Minho her zamanki gibi şafak vakti alev kızılı saçlarını özenle tarıyordu sade odasının ahşap çalışma masasının önünden ayrılıp kapıya yöneldi asma kilidi açtı, gaz lambalarıyla aydınlatılmış koridora adım attı.
Koridor boştu çoğu hizmetkar saat 6da burda oluyordu Minho derin bi nefes aldı tanıdık duvarların arasında ilerledi arkasındaki hafif esen rüzgar siyah kumaş pelerini dalgalandırdı saray bahçesine vardığında doğan güneş gözünü aldı.
"Erken uçan kuş geç yakalanır Lord'um."
Minhonun bakışları arkasına döndü
Han.
Minho oldu olası Han'dan hiç haz etmemişti, her işte bir parmağı vardı ve ne kurallara nede görgüye saygısı vardı bu soytarı sadece olay çıkarıp kaostan zevk almayı seven Minhonun bakış açısıyla pervasız biriydi Han bunu bile bile Minhonun kıçının dibinden ayrılmıyordu
"Saray bahçesine ne zamandan beri girebiliyorsun soytarı?"
Han'ın yüzünden ayrılmayan gülümsemesi genişledi boğuk ama bir o kadar alaycı sesi Minhonun sorusuna muzip bir bakışla cevap verdi.
"Benim anahtarım her kapıdan geçer Lord'um"
Minho göz devirdi geniş omuzları kendisine doğru ilerleyen Soytarıyı görmezden gelerek bahçede ilerledi fakat tez bir zamanda soytarı çoktan yanında bitmişti
"Defol git başımdan soytarı, bu sıradan şakalarını halka sergile bana değil"
Kıkırdama
"Akşam vakti gösterimde sizide görmekten onur duyarım Lord'um"
"gösteri senin olmasaydı zevkle gelirdim."
Minho'nun asil tavrı Han'ın kahkaha atmasına sebebiyet verdi, bu muzip kahkaha Minho'yu çatık kaşlarıyla Han'a döndürdü fakat Mavi saçlar çoktan göz önünden gitmişti
"kaçmış."
....
Saat 7 buçuk civarı saray mutfağından gelen kokular çoktan tabaklarda servis bir şekilde sofrafa duruyordu etraf boştu.. Henüz.. Çok geçmeden Han yüzündeki muzip sırıtışla Minhonun sandalyesi önünde belirdi kilerde bulduğu peynir tozunu özenle kızartılmış etin üzerine döktü, peynir tozu uzun süre hurdaların arasında beklemişti bu yüzden pekte hoş bir tadı ve kokusu olduğu söylenemezdi iyice dağıldından emin olduktan sonra tekrar ortadan kayboldu yaklaşık 10 dakika sonra sofrada soylu kanından olan saray sakinleri ile bas köşede kral olacak şekilde oturulmuştu Minho odaya girdi krala selam verdi her zamanki oturduğu yere oturdu
Nedense bu yer dışında oturdugu yer yoktu her bir düzenlemede yemek vaktinde bu sandalyeye oturuyordu normelde sevdiği etin kokusu bugün bir garip geldi fakat aldırış etmedi nasıl olsa sofra bir çok yemekle donatılmıştı kokuların birbirine karışması normal geldi diğer soylularla konuşurken yavaş yavaş yemegine başladı
Duvar köşesinde bir kaç hizmetkarı oyalayan Han'ın bakışları Lord'a kilitlendi
"bu gece birileri rahat uyuyamayacak gibi!"
Kendi kendine kıkırdadı.
"Sikeyim!"
Minhonun ağzından kaçan küfür diğer soyluların ve kralın kendisine şaşkın ve onaylamayan bir ifadeyle bakmasına neden oldu deli gibi kaşınıyordu, peynir tozu açıkça alerjiye sebep verdi kolları çenesi deli gibi kaşınıyordu gözleri çok geçmeden kralın arkasında duran Han'a kaydı bakışlarındaki öfke açıkça belliydi.
"Sen yaptın değil mi?!"
"ohh kuru iftira!"
Han kıkırdadı Kralın onaylamayan bakışları Minho'ya kilitlendi
"Soyluların arasında açıkça küfür edip başka birine suçlu gibi davranmak size yakışmadı Lord Minho. Rica ederimki bu uygunsuz davranışınız yüzünden bugünlük sofradan çekilmenizi isterim."
"Majesteleri, bu baş belası yemeğime bozuk peynir tozu atmışken nasıl sakin kalmamı bekleye bilirsiniz??"
Sesi normalden daha yüksekti
"herhangi bir delil yokken soytarı Han'ı yargılayamam üzgünüm Lord Minho."
Minho tek kelime etmeden sofradab kalktı çekip gitti kaşınan kolları kaşımaktan kızarmıştı peşinden gelen zil seslerini duymazdan gelerek odasına ilerledi her durum için alerjileri için kaşıntılarını bastıran özel yapım bir şurubu vardı soluk teni kıpkırmızı olmuştu odasına girdi asma kilidi kapattı sabah vakti kızıl saçlarını taradığı ahşap masanın çekmecesinden oval şişeyi çıkardı mavi renk ilaç tıpkı Han'ın mavi saçlarına benziyordu.
"O siktiğimin salağının aptal gösterisini mahvedeceğim."
Mırıldandı kısık sert sesi kendi kulaklarında zonkladı şimdi hafifleyen kaşıntısının arkasında soluk teninde kalan tırnak izleri vardı
Akşam üstü vakti eski meydanda sirk çadırı
Daha gösteri başlamamış olsa bile bir çok kişi sandalyelerde yer kapmış oturuyordu Han sadece sanatçıların olduğu çadırda duruyor asla üstünden çıkmayan kırmızı ve mavi ağırlıklı kıyafetini düzeltiyordu sarı papyonunu en son bağladı üzerine düşen uzun gölge nin Minho olduğu barizdi arkasını döndü muzip gülümsemesi tek bir sırıtışın bile bulunmadığı sert yüze döndü beyaz eldivenli elleri Minhonun omuzlarını sirkeledi..
"sizi burda görmek ne büyük bir şeref Lord'um!"
Han'ın bedeninden soğuk nefesi Minhonun çenesine vurdu,
"Kendin kadar nefesinde iğrenç bana kalırsa oksijeninj kesmen için hala geç değil."
Han'ın gülümsemesi büyüdü hep böyleydi hakaretlerden zevk alıyordu parmakları uğursuzca Minhonun kendi mavi saçlarına zıt alev saçlarına ilerledi ve bir tel kopardı
"gösteride lazım olur."
"yada gösteri olursa"
Fısıldadı Minho
Esen ruzgar çadırı sarstı Han'ın yüzü gaz lambası altında rahatsız edici şekilde gulumsemeye sahipti Minho ise çenesinde oynamayı bilmeyen kaslarla put gibi duruyordu Minho arkasını döndü tek kelime etmeden çadırdan çıktı gösteriyi nasıl mahvedeceğini gayet iyi biliyordu sahne arkasına ilerledi tek yapması gereken sahnenin bağlı olduğu perdeyi yakmaktı bu Han'ın kaldığı çadıra kadar bağlı olan birer perdeydi içinde genelde kıyafetler bir kaç özel eşya bulunduruyordu etrafta kimsenin olmadığına emindi her tarafta bulunan mumlardan bir tanesini alip perdenin ucuna koydu memnun birer iç çekmeyle uzaklaştı saraya geri döndü çatı katından eski meydan tarafı açıkça görünüyordu kırmızı kumaş işlemeli halıların yayıldığı merdivenlerdne yukarı çıktı Han'ın en çok değer verdiği gösterilerden birinin böylece çöp olması sabah kendisinin rezil olmasına bir karşılık olarak sayıyordu gösterinin başlamasına yakın sirada alevler sonunda arka çadıra vurdu bunu gören pek çok seyirci bağıra çağıra uzaklaştı
Minhonun soğuk yüzü memnun bir homurdanmayla kasıldı gösterinin gözleri onunde mahvolmasını izledi fakat Han'ı ortalıkta göremedi. Çatık kaşları kalktı arkasını dönüp gitmek üzereyken odasının kapısı önünden geçen gölge dikkatini çekti hiç sorgulamadan ilerledi kapıyı açtı içeri baktı fakat boştu içine ürperti düştü odaya göz gezdirirken içeri girdi fakat asma kilit tanıdık bir tık sesiyle kapandı
"Kuş kafese girdi kafes kapandı!"
°°°°°°°°°°°°°°°°
Merrrbaa merba merba! ilk ficimi yayinliyoru aslinda pek bi umidim yok tutmaz diye dusunuyorum cokta begenmedim ama eger okuduysan tessssseerkkkuurr ederimmmm baska bi zaman gorusmek uzere bbbbb🌞