İçeriğe geç

PUSULA

Bölüm 36 · 7 dk okuma

PUSULA

Bölüm 36

3.5: “Yem”

DREAME : redndyellow

Watty : redndyellow

Kitappad: redndyellow

IG: tutkudevran

Beklerim efendim. 🥀

3.GÖZ

Savaş, kıstığı gözlerini Kuzey'e dikerken genç adam rahatlıkla bahçe takımının sandalyesine sırtını yaslamıştı. Hiçbir çekincesi olmamasının adamım canını ne kadar sıktığını görebiliyordu. Ama o hep böyleydi. Reva'ya değer veriyor olması burada oturup Devran ailesinin diğer bireylerinin derslerini dinleyeceğini göstermezdi.

-Sizi dinliyorum." Dedi sesinde sakin ve dikkatli bir tınıyla.

-Aslında bakarsan ben seni dinliyorum Kuzey." Savaş buz gibi olan yeşillerini onun üzerinde gezdirdi. Temkinli ve gergindi. "Yeğenimin bir uyuşturucu satıcısıyla ne işi olduğunu anlamaya çalışıyorum."

-Revayla bir iş yapmıyorum." Kuzey'in bilmişliği Savaş'ın yeşil gözlerini kısmasına neden oldu. "İş ortağım olmadığı için ne yaptığım onu ilgilendirmez."

-Bunu ona sormak ister misin?" Diye sorunca Kuzey'in siyahları bahçenin diğer ucundaki Reva'yı buldu. Ardından hemen yanında duran ve onların dudaklarını okumaya çalışan Acar Devran'ı.

-Bu bir tehdit mi?" Sorusu Savaş'ı gülümsetmedi, sinirlendirmedi. Yüzündeki ifadeden ne düşündüğünü anlamak çok zordu. Kuzey pokere oturmuş gibi hissediyordu.

-Bir soru." Yeşillerin sahibi kendinden emindi. Sözcükleri vurguluyor, rahat oturuşuyla bu gerginliğin sadece Kuzey'de etki bırakmasını vermenin hazzını yaşıyordu. "Karayev, seni araştırdım."

-Dinliyorum."

-Sanırım bu noktada senin de benim hakkımda bir şeyler bilmen adil olur. Bu çantanın benim elime ulaşması tesadüf değil. Ulaştı çünkü bu işleri yıllar önce bırakan biri duruyor karşında." Karayev, dudağının köşesini kıvırdı. İşte Savaş Devran'ın karanlığı, sıcacık bir evin arka bahçesinde böyle ortaya çıkıyordu. "Bu çantayı biri bana gönderdi Kuzey. Kimin olduğu hakkında bir fikrin var mı?"

-Hayır." Karayev aksini iddia etse de gözlerine çöken bulutlar bildiğini söylüyordu. Savaş, iç çekerek başını sağa sola salladı.

-Biliyorsun. O halde umarım ya bu işi bırakacak ya da seni gammazlayan kişiyi bulacak kadar gücün vardır Karayev. Çünkü, benim yeğenim, geride bıraktığın o mesleğin kadar önemsiz değil." Kuzey, gözlerini kısarak kendisine bakınca bilgelik akan bir edayla yeşillerini ona dikti. "Bazılarına hayat boyunca verilmeyen bir şansı geride bırakan bir adamsın sen, asker olma yüceliğine sahip olmuş ve sonra bu karanlığa " eliyle çantayı gösterdi "çekilmiş bir adamsın. Ama ben yıllardır o karanlıktan ailemi korudum. Reva'ya bir şey olursa..."

-Olmayacak." Sözünü kesen tek kelimelik cümle şaka değildi. Reva'yı korurdu. Savaş güldü.

-Sana bir şey olursa onun da canı yanacak. Karayev eğer onu karanlığına çekersen..." adama yaklaşıp gözlerini kırpmadan tısladı. "Seni o karanlıkta boğarım."

-Amcacığım ne uzun sürdü sohbetiniz maşallah, Karayev seni çalıyor mu benden yoksa?" Reva'nın akıllı olduğunu ve gerginliği sezip geldiğini biliyordu ikisi de. Savaş düşüncelerinden hızla çıkan taraftı.

-Lafa daldık. Kuzey'e nerelerde olduğunu sordum." Reva, gözlerini kısarak cam masaya odaklanmış adamı süzdü. "Bade'ye bakayım siz keyfinize bakın." Yeşiller misafire(!) yöneldi. "Kuzey." Birbirilerine baş selamı verdiler sadece. Hızla uzaklaşırken, Reva Karayev'e iyice yaklaşıp bacağıyla dizini dürttü adamın.

-Ne o, Karadeniz'de birkaç gemi batmış gibi. Amcam seni biraz zorladı mı?" Kuzey, mesaj gelen telefonuna ufak bir göz attı.

"Alex M.M. : İstanbul'dayım."

-Yok. Aslında bakarsan halletmem gereken birkaç şey var. Ben kalksam iyi olacak." Aniden ayaklanınca Reva'nın ne kadar yakında olduğu anca kafasına dank etmişti. Kızın yeşillerine yakalanan siyahları hemen esir düştü. Reva onu afallatmanın getirdiği bir hınzırlıkla gülümsedi.

-Ne o ateş almaya mı geldin Kuzey?" Dedi imayla karışık. İsmini ne güzel söylemişti. Karayev'in dudaklarında ve boynunda gezdirdi gözlerini arsızca. Onu bazen bu kadar iyi okumanın şaşkınlığı oluyordu Kuzey'de. Reva'nın diliyle ıslattığı dudaklarına bakakaldı bir saniye kadar.

-Öyle diyebiliriz." Kız ağzını açmadan kesti onu. "Yarın. Yarın bana gelmek ister misin?" Kızın dudağının kenarı alayla kıvrıldı.

-Ne o bana pul koleksiyonunu mu göstereceksin?" Kafasını sallarken etrafa bir göz attı genç adam. Bakışları kaçamaktı. Onu huzursuz edem bir şey demişti amcası, hissediyordu.

-Onun gibi bir şey." Kuzey, kızın bileğini nazikçe kavradı. "Bu evet demek mi?" Reva, sadece başıyla onaylayıp gülümsemesini genişletince genç adamın baş parmağının nabzını yavaşça okşadığını hissetti.

Kuzeyle öyle garip hissediyordu ki...

Sanki ikisi de yalnızdı ama paylaşılmış bir yalnızlıktı... Bu anda bile böyle yakınlarken aralarında olan mesafeyi fark etmemek imkansızdı. Nasıl hem bu kadar tanıdık hem bu kadar uzak olabiliyordu?

Genç adam hiç beklemediği bir şey yapıp bileğini yavaşça yukarı kaldırdı ve dudaklarını tam nabzının üzerine bastırdı hafifçe.

-Seni aldırırım. 7 de."

-Beni alırsın." Diye düzeltti Reva. "6 buçukta." Kuzey onun elini tuttu hafifçe.

-Seni alırım. 6 buçukta sarışın."

Kimseye veda etmeden sessizce çekip giderken, Reva bir süre arkasından bakakaldı. Daha sonra gözleri çantaya ilişti ama bu evdeki herkes Savaş'ın hiçbir eşyasına dokunulmaması gerektiğini çok iyi bilirdi.

Karayev'in arabasının sesi uzaklaşırken boş yola bakan dalgınlığını Tuna bozdu.

-Baba misafir gitti, onun payını ben yiyorum ilk ben söyledim!"

***

Kuzey, içeri giren adama eşlik eden Ercan'a gitmesini gösteren bir el hareketi yapıp yalnız kalmalarını sağlarken Alex, mavi gözlerini odada gezdirip sessizce adamın karşısındaki koltuğa oturdu.

Ne zaman onu görse aklına ilk karşılaşmaları geliyordu Kuzey'in. Kendisi bahçenin bir köşesinde annesinin onu iterek yanından uzaklaşmasıyla kenara sinmiş tek başına otururken, Alex ve babasının tartışmasına şahit olmuş ve çocuğun dudağını patlatacak kadar okkalı bir tokat yediğini görmüştü.

Komikti çünkü davette mutsuzluktan ölen 2 küçük çocuk kimsenin umrunda olmamıştı ve herkes kadeh tokuşturmaya poz vermeye devam etmişti.

Kuzey yakasına babası tarafından iliştirilen mendili Alex'e uzattığında tanışmıştı ikili. İki yalnız çocuk.

Şimdi durum pek farklı sayılmazdı. Yalnız 2 koca adam.

Sadece Kuzey artık o kadar da yalnız değildi.

-Miller." Dedi Kuzey onun nefret ettiğini bildiği bir hitapla.

-Karayev." Karşılık verişi ikisini de gülümsetti. Babalarının nefret ettiği iki oğlan...

-İstanbul'a gelmene çok sevindim." Karayev yerinden kalkıp genç adamın omzuna vurdu eliyle. "Burada sana ihtiyacım vardı." Alex, Kuzey'in aynadaki yansımalarından biriydi sanki, o denli yakın hissediyordu adam ona. İkisinin de babası şeref yoksunu olduğu için mi yoksa ikisinin çocukluğu da berbat geçtiği için mi bilinmezdi ama babalarının dostluğu onlara geçmişti.

Çünkü ikisi de babalarından nefret ediyordu.

Kuzey, babasının arkadaşlarından hep nefret etmişti gerçi ama Alex, başkaydı. O sadece babasının arkadaşının oğlu değil, o adamdan kurtulmak için cehennemi yaşamış biriydi. Kuzey, asla o yaşta onun kadar yara almayı göze alamazdı.

-Farkındayım. Sana işine yarayabilecek şeyler getirdim." Önündeki dosya yığınına vurdu parmaklarının tersini hafifçe. Kuzey, hemen yanındaki koltuğa çökerken, buz mavilerini adama çevirdi. "Patron'un adamlarını."

-Hepsini mi?" Karayev heyecanla sayfaları inceleyip sinsice gülümserken Alex sıkıntıyla iç çekti.

-Maalesef hepsi değil." Alnını ovuşturdu binlerce kez baktığı yüzleri sayfalarda yeniden görürken. "56 kişi eksik." Kuzey, 52 adamın bilgilerini sırayla büyük bir dikkatle incelerken, Alex sanki birileri dinliyormuş gibi fısıltıyla konuştu. "Sadece ikimize karşılık 108 olası adamdan bahsediyoruz... Çok dikkatli olmamız lazım."

-Ya da hepsini bir araya toplamak lazım." Kuzey kendi kendine mırıldansa da söylediği şey Alex'in gözlerini kısmasına neden olmuştu.

-Onları bir araya getirecek bir davet olabileceğini mi söylüyorsun?"

-Onları bir araya getirecek bir neden olabileceğini söylüyorum." Alex kafası karışmış bir şekilde kendisine dönünce parlayan gözlerini ona çevirdi Kuzey. "Onlara değil, sahip olduklarına zarar vereceğiz." Buz mavilere yansıyan ışıklar o gözlerde de can buldu.

-Eğer işlerini aynı anda baltalarsak..." Cümlesini Kuzey tamamladı.

-Bir terslik olduğunu anlayıp diğerleriyle konuşurlar." Alex, dudaklarının kenarını yavaşça yukarı kıvırdı.

-Askeri zekanı kullanıyorsun Karayev. Bu işte senden başkasına güvenemezdim." Adamın uzattığı eli hiç düşünmeden tutarken, diğer elini onun sırtına vurdu Kuzey.

-Bulduğun bu kadar şeye bakılırsa askeri zekanı sen kullanmış gibisin. Eğer beni yarı yolda bırakırsan seni gebertirim." Alex, keyifli bir kahkaha attı.

-Siktir, eğer bırakırsam bunu yapmanı ilk ben isterim." Kuzeyle birlikte sırayla adamları ve konumlarını incelerken Kuzey, hızla kaşlarını çattı.

Bu adam... tanıdıktı.

-Alp... Kıvanç Alp..." parmağını belirsiz fotoğrafın üzerine bastırırken hafızasını yokladı. Bu herifi tanıyordu ama nereden?

-Tanıyorsun." Dedi sıkıntıyla Alex ensesini ovuşturup, iç çekti. "Yardım edeyim." Parmakları ustalıkla şeffaf dosyadan Alp'e ait belgeleri çıkarırken arka sayfayı çevirir çevirmez, Kuzey şaşkınlığına engel olamadı.

Fotoğrafta Eva ve Rüzgar da vardı. Üçü bir arada kafede oturuyordu.

-Alp, şurdaki kızın yani Eva'nın üvey ağabeyi. Şu gördüğün isim de..."

-Rüzgar Devran." Alex, kafasını salladı. Kuzey sakalını ovuşturup uzaklara dalarken, genç adam yanında olduğunu hatırlatırcasına boğazını temizledi. "Emin misin?"

-Banka hesabına farklı isimle yatırılan paralar ve onu Gabriel'in yanında gördüğüm hesaba katılırsa, evet. Bu dosyadaki her adamdan eminim Karayev." Kuzey, bu konuda ne yapacağını bilmiyordu.

Alp'i ortadan kaldırırsa, Eva mahvolurdu. Devranlar peşine düşerdi.

Eva mahvolursa Reva bunu hiç hoş karşılamazdı ayrıca. Bu herif neden Patronla çalışıyordu?

-Asıl soru senin emin olup olmadığın..." Kafasındaki kuşkuyu ve tereddütü yalnız kaldığında düşünmek için bir kenara attı Kuzey.

-Eğer dostumuz değilse, düşmandır." Dedi bıçak gibi keskin bir cümleyi tereddüt etmeden söylerken. Dosyayı kapatıp, yerine geçtiğinde Alex onun bakışlarını üzerine çekecek bir şey söyledi.

-Ama dostunun dostuysa..." Kuzeyle uzun süren sessiz bakışmaları kapının tıklanmasıyla kesilirken içeri giren Ercan yemeğin hazırlandığına dair bilgi verip gözden kayboldu. İçerideki gergin havayı sezmemek imkansızdı.

İkili çaresizce kapıya yürürken Alex, Kuzey'e döndü hızla.

-Karayev..." Mavileri farklı bir ışıkla parlıyordu. "Alp dostumuz değilse, neden yem olmasın?"

Yem. Kıvanç Alp'in bu iki dostun hayatındaki ilk rolü olacaktı.

***

Alex'im de Alex'im!

Yıldızlamayı yorum yapmayı unutmayın. 🫶🏽

Yeni kitap birazdan yükleniyor beni yalnız bırakmayıııın.

SHB'ye özel bölüm 3 gün içinde geliyor.

Instagram: tutkudevran

Sevgiyle kalın,

Sevin, sevilin. 🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.