Emir, Meral'in kitabını dikkatlice kapattı.
Tozlu kapağın üzerinde eli birkaç saniye durdu.
Bir insanın bütün ömrü, birkaç yüz sayfanın arasına nasıl sığabilirdi?
Başını kaldırıp raflara baktı.
Tam karşısında, siyah deri ciltli başka bir kitap duruyordu.
Üzerinde yalnızca iki kelime yazıyordu.
Kemal Aydın
Emir kitabı raftan aldı.
Kapağını açtığında ilk sayfada şu cümle yazıyordu:
"Bazı insanlar sevgilerini kelimelerle değil, fedakârlıklarıyla anlatır. Fakat bazen bu yeterli olmaz."
Kemal Aydın, çocukluğunu yoksulluk içinde geçirdi.
Babası yıllarca iş bulamamış, annesi ise evlere temizliğe giderek ailesini ayakta tutmuştu.
Daha on yaşındayken kendi kendine bir söz verdi.
"Benim ailem hiçbir zaman aç kalmayacak."
Bu söz, hayatının en büyük hedefi oldu.
Gençliğinde derslerine sıkı sıkıya sarıldı.
Kimse uyurken o çalışıyordu.
Kimse hayal kurmazken o geleceğini inşa etmeye çalışıyordu.
Bir gün okul kütüphanesinde sessizce kitap okurken bir kız uzandı.
Aynı kitaba...
Elleri birbirine değdi.
O an, hayatında ilk kez zaman durmuş gibi hissetti.
Kızın adı Meral'di.
Kemal, o günden sonra kütüphaneye ders çalışmak için değil, Meral'i görebilmek için gitmeye başladı.
Birlikte geçirdikleri yıllar, hayatının en mutlu zamanlarıydı.
Meral güldüğünde bütün dertlerini unutuyordu.
Evlendikleri gün kendi kendine bir kez daha söz verdi.
"Ona güzel bir hayat vereceğim."
Fakat bu söz zamanla bir yük hâline geldi.
Daha çok çalıştı.
Daha fazla mesai yaptı.
Terfi aldı.
Sonra bir terfi daha...
Eve geç gelmeye başladığında Meral'in gözlerindeki yalnızlığı fark ediyordu.
Ama bunu geçici sanıyordu.
"Biraz daha çalışayım." diyordu.
"Sonra her şey düzelecek."
O "biraz daha", yıllara dönüştü.
Bir akşam eve geldiğinde Meral masayı hazırlamıştı.
Yemek buz gibi olmuştu.
Meral sadece gülümsedi.
"Isıtırım."
Kemal o an onun aslında ne kadar kırıldığını anlamıştı.
Fakat yine de hiçbir şey söyleyemedi.
Çünkü duygularını ifade etmeyi hiç öğrenememişti.
Aylar geçti.
Bir gün iş yerinde göğsünde hafif bir ağrı hissetti.
Önemsemedi.
"Geçer." dedi.
Ertesi gün ağrı yeniden başladı.
Yine sustu.
Çünkü dinlenmek yerine çalışmayı seçmişti.
Sonbaharın soğuk bir sabahında toplantı odasına doğru yürürken aniden nefesi kesildi.
Eli göğsüne gitti.
Gözleri karardı.
Yere düştüğünde aklına gelen tek kişi Meral'di.
Ambulans sirenlerini uzaktan duyuyordu.
Bilinci gidip gelirken tek bir cümle fısıldadı.
"Özür dilerim..."
Hastanede doktorlar uzun süre onu hayatta tutmaya çalıştı.
Kalbi birkaç kez yeniden çalıştı.
Sonra sessizce durdu.
Kemal son kez gözlerini açtığında acil servisin kapısında bekleyen Meral'i gördüğünü sandı.
Gülümsemeye çalıştı.
Ama artık çok geçti.
Kitabın son sayfasında şu satırlar yazıyordu:
"İnsan bazen en çok sevdiği kişiyi mutlu etmeye çalışırken, onu yalnız bırakabilir."
Altında ise yeni bir isim vardı.
Sıradaki Hayat Kitabı: Dr. Levent Yıldız...
