İçeriğe geç

RAFLARDAKI TOZLU HAYATLAR

Bölüm 1 · 2 dk okuma

RAFLARDAKI TOZLU HAYATLAR

Bölüm 1

Fabrika...

Gece, şehrin üzerine ağır bir sessizlik bırakmıştı. Sokak lambalarının solgun ışığı, yıllardır kimsenin uğramadığı dar sokakları güçlükle aydınlatıyordu. Eski binaların arasında yürüyen Emir, telefonunun çekmediğini fark edince başını kaldırdı. Tam karşısında, paslanmış demir kapısıyla terk edilmiş gibi görünen devasa bir bina duruyordu.

Kapının üzerinde neredeyse silinmiş harflerle tek bir kelime yazıyordu:

ARŞİV

Emir bunun eski bir depo olduğunu düşündü. Yağmur hızlanınca sığınacak başka yer bulamayarak kapıyı itti. Büyük bir gıcırtıyla açılan kapı, içeride yankılanan uğultuyu dışarı taşıdı.

İçerisi beklediğinden çok daha büyüktü.

Tavanı görmek neredeyse imkânsızdı. Sonsuza uzanıyormuş gibi görünen raflar, karanlığın içinde kayboluyordu. Havada eski kitapların, mürekkebin ve yıllardır açılmamış sayfaların kokusu vardı.

Emir birkaç adım attı.

Tam o anda uzaktan ayak sesleri duyuldu.

Panikle en yakın rafın arkasına saklandı.

Siyah pelerinli iki kişi ağır adımlarla koridordan geçti.

"Bölüm 43 tamamlandı."

"Yeni doğacak çocukların kitapları sabaha kadar hazırlanmalı."

Emir kaşlarını çattı.

"Kitapları hazırlanmalı" ne demekti?

Adamlar gözden kaybolunca saklandığı yerden çıktı. Raflardan birine yaklaştığında kitapların isimlerine baktı.

Hiçbirinde roman adı yoktu.

Sadece insan isimleri yazıyordu.

"Ayşe Demir."

"Kemal Aydın."

"Meral Kaya."

"Levent Yıldız."

Hepsi farklı renklerde ciltlenmişti. Bazıları yeni görünüyordu, bazılarıysa kalın bir toz tabakasıyla kaplıydı.

Emir merakına yenildi.

Rastgele bir kitabı eline aldı.

Kapağında altın harflerle yalnızca iki kelime vardı:

Meral Kaya

İlk sayfayı açtı.

Sayfanın en üstünde tek bir cümle yazıyordu:

"Bu hayat, doğumundan önce yazılmıştır."

Emir donup kaldı.

Kalbi hızla çarpmaya başladı.

Sayfaları çevirdikçe Meral adındaki bir kızın çocukluğu anlatılıyordu. Doğduğu hastane, ilk adımları, ilk düşüşü... Her ayrıntı vardı.

Bu bir günlük değildi.

Bir roman da değildi.

Sanki gerçekten yaşanmış bir hayat satır satır yazılmıştı.

Tam kitabı kapatacakken arka taraftan aynı ayak sesleri yeniden duyuldu.

Bu kez daha yakındılar.

Emir kitabı göğsüne bastırıp rafların arasına doğru koştu.

Koridorun sonunda eski bir masa vardı.

Masanın üzerinde bakırdan yapılmış küçük bir levha duruyordu.

Üzerinde şu söz yazılıydı:

"Burada hiçbir hayat tesadüfen yazılmaz."

Emir derin bir nefes aldı.

Elindeki kitaba baktı.

Belki de buradan çıkmanın tek yolu, bu kitabı sonuna kadar okumaktı.

Bölüm sonu

1 yorum