3. Bölüm: Perde AçılıyorWonho'nun buz gibi bakışları altında attığım "işimi iyi yaparım" lafı, odadaki havayı daha da keskinleştirmişti. Wonho sadece başını salladı, yüzünde hiçbir duygu belirtisi yoktu. Sanki bir satranç oyununun ilk hamlesini yapmıştı ve şimdi benim karşı hamlemi bekliyordu. Bayan Kim ve ekibi hemen devreye girdi. Önümde bir dizi kıyafet, makyaj malzemesi ve saç ürünleri belirmişti. Bu, "rol yapma" işinin ilk adımıydı."Halkın önüne çıkmadan önce Wonho Bey ile aranızda bir uyum olması gerekiyor," dedi Bayan Kim'in asistanı, nazik ama kararlı bir şekilde. "Önce birlikte görüneceğiniz ilk etkinlikler için stilinizi belirleyeceğiz, sonra da 'çift' olarak nasıl davranacağınız konusunda size bazı ipuçları vereceğiz."Wonho, tüm bu süreç boyunca sessizdi. Stilistler etrafımda dönerken, o bir köşede telefonunda bir şeyler kontrol ediyor, beni tamamen görmezden geliyordu. Bu durum, hem içimi rahatlatıyor hem de garip bir şekilde canımı sıkıyordu. Rahatlıyordum çünkü onunla birebir iletişim kurmak zorunda değildim; canım sıkılıyordu çünkü sanki ben orada değilmişim gibi davranması, anlaşmanın sadece bir formaliteden ibaret olduğunu yüzüme vuruyordu.Birkaç saat sonra, aynadaki görüntüme inanamadım. Üzerimdeki kıyafetler, günlük hayatta giyeceklerimden çok farklıydı; daha şık, daha özenli ve ne yalan söyleyeyim, üzerimde daha iyi duruyordu. Saçım profesyonelce şekillendirilmiş, yüzümdeki ufak kusurlar ustaca kapatılmıştı. Dönüşümümden etkilendiğimi fark ettiğimde, Wonho'nun bana doğru yaklaştığını gördüm."Fena değil," dedi, sesi o soğukluktan arınmış, şaşırtıcı derecede nötrdü. Gözleri bir anlığına benimkilerle buluştu ve o an, içimde garip bir kıpırtı hissettim. Bu, ilk defa bana doğrudan baktığı, rol yapmaktan uzak bir andı.Sonrasında, "halka açık görünümler" için bir prova süreci başladı. Bir danışman, Wonho ve bana çeşitli senaryolar sunuyor, bizden bir çift gibi davranmamızı istiyordu. El ele yürüme, gülümseme, birbirimize bakma, hatta küçük flörtöz jestler... Her şey en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı.En garibi ise, Wonho'nun bu provadaki değişimiydi. Kameralar açıldığında, o soğuk, mesafeli idol gitmiş, yerini gülümseyen, nazik ve "sevgi dolu" bir partner almıştı. Eli, avucuma tam oturuyor, bana yönelttiği bakışlar sanki gerçekten aşkla doluydu. Bu, tam anlamıyla bir profesyonellik gösterisiydi. Rolünü o kadar iyi yapıyordu ki, bazen gerçekten bir çift olduğumuzu düşündüren anlar oluyordu. Ve itiraf etmeliyim ki, bu beni rahatsız edici derecede etkiliyordu. Sanki kalbim, onun performansına kanmaya meyilliydi.İlk halka açık etkinliğimiz, küçük bir hayır kurumu galasıydı. Seul'ün sosyetesinin ve medyasının akın ettiği bu etkinlikte, Wonho'nun yanında yürümek inanılmaz bir deneyimdi. Flaşlar patlıyor, kameralar bizi takip ediyor, gazeteciler sorular sormak için çırpınıyordu. Wonho'nun koluma usulca dokunuşu, fısıldayarak "Sakin ol, her şey yolunda" demesi, gerçekten koruyucu bir figür gibi hissettirmişti. O an, onun sadece bir idol değil, aynı zamanda bu durumun tüm zorluklarına alışkın bir profesyonel olduğunu anladım.Gece boyunca gülümsedik, el ele tutuştuk ve birbirimize sanki dünyanın en mutlu çiftiymişiz gibi baktık. Wonho, her fırsatta bana nazik davranıyor, suyumu getiriyor, mikrofon uzatıldığında benim yerime konuşuyordu. Rolünü o kadar iyi yapıyordu ki, ben bile bir an için bu rüyanın içine kapıldım. Ancak galanın sonunda, arabaya bindiğimizde, o büyü bozuldu.Wonho, yüzündeki gülümsemeyi bir anda sildi. Yorgunluk ve bıkkınlık, yüzüne çökmüştü. Elini elimden çekti ve camdan dışarı baktı."İyi iş çıkardın, Ege," dedi, sesi yine o eski soğukluğuna dönmüştü. "Kameraların önünde hiç de fena değildin."Bu iltifat mıydı, yoksa sadece bir değerlendirme mi, emin olamadım. Sanki az önceki Wonho, tamamen başka bir kişiydi. Arabanın sessizliği içinde, kalbimdeki boşluğu hissettim. Az önce yaşadığımız o "rüyadan" geriye sadece bir oyunculuk dersi kalmıştı.Beni kaldığım stüdyo daireye bıraktıktan sonra, Wonho hiç beklemeden arabayla uzaklaştı. Yalnız kaldığımda, yatağa uzandım ve tavana baktım. Bugün yaşadıklarım gerçek miydi, yoksa sadece bir rüya mı? Birkaç saat önce Wonho'nun gözlerinin içindeki o "aşk" dolu ifade, şimdi buz gibi bir profesyonelliğe dönüşmüştü. O an, bu anlaşmanın kurallarının ne kadar katı olduğunu bir kez daha anladım. Kamera önünde kusursuz bir çift olmalıydık, ama kamera kapandığında... Sadece iki yabancı.Bu durumun beni neden bu kadar etkilediğini anlamıyordum. Wonho'nun koyduğu "çatık kurallar" her şeyi netleştirmişti. Ama kalbimdeki bu tuhaf sızı neydi? Belki de bu oyunun içine düşündüğümden daha hızlı çekiliyordum. Ve daha kötüsü, belki de Wonho'nun o mükemmel rolüne kanmaya başlamıştım.Sence Ege'nin bu hisleri, sadece bir rol yapmanın sonucu mu, yoksa Wonho'nun sahne dışındaki gerçek kişiliğiyle ilgili bir ipucu mu?
Bölüm 3
PERDE AÇILIYOR
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.