"Ne?"
"Meyra bir dinle!"
"Teyze ben zaten bir evlilikten kaçıyorum. Ne evlenmesi?!"
"Kuzum bir dinle. Ben senin kötülüğüne bir şey der miyim?"
Derin bir nefes alıp kendimi biraz olsun sakinleştirmeye çalıştım. Kafamı sallayarak onayladım. Teyzem derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"Ben etrafa sordum. Mahalleden birkaç arkadaşıma da sordum. Yengemin oğlu Murat çok saldırganlaşmış. Her yerde 'Meyra benim. Artık onun sahibi benim. Adını ağzına alan olursa öldürürüm.' diyormuş. Seni kafasına takmış. Peşini bırakmaz yani kolay kolay."
Teyzemin söyledikleriyle gözlerim doldu. Hayır ağlamayacaktım. Ben bu kadar güçsüz değildim. Bir yolunu bulup kaçardım.
"Hiç doldurma gözlerini. Ben sana seni o psikopata bırakmam dedim mi dedim. Elbet bunun da bir hal çaresini buldum. Evleneceksin. Ama başkasıyla. Eğer evlenmiş olursan seni kendisiyle evlenmek için tehdit edemez veya zorlayamaz. Hem belki böyle olursa senin peşini bırakır."
"Peki kim? Kiminle evleneceğim?"
"Agah Aslaner ile."
"Kim?"
"Mine Teyzeni hatırlıyorsun değil mi? Daha önce sana bahsetmiştim. Onun oğlu. Karısı aylar önce onu kucağında oğluyla terk etmiş. Zaten görücü usulü evlenmişler. Birbirlerini hiç sevmemişler. Şimdi de oğlu annesiz büyümesin diye tekrar evlenmeyi kabul etmiş. Mine'yle konuştum. Oğlu şimdi bir iş için İstanbul'daymış. Numarasını verdi Mine eğer buluşmak istersen yazar dedi. Agah'ın haberi varmış."
"Nerede yaşıyorlar?"
"Ankara'da yaşıyorlar. Ama hemen olumsuz düşünme. Bu şehirden uzaklaşman senin için en iyisi olur. Beni de düşünme. Sık sık yanına gelirim."
Dolu gözlerimle kafamı salladım.
"Tamam görüşücem."
Teyzem oturduğu koltuktan kalkarak yanıma oturdu ve ellerimi tuttu.
"Korkma olur mu teyzem? Daha güzel ve yeni bir hayatın olacak. Ben de hep senin yanında olacağım."
Sıkıca sarıldım teyzeme. Başımı boynuna yasladım. Onun o huzurlu kokusunu soludum. Anne kokusu nasıldı bilmem ama teyzemin kokusu benim için anne kokusuydu.
"Sen benim her şeyimsin. Sadece teyzem değil annemsin sen benim."
"Oy kızım benimm."
"Teşekkür ederim teyze. Her şey için teşekkür ederim."
"O ne kız. Vedalaşır gibi konuşuyon. Sence sen benden öyle kolay kolay kurtulabilir misin?"
"Senden kurtulmak istemiyorum ki teyzemm."
Teyzem beni geri çekti. Kızaran gözlerini saklamaya çalışırken konuştu.
"Aaa yeter kız. Ağlatacaksın beni."
Gözlerini sildi.
"Hadi hadi gitte elini yüzünü yıka. Sonra da oğlana mesaj at bir an önce. Fazla zamanımız yok."
"Haklısın ben bir banyoya gideyim."
"Tamam kuzum. Bende şimdi numarayı atarım sana."
Kafamı sallayarak onayladım ve kalktım. Oturma odasından çıkarak banyoya girdim. Yüzüme buz gibi bir su çarptım. Burada ki odama giderek Telefonumu cebimden çıkardım. Teyzem numarayı atmıştı.
Oda da ileri geri yürümeye başladım. Ne yazacaktım ki? Sadece pozitif olmalıydım.
Dayan Meyra. Dayan be kızım. Belki bir ailen olur. Hem o küçük bebeğe de anne olursun belki. O bebeğin Bir anneye ihtiyacı var. Bunu en iyi sen bilirsin be kızım.
derin bir nefes aldım ve olduğum yerde durdum. Ardından yatağa oturup telefonumu elime aldım.
- Merhaba Agah Bey. Ben Meyra. Mine teyze teyzeme görüşmek istediğinizi söylemiş. Müsait bir zamanınızda görüşmek isterim.
- Merhaba Meyra Hanım. Eğer bugün sizin için uygunsa saat 15:00 da Boğaz'a yakın ****** Çay Bahçesine gelebilir misiniz?
- Elbette. Orada görüşürüz.
Heyecanla hızlanan kalbime anlam veremeyerek odadan çıktım ve oturma odasına girdim. Teyzem düşünceli bir şekilde halıyı izliyordu. Yanına oturdum.
"Bir saat sonra çay bahçesinde buluşacağız. Lena da benimle gelebilir mi?"
"Gelsin tabi kuzum. Hem benimde içim rahat olur."
Lena aşırı korumacı bir köpekti. Çocukluğumdan beri beraber olduğumuz ve beraber büyüdüğümüz için bana ayrı bir korumacıydı. Yabancılardan nefret eder ve sürekli tetikte olurdu. Eğer Lena yanımda olursa daha iyi hissederdim. Teyzem elimi tuttu.
"Meyra...pozitif ol olur mu? İçimde mutlu bir hayatın olacağına dair çok güçlü bir his var. İyi düşün. Belki ailen olur onlar senin. Belki bir bebeğin annesizliğini dindirirsin. Anne olursun ona. Güzel olmaz mı be kuzum?"
"Umarım öyle olur teyze. Umarım."
"Okulunu ne yapacaksın?"
"Bilmiyorum. Açığa alırım galiba. Bakarım duruma göre."
"Sen yeter ki şu okulundan mezun olup kendi ayaklarının üzerinde dur da başka bir şey istemiyorum."
"Söz. o da olacak teyze. Söz veriyorum."
Bana derince gülümseyerek baktı.
"Neyse ben hazırlanmaya başlayayım."
"Tamam kuzum. Başla sen hazırlanmaya. Burada bir elbisen vardı. Onu giy bence."
"Öyle mi diyorsun?"
"Evet. Kesinlikle onu giymelisin."
"Tamam o zaman ben gideyim."
Teyzem kafasını sallayarak onayladı. Yarım saat sonra tamamen hazırdım.
(Elbiseyi bölüm sonuna bıraktım)
Elbisemi giymiş hafif bir makyaj yapmıştım. Saçlarım ise kendiliğinden dalgalıydı o yüzden bir şey yapmaya ihtiyaç duymadım. Odamdan çıktım ve teyzeme seslendim. Teyzem oturma odasından çıkıp yanıma geldi.
"Çok güzel olmuşsun birtanem."
"Teşekkür ederim teyzem. O senin güzel bakışlarından."
Ayakkabılarımı giyip küçük kol çantamı aldım. Teyzem elindeki tasmayı bana uzattı. Tasmayı alarak kapıyı açtım ve dışarı çıktım. Lena da hemen yanımda benimle beraber hareket ediyordu. Dönüp teyzeme sıkıca sarıldım.
"Bana şans dile."
"Senin gibi bir kızın şansa ihtiyacı yok ki. Sen kendi şansını kendin yaratan bir kızsın unuttun mu?"
Söylediği şeyle kocaman tebessüm ettim. Teyzem bana gülümseyerek bakarken arkamı döndüm ve birkaç adım attım. Tam yürümeye devam edecektim ki duyduğum bağırmayla olduğum yerde kaldım.
"Meyra!"
Ve son...
Bölüm nasıldı?
Bence hikayeye güzel başladık gibi. Bir de şu müstakbel kocamızı görsek mi acaba?
Sizce Meyra'ya seslenen kişi kim olabilir?
Murat oldukça tehlikeli ve takıntılı biri. Sizce Meyra'nın peşini bırakır mı?
Satır arası yorum yapmayı ve yıldıza tıklamayı unutmayın!
Bir sonraki bölümde görüşürüz!