İçeriğe geç

PUSULA

Bölüm 35 · 13 dk okuma

PUSULA

Bölüm 35

3.4: “Kuzey’in Karanlığı”

Guess who's back? 🩵

3.GÖZ

Reva, hiçbir bildirimin gelmediğine emin olduğu telefonunun kilidini açıp kurcaladı ve görmezden geldiği yüzlerce mesajı hızlıca kaydırıp iç çekti. Karayev'den hiçbir ses çıkmamıştı. Adam resmen aylardır üç dört günde bir attığı mesajlarla onunla kafa mı buluyordu anlamadı.

Önündeki içkiyi elinin tersiyle iteklerken dudaklarını kemirmeye başladı.

-Neredesin ağzına sıçtığımın herifi?" diye söylendi kendi kendine çenesini ovalarken. "Buliyim de ben kesicem soluğunu." Söylediğinin üzerine gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı.

10..9....8.....

Yok. 10 saniye sakinleşmeye yetmezdi. 2000....1999...1998....1997...

-1996. 1995." Arkasına yaslanan bedenin sahibi kulağına, kendisinin içinden söylediği rakamları söyleyince saymayı bıraktı Reva. "Yaşlanacaksın bu sinirle." dediği anda kız gözlerini açıp başını aniden ona çevirdi. Tam o "ağzına sıçma" eylemini gerçekleştirmek için bakmıştı ki, Kuzey'in dudaklarına bakışı yüzünden sustu. Adam hiç çekinmeden, elini yanağına yaslayınca, bakışları yumuşamasa da, kalp atışları hızlanmıştı. "Gitmek. Gözlerinde gitmek sürgüne..." burnunu Reva'nınkine sürttü hafifçe. "Yatmak, gözlerinde yatmak zindanı. Gözlerin hani?" Gece karası gözlerini Reva'nın harelerine dikerken kızın yüzünün her zerresini inceledi tek tek. Her çizgisini, her hattını, beline koyduğu elini hatırlatmak ister gibi hareket ettirdi. "Özledim."

Reva, hiç umrunda olmamış gibi göz devirip dönse de gülümsememek için kendini tutuyordu. Öyle bir çekim vardı ki aralarında, hemen arkasındaki o bedene yaslanmak isteğine karşı koymak için kendini zorladı. Sadece varlığı bile nasıl huzur veriyordu ona? Yıkım diye bağıran o varlığı Reva'yı nasıl sıcacık yapıyordu?

Onuz silkti adamın söylediğine. Gardını almıştı ancak nadir de olsa yolladığı mesajlar, pusula notuyla yollanan çiçekler Karayev'in hep onu düşündüğünün minik de olsa kanıtıydı...

-Aylardır orada burada sürtersen olacağı o. Revasızlık sendromuna tutulursun böyle. Eşek herif." Kuzey, tek kaşını kaldırdı ettiği hakaretle. Karayev'in saygıya önem verdiğini biliyordu ama Reva'dan aniden uzaklaşması da ona saygısızlık değil miydi? Oh olsundu.

-Haklısın." Dedi adam onu şaşırtarak. "Eşek bir herifim ben." İki elini masanın üzerine koyarken kollarının arasına hapsetmişti Reva'yı. "Sen ne oluyorsun bu durumda? Nasreddin Hoca mı?" Kız göz ucuyla ona baktı.

-Valla kendimi eşeğin üzerinde göremiyorum şuan." Kuzey özellikle göz teması kurmak için başını daha çok eğdi ve kızın yeşillerine kilitlendi.

-Bunu ayarlayabilirim." Reva, acımasızca ittirdi onu geriye.

-Şimdi olmaz, birkaç ay sonra gel Karayev. Alışıksın." Oradan uzaklaşırken söyleniyordu kendi kendine. "Adama bak keyfine göre git gel git gel." Kapıyı çarparak kapattı kulübün üst katındaki odasına girince. Sütyenini fırlatıp attı kenara. "Enayi var karşında sanki senin. Beyinsiz, odun, katıksız mal, it." Saçlarını tepesinde toplarken topuklularını çıkardı sırayla. "Hiç arama sorma yok. Anca mesaj çeksin sonra da gel eşeğe bin! O eşeği ben.."

-Bitti mi?" Yerinde sıçrarken gözlerini açtı iri iri. Adam elinde, daha demin çıkarıp fırlattığı dantel braleti tutuyordu, özenle katlayıp puf koltuğun üstüne bıraktı ve iç çekerek duvara yaslandı. "Arkandan kapıyı kilitlemen gerekir. Biri girebilirdi."

-Di mi?! İti var uğursuzu var." Dedi Reva alayla.

Karayev'in bakışları bir saliseliğine tişörtten belli olan göğüs uçlarına mı kaymıştı? Boynunun ısınmaya başladığını hissetti.

-Mhm." Karayev yaslandığı duvardan ayrılıp kıza doğru ağır ağır yaklaşırken onu inceleme fırsatı buldu Reva. Siyah gömleği öyle güzel oturuyordu ki vücuduna, ne tüm hatlarını gösterecek kadar sıkı ne de onu cılız gösterecek kadar salaştı. Tam önünde duran adamdan yayılan o parfüm kokusu öyle güzeldi ki kız avuçlarını pantolonuna sürdü çaktırmadan. Çünkü biraz terlemişti. "Özledim." Diye tekrarladı Kuzey. "Önemli birkaç işim vardı. Onları halletmem gerekti." Reva, yeşillerini siyahlarına dikince uzun uzun baktı kıza. "İstanbul'a geleli bir saat oluyor. İlk buraya geldim." Annesinden bile önce onu görmeye gelmişti demek...

-Ne işlerin vardı?" Diye sordu Reva. Ama daha sorduğu an bunu cevaplamayacağını anlamıştı. "Neyse ya bana neyse... Eğer bir daha gidersen-" diye başladığı tehdit cümlesini kesti Kuzey.

-Seni de alırım. Uyar mı?" Kız buna evet ya da hayır demek istemedi. Evet derse çok istekli gibi dururdu hayır derse de çok olumsuz kaçardı... Sahi, neydi onlar? Arkadaş mı? Düşman mı? Flört mü?

Kollarını aralayıp yavaşça Kuzey'e sarıldı bu soruyu görmezden gelmek için.

Adam beline ellerini sıkıca sardığında da omuzlarından kollarına doğru indirdi ellerini Reva, sanki onu nazikçe okşar gibi... Kuzey kokusunu içine çekerken ise alt dudağını ısırmadan edemedi. Bu çekim neydi böyle? Bu elektrik neyin nesiydi? En son sevişmelerinden uzun zaman geçtiği için miydi yoksa birbirilerine gittikçe bağlandıkları için mi...

Bilmiyordu ama başını çevirip dudaklarını Kuzey'in boynuna yasladı. Kulağının hemen altındaki o noktayı yavaşça öperken, ellerinden birini adamın boynunun diğer tarafına yerleştirmişti. Genç adam dudaklarının değdiği yerin altında atan damarda kanın nasıl hızlı aktığını, kalbinde yarattığı vurguna kadar hissediyordu. Bir kolunu kızın beline sararak onu kucakladı ve Reva boynunu istila ederken kapıyı kilitleyip kızı yavaşça yatağa taşıdı.

RAHATSIZ OLANLAR

OKUMASIN +18!!!!!!

Reva, yatağa oturan Kuzey'in kucağında otururken hiç olmadığı kadar huzurlu ve tutkulu hissetmekten alıkoyamadı kendini. Geri çekilip onun yüzüne baktığında adamın dudağının kenarındaki gülüşe aynı şekilde karşılık verdi.

Genç adam elini kızın yanağına çıkarıp yavaşça elmacık kemiğini okşadı Reva'nın. Sonra omzuna düşen bir saç tutamını yakalayıp dikkatlice parmağında çevirdi. Yavaşça aşağı kayan eli tişörtünün üstünden göğsüne dokundu ve Reva'nın dudaklarını yalamasına neden oldu. Kuzey kızın belini sıkıca tutarken Reva'nın yüzüne yaklaştı. Kızın yanağına yasladı dudakları, sakalları hem onun içini hem de o yumuşacık tenini gıdıklıyordu.

Öpücüklerini çenesine ve diğer yanağına doğru kaydırdı kızın dudakları hariç yüzünün her yerine kondurduğu öpücükler Reva'nın, kollarına koyduğu ellerinin tutuşunu değiştirmesine neden olmuştu. Kuzey'i gittikçe kendine çekerken, nazikçe adamın yüzünü kavradı ve dudaklarını sabırsızca onunkine yasladı. Kalın dudaklarının tadını çıkarırken yavaşça sakalını okşadı Karayev'in, göğüslerini şehvetle onun göğsüne yaslıyor kucağında alçalıp yükseliyordu öpüşmelerinin şiddeti ve tutkusu arttıkça...

Dili kızın ağzına sokulurken ellerini yavaşça kalçalarına doğru indirip sıktı Kuzey. Reva'nın iniltisi ağzında kaybolunca öyle bir hisle kaplanmıştı ki vücudu, tarifi çok zordu. Sadece tutkunun ötesinde bir şey hissediyordu. Sanki ona dokunmazsa, onunla bütünleşmezse ya da kızı böylesine tatmin etmezse eksik kalacaktı. Reva'dan sonra birine dokunmak bir yana kimseye bakmamıştı bile şimdi hem gözlerinin hem ruhunun ihtiyacı olan kadının içinde uyandırdığı hislerle başa çıkmaya çalışıyordu.

Yerlerini değiştirip kızı yavaşça yatağın üzerine yatırdı ve parmaklarını kızın boynuna sardı yavaşça. Reva vücudunu bir yay gibi geriye doğru gerdiğinde dudaklarını yavaşça ısırdı Kuzey. Diğer eli kızın tişörtünü yukarı sıyırırken, Reva'nın yeşilleri zevkle geriye kaymıştı. Genç adam kızın boynuna sardığı elini yavaşça kaydırıp göğsünü avuçladığında, dudaklarını son kez Reva'nın dudaklarına yaslayıp iniltisinin kaybolmasını sağlamıştı. Boştaki eli kızın fermuarını indirirken yavaşça bedenini aşağı kaydırdı ve dizleri üzerinde zemine oturdu Kuzey.

Reva, onun pantolonunu çıkarmasını seyrederken yeşillere kısa bir bakış attı Kuzey. Diz çöküşü, onu daha da azdırmıştı aslında... Adamın bacaklarını hafifçe aralamasını ve dudaklarıyla kendine bir yol çizmesini izlerken inlememek için alt dudağını ısırdı.

Geniş omuzlarına yasladı kızın bacaklarını, iç kısımlarını sırayla nazikçe öperken o kadar dikkatli ve özenliydi ki sanki yumuşacık tenini sakalıyla incitmemek için ağır ağır ilerliyordu. Parmakları boşta kalmayıp ufak ufak kavramalarla Reva'yı daha da etkilerken, önce burnunu sonra dudaklarını tangasının üzerinden kadınlığına yasladı.

Birkaç saniye çekmediği dudaklarını daha da bastırıp öptü kızı ve dişleriyle tangasını hafifçe kenara sıyırdı. Dili bir tüy gibi kızı okşayıp içeri kayarken, çarşafı avuçlarında sıktı Reva. Ayak parmakları Kuzey'in sırtında bükülürken kızın kalçalarını nazikçe kavrayıp daha da kendine çekti onu adam.

Sanki Revayla öpüşüyormuş gibi kızın kadınlığını diliyle santim santim okşadı, emdi ve dudaklarına bulaşan sıvıyı yalayıp parmağını yavaşça içine kaydırdı. Dili şimdi klitinin üzerinde dolanırken Reva sivrilen göğüslerini okşuyordu, öyle azmıştı ki Kuzey'e kilitlenen bakışları gittikçe kayıyor kendi vücudundaki bütün kontrolü kaybetmiş gibi hissediyordu.

Kuzey, boştaki eliyle bacağını hafifçe tokatlayıp daha sıkı kavradı ve daha çok araladı bacaklarını, parmakları hızını arttırırken Revanın kadınlığının her köşesine kondurduğu sıcak ve uzun öpücükler Reva'nın onun ismini art arda inlemeye başlamasına neden olmuştu. Dili her zerresini dövdüğü tenin üzerinde ustalıkla gezinirken kızın bacaklarındaki titremeyi ve kasılmayı hissedince parmaklarını geri çekip dudaklarını yasladı ve Reva dudaklarına gelirken kızı yudum yudum tatmaktan alıkoyamadı kendini.

Reva, titreyen bedenini kontrol etmekte güçlük çekerken anlık bir iç güdüyle ittirmeye çalıştığı Kuzey'in kendisine kilitlenen bakışlarını ve avına yapışan bir aslan gibi yaslanan dudaklarını görünce kızaran yanaklarına aralanan dudakları eşlik etti. Orgazm bir anlığına beynine çaktığı şimşeklerle görüşünü karaltırken, çarşafları daha çok sıkıp belini iyice gerdi. Karayev, usulca kızın bacaklarını, karnını, normale dönen göğüs uçlarını nazikçe öperken Reva anca kendine gelebilmişti. Boynunu koklayan adama bacaklarını ve kollarını sıkıca sarıp inledi. Onu hala o kadar çok istiyordu ki, yaşattığı orgazm içindeki canavarı uyandırmıştı.

Kuzey'in pantolonuna sızdırdığı eli, organını sıkıca kavrarken kulağına gelen inleme sesi Reva'yı daha da azdırdı. Öyle sertti ki, parmaklarını etrafına sardığı anda bir nabız gibi attığını hissediyordu... Kuzey kendisini defalarca öperken, aletini sıkıp okşamadan duramadı Reva.

-İçime girmeni istiyorum." Diye fısıldadı nefes almak için ayrıldıklarında. Bu sanki hemen yerine getirilmesi gereken bir emirmiş gibi pantolonunu sıyıran adam, Reva'nın yavaşça onu içeri almasına izin verdi ve tek seferde kızı doldurdu. Bütünleştikleri anda birbiri üzerinde inleyen dudaklar yeniden kavuşurken kızın bacağını beline iyice sarıp kalçasını tokatladı Kuzey.

-Siktir çok özledim."

Reva'nın kadınlığı, duvarları arasında ileri geri kayıp duran erkekliğini sıkıca çekti içine ve bu hareketi Kuzey'in hızlanmasına neden oldu. Oda iniltiyle karışık olan bütünleşme sesleriyle dolarken, tırnaklarını Karayev'in boynuna geçirip kanatana kadar çizdi Reva. Göğüsleri onun göğsü altında zıplıyor, Kuzey'in her sarsıntısında hareket ediyorlardı. Kalçalarını aşağı yukarı kaldırarak hareketlerinin senkronize olmasını sağlıyor hem de onu her zerresinde hissetmek istiyordu Reva.

Onunla bütünleşmek, seksin ötesindeydi.

Kuzey'in dokunduğu her nokta resmen yanıyordu, yandıkça Reva daha çok seviyordu.

Kuzey ellerinden birini kızın saçlarına daldırıp hafifçe çekti ve yeşillerin kendisine çevrilmesini sağladı. Kalçalarıyla bir daire çizdi Reva'nın içinde ve git gellerini yavaşlattı. Her vuruşu Reva'nın gözlerindeki o siyah noktayı daha da büyütürken kıza daha da yaklaştı. İzin istiyor gibiydi.

-Hap kullanıyorum." Dedi kız sanki aklından geçeni okumuş gibi. "İçime gelmeni istiyorum Karayev." Ayak bileklerini adamın belinde çaprazladı ve daha da çekti kendine. Kuzey kollarını, kızın omuzlarının altından geçirip ellerini iki yandan Reva'nın başına yaslayıp saçlarını okşarken gittikçe hızlanan ritimleri ikisinin vücudunda da meydana gelen kasılmayla duraksadı.

İniltileri birbirilerinin ağzında kaybolurken içinde boşaldığı kadının sıcaklığıyla aklını yitirecek gibi oldu Kuzey. Kendini biraz geri çekip tekrar içini doldurduğunda Reva'nın kadınlığından akan sıvının kendisiyle karışıp yatağa akışını hissetti.

Ondan kopmak istemiyordu. Hem de hiç. Reva'yı o kadar çok istiyordu ki, bu ona yetmeyecekti. Kıza da yetmeyecekti biliyordu.

-Ben de seni." Dedi Reva, sanki sesi uzaktan gelen büyülü bir müzikti. "Ben de seni özledim." Kuzey kızın dudaklarının kenarına bir öpücük kondurup kendini geri çekti ama erkekliği hala o kadar sertti ki vücudunu kızın yanına deviremedi olduğu yerde kaldı. Reva dudaklarını yalayıp kendisine böyle bakarken geri çekilmesine imkan yoktu zaten.

Devam..

Edebilirsiniz!!!!

Kızın saçlarını geri ittirip, yüzünü okşarken Reva'nın yeşillerinden kaçıp kızın şişmiş dudaklarına baktı uzun uzun. Onun kahvelerinde oluşan anlık kırılganlığın ardındaki karmaşayı görmüştü Reva. Hissediyordu.

Kuzey ketum biri olsa da, anlatamadığı bütün kelimelerin o kahvelerde sıkışıp kaldığını görüyordu.

-Halledemedin değil mi?" Dedi mırıldanır gibi. "Huzursuzsun." Genç adam onun gözlerinden kaçmanın çözüm olmadığını anladı derin bir iç çekip yeşillere baktı gözlerini kırpmadan.

-Halledemedim. Onları elimden kaçırdım. Şuanda beklemekten başka bir şey yapamam. Ama bir konuda yanılıyorsun..." Reva'nın ilk cümlesinde gözlerinde oluşan hüznün lafı biterken yavaşça kayboluşunu görünce gülümsedi. "Huzursuz değilim, aksine şu birkaç ay şuan olduğumdan daha huzursuzdum." İşaret parmağının tersini kızın kolunda nazikçe gezdirdi. Sanki tenini incitmeye korkuyor gibi naif bir dokunuştu bu.. "Onları yakalamaya yaklaştığımda bile şuan olduğumun çeyreği kadar huzurlu değildim. Yanlış tespitler yapıyorsun hala."

Kızın kıkırtısını duyunca yüzüne iyice yaklaştı. Kuzey kadınların kahkaha atmasını hep huzur verici bulurdu. Kuş sesi gibi, yeni bir gazetenin ilk sayfasını çevirmek gibi ya da denizin kıyıya vuran dalgalarının sesi gibi... Annesinin atamadığı tüm o kahkahaları atabilen kadınlar hep içini bir nebze rahatlatırdı onun. Ama Reva'nınki onun için hep "ilk" hissi uyandırıyordu.

İlk öpücük gibi heyecanlı, ilk kez yenilen dondurma ya da ilk alınan bisiklet gibi... İçini tarif edilemez bir hisle kaplıyordu. Kuzey, komik bir adam değildi.

Ama ilk defa öyle birisi olmak istiyordu. Onun için.

Reva'nın güldüğünü, kahkahalar attığını ve neşeli olduğunu görmek ve o tüm bunları yaparken sadece onu izlemek istiyordu. İçine girdiği duygu yoğunluğu tam bir girdaptı... Ona kapılmamaya çalıştıkça içine çekiliyordu.

Reva onun sessizliğini bölmek istedi. Çünkü Karayev'in yüzünde beliren darmadağın ve karmaşık duygu yoğunluğunu beğenmemişti. Kıkırdamasını hemen durdurunca adamın gözlerinin hedefi oldu yeniden. Boğazını temizleyerek ellerini hafifçe omuzlarına kaydırdı.

-Benim gitmem gerekiyor şimdi. Annemler çağırdı Tuna'nın maçını kutlayacağız.." yavaşça sakallarını okşayıp yeşillerini dikti adama. "Gelmek ister misin?"

Kuzey dudaklarını büzdü bilmem dercesine. Reva alt dudağını aniden ısırdığında kaşları havalanmıştı.

-Bunu evet olarak alıyorum. Hadi Karayev!" Kızın saniyeler içinde giyinmesine karşılık ağır ağır hareket ederken, bir ailenin içine girme fikrinin nasıl hissettirdiğini bilmiyordu Kuzey. Korkmuyordu ancak yabancı olduğunu düşünüyordu.

Anne, baba, çocuk... Kuzey bu hikayedeki çocuk olarak acı çekmekten başka bir şey yaşamamıştı ve anne baba kavramı onun beyninde Elvin ve Acar gibi mükemmel bir ikiliyi yaratmıyordu. Onun için baba fiziksel şiddetti, anne ise psikolojik darbe... Kuzey ikisinin pençelerini geçirdiği ve acımasızca oradan oraya savurduğu bir avdı.

Avcıya dönen bir av.

Bir saat araba yolculuğu boyunca Evayla konuşan Reva'nın ses tonundaki abla otoritesinin hoşluğu bile zihnini sadece beş dakika meşgul etmişti Kuzey'in. Sürekli çalışan bir makine gibi çarklar devamlı dönüyor, her bir olay öncekinin üzerinden geçiyordu.

Patron'dan nasıl kurtulacaktı? Babasının en karanlık yüzünün tam temelinde oturan o adamı nasıl alt edecekti?

Kuzey ölmekten korkmuyordu, zarar görmekten, kayıplar yaşamaktan, kurduğu bu imparatorluğun çöktüğünü görmekten... Kuzey bunların hiçbirini umursamıyordu. Ercan'ın bugün öldüğünü bilse duyduğu üzüntü yarına kadar biterdi, çünkü Kuzey hiçbir şeyin sonsuza dek sürmeyeceğini, her sonda her şeyin üzerinde bir gücün, yaratıcının, olduğunu bilmenin metanetini taşırdı hep.

Göz ucuyla Reva'ya baktı. Sonsuza dek sürmese de uzun sürmesini istiyordu. Patron'a karşı kaybedeceği tek bir şey olabilirdi.

Revayla harcayacağı zaman. Ona kalbinin varlığını hatırlatan, belki de kendisinden daha çok parçalanmış bir ruha sahip olan bu kadına, vermek istediği çok zaman vardı.

Patron onu öldürse umrunda olmazdı, umrunda olsa Kuzey asker de olamazdı. Ama Reva'ya bir şey olursa onun arkasından gitmek için her şeyi yapardı. Onunla olan zamanını kimsenin çalmasına izin veremezdi. Hayatın bile.

Devranların malikanesine geldiklerinde arabasından bir sırt çantası çıkaran Savaşla denk geldiler. Kuzey, yıllardır yaptığı işlerin, belki de hep avı kovalayan biri olmanın verdiği sezgilerle insanların içindeki karanlığı hep hissederdi.

Savaş, onlardan biriydi. Tıpkı kendisi gibi içinin karanlığını gözlerine taşıyan biri. Medya ondan ne kadar Devran iş adamı diye bahsetse bile, ne kadar iyilik yaparsa yapsın, Kuzey gibi adamların karanlığı onun ruhunun da bir parçasıydı.

Karayev gülümsedi kendi kendine. Mükemmel bir aile, herkesin imrendiği o aile bile, birinin karanlığını aydınlatamayabiliyordu demek ki...

-Misafir getirmişsin." Dedi tek kolunu kendisine koşan Reva'ya dolayarak. Yeşil gözlerinin hedefi Kuzeydi. "Hoşgeldin Karayev. Uzun zaman oldu."

-Haklısınız." Diyip bir baş selamı vermekle yetindi Karayev. Reva'nın gözleri ikisi arasında hızla gidip gelirken bahçeye çıkan Acar üçlünün arasındaki bakışmayı sonlandıracak bir şey söyledi.

-Ölmedi mi bu ya." Karayev'in gözleri kendisine çevrilirken Elvin'in ufak dürtmesiyle kendini toparladı Acar. "Merhaba Kuzey. Seni beklemiyorduk çocuğum." Son kelimeyi küçümseyerek söylemeyi ihmal etmemişti.

-Hoşgeldin canım. Seni gördüğümüze çok sevindik." Elvin hoş bir karşılamayla yanına gelip hafifçe dokundu koluna. "Umarım bir şeyler yememişsinizdir." Dedi cümlesinin sonunda Reva'ya bakarak. Kızın kafasını sağa sola sallamasıyla Acar hemen kızı kavrayıp kendine çekti.

-Çöp gibi kaldın çöp. Gel hemen bir şeyler ye." Reva karşılık veremeden kızı çekiştirip uzaklaştırdı Kuzey'den. "Elin adamları anca protein tozu alsın, bizdeki yemek kültürü onlarda yok tabii." Homurdanmış olsa da hepsi duymuştu ve Elvin onu azarlayarak peşinden giderken gülümseyen Kuzey, koluna dokunan elin sahibine döndü.

-Seninle konuşmam gereken bir konu var Kuzey." dedi Savaş, elindeki sırt çantasının fermuarını biraz açsa da Kuzey içindekilerin transferini yaptığı mal olduğunu görünce gözlerini kısarak onun yeşillerine baktı. "Şimdi."

***

Savaş, Kuzey'in karanlığını kontrol edebilecek mi?

Kuzey, Patron'dan nasıl kurtulacak?

Alexle karşılaşmaları gelecek bölüm olacak. Sonra zaman atlaması yapacağız ve Alp olaylarına geleceğiz.

Hepinizi çok seviyorum,

Sevin, sevilin. 🩵🩵🩵

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.