde durduk yere" hepsi yalan söylüyordu.

"Hocam yalan söylüyorlar!" Dedim ikna etmeye çalıştım

"Kızın şahitleri var... Kırmızı hemen odama geliyorsun!" Dedi şok oldum o küçük p*ç bana iftira atmıştı! Çok sinirim bozulmuştu!

Hocayı takip ettikten sonra odaya girdik

"Annenin telefon numarasını şöyle" dedi hayır"hayır olmaz annem olmaz hayır!" İçimden o kadar bunu sayıkladım ki.

Hocaya annemin numarsını söylemedim

"Kızım söylesene!" Dedi bağırdı ona baktım

"Hocam lütfen annemi ise katmayın lütfen yalvarırım annem olmasın" dedim hocaya resmen yalvardım.

"Neyse tamam bir daha olmasın" dedi ve hocaya gülerek yanından ayrıldım sınıfa geri döndüm.

Ders başlamıştı.

Kapıyı çalıp yerime oturduğum an Damla ve arkadaşları gülmeye başladı. Hiç umrumda değildi.

Teneffüs oldu ve kantine çıkmak için sınıftan çıktım.

Damla yanıma geldi

"Ne oldu hoca sana acıdımı" dedi ona güldüm ve; "bence yaptıklarına dikkat et 140" dedim ve arkamı dönüp kantine yürümeye başladım.

Bir süre sonra okul bitti ve çantamı alıp dışarıya çıktım.

Dışarıya çıkar çıkmaz biri arkamdan bağırdı.

"Kırmızı çilek" dedi arkamı döndüm

"Ne var" dedim ona bu saf salak damla nın sevgilisiydi yine dar pantalon ve içlik giymiş beni uyarmaya geliyordu.

"Ben seni cıtırlı benim sevgilime yanaşma diyorum kötü olacak diyorum beni anlamıyorsun. Şimdi sana ne yamamı istiyorsun?"

"Sen ne sacmalıyorsun" dedim ona elini ağzina götürerek bir ıslık çaldı ve başka taraflardan adam getirdi neredeyse 8 kişiydiler o gerizekalıyı sayarsak 9.

"Ben normalde kadına şiddete karşıyım ama... 2012'deyiz bebeğim!" Dedi ve bir ıslık daha çaldı etrafımdaki kişiler üstüme yürümeye başlayınca ne yapacağımı şaşırdım.

O kadar güçlü değildim hepsini dövemezdim.

Ne yapmalıydım? Nasıl kaçacaktım? Kaçabilecek miydım?

Kaçaçaktım başka ceram yoktu.

Tam onların arasından kaçacakken biri kolumdan tuttu o an onun konunu ters çevirdim, biri gitmişti peki diğer 7 kişi?

"Kazanmayacağım birşeye niye gireyim" dedim kendi kendime ve bıraktım.

Onlardan biri sağ kolumdan biri sol kolumdan tuttu ve saf gerizekalı barış yanıma yaklaştı

"Ah kırmızı Çilek üzüldüm sana" tam gücümle ayağımı kaldırıp ona bir tekme attım.

Geriye doğru sarsıldığı an gülmeye başladım

"Sen bittin! Başlayın!" Dedi ve Damla yanıma geldi.

Bir tana tokat attı Allah'tan açıtmıyordu

"Seni gerizekalı ezik" dedi ve güldü

"Bu kızın işini bitirin!" Dedi, ne bu filmdenmi esinlendi.

Diğerlerdi de bana vuracağı an arkamdan bir ses duydum

"Barış!" Atkamı dönemiyordum kim göremiyordum.

"Ne var Deniz... Görmüyor musun işim var" dedi barış

"Bu işleri bitir memismiydin?" Dedi çocuk

"Sanane" dedi barış çocuk girerek yaklaşıyordu

"Devam edin siz" dedi

"Dur!" Çocuk gittikçe yaklaşmıştı

"Deniz benim işime karış ma!"

"Barış kızı bırak" dedi ve yüzü tamamen gözükecek şekilde yaklaştı.

Dur bir dakika bu o çocuk beni o kanalizasyon deliğinden çıkaran çocuk

"Tamam... Bırakın" dedi barış beni bıraktıkları an barışın üstüne atlayıp ona vurmaya başladım.

Yandaki çocuk beni barışın üstünden çekti.

"Bu iş burada bitmedi kırmızı Çilek!"

"Bir daha gelirsen yanında yedi cüceleri koruma olarak getirme!" Dedim ona ve arkamı dönüp gittim.

"Hey kırmızı Çilek" dedi biri arkamdan ona döndüm

"Bana bir daha öyle dersen sana o kırmızı çileği göstereceğim" dedim

"Hop hop yavaş ol srni oradan kurtardım bana teşekkür etmen gerek" dedi.

"Pardon? Okuldaydık yoksa kendimde hallederdim" dedim ona baktım

"Tamam o zaman kanalizasyon meselesi" dedi durdum ve ona tıp tip baktım

"O ayrı" dedim

"Nesi ayrı aynı şey" dedi gülmeye başladı.

"Ne alakası var dövmek" sözüm yarıda kalmış bir şekilde biri "Abi" diye bağırdı arkamı döndüm ve ona baktım koşarak yanımıza geldi.

"A bu o kız" dedi "merhaba ben Hilal Mavi" dedi mavi mi.

"Buda kırmızı Çilek" bir sabır dileyip erkeğe baktım.

"Ben kırmızı" dedim kız gülümseyerek baktı bana

"Adın adıma benziyor" dedi ona baktım

"Aa evet" dedim

"Siz ne iş" dedi ben ve yanımdaki çocuğa bakarak

"A neyse ben gideyim" dedim konutu değistirmek için.

Onlardan ayrılarak gittiğimde hemen eve varmak istedim.

"Dur!" Dedi arkamdan biri

"Yine mi sen!" Dedim arkamı döndüm ama arkamdaki o çocuk değildi.

(Günümüz)

Ve evet kapımın önünde polis ve kameralar, elimi tutan polis ne kadar uyumlu!

"Komiser im özür dilerim ama Kırmızı hanım bizimle gelmek zorunda" dedi önümdeki polis kıyafetli polis. Ne kadar saçma bir cümle zaten önümdeki polis! Sinirlerim bozuldu.

"Tamam gidelim" dedi polis pelinden bir kelepçe çıkardı

"Hop hop kelepçe yok" dedi ve polis kelepçeyi beline geri koydu.

"Buyrun Kırmızı hanım" dedi ve önden gittim polis hala elimi tutuyorken ona baktım ve sonra elimi çektim.

Polis arabasına bindiğim an bir anımı hatırlamıştım.

O adamı öldürdüğüm den 10 gün sonra beni polislerin yakalaması...

Zaten ben başardıklarımdan değil başaramadıklarımdan gurur duyuyordum...

Polis karakoluna geldik ve arabadan indik kameralar bizi çekiyordu.

Ve benim baş rolüm kapının önündeydi evet.

Kapıya yaklaştığım an

"Tekrar merhaba komiser Şeker" dedim

"Tekrar merhaba katil Renksiz" dedi oda içeri geçerken ona yandan bir sırıttım.

"Merhaba İlayda ne oluyor burada" dedi yanımdaki polis polis dediğim Ateş yani.

"Baş komiserim Kırmızı hanım Doğu AKTAŞ'ı öldürmekle suçlanıyor" o an ona baktım hala keyfim yerindeydi.

Polis karakolunun önünde bir araç durdu ve içinden Bartu, Umut ve Gizem indi Dua neredeydi?

Arkadan bir arac daha geldi bu polis aracıydı ve içinden kelepçeli bir şekilde Dua indi hemen yanına gittim.

"Bir dakika kelepçe?" Dedim yandaki polise hiç birşey demedi o an İlayda ya baktım.

"Aynı zamanda Dua Gürcü'de suçlanıyor" dedi İlayda nın yanına gittim

"Kanıt yokmu kim suçluyor?" Sindirime hakim olmaya çalışıyorum

"Biliyorsun kim suclutor söyleyemiyoruz" dedi İlayda

"O zaman kanıt?" dedim İlayda bana öyle baktı.

"Tamam o zaman kanıt yoksa bizde yokuz" dedim ve arkamı dönüp Dua yı aldım ve yürüdüm.

Arkdan Polis tutana kadar tabii.

"Kırmızı bırak ifade alsınlar sonra gideriz" dedi elimi çektim

"Tamam sadece 2 dakika" dedim "anahtarı ver" dedim sonra yandaki polis anahtarı veriri vermez anahatarla Dua nın kelepçesini açtım.

Sonra hemen karakola girdik ilk beni aldılar.

"Direkt sorulara giriyorum" ona kafa salladım "cuma saat 23:26 neredeydin

"Evde" dedim "hangi evde"

"Orman evimde" dedim sonra 1 dakika 40 saniye kaldı.

"Şahidin veya kanıtın varmı?" Dedi

"Var" dedim "ne" dedi hemen meraklı gibi

"Polis Ateş vardı yanımda" dedim hemen

"Polis Ateş" 1 dakika 20 saniye.

"Peki sabah saatleri neredeydiniz" dedi

"Arkadaşlarımın yanında" dedim 50 saniye.

"Şahidin varmı" ya sabır

"Arkadaslarımın yanındaydım ya hani o yizden var" dedim 30 saniye

"Saçınızı neden kırmızıya boyadın?"

"Canım istedi ve 15 saniyemiz kaldı o 15 saniyedede sana nefesimi harcıyamam" dedim ve ayağı kalktım kapıya ilerledim polis arkamdan geldi.

Kapıdan çıktık ve oradaki polis Dua yı çağırdı.

Hemen Dua ya bakıp ona beden diliyle "arkadaşlarımla birlikteydim gibi şeyler de" dedim oda bana kafasını salladı.

Bir süre sonra Dua yı çıkardılar hemen yanlarına gittim.

"Neden bu kadar uzun sürdü" dedim

"Serbestsiniz" dedi İlayda "şimdilik" dedi hemen sonra.

İlaudaya biraz göz gezdirdikten sonra Dua ya baktım

"Hadi gidelim" dedim.

Dua'yla dışarı çıktığımda arkamda o polis geldi

"Ben birazdan geleceğim" dedi evet der gibi başımı salladım.

İnsanlar beni onunla sevgili sanıyordu! Sinir bozucu!

Dua ile arabaya bindik ve ben daha krmerimi takmadan bana öyle bakıyordu

"Ne?" Dedim ona bakarak, kemerimi taktım o hala bana bakıyordu

"Ne! Ne!" Dedim en sonunda kızarak

"O adam kimdi?" Dedi Ahaaa işte bu ya işte bu ya sor bunu gitsin neden uzatıyorsun!!!

"Desene bunu işte... Neden uzatıyorsun?" Dedim ona sakince, arabayı çalıştırdım.

"Neden elini tutuyordu... Yoksaa" dedi gri gozlerini fal taşı gibi açarak

"Saçmalama... Sadece beni kurtarmak için bir oyun" dedim morali bozulmuş bir şekilde arkasına yaslandı.

Bir süre sonra konuşmaya tekrar başladı

"Ama o polis?" dedi sorar gibi.

"Evet" dedim ona hemen konuşmaya başladı "ama o polis sen katil ve o senin red olduğunu biliyor ya bunu yayarsa? Ya herkes öğrenirse? Ya" onu susturdum ""Ya" diye birşey yok Dua adam söylemeyecek" dedim

"Ama" dedi susturdum "Kes sesini artık Dua!" Dedim.

Darılmış gibi koltuğa geri yaslandı.

Bir süre sonra herkes garaja geldi.

Arabayı durdurdum ve Dua arabadan indi

"Sen in ben geliyorum" dedim Dua ya Dua arabadan indiği an telefonumdan polise bir konum atıp altına buraya gel dedim.

Mesajı attıktan sonra arabadan indim ve garaja girdim.

Bartu diret konusmaya girdi "sence fazla abarmadın mı?" Dedi

"Neyi?" Diye cevap verdim ve çeketimi çıkarıp askıya koydum

"Benimle dalga mı geçiyorsun" dedi

"Eveleyip gevelemeden anlatsana ne var" dedim sabrımın sınırına geliyordu.

"O polisi diyor" dedi ordan Gizem

"Bu seni hiç alakadar etmez" dedim Bartu ya dönerek

"Bu bizi çok alakadar eder " dedi

"Nesi eder anlatsana" dedim

"Valla ben umursamıyorum" dedi ordan Umut

"Birilerini alakadar etmez miş" dedim ve koltuğa oturacağım an kolumdan tuttu.

O an garajın kapısı açıldı.

İçeri polis girdi yani Ateş elimi Bartu dan çektim

"Bunun burada ne işi var" dedi Bartu

"Herşeyi bildiği için buradyı da bilmesi pek sorun değil" dedim.

Herkes sustu...

"Neyse Bu Ateş iyi gecinirsiniz kötü gecinirsiniz umrumda değil ama artık bizden biri" dedim

"Merhaba ben Umut buranın hackerı gibi bir şeyim" dedi umut Gizem gülmeye başladı

"Bende Gizem sadece Gizem" dedi

"Neyse birinci sınıf tanışma fazlınızı sonra yaparsınız" dedim "işe koyulalım" dedim o sırada polise baktım sırıtıyordu.

Ona bakarken telefonum çaldı çantamdan çıkardım Aydın arıyordu garip mi diyeyim bilmiyorum.

Telefonu açtım ve biraz uzaklaştım çantamıda koltuğa bıraktım.

"Alo" dedim

"Kırmızı sana verdiğim adamın işi yarına kadar bitmeli patron öyle istiyor" dedi biran bir garipsedim

"Bu patron kim? Ne zaman beni tanıştıracaksın?" Dedim Aydına

"Yakında yakında..." Dedi ve telefonu kapattı.

Sonra telefonuma bir mesaj geldi

Kırmızı bu adamın bilgileri 2 Saat sonra yanına geleceğim garaja orada ol. Yazmıştı Aydın neden bu kadar aceleciydi eminim bu işte bir iş vardı.

Garaja geri döndüm Dua ve Gizem iyi anlaşmışlardı Polisle Bartu kızgın gözlerle ona bakarken Umut da bilgisayardaydı.

"Abla Aydın bilgileri attı 30 a yakın adam var sabah ama gece 19 tane adam kalıyor evde arka kapıdan girmeniz imkansız önünde ama" dedi ve durdu

"Ama ne?" Dedi Gizem

"Ama şu ki" dedi ve durdu yine

"Lan şöyle artık ne uzattın!" Dedi Bartu

"Tamam be bir film havası yaratamadınız!" Dedi umut ve devam etti "ama şu ki depo gibi bir yer var ve depo nün altında gizli bir geçit var ordan girip diret mutfaktan çıkabiliriz ondan sonrasını halledersiniz" dedi.

"Sen bunları nereden biliyorsun?" Dedi polis

"Polis sorulara şimdiden başlamış" dedi Bartu "kes sesini Bartu cidden yeter" dedim ona hemen

"Küçükken orada çalışmıştım hatırlıyorum" dedi umut

"Yani sen bu mafya liderliğine 3. Tepeden başlamışsın" dedi Gizem.

"Tamam bu kadar yeter sen bana o yerin konumunu at ben bu gün bitiririm bu işi" dedim ve çantamı topladım

"Gizem veya Dua gelmiyecek mi?" Dedi Umut

"Gözü aldınız mı" dedim Umuta

"Onu sen almayacak mıydın?" Dedi Gizem evet ben alacaktım şimdi aklıma geldi.

"Siz nerede buladınız mı?" Dedim

"Aslında bulduk" dedi Gizem ona "nerede" diye sorarcasına baktım

"2. Tepede" dedi gizem ona baktım bu çok kötü olmuştu

"Gözü nasıl izinsiz alırlar bunlar" dedi Dua bendi onu düşünüyordum nasıl izinsiz alırlar biz en iyi üstlerden biriyiz hatta en iyisiyiz.

"Bu göz dediğiniz ne?" Dedi polis ona baktım

"Göz bize Türkiye'deki hatta dünya'deki her kamerayı gösteriyordu ev kameraları, yol kameraları her yeri" dedim şaşırmıştı biraz olsa bile.

Bira an garajın kapısı çaldı umut kameradan bakarak "aydın" dedi

"Gel!" Dedim ona kapı açıldı

"Hani 2-3 saat sonra gelecektin?" Dedim Aydına, Aydın çok stresliydi

"Ne oldu?" Dedim ona o çok fazla tedirgindi stresliydi

"Aydın iyi misin?" Yerinde duramıyor bize bakamıyordu.

Sonra biraz bize baktı gözü polise kaydı ona baktı, ona göz gezdirdi dakikakalarca ona baktı

"Aydın!" Takı ben Aydın diye bağirana dek.

Sonra bana baktı tip tip

"Ha, ne ne oldu bu kim?" Dedi hala tedirgindi

"Yeni kişi diyebiliriz"

"Biz 2022 den beri yeni kişi almayı bırakmadık mı?" Dedi hala gözü polisteydi

"Patron ne dedi sana" dedim ve; "ve gözün bizim gözün onlarda ne işi var?" Dedim bana baktı sonra polise baktı

"Neden hep ona bakıyorsun?" Dedi Dua bende tam onu diyecektim.

"Yeni ya biraz garipsedim" dedi

"Soruma cevap ver" dedim ona sabrımın sınırına geliyordu

"Bilmiyorum" dedi Aydın

"Beni maksimum 3 günde bu patronla tanıştıracaksın" dedim Aydına, Aydın sustu.

"Aydın!" Dedim ona bana baktı "Tamam mı?" Dedim

"Ha... Tamam" dedi ve; "benim gitmem gerek" dedi polise baktı ve hızlıca garajdan çıktı.

"Bunda bı iş var" dedu Umut

"Bencede" dedi ordan Gizem bencede bir iş vardı ama ne?

"Neyse ben bu gün işi bitiririm... Gizem benimlesin" dedim polis hala oradaydı

"Polis ne duruyorsun gelsene" dedim ordan

"Numaranı aldım!" Dedi ordan Dua ona tıp yip bakıp arabaya yürümeye devam ettim.

Polisin ayrı bir tavır vardı Aydının daha ayrı bir tavrı vardı neden böylelerdi?

Polisle aynı anda arabaya bindik ve ben kemerimi takmadan önce telefonu alıp Aydına

Aydın bana 2.Tepenin kodunu ve konumunu at

Dedim ve mesajı yolladım hemen mesaj geldi

A:Tamam da neden?

Sanane hemen at!

A:Neyse al

Aydın bana konumu atınca telefonu kapattım.

Aydınla mesajlaşmam bitince kemerimi taktım.

"Ne oldu?" Dedi hemen polis

"2.Tepe ye gidiyoruz" dedim bana gözleri açılmış bir şekilde baktı

"2.tepe derken?" dedi

"Yani bizim 4 seviye üstümüz" dedim.

"Sen anlamadın sanırım oyun gibi düşün biz bir üstüz onlar tepe 1.tepe taht demek bu bir İtalyan oyunu" dedim

"1 de kim var?" Dedi fazla merak kötüdür polis

"Kimsenin bilmediği hatta yüzünü dahi görmediği patron denen şahıs" dedim ve güldü

"Şahıs mı?" Dedi "sen neden gülüyorsun zaten 2 gün sonra yanlarına gideceğim o zaman yüzünü görürüm" dedim ve sustum, sustuk.

Bir süre sonra tekrar konuşmaya başladık "neden yüzünüzü gösterimiyorsunuz birbirinize?" Dedi

"Oyunun amacı bu oyunun adı zaten Maske, İtalyan maskesi" dedim oda hemen "anladım" dedi devam ettim "işte bu bir oyun o silahın kurşunu sana gelmiyecek gelirse ölürsün" dedim hiç şaşırmamıstı sanki biliyordu.

"Sen sanırım cinayette birinci sıradasın" dedi minik bir şekilde sırıttım

"Hayır 5. 5.sıradayım 1 patron 2 2.üst komutanı 3 2.üst yardımcı komutanı 4 3.üst komutanı 5 ve ben 5.üst komutanı ve 3 derece komutanı dedim" iyi anlattım

"Çok karmaşık ama mantıklı. Peki ölü sayınız" dedi bana bakarak

"Onlar daha karmaşık" dedim ve; "1 Rusya ve Türkiye arası en iyi katil 148 vyy biz leş veya ölü kelimesine vyy deriz bu Rusça 2.79 vyy

3.63 vyy 4. 60 vyy 5. biliyorsun 50 vyy" dedim

"Sana çok karmaşık geldi biliyorum" dedim bana baktı anlamış gibi ama anlamamış gibi yapıyordu sanki.

"Bence sana bu kadar bilgi yeter bunları biraz araştırsan heryerde çıkar" dedim sonra Polisin telefonu çaldı gözüm telefonuna kaydığında telefonda rusça bir isim vardı loyalnyy yazıyordu bu sadık demekti.

"Beni bir yerde bıraksana bir işim çıktı" dedi polis

"Nerede?" Dedim ona

"Bir yerde bırak işte" dedi polis biraz yanımızdaki otobüs durağına bıraktımğım sırada

"Kendine bakabilirsin değil mi" dedi alaycı bir tavırla

"Dikkatli ol ben olmadan seni polisler yakalamasın" dedi ve güldü.

Polis gittiğinde yoluma devam ettim.

Neredeyse yarım saat sonra 2. Üste vardım arabadaki maskeyi takıp arabadan indim.

Maskeyle kapıya gelsiğimde bir tarayıcı önüme çıktı

"Kod isim Numara tara" dedi

"666, Red, W" dedim tarayıcıya

"5. Üst 5. Derece komutan Red içeri" dedi büyük bir kapı vardı sanarsin kırallık burası.

İçeri girer girmez kapı kapandı ve önünde büyük bir köşk vardı önümdeki kapı açıldı

"Seni görmeyeli uzun zaman oldu Red" dedi karşımdaki

"Seni de Lekesiz" dedim önümdeki kişi büyük Lekesiz ailesinin en büyük çocuğu Savaş Lekesiz vardı.

"Neden geldiğini tahmin edeyim Göz için geldin" dedi

"Aferin o küçük beynin bunu bilmeye yetmiş" dedim kızgın gözlerle bana bakıyordu gözlerindeki o yapmacık ateşi görebiliyordum

"Aaa maalesef o artık benim" dedi sabrımı çok fazla sınıyordu.

"Patron onu bize verdi bil bilgi istesen verirdik" dedim. Sakin ol, sakin ol, SAKİN OL!

"Patrona çok mu güveniyorsun?" Dedi bana yaklaşarak aramızda sadece birazcık mesafe kalmıştı ki ondan uzaklaşarak;

"Unuttun galiba RM bir kere birine güveneceksen onu iyi tanımana gerek yok karakter onu belli eder demişti" dedim ona ve

"Güzel bir köşk yanacağına üzüldüm" dedim ve "bu kadar boş konuşma yeter gözü ver" dedim.

"Gelde al" dedi

"İşimi kolaylaştırdın Q" dedim ve kapıya yürüdüm ama bunun bir tuzak olduğunuda biliyordum.

"Senin zeki olduğunu sanmıştım" dedi

"Ama değilmişsin" dedi.

O an belomdeki silahı çıkarıp önümdeki 6 adama kurşun sıktım

"Ben senin asla zeki olduğunu düşünmedim biliyormusun" dedim ona

"51 olmayı hakkettin" dedim ve ona bir kurşun sıktım ama silah çalışmadı bana gülmeye başladı

"80 olmayı hakkettin W" dediği an yukarıdan bir silah sesi geldi refleks le yanımdaki köpek heykelinin arkasına geçtim

"Biliyormusun silah güçsüzlük tür, güçlü olan ellerin dir" dedim ve heykelin diğer tarafından a

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.