Bölüme uygun şarkı: 2WEI-Toxit,2WEI- Catapult, Alexander Rybak-Fairytale
Odanın ağır ahşap kapısı, menteşelerini zorlayacak kadar büyük bir gürültüyle sertçe açıldı. Gelen abim Dorian'dı. Öfkeden deliye dönmüş yüksek sesi, küçük ve basık odayı bir anda doldurmaya yetti: “Neler oluyor burada?!”
Lucien oturduğu yerden hızla ayağa fırladı. Üzerindeki şaşkınlığı ya da kendini açıklama gereksinimini tamamen bir kenara bırakarak, kelimeleri pat pat yüzüne vurdu: “Biz çıkıyoruz!”
Abimin parmakları hırsla avcuna gömüldü, yumruklarını sıktı. Kaşları hızla çatılırken, gözleri birer avcı gibi kısıldı. Duyduklarını zihni reddediyor gibiydi. “Ne dedin sen? Çıkıyor musunuz?” Alev alev yanan öfkeli gözleri hızla Lucien'den bana döndü. Hâlâ durumu kavrayamamıştı. “Scarlett, ne diyor bu dangalak?!”
“Abi…” Sesim beklediğimden çok daha çaresiz, çok daha kısık çıktı. Kendimi savunmak, her şeyi en başından anlatmak için dudaklarım aralandı ama boğazım düğümlendi, tek bir kelime bile fırlayamadı. Abim, göğsü körük gibi inip kalkarak gözlerini bir bana, bir de Lucien’a dikiyordu; sanki ikimizi de oracıkta yok etmek istiyor gibiydi.
Yaşadığı şoku hâlâ atlatamayan öfkeli Dorian, tekrar lafa girdi. Sesi bu kez bir ricayla sarsılıyordu. “Scarlett, ne abi?! Bana açıkla şunu! 'Yalan söylüyor' de, 'Aslında biz birbirimizden nefret ediyoruz' de... Lütfen Scarlett, bir şey söyle!” Söylediği her şey, sadece kendi duymak istediği teselli cümleleriydi. Ama ona vereceğim cevabın, onun duymak istedikleriyle yakından uzaktan alakası yoktu.
Ortamı aniden bir ölüm sessizliği boğdu. Odadaki havanın ağırlaştığını, okyanusun derinliklerindeki o boğucu baskıya dönüştüğünü hissettim. Kimse nefes dahi almaya cesaret edemiyordu. En sonunda bu gerilime dayanamayıp yataktan yavaş ve temkinli adımlarla kalktım. Karşısında durup açıklamaya başladım.
“Abi... Lucien ve ben, biz çıkıyoruz. Evet, bu dangalak dediğin kişi artık benim sevgilim.” Sesimi olabildiğince sakin, duru ve onu sakinleştirmek ister gibi yumuşak tutmaya çalıştım.
Dorian bir adım geri sendeledi. “Scarlett, saçmalama! Sen alkol falan mı aldın, kafan mı yerinde değil? Siz kanlı bıçaklı düşmansınız!”
Düşman... Bu kelime içimde derin bir yankı uyandırdı. Eskiden en yakınımda duran, şimdi ise benden en uzak konuma sürgün edilen o uğursuz kelime…
“Dorian, biz düşmandık,” diyerek Lucien araya girdi. Sesi sarsılmaz bir kararlılıkla doluydu. “Ama şimdi işler değişti. Biz artık birbirimizi seviyoruz, buna kendini alıştırsan iyi edersiniz!” Bunu söyler söylemez kolumdan sıkıca tuttu. Bedenimi tamamen ona çevirmemi sağlayacak şekilde beni kendine çekti ve hiç beklemediğim bir anda, dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Abim gördüğü manzara karşısında adeta kükredi: “Ne yapıyorsunuz siz?!”
Lucien’ı göğsünden sertçe ittirerek ondan uzaklaştım ve öfkeden deliren abime döndüm. Gözlerimi onun alevlerine dikerek meydan okudum: “Sevdiğim adamı öpüyorum Dorian ve bunda hiçbir sakınca görmüyorum!”