Sandalyeye önlükle bağladığım Asaf'ı çözerek kucağıma aldım.
"Hadi gel bebeğim mama yiyelim."
Asaf çığlık atarak güldü. Onun bu mutluluğu beni de güldürdü. Agah'a döndüğümde tebessüm ederek bize baktığını gördüm. Gözlerimi kaçırdım utançla. Asaf'ı yan bir şekilde kucağıma oturttum. Boş bir kase aldım önüme. Bir tane haşlanmış yumurta alıp kaseye koydum ve çatalla ezmeye başladım. Bir tatlı kaşığı bal koydum ve birazda peynir ekledim. Havanda dövdüğüm cevizide koydum. Çatalla hepsini ezerek karıştırmaya başladım. Mama kıvamına gelince durdum ve kenara bıraktığım tatlı kaşığını aldım. Kaşığın ucuyla azıcık mamadan aldım ve Asaf'ın ağzına uzattım. Agah'la beraber merakla Asaf'a baktık. Tatlı kaşığında ki mamayı üst damağına sürterek ağzına bıraktım ve kaşığı çektim. Ağzını şapırdatarak yuttu ve çığlık atarak güldü. Onun gülmesiyle bende kıkırdadım. Agah ise tebessüm ediyordu. Ben yavaş yavaş mamayı Asaf'a yedirirken Agah'ta ikimizin tabağını doldurmuştu. Asaf mamasını bitirince sırtını kendime yasladım ve sol kolumu ona doladım. Patates kızartmasına uzandım. Bir tane patates alarak oyalanması için Asaf'ın eline verdim. Henüz dişleri olmadığından koparamazdı ama yinede dikkat etmek lazımdı. Bir gözüm Asaf'tayken bende kahvaltımı yapmaya başladım. Çayımdan bir yudum aldım ve Agah'a baktım.
"Nereye götüreceksin bizi?"
Dudaklarının kenarı kıvrıldı.
"Karıma mahallesini semtini tanıtacağım."
Gülümsememek için yanak içlerimi ısırdım. Bana 'mahallemi semtimi' tanıtacaktı. Belki de ondan böylesine etkilenmem bu ince düşünceleri sayesindeydi.
'Çoğu gece sokakta yatan o evsiz küçük kız çocuğuna bir yuva vadediyordu. Ev değil..'
Daha fazla engelleyemedim ve kafamı eğerek tebessüm ettim. Kafam çenemde hissettiğim elle yukarı kalktı.
"Saklama gülüşünü. Müsade et bir ömür izleyeyim."
Yanaklarımda ki yanmayla tebessümüm büyüdü ve gözlerimi kaçırdım. Baş parmağı narince çenemi okşadı. Gözlerim gözlerinde takılı kaldı o an. O gözler çok şey anlatıyordu ancak anlam veremiyordum.
Neden?
Agah elini çenemden çektiğinde gözlerimi kırpıştırarak gözlerinden koptum ve tabağıma dönerek yemeye devam ettim.
&&&
Kahvaltıdan sonra Agah Asaf'ın altını değiştirmek için oğlunu alarak yukarıya çıkarken bende mutfağı toparlamaya başlamıştım. Mutfakta işim bittikten sonra odaya çıkıp aynanın önüne geçtim. Son bir kez kendimi kontrol ettim ve dışarı çıkmak için uygun olduğuma karar verdim. Ceketimi cüzdanımı ve telefonumu alarak odadan çıktım. O sırada Agah'ta kucağında ki Asaf'la karşı odadan çıktı. Asaf'ı bana uzattı.
"Siz aşağıya inin ben bir üstümü değiştireyim."
Kollarını bana uzatan oğlumu gülümseyerek kucağıma aldım.
"Tamamm."
Agah döndü çıktığım odaya girdi. Asaf'ı yüz hizamda kaldırdım.
"Aşkım! Baş başa mı kaldık seninle?"
Elini ağzına sokarak gülen Asaf'la dişlerimi sıkmak zorunda kaldım. Yoksa her an onu ısıra ısıra sevmeye başlayabilirdim.
10 dakika sonra Agah üstünü değiştirip aşağıya inmişti. Açık mavi gömlek ile krem rengi pantolon giymişti. Üstüne tam oturan ve kaslarını belli eden gömlek beni terletmedi değil. O dar gömlekler yakın zamanda ortadan kalkmalıydı. Agah ayakkabısını giyip doğrulduğunda Asaf'ı kucağımdan aldı. Bende beyaz spor ayakkabılarımı giydim ve çıktık. Ben kapıyı kilitlerken Agah'ta Asaf'ı bebek arabasına yerleştirip kemerini bağladı. Kapıyı kilitledikten sonra anahtarı Agah'a uzattım. Agah anahtarı alarak cebine koydu ve bebek arabasını sürmeye başladı. Tek eliyle bebek arabasını sürerken bir eliyle de elimi kavradı. Bahçeden çıktık ve sokakta ilerlemeye başladık. Çocuklar sokağa dökülmüş oyunlar oynuyordu. Futbol oynayan çocuklara yaklaştığımızda bir çocuğun diktiği top bana doğru gelmeye başladı. Agah endişeyle beni çekiştirse de kıpırdamadım. Gelen topu dizimle karşıladım ve ayağımda birkaç kez sektirdim. Ardından şaşkınlıkla ve korkuyla bana bakan çocuğa doğru yavaşça pas attım. Çocuk topu yakaladı ve koşturarak yanıma geldi.
"Sen nasıl öyle sektirebiliyorsun abla? Bana da öğretebilir misin? Lütfen lütfen..."
Agah'ın elini bıraktık ve çocukla aynı hizaya gelmek için diz çöktüm.
"Önce tanışmaya ne dersin yakışıklı?"
Yanakları hitabımla kızardı. Bu tatlı haline tebessüm ettim.
"Benim adım Efe."
Gözleri ayakkabılarındaydı. İşaret parmağımla başını kaldırdım ve konuştum.
"Bende Meyra. Tanıştığımıza memnun oldum yakışıklı."
Gülümsedi.
"Kaç yaşındasın bakalım?"
Heyecanla konuştu.
"Birkaç ay sonra 9 yaşında olacağım!"
Bende aynı coşku ve heyecanla karşılık verdim.
"Vay be! Kocaman delikanlı olmuşsun ama sen."
Gururla göğsü kabardı.
"Ayrıca top sektirmeyi tabiki de öğretirim. Ancak bunun için başka bir güne söz versem olur mu? Bugün birazcık işim var."
"Sen burada mı yaşıyorsun?"
Meraklı sesine tebessüm ettim ve cevap verdim.
"Evet canım. Ben Agah abinin karısıyım. Bu yüzden artık burada yaşıyorum."
"Tamam o zaman. Söz mü?"
"Söz."
Gülümsedi. Doğrulduğumda arkamda sıcak bir beden hissettim.
"Karımı sal artık bücür. Git arkadaşlarınla oyna hadi."
Efe'nin saçlarını karıştırdı.
"Tamam abi. Görüşürüz Meyra abla."
"Görüşürüz canım."
Efe'nin arkadaşlarının yanına koşmasını ve heyecanla bir şeyler anlatmaya başlamasını izledik. Ardından Agah elimi tutarak bebek arabasıyla ilerlemeye devam etti. Bende onun adımlarına uydum. Agah bana sırayla mahalledeki dükkanları gezdirmeye başladı. Tabi bir çoğunu tanıdığı için esnaflarla beni tanıştırıyordu da. Esnaflar çok samimiydi. Mahallede sıcak bir ortam vardı.
Yanından her geçtiğimiz kişi şaşkınca Agah'la birleşik ellerimize bakıyordu. Neye bu kadar şaşırıyorlardı anlamadım. Başlarda utandığım için elimi Agah'ın elinden çekmek istesemde Agah elimi daha sıkı tutmuş bırakmamıştı. Bende bu yüzden şaşkın bakışları görmezden gelmeye çalışıyordum. Mahalleyi gezmeyi bitirdiğimizde mahalleye yakın olan AVM ye gittik. Çok yürümüştük ama ben alışkın olduğumdan pekte yorulmamıştım. İlk olarak Agah'ı gördüğüm bir bebek mağazasına yönlendirdim.
"Ne oldu? Eksik bir şey mi gördün?"
"Mama sandalyesi almalıyız. Her zaman kucağımıza oturtup yediremeyiz. Böyle alışmasın."
"Tamam o zaman alalım bakalım."
Mağazaya girdiğimizde erkek bir çalışanın sırıtarak yanımızageldiğini gördük. Elimde ki elin sıkılaştığını hissettim.
"Hoşgeldiniz efendim. Size nasıl yardımcı olabilirim?"
Adam bana yönelik konuşmuştu Agah dikkatini çekmek için öksürdü ve konuştu.
"Mama sandalyesi bakacaktık biz oğlumuza."
'Oğlumuza' kelimesini bastıra bastıra söylemişti. Çalışan bana bakmaya devam ederek cevap verdi.
"Buyurun hanımefendi mama sandalyeleri bu tarafta."
Önden giden çalışanı takip etmeye başladık. Agah'ın sabır çektiğini duymuştum ağzının içinden. Onun bu haline güldüm. Mama sandalyelerinin olduğu bölüme geldiğimizde elimi zorlukla Agah'ın elinden ayırdım ve mama sandalyelerine yaklaşarak incelemeye başladım. Yanımda hissettiğim bedenle bakışlarımı mama sandalyelerinden ayırdım. Çalışan hemen yanımda durmuş dikkatle bana bakıyordu. Artık rahatsız olmaya başlamıştım.
"Baktığınız bu mama sandalyesi 6 aydan 36 aya kadar kullanılabilmekte. Sırt bölümü ihtiyaca göre ayarlanabiliyor. Kemerlerini uzatıp kısaltabilirsiniz. İçerisindeki ortopedik süngeri makinede yıkanabilir. Temizlemesi kolay yani. Önünde ki masası takıp çıkartılabiliyor. Ayrıca ayakları tekerlekli istediğiniz yere rahatça götürebilir gittiğiniz yerde tekerleklerini sabitleyebilirsiniz."
Konuşurken sanki bana daha da yaklaşmıştı. Tam bir adım gerileyecekken belime sert bir kol dolandı sıkıca. Ardından bedenim Agah'ın göğsüne yaslandı.
"Eğer karıma doğru bir adım daha atarsan senin belanı s*kerim."
Çalışanın yüzü kızardı panikle.
"P-pardon efendim yanlış anladınız."
"Ben diyeceğimi dedim. Paketle bu sandalyeyi bize alıyoruz."
"P-peki efendim. Hemen paketleyeyim."
Agah burnunu saçlarıma yaslayarak mırıldandı.
"E bi zahmet."
Agah yürümeye başladığında ona yapışık vücudum nedeniyle bende ilerlemeye başladım. Bir yandan da bebek arabasını sürüyordu Agah. Son dakika kasaya gelmeden bebekler için olan hijyenik kaşık ve çatallardan almıştım birkaç tane. Birde düşmesin diye altı vantuzlu seramik kase ve tabaktan aldım. Ödemeyi yapıp mağazadan çıktık. Agah beni yemek katına yönlendirdi. Asaf çoktan uyanmış çipil çipil etrafa bakıyordu. Onu yememek için kendimi zor tuttum.
Mağaza aldıklarımızı akşam eve gönderecekti. O yüzden rahat hareket edebiliyorduk. Yemek katına çıktığımızda boş bir masa bulup oturduk. Asaf'ı kucağıma aldım ve hırkasını giydirdim. Uyurken biraz terlemişti ve ben hasta olmasını istemiyordum. Uykudan yeni kalktığı için henüz ayılamayan Asaf başını boynuma yaslayarak etrafı izlemeye devam etti. Ağzında ise emziği vardı. Agah etrafa kaşlarını çatarak bakıyor ağzının içinden sövüyordu hala.
"Çatma artık kaşlarını."
Gülmemek için kendimi tuttum. Bende rahatsız olmuştum adamın hareketlerinden ancak bu durum Agah'la eğlenmeme engel değildi. Kaşlarını daha çok çattı.
"Hadi hadi. Bir dahakine beni kucağına çıkartmana izin veririm."
Eğlenerek söylediklerimle kaşları düzeldi ve masanın üzerinden bana doğru eğildi.
"Demek öyle? Bu sözünü hatırlatırım ama küçük karım."
Bir an gözümün önünde olası anlar canlandı ve yutkunamadım. Yanaklarım ısındı. Boğuk sesi bacaklarımı birbirine bastırmama neden oldu. Boğazımı temizledi.
"Asaf acıktı. Çorba alabilir misin? Mercimek çorbası olsun ama ekmekte iste yanına."
"Sen ne yemek istersin karıcığım? Gerçi ben seni doyurmanın başka yollarını biliyorum ama bu seferlik böyle olsun."
Gözlerimi kaçırdım.
"Fark etmez. Kendine ne alırsan bana da ondan al."
"Emir anlaşıldı."
Agah kalkıp çorbacıya doğru giderken arkasından baktım. Gözlerimi sırtından çektiğimde ise karşılaştığım bakışlar içimi ürpertti.
Agah?
Asaf?
Meyra?
Mağaza çalışanı?
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yorumlara yazmayı ve yıldıza dokunmayı unutmayııınn!
Sizleri çok seviyorum kendinize iyi bakınn>