İçeriğe geç

QUERENCİA

Bölüm 13 · 6 dk okuma

QUERENCİA

Bölüm 13

13. Bölüm

Agah sabah uyandığında bir süre gözlerini açmadan burnuna gelen o güzel ve huzurlu kokuyu soludu. Gözlerini kırpıştırarak açtı. Başını biraz geriye çekerek karısının huzurlu yüzüne baktı. Çok güzeldi karısı. Kalbide yüzüde çok güzeldi. O berbat hayattan kaçıp ona güvenerek elini tuttuğunun farkındaydı. Onun bu güvenini boşa çıkarmamak için elinden gelenin fazlasını yapacağına, gözünden sadece mutluluktan yaş düşeceğine dair kendine söz verdi. O berbat geçmişininde bu mahalleninde onu karartmasına izin vermeyecekti. Maalesef yıllardır yaşadığı mahallesinin insanlarından bile korumalıydı karısını. Yaş farklarından dolayı, mahallesinde ki kendini bilmez kişilerin karısını kıracak sözler söyleyeceğini düşünüyordu ve bunu nasıl engelleyebilirdi bilmiyordu ama bir şekilde yapacaktı işte. Sıkıntıyla bir nefes aldı ve kendi gelmek için elini yüzünü yıkamaya karar verdi. Karısının saçlarına derin bir öpücük kondurdu. Geriye çekildiğinde oğlunu fark etti. Ardından ise karısının oğlunu göğsünde nasıl sarıp sarmaladığını görünce kalbi sızladı. Bir yanı huzurla dolarken diğer yanı oğlu için isyan ediyordu. Oğlunun bir anneye ihtiyacı olduğunu biliyordu ama hiç böylesine bir yokluğu hissettiğinin daha önce farkına varamamıştı. Oğlunun karısına yapışışını ve sıkı sıkı tutuşuna baktı. Oğlu annesini bulmuştu. Bir kez daha şükretti Meyra ile karşılaştığı için.

Sessizce telefonuna uzandı ve küçük ailesinin fotoğrafını çekti. Artık hayatı buydu. Bu ana kadar sadece oğlu için yaşamıştı. Bundan sonra ise oğlu ve karısı için yaşayacaktı.

Bir süre daha onları izledikten sonra duşa girmek için yataktan kalktı ve banyoya girdi.

&&&

Gözlerimi kırpıştırarak açtım. Gözlerime vuran güneşle kaşlarımı çattım.

"Off..."

Göğsümde ki ağırlıkla bakışlarımı oraya yönlendirdim. Göğsüme yasladığı başıyla beni sıkı sıkı tutarak uyuyan Asaf'ı görünce kalbim huzurla doldu. Şefkatle gülümsedim ve tek tük olan saçlarına bir öpücük kondurdum.

Bu küçük bebeğin anne kokusu aradığının farkındaydı. Çünkü bir zamanlar o da aramıştı.

Asaf'ın bu kokuyu kendisinde bulması huzurla dolmasına neden oluyordu. Anne nasıl olur bilmezdi. Kızlar bunları annelerinden görüp öğrenirdi normalde. Ancak öğreneceği bir annelik görmemişti.

Anne nasıl olur bilmesede anne nasıl olmaz çok iyi biliyordu. İşte tamda bu yüzden Asaf'a çok iyi bir anne olacaktı.

Düşüncelerini kovarak yan tarafına baktı. Ancak Agah'ı göremedi. O sırada banyodan gelen su sesleriyle duşta olduğunu anladı. Burnunu Asaf'ın tek tük saçlarına yasladı ve kokusunu solumaya başladı. Artık bir anne olduğunu soluduğu bu kokuyla daha iyi anlamıştı.

Anne olmak için illaki doğurmak gerekmiyordu. Her doğuranda anne olamazdı zaten. Anne olmak demek yüreğinden doğurmak demekti. Asaf'ın öz annesi olup olmamak umurunda değildi. Çünkü o Asaf'ı yüreğinden doğurmuştu. Asaf artık onun oğluydu ve o oğlunu ölene kadar bırakmayacaktı. Birkaç günde o kadar çabuk benimseyip alışmıştı ki oğluna artık bir gün bile ayrı kalamazdı.

Asaf'ın kıpırdanmasıyla daldığı düşünce bulutundan kurtuldu ve Asaf'ı izlemeye başladı. Küçük bey suratını buruşturdu ve ellerini gözlerine götürerek ovuşturmaya başladı. Ardından ellerini gözlerinden çekti ve gözlerini kocaman açarak etrafına merakla baktı.

Gözleri beni bulduğunda ellerini ve ayaklarını heyecanla oynatarak güldü. Onun gülmesiyle bende güldüm ve sıkıca sarılarak yüzüne öpücükler kondurmaya başladım. Asaf ise kıkırdıyordu. O sırada banyonun kapısı açıldı.

"Sonunda meleklerim uyanmış. Günaydın."

Kafamı Asaf'ın boynundan kaldırdım.

"Günaydın."

Tebessüm ederken gözlerim vücudunda dolaştı. Hafif belirgin olan karın kaslarında gözlerim biraz fazla dolandı. Agah onu izlediğimin farkındaydı. Sırıtarak dolabın önüne gitti ve kendine kıyafet çıkardı.

Birden havlusunu yere düşürdü. Gözlerim kocaman açıldı ve biçimli sıkı poposuna bakakaldım.

Sıkıp şaplak atması ne zevkli olur ama...

Aklımdan geçen düşünceyle tükürüğüm boğazıma takıldı ve öksürmeye başladım. Agah o sırada boxerını giyerek arkasını döndü ve yanıma yaklaşarak sırtıma vurmaya başladı yavaşça. Aynı zamanda sırıtıyordu.

"Helal karıcığım helal."

Kaşlarımı çatarak Agah'a baktım. O ise budan zevk aldığını belli ederek kahkaha attı. Ardından gülerek arkasını döndü ve giyinmeye devam etti. Sinirle kalktım ve Asaf'ı da kucağıma alarak odadan çıktım. Asaf'ın odasına girdiğimde tek elimle oğlumu tutarken boşta kalan elimle kıyafet çıkardım dolaptan. Asaf'ı bez değiştirme masasına yatırdım ve yanağına sesli bir öpücük kondurdum. Ardından altını değiştirdim ve üstünü giydirdim. Kucağıma alarak yanaklarına öpücükler kondurmaya başladım. Ardından kısa süreliğine beşiğine bıraktım ve odadan çıkmadan önce yanıma aldığım elbiseyi giydim.

Asaf'a da mavi renkte bir takım giydirdiğimden anne oğul uyumlu olmuştuk. Odadaki ufak aynadan saçlarımı düzelttim. Ardından Asaf'ı kucağıma aldım ve boynunu koklayarak öptüm.

"Sen anneyle aynı mı giyindin ya?!(boynuna bir öpücük daha kondurdu)Oh...yerim seni. Anne oğul takım olduk biz."

Burnum boynuna yaslı bir şekilde o huzurlu kokusunu soluyarak bekledim bir süre. Asaf ise ellerini yanaklarıma koymuş kıkırdıyordu. Kafamı geri çektiğimde kapıya yaslanmış yüzündeki gülümsemeyle bizi izleyen Agah'ı gördüm. Benim onu fark ettiğimi görünce yanımıza adımlamaya başladı.

"Hemen de oğlumu etkiniz altına almışsınız Meyra Hanım. Oğlum babasını unuttu."

Tebessüm ederek yanımda durdu ve Asaf'ı kucağına aldı.

"Gelçi şaşırdım desem yalan olur. Babasını etkiniz altına aldıktan sonra oğlunu da almak zor olmasa gerek."

"Bundan şikayetçi misiniz Agah Bey?"

"Asla"

Minik bir tebessüm ettim. Yanaklarım ısınmaya başladı. Asaf'ı koltuk altlarından tutarak havaya kaldırdı.

"Oğlum. Hani sen benim aslan oğlumdun. E anneye kedi yavrusu olmuşsun hemen."

"Allah Allah. Tabiki de kedi yavrusu olacak. Benim oğlum bana hiç kıyabilir mi ki aslan olsun?"

Agah kaşlarını çatarak başını bana çevirdi.

"Hele bi kıysın bak bakalım nasıl kapının önüne koyuyorum bu sıpayı."

Kaşlarımı çattım.

"Agah! Ne biçim konuşuyorsun çocuğun yanında."

Kollarını bana uzatan Asaf'ı kucağıma aldım.

"Gel oğlum gel. Ben sana kıyamam ki. Babayı koyarım kapıya."

Saçlarımı savurarak kapıya yöneldim.

"Haydaa! Kabak yine nasıl benim başıma patladı ya?"

Üstümde ki elbisem merdivenlerden inerken uçuştu. Mutfağa girdim. Asaf'ı bir sandalyeye oturttum ve düşmesin diye bir tane mutfak önlüğü alarak başından ve sandalyeden geçirdim. Ardından önlüğün iplerini de sandalyenin arkasına dolayarak düğüm attım. Düşmeyeceğinden emin olunca geriye çekildim ve masanın üzerine koyduğum telefonumdan şarkı açtım. Bir yandan dans ederek şarkıya eşlik ederken bir yandan da kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Asaf ise kıkırdayarak beni izliyordu.

'Her gece baş ucumda

Gülüşlerin aklımın ucundan geçer

Yıllar geçer

Ben sende kalırım...'

Tabii Meyra kendi kendine eğlenerek kahvaltıyı hazırlarken oğlu gibi onu gülerek keyifle izleyen Agah'tan habersizdi.

Kızaran son patatesleri de tabağa koydum ve tabağı masaya koydum. Değişen şarkıya eşlik etmeye devam ederken haşlanmış yumurtaları soymaya başladım. Bir anda belime dolanan kollarla yerimde sıçradım.

"Özür dilerim korkutmak istemedim."

"Sorun değil."

Agah yüzünü boynuma yaslarken bende yumurtaları soymayı bitirmiştim. Burnunu boynumda gezdirdi.

"Hmm...benim karım mis gibi kokuyor."

Yanaklarım ısındı. Gülümsedim. İltifatları çok hoşuma gidiyordu. O bana böyle yaklaşırken benim kendimi geri çekmemin bir anlamı yoktu. Bu sadece bizide geriye götürürdü. Bu yüzden fazla düşünmedim.

"Hmm...benim kocamda çok romantik."

"Daha bu ne ki yavrum? Sen daha romantiklik görmedin."

"Diyorsun?"

"Diyorum."

Boynumda ki dudaklarının gülümsediğini hissettim. Benimde gülümsemem büyüdü. Bir anda boynumun ince derisini dudakları arasına alarak emdi. Hafifçe inleyerek elimin altında ki mermeri sıktım.

"Imh şimdi olmaz Agah..."

Dudakları arasında ki derimi serbest bıraktı. Birkaç saniye sonra ise nefesleri kulağıma vurmaya başladı. Boğuk sesiyle konuştu.

"Yani başka zaman olur?"

Ağzımdan çıkanların ne anlama geldiğini anlayınca kaskatı kesildim şaşkınlıkla.

"Be-ben öyle bir şey demedim."

Kafasını hafifçe iki yana salladı.

"I ıh. Ben anlayacağımı anladım. Söz ağızdan bir kere çıkar. Bu sözünü hatırlatırım."

Hala boynuma öpücükler kondurmaya devam eden Agah'ın kollarının arasından elimde ki tabakla kaçtım. Elimde ki tabağı masaya koydum. Çenemde sert bir tutuş ve ardından dudaklarıma kapanan sıcak dudakları hissettim. Kolu sıkıca belime sarıldı ve beni kendine çekti. Alt dudağımı dudakları arasına alarak sertçe emmeye başladı. İnleyerek omuzlarına tutundum. Bende üst dudağını küçük küçük emerek karşılık vermeye başladım. Bir kaç saniye sonra dudaklarımız ıslak bir sesle birbirinden ayrıldı. Nefesi ıslak dudaklarıma vururken konuştu.

"Hmm. Ben aslında kahvaltımı yapmış oldum ama...",

Yanaklarıma bir bakış attı ve sırıttı.

"Hadi bakalım sizi doyuralım bir an önce. Kahvaltıdan sonra sizi dışarı çıkaracağım."

Ve son...

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Meyra?

Agah?

Asaf?

Düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi ve yıldıza dokunmayı unutmayın!

Sizleri seviyorum kendinize iyi bakın >

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.