İçeriğe geç

QUERENCİA

Bölüm 3 · 6 dk okuma

QUERENCİA

Bölüm 3

3. Bölüm

(Herkese selamm. Umarım bölümü beğenirsiniz. Keyifli okumalar!)

"Meyra!"

Kafamı sağa çevirdiğimde benden bir yaş küçük olan karşı komşumuzun kızının bana doğru koştuğunu gördüm. Durduğum yerde bana gelmesini bekledim. Teyzemde hemen yanımdaydı. Kız nefes nefese önümüzde durdu.

"Ne oldu Özge? Neden koştun bu kadar?"

"M-Meyra...annem pazara giderken kahvenin önünden geçmiş. O sırada da Murat'ın birini dövdüğünü görmüş. 'Meyra'yı kendime karı yapacam ulan! Bu da size ibretlik bir ders olsun! Meyra'nın ismini ağzına alan olursa bu sefer öldürürüm!' diye bağırıyormuş. Meyra kaç kurtar kendini. Murat'ın gözünü kan bulamış hayatını mahvedecek."

Duyduklarımla birden soluğum kesildi. Teyzeminse beti benzi atmıştı. Derin bir nefes almaya çalıştım.

"Tamam Özge. Teşekkür ederim haber verdiğin için."

Kafasını salladı.

"Dikkatli ol Meyra."

Tebessüm etmeye çalışarak kafamı salladım. Özge koşarak geldiği yolu yürüyerek dönmeye başladı. Bir an önce kurtulmalıydım. Yoksa çok kötü şeyler olacaktı. Ben cehennemin ortasında kalmak istemiyordum. Ben yaşamak istiyordum.

Teyzem bana döndü.

"Haklıymışım Meyra. Senin peşini asla bırakmaz bu şerefsiz. Belki de bu buluşma senin tek kurtuluş yolundur."

Kafamda ki düşünceler birbirine girmişti. Teyzem haklı olabilir miydi?

"Ben artık gideyim teyze."

Dikkatli ol olur mu kuzum? O şerefsizi görürsen hemen yolunu değiştir."

"Tamam teyze merak etme. Hem Lena da yanımda."

Teyzem tebessüm ederek yere çöktü. Lena teyzeme yaklaşıp elini yalamaya başladı. Teyzem bir eli Lena tarafından yalanırken diğer eliyle kafasını ve kulak arkalarını sevdi.

"Ona göz kulak ol tamam mı güzel kızım."

Lena sanki teyzemin ne dediğini anlamış gibi birden oturup ciddileşti ve bir kere havladı.

"Aferin benim kızıma."

Teyzem ayağa kalktı ve anlımı öptü. Ardından arkamı döndüm ve tempolu adımlarla ilerlemeye başladım. Çay bahçesine yaklaştığımda elerim içi terlemeye başladı gerginlikten. Adam kötü birisi olamazdı. Teyzem asla kötü olabileceği düşündüğü birinin yanına göndermezdi. Bu da demek ki teyzem bu adamdan emindi. Teyzemin bir bildiği vardır diyerek içimde ki güven hissiyle kafamı kaldırdım ve dimdik durdum. Bahçeye girince boş masalardan birine oturdum. Lena da hemen yanımda ki sandalyeye çıkmıştı.

Lena'nın kafasını okşarken gözlerim daldı.

Belki ailen olur onlar senin...

Belki bir bebeğin anne hasretini dindirirsin. Anne olursun ona...

Anne olursun ona...

Olabilir miydim ki? Kendim doğurmadığım bir bebeğe anne olabilir miydim?

Olursun Meyra. Hemde çok güzel olursun.

Ya annesiz gibi hissetmeye devam ederse. Ya annesiymişim gibi hissettiremezsem?

Annesizliği iliklerine kadar yaşamış sen mi söylüyor bunu? Gerçekten böyle hissetmesine izin vereceğini mi düşünüyorsun?

Doğru. Bana bile bu kadar ağır gelen bir hissi o bebeğin yaşamaması için gerekirse parçalardım kendimi ama asla annesizmiş gibi hissettirmezdim. O an kararlılık ve öz güven hissiyle doldum. Kendime güveniyordum. O bebeğe anne olabilmek için her şeyi yapardım.

Karşımda ki sandalyenin çekilmesi ile oturduğum yerde sıçradım. Lena bunu bir tehdit olarak algılamış olmalı ki anında ayaklanarak hırlamaya başladı. Hızla tasmasını sıkıca tuttum ve önüne geçtim.

"Hayır Lena. Sorun yok kızım."

Kafasını öptüm yavaşca. Tehlikede olmadığımı hissetmesi için bekledim. Hırlamaları durmuştu.

"Aferin benim akıllı kızıma. Aferin güzelim."

Tasmasını çıkardım.

"Hadi git biraz oyna çimenlerde tamam mı kızım? Ama sakın uzaklaşma."

Lena verdiğim komutu anında uygulayarak sandalyeden atladı ve bir iki masa ileride ki çimlik alana koştu. Birden masaya oturan adamı hatırlayarak arkamı döndüm. Utançla yanaklarım ısındı.

"Kusura bakmayın. Lena yabancılardan pek hoşlanmıyor."

Gözlerimi gözlerine çıkardım. Bir an soluğum kesildi. Gözleri...gözleri beni kendine çekiyordu sanki. Göz rengi sıradan ve hatta çoğu insanda olan bir renk olabilirdi ama o an gözlerinin rengi sanki bu dünya üzerinde ki tek ve en özel rengi olmuştu benim için. Adamı incelediğimde derin bir soluk verdim dışarıya. Adam tek kelimeyle taştı. Adam gözlerinde ki tuhaf bir duyguyla beni inceliyordu. Düşünceli gözüküyordu. Elimi uzattım.

"Meyra şafak."

Konuştuğumda kendine geldi ve o da elini bana uzattı.

"Agah Aslaner."

"Memnun oldum Agah Bey."

"Agah de."

"Peki Agah. Sende bana Meyra diyebilirsin."

"Kendi isteğinle buradasın değil mi? Küçük duruyorsun biraz. Kötü bir şeye sebep olmak istemem."

Bu ince düşüncesine tebessüm ettim.

"Evet Agah kendi isteğimle buradayım ve 20 yaşındayım."

"Peki. Kendi isteğinleyse sorun yok."

"O zaman bana biraz kendinden ve ailenden bahsedebilir misin?"

Kafasını sallayarak onayladı ve konuşmaya başladı.

"29 yaşındayım. Avukatım. 6 aylık bir oğlum var. Annemler le beraber yaşıyorum. Oğluma annem ve kız kardeşim bakıyor ama kız kardeşimin okulu annemin ise bel fıtığı var ve artık zorlanıyorlar. Ailem merhametli ve cana yakın insanlar. Onlardan yana bir endişen olmasın. Şimdilik bu kadarı yeterli gibi. Sende kendinden bahsedebilir misin eğer sakıncası yoksa."

Düz bir suratla ve kalın sesiyle söylemişti ama gözüme çok karizmatik gelmişti. Kendimden bahsetmem gerektiğini düşününce suratım asıldı ancak onun da beni tanımaya hakkı vardı. Bu yüzden dürüst olacaktım elimden geldiğince. Agah asılan suratımı görünce kaşlarını çattı.

"Benim öyle pek anlatacağım bir şey yok. Az önce de söylediğim gibi 20 yaşındayım. Psikoloji 3. sınıf öğrencisiyim ki hatta bugün itibariyle 4. sınıfım artık. Ailem...benim ailem diyebileceğim bir ailem yok. Hiçbir zaman olmadı da."

"Öldüler mi? Kusura bakma hatırlatmak istemezdim."

"Hayır ölmediler ama keşke ölmüş olsalardı."

Aklıma gelen anılarla acı bir şekilde tebessüm ettim. Bunu anlayan Agah bu konuyu daha fazla sorgulamadı.

"sadece teyzem var benim için. Birde Lena. Bu kadar."

"Lena senin köpeğin mi?"

"Hayır teyzemin ama onunla beraber büyüm sayılır bu yüzden ona çok bağlıyım."

"Anladım."

Gözleri masaya daldı. Kasvetli gözüküyordu çehresi. Birden düşüncelere dalmıştı. Bir süre sonra gözlerini gözlerime değdirdi.

"29 yaşında dul ve çocuklu bir adamla evlenmek istediğine emin misin? Gençsin, güzelsin, zekisin. Hayatını yaşaman gerekmiyor mu?"

"Hayatımı yaşayabilmek için seninle evlenmeyi kabul ettim zaten."

Gözleri anlayamadığım bir duyguyla bana bakmaya devam etti. Gözleri çok güzeldi. Kaslı, yapılı bir vücudu vardı. Spor yaptığı belli oluyordu. Yüzünden bahsetmiyordum bile. Yunan heykeli gibi adamdı maşallah.

Şiddetli bir havlama sesi duyunca hemen kafamı sesin geldiği yere çevirdim. Siyah bir Pitbull havlayıp hırlayarak Lena'nın üzerine yürüyordu. Oturduğum yerden fırlarcasına kalktım ve koşarak yanlarına gidip Lena'nın önüne geçtim. Agah'ın endişeyle arkamdan seslenerek ayağa kalktığını duydum. Pitbull'la göz teması kurarak baskın olduğumu hissettirmeye çalıştım ve baskın sesimle konuştum.

"Hayır."

Pitbull'a doğru bir adım attım.

"Hayır. Sakin ol.é

Pitbull ondan baskın olduğumu hissetmiş olmalı ki bir adım geriledi. Yavaşça diz çöktüm ve elimi ona doğru uzattım. Şuan belkide elimi kapıp parçalayabilirdi ama ona güvenmeyi seçtim. Yandan bir bakış attığımda Agah'ın endişeyle bana doğru geldiğini gördüm ama durmalıydı.

"Olduğun yerde dur Agah. Merak etme bir şey olayacak."

Elimi hala Pitbull'a uzatıyordum. Sessizce bana bakıyordu. Birkaç saniye sonra burnunu yavaşça elime uzattı ve hafifçe dokundurarak elimi kokladı. Ardından kafasını elime koydu. Tebessüm ederek kafasını okşadım. Birkaç dakika onu sevdim. Yavaşça ayağa kalktım.

"Lena gel kızım."

Lena yanımda benimle beraber yürüdü. Endişeyle bana bakan birkaç adım uzağımda ki Agah'ın yanına geldik.

"Kızım sen aptal mısın! Ya sana bir şey olsaydı."

Bağırdığı için kaşlarımı çattım ancak benim için endişelendiği için farkında olmadan yükselttiğini bildiğim için takmadım.

"Bir önemi yok. Sevdiklerim için değer. Eğer ben birine bağlanırsam canım pahasına sever ve korurum Agah. Hiçbir şey bunu değiştiremez."

Agah'ın gözleri parladı.

"Demek bağlandığın şeyi canın pahasına seviyorsun..."

Ses tonunda ki bir şey içimi kıpır kıpır etti.

"Eğer eminsen yarın nikahımızı kıyalım."

"Ben..."

Kestiiikk!

Bölüm nasıldı?*

Meyra'nın sevdiklerine bu kadar bağlı olması?

Meyra'nın Lena için kendini tehlikeye atması?

Agah'ın düşünceli olması ve kibar olması pekiii? Şimdiden düştüm diyebilirimm...

Düşüncelerinizi yorumlara yazmayı ve yıldıza dokunmayı unutmayın!

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

4. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.