İçeriğe geç

Queen of Mean

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Queen of Mean

Bölüm 5

Bölüm 4: "Sen kimsin?"

Sabah her şey yeni başlamıştı. Saray yeni yeni uyanıyordu. Üzerimdeki kıyafet bir suikastçıye aitti. Yani Asterin'e. Asterin bendim, Sophie öylesine biriydi.

Dün onun çoğunlukla nerede olduğunu bulmuştum. Odanın kapı çaldım. "Kaito müsait değilim." dedi. Kapıyı açtım. Arkası bana dönüktü. Galiba hâlâ Kaito'nun öldüğünü kabullenememişti. "Ah, çok özür dilerim." dedim. Donakalmıştı. "Se - sen kimsin?" dedi.

"Beni tanıyor musun?" Yanına gidip omzuna dokundum. Hayır anlamında başını salladı. Hançeri çıkarıp boğazına dayadım. Dahada korkmuştu. "Kim olduğunu söyler misin?" diye sordu. "Neden söyleyeyim?" sorusuna soruyla cevap vermiştim.

"Çünkü korkmaya başladım." Amacıma ulaşmaya başladım. Sorular sormaya başlamıştı. "Sen katil misin?"

"Hayır."

"O zaman kraliçeyi yada prensesi öldürmek isteyen birisin?" Aslında planlarımda o da vardı. "Bilmem."

"Yalvarırım söyler misin?" Gözlerimi kıstım. "Hayır."

"Yani beni öldürücek misin?" Olabilir. Sonuçta Kaito'yu öldürmüştüm ve yakalanmamıştım. "Olabilir."

"Ama ben çok gencim." Hâlâ mizah yapması... Ah, çok tuhaf biri. "Ölürken mizah yapanı ilk defa görüyorum."

"Çoğu zaman komik olduğu-," göz devirdim. "Bundan bana ne?"

"Aslında doğru." Kıkırdadım. "Ben her zaman haklıyımdır."

"Komik kızsın ve şu bıçağı ne zaman çekeceksin?" Aslında kolum ağrımaya başladı. "Ne yapıcaksın?"

"Kolun ağrımıştır." Beni mi düşünüyor? Saçmalık. "Sana tavsiye, savaşta başka birini düşünme."

"Savaşta mıyız?" Kısmen. "Olabiliriz."

"O zaman düşmanı hâlâ öldürmemen kocaman bir saçmalık." Değil! "Sen düşman değilsin ki." Ben ne diyorum.

"Nasıl?" Gerçekten kocaman bir NASIL? Ağzımdan çıkan her kelime çok saçmaydı. Ben neler saçmalıyordum. Beynimdeki tüm düşüncelerin esirim mi oldum ben şimdi? Evet tam olarak öyle oldu. "Burada mısın?" Bedenim burada ama beynim hayır.

"İyi misin?" HAYIR! "Evet."

"O zaman benim düşmanın olmamamı söyler misin?" HAYIR! "Çünkü sende Ravarynlilisin." gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

"Sende mi Ravarynlisin? Sonunda sarayda Ravaryn- bir saniye sen beni öldürmek için gelmiş olabilirsin?" Sonunda anladın. "Tüm sorulara evet."

"Ama daha ölmeden önce yapacaklar listemi bitirmedim."

"Saçmalayı kes."

"Ben saçmalamıyorum. Lütfen listem bitsin-"

"Lütfen biraz sus!"

"Bağırmana gerek yoktu." Ah, evet başka dilden anladığını bilmiyordum. "Tamam anladığın dilden konuşalım."

"Normal konuşmuyor muyuz?" Ah, doğru. "Ah, evet." Bu konuşma nereye gitecekti hiçbir fikrim yoktu.

"Sen kim olduğunu söylemezsen ben söylerim. Ben Clyde." Tanıştığıma memnun oldum.

"Biliyorum."

"Nasıl yani? Ravarynli, ailemin olmadığını, yıllarca tek yaşadığımı, ve 24 yaşında olduğumu da biliyor musun?"

"Evet." Aslında bir kısmını bilmiyordum.

"Gerçekten mi?" Başımı salladım. "Zeki kızsın."

"Sağol." Sağol mu?

Kapı çaldı. İkimizde birbirimize baktık. Hançeri beline yerleştirip cama doğru yöneldim. Camdan dışarı baktım. Çok yüksek değildi. Ona göz kırpıp aşağı atlamak üzereydim ki onun geçen Kaito'nun odasından çıktıktan sonra çağırdığım kişi olduğunu fark ettim. "Clyde aç şu kapıyı!" diye bağırdı İliana. O sesi duyunca atladım ve oradaki çalılıkların arkasına saklandım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.