Duyduğum mırıldanma sesiyle gözlerimi açtım. Etraf hala karanlıktı. Belime sıkıca sarılan Agah'a baktım. Hala uyuyordu. Belimde ki kolunu kaldırdım ve yavaşça yataktan çıktım. Beşiğin başına geldiğimde Asaf'ın mırıldanarak yüzünü buruşturduğunu ve ağlamak üzere olduğunu fark ettim. Hemen kucağıma aldım. Elimle sırtını yoklayarak terleyip terlemediğini kontrol ettim. Biraz terlemişti. Beşiğinde ki ince battaniyeyi alarak sırtına sardım. Asaf birden ağlamaya başladı.
"Şştt...yok bir şey canım."
Burnuma gelen kokuyla neden ağladığını anladım. Asaf'ı beşiğin ucunda bulunan bez değiştirme masasına yatırdım. Altında ki pijamayı hemen ardındansa bezini çıkardım. Altını temizleyip yeni bezini taktığımda sakinleşmişti çoktan. Pijamasını giydirip battaniyeye dolayarak kucağıma aldım Asaf'ı. Dizlerime kadar gelen hırkamı giyip önümü kapatmıştım yataktan kalkar kalkmaz. Bu yüzden rahatça kucağımda Asaf'la sessizce odadan çıktım ve aşağıya indim. Mutfağa girdiğimde ışık yanıyordu. Masada oturup su içen Melih Bey'i gördüm. Melih Bey şaşkınlıkla bana baktı. Ardından kucağımda ki Asaf'ı görünce şefkat ve anlayış doldurdu gözlerini.
"Gel kızım gel. Ayağa dikmiş bizim kerata seni."
"Öyle oldu. Rahatsız etmiyorumdur umarım efendim."
"Ne efendimi güzel kızım. Duymamış olayım. Baba de sen bana."
Tebessüm ettim ve mırıldandım.
"Peki baba."
"Heh şöyle! Ne rahatsızlığı kızım. Bende su içmeye kalkmıştım. Ver sen bana torunumu da rahat rahat mamasını hazırla."
"Tamam baba."
Asaf'ı dedesine verdim. Biraz mızırdandı ama Melih baba onu güldürmeye başladı. Asaf'ın kıkırtıları eşliğinde mamasını hazırladım. Dolaptan mamayı çıkardım. O sırada çoktan ketıla su koymuştum. Bir kaç dakika sonra ketıl ötünce suyun kaynadığını gördüm. Biberona bir ölçek mama koydum ve üzerine sıcak su koydum. Biberonun kapağını kapatıp çalkalamaya başladım. İyice çalkaladığımdan emin olunca musluktan soğuk suyu açarak biberonu buz gibi suyun altında tutmaya başladım. Bir kaç saniye sonra kapağını çıkardım ve bileğime bir iki damla mamadan damlattım. Mamanın ılındığını hissedince arkamı döndüm. Torununa büyük bir şefkatle yaklaşan Melih babaya tebessüm ederek baktım. Asaf bolca sevgi içinde büyüyecekti.
"Aslan torunum benim. Hele bir büyüde babana öğrettiğim gibi sana da bisiklet sürmeyi öğreteyim. Ha torunum. Güzel bir bisiklette alır dede sana."
Tebessümüm büyüdü. yanlarına yaklaştım.
"Mamasını hazırladım baba. Sen daha fazla ayakta durma. Hadi git de dinlen."
"Tamam kızım. Anneyi üzmek yok tamam mı torunum?"
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. Tamam benim oğlum olduğunu kesinlikle savunuyordum ama onlarında beni annesi olarak göreceğini hiç tahmin etmemiştim. Melih baba bu şaşkınlığımı anlamış bir şekilde bana baktı. Ayağa kalktı ve Asaf'ı kucağıma verdi. Giderken babacan bir şekilde omzumu sıvazladı ve mutfaktan çıktım. Asaf'a baktım ve tebessüm ettim.
Asaf'ı başı göğsüme gelecek şekilde yatay pozisyonda kucağımda sıkıca tuttum. Bir kolumla sıkıca Asaf'ı tutarken diğer elimle de biberonu çalkalıyordum iyice ılınsın diye. Mutfağın ışığını kapattım ve yukarı çıktım. Odaya tekrar döndüğümde gidip sessizce yatağa oturdum ve sırtımı başlığa yasladım. Ardından yakamı sıkı sıkı tutan Asaf'a biberonu uzattım. Minik dudaklarıyla biberonu anında kavradı ve mamasını içmeye başladı. Maması bitmeye yakın gözleri kapanmaya başladı. Boş biberonu ağzından çekip hemen yanımda ki komodine koydum. Gözleri kapanmak üzereydi ama inatla açık tutmaya çalışıyordu küçük bey. Ayağa kalktım ve hafifçe kucağımda sallayarak odada dolanmaya başladım. Bir kaç dakika sonunda artık uykuya dalmıştı. Uykudayken bile yakamı sıkı sıkıya tutuyordu minik eli. Sanki gitmemden korkarcasına...
Ben seni bırakmam. Bırakamam ki miniğim...
Beşiğine eğildim ve uyandırmadan yakamda ki elini çözerek beşiğine yatırdım. Üstünü örttüm ve eğilerek saçlarına derin bir öpücük kondurdum. Mis gibi kokuyordu bebeğim.
Yatağa ilerledim ve sessizce örtüyü kaldırıp uzandım. Ancak yatağın kenarında yalnız kalan bedenimin titrediğini hissettim. Üşüyordum. Ama fiziksel olarak değildi bu üşüme. Sanki içim buz tutmuştu. Kalbim üşüyordu. Derin bir nefes aldım ve yavaş hareketlerle Agah'a doğru kaydım. Bedenimi vücuduna yasladım. O anda belime dolanan kol ve ben iyice göğsüne çeken Agah'la tebessüm ettim. İşte şimdi üşümüyordum. Çünkü kalbim ait olduğu yeri bulmuş gibi hızlanmaya ve içimi ısıtmaya başladı. İçim huzurla doldu. Bu adam benim dayanağım olacaktı. Biliyordum. Bu adam benim yuvam olacaktı. Bunu onu ilk gördüğüm anda anlamıştım. Artık bir ailem, bir evim olacaktı...
Sabah Asaf'ın kıkırtılarıyla gözlerimi açtım. Daha doğrusu açmaya çalıştım. Kendime gelebilmek için gözlerimi kırpıştırırken Kafamın ve elimin altında ki sertliğe anlam vermeye çalıştım. Hala çok uykum vardı. Bu yüzden daha fazla zorlamayıp gözlerimi tekrardan kapattım. Ancak saçlarımda ki elle kendimi zorlayarak gözlerimi açtım. Baktığımda beni ilk Asaf'ın tatlı suratı karşıladı. Ardından nerede olduğumu idrak etmemle gözlerim kocaman açıldı ve hızlıca kalkmak istedim. Ancak Asaf'ın saç tutamlarımı sıkıca tutan eli yüzünden saçım çekilmiş oldu. İstemsizce acıyla suratımı buruşturdum bir an. Agah hemen ellerini Asaf'ın saçlarımda ki eline attı ve saçlarımı elinden kurtardı.
"Oğlun napıyorsun sen? Annenin saçı çekilmez."
Yanaklarımdaki artan ısıyla hızla yataktan kalktım ve banyoya koştum. En son arkamdan Agah'ın güldüğünü duydum. Banyodaki işlerimi halledip çıktığımda Agah'ın yatağa yatırdığı Asaf'ın karnına öpücükler kondurup hafifçe ısırarak güldürdüğünü gördüm. Agah benim çıktığımı görünce doğruldu. Ben Asaf'ın yanına geçerken o da benim ardımdan banyoya girdi. Asaf'ın yeni yeni çıkmış olan saçlarını sevmeye başladım. Bir kaç dakika sonra Agah'ta banyodan çıktı. Dolabın önüne geçerek kendine gri bir eşofman ve siyah bir tişört çıkardı. Elleri üzerinde ki tişörte gitti ve bir anda çıkardı. Kaslı vücuduyla karşı karşıya kalınca ne yapacağımı bilemedim. Gözlerimi zorlukla vücudundan çekerek arkamı döndüm ve Asaf ile ilgilenmeye çalıştım. Tabii arkamı dönmeden hemen önce yüzünde ki yan sırıtmayı da fark etmiştim.
Salak Meyra. Ne diye hiç erkek görmemiş gibi davranıyorsun?!
Hiç erkek görmedim çünkü off!
Yanaklarım ısınmaya başladı. Yüzüne nasıl bakacaktım ki ben?
Ohoo! Sen şimdiden böyleysen seviştiğinizde bayılırsın artık.
Gözümün önünde canlanan sahnelerle yanaklarımda ki ısı arttı. Gözlerimi kırpıştırarak bu düşünceleri dağıtmaya çalıştım. Agah'ın yanıma yaklaştığını görünce ellerimi nereye koyacağımı şaşırdım ve iyice utandım. Sanki düşündüklerimi görmüş gibi hissediyordum.
"Sen üstünü değiştirmeyecek misin?"
Ayağa kalkan beni baştan aşağıya süzdü. Açıkta olan bacaklarıma göbeğime ve gerdanıma baktı.
"E-evet."
Boğazımı temizledim.
"Değiştireceğim."
"Hadi o zaman üstünü değiştir de aşağıya beraber inelim."
"Tamam."
Ben gardıroba yöneldiğimde o da Asaf'ı kucağına aldı ve sırtını yatak başlığına yaslayarak oturdu. Şimdi banyoya gitsem olmazdı. Agah'ta arkasına dönecek gibi görünmüyordu.
Derin bir nefes verdim.
Ha gayret Meyra
Gardırobun içine koyduğum bavulumdan yazlık bir elbise çıkardım. Sırtımı Agah'a döndüm. Titreyen parmaklarımla üstümde ki pijamanın uçlarından tuttum ve çıkardım. Şuanda çok utanıyordum. Yüzümü ateş basmıştı. Ardından altımda ki şortu da çıkardım ve iç çamaşırlarımla kaldım.
Lisede bana da epilasyon yaptırdığın için sana minnettarım teyze.
Hızla çıkardığım elbiseyi üzerime geçirdim. Üstüme geçirdiğim elbisemi düzelttim ve bavulumdan küçük çantamı çıkardım. İçinden ihtiyacım olan malzemeleri çıkardım. Saçlarımı taradım ve açık bıraktım. Hafif dalgalı saçlarım gayet iyi görünüyordu. Yüzüme nemlendirici kremimi sürdüm. Üstüne güneş kremi de sürdükten sonra uzun süre kalıcı olan kırmızı dudak nemlendiricimi sürdüm ve aynadan kendime baktım.
İyi gözüktüğümden emin olunca Agah'a döndüm. Kollarında ki damarları belli olmaya başlamıştı. Kararmış bakışlarla beni süzdü. Gözleri yırtmacımdan açığa çıkan bacağımda ve hafif göğüs dekoltemde daha çok oyalanmıştı. İçimin titrediğini hissettim. Ama korkudan değildi. Heyecandandı. Kucağında Asaf'la ayağa kalktı ve sert adımlarla yanıma gelip elimi tuttu. Beraber odadan çıktık ve aşağıya indik. El ele mutfağa girdik. Mine anneden ve Melih babadan utandığım için elimi çekmek istedim ancak Agah elimi daha sıkı tuttu.
"Cümleten günaydın."
"Günaydın oğlum."
"Günaydın aslanım."
"Günaydın abi."
Bende günaydın diyerek başımla selam verdim. Mine anne gülümseyerek bana bakıyordu.
"Oğlum biz kahvaltıdan sonra yola çıkacağız."
"Nereye gidiyorsunuz anne hayırdır?"
"1 haftalığına memlekete gidiyoruz. Merve de gelecek bizimle."
Agah başıyla onayladı. Bu sefer ben konuştum.
"Neden gidiyorsunuz ki?"
Merve ikimizi imalı imalı süzdü.
"Eee yeni evlileri yalnız bırakmak lazım. Malum istemeden bazı şeylere şahit olmayalım."
Son...
Bölüm nasıldı sizce?
Meyra'nın şimdiden Asaf'la böyle ilgilenmesi ve Asaf'ın ona hemencecik alışması?
Agah?
Meyra'nın hisleri?
Merve'nin halleri pekii??
Merve bu hikayede ima yapan arsız komik karakter olacak gibi ne dersiniz?
Düşüncelerinizi yorumlara yazmayı ve yıldıza dokunmayı unutmayınız.
Allah'a emanet olun >
Spotify Çalma lisesi link👇🏻⭐
https://open.spotify.com/playlist/4oLySpEnqQjDCSfTWQeGnQ?si=ff3eb113a3664721