İçeriğe geç

PSİKOPAT ACIMASIZ MAFYA

Bölüm 14 · 6 dk okuma

PSİKOPAT ACIMASIZ MAFYA

Bölüm 14

[XIII bölüm] ABİMİ ÖLDÜRDÜN!

Bölümü oylamayı unutmayın!

Keyifli okumalar..

♠️

♥

"Canavarsın sen."

♠️

ABİMİ ÖLDÜRDÜN

"İnsan eti her zaman en lezzetli olanıdır." Dediğinde kaşlarımı çattım istemsizce.

Yalancı.

O an onun yalancı olmasını diledim. O an dediklerine inanmak istemedim. Dediklerinin uydurduğu bir saçmalık olmasını diledim. Beni kandırsın, gözlerimin içine bakaraktan yalan söylesin istedim.

Geçen her gün bir ölüye benziyordum. Ruhum onun tarafından emiliyor, hayatımı karartıyordu. Ölülerden olan tek farkım atmakta olan kalbim di. Ben ne ara böyle oldum? Ne ara hayatım karardı?

Yaşadığım her şey üst üste geliyordu. Bir kaçamak arıyordum fakat etrafım kayalıklar tarafından örülüydü. Bir kaçış yolu arıyordum ama nafile, onun haricinde hiç bir çıkış yoluna sahip değildim. Başka bir yolunu bulurum diye ilerlemiştim ama meğersem sadece kendimi kandırmışım. Sonumun onun karşısında biteceğini bildiğim halde kendimi kandırmıştım. Çünkü başaramayacağıma inanmamıştım.

Bunu da tıpkı şimdiye kadar aştığım zorluklar gibi sanmıştım. Üstesinden gelebileceğimi düşünmüştüm.

Ama o farklıydı, o çok güçlüydü. Onu yenemiyordum, zira rakibim beni nasıl yıkabileceğini iyi biliyordu. Beni epey iyi tanıyormuş gibiydi. Oysa o benim için bir yabancıdan farksızdı.

Çaresiz ve acınası hissediyordum. Ona karşı çıkamamak benim için bir işkenceye bedeldi. Sahip olduğum her şeyi benden bir çırpıda çalmıştı. Ellerim arasından kaymıştı her şey.

Hayatımı mahvetmişti.

Biraz olsun bile bir mutluluğum varken her şeyimi benden çalmıştı.

O hırsızdı!

Hayallerimi benden çalan bir hırsızdı. Tüm umudumu ve yaşam sevincimi kaybetmemi sağlayan bir hırsızdı.

Yaptığı tek şey omuzlarımın üzerine eklediği ağırlıklardı. Sadece onları benden esirgemiyordu. Eline fırsat vardıkça hepsini değerlendiriyordu.

Dediklerinin karşısında sadece gözlerimden usulca bir damla süzülmüştü. Bayılmamak için çok uğraş veriyordum. Bedenimi ayakta tutmak hiç bu kadar zor olmamıştı.

Gözlerim baygınca baktığı halde işaret parmağımı ona doğru sallayarak yüksek sesle konuşmuştum.

"Ne kadar aşağılık adamsın lan?! Önüme abimin etini nasıl koyarsın?! Sen kimsin be?!!"

"Çok konuşuyorsun."

Dedi dediğim her şeyi umursamayarak.

Nefes nefeseyken tekrar ağızımı araladım.

"Seni kendi ellerimle geberteceğim!"

O beni delirtiyordu. Hiç bir tepki vermemesi sinirlerimi altüst ediyordu.

Hızlı atmakta olan kalbim gittikçe yavaşlıyor ve nefes almamı zorlaştırıyordu. Kalbimin pes ettiğini düşünüyordum, o daha atmak istemiyordu. Yeter diyordu ama benim de pes etmemem gerekiyordu.

Kaşlarını çatmış aşalamak istercesine bakıyordu.

"Önce beni yen, sonra öldürürsün."

Bulanan midem öylesine bulanıyordu ki sanki bağırsaklarım dışarıya sarkacaktı.

Kollarımı karnıma sarıp bulantıyı bir an olsun durdurmaya çalıştım.

"Eğer yenersen eline tabancayı ben vereceğim."

Bakışlarımı gözlerinden ayırmıyordum. Sadece beni bu hale getirmekten zevk alışını izliyordum.

Gözlerimi gözlerine kilitlemiş hala hareket etmiyordum. Yutkunurken boğazım yanmış gibi hissetmiştim. O sıra da bile bakışlarını boynuma çevirmişti. Tekrardan bana baktığında gerçekten bedenimin güçsüz göründüğünü fark ettim.

Belki de değildim, belki de o bana bambaşka bir bakış açısından bakıyordu.

Belki de beni acınası görmüyordu, o gözlerindeki ışıltı bambaşka bir şeydi çünkü.

Her ne kadar yenik düşsemde gözlerimdeki alev asla söndürülemezdi. Ona olan nefretim asla bitmeyecekti.

"Canavarsın sen."

Gözlerinde ki parıltılar o karanlıkta parıldayan yıldızlar gibi görünüyordu.

O parıltıları yakmak istedim.

"Boş konuşuyorsun."

Ayakta dikilmekte zorluk çeken bedenim sendeliyordu. O sırf bana yaklaşmasın diye kollarımı havaya kaldırdım ve sendeleyerek geri adımlar atarken sırtımı şömineye çarptım. Sırtımdaki yaralar tazeyken onları şöminenin demir ucuna vurmam acıyı kat ve kat hissetmemi sağlamıştı.

Bana doğru adımlar atıp kollarını arkamda olan şöminenin üzerindeki aynaya yaslayıp yüzüme eğildi.

"Nefret ediyorum senden!"

Dedim gözlerimi ondan çekmezken.

Dediğim hiç bir şeyi umursamadım kafasını boynuma gömdü.

"Her zerrem senin için yanıp tutuşuyor, farkında değil misin?"

Dilini boynuma değdirip çeneme kadar yalarken kafamı çevirdim. O tamamıyla midemi bulandırıyordu, kokusu bile.

Geniş omuzlarından sarstım onu beni bırakması için.

"Çekil üzerimden!"

Hak etmiyor! O hiç bir şeyi hak etmiyordu.

"Kalbin kurbanlarım gibi atıyor."

Sakince söylemiş sonrasında endişeyle yüzüme bakmıştı. Ne konuştuğu hakkında hiç bir fikrim yoktu. O ne demek istiyordu? Kurban derken, öldürdüğü insanlardan mı bahsediyordu? Kaç kişi öldürmüştü de böyle konuşuyordu? O bir seri katil miydi? Kafam gerçekten allak bullak olmuştu. O, katil, beni de neden öldürmüyordu? Ben rakibi değil miydim?

Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına sıkıştırmıştı.

"Sabahattin gibi bir itle, dolandırıcıyla iş yapman oldukça aptalcaydı."

Bunu demesiyle hızlı atmakta olan kalbim sanki daha mümkünmüş gibi daha hızlı atmaya başlamıştı. Sabahattin onun adamı olamazdı. Bana ihanet etmiş olamazdı!

Ellerini yanaklarıma koyup yakınlaşmasıyla donup kalmıştım. Kokusu belki de kötü değildi ama o bana yakınlaştıkça benim midem daha çok bulanıyordu.

"Aptalsın."

Bedenim hiç bir tepki vermiyor sadece ona bakıyordum. Gözlerim dolmuş yaş akmaması için elimden geleni yapıyordum. Vücudum titriyorken o beni sarsıyordu kendime gelebilmem için.

Lakin ben daha eskisi gibi olamazdım. Bu titreme isteyerek olmuyordu. Bu kitlenmeyi çözemiyordum. İçimdeki öfke ve hüzün dinmiyordu.

Titreyen bedenime kollarını sardı ve sakinleşmemi bekledi. Ben sanırsam şok geçiriyordum. Çünkü başka bir açıklaması olamazdı. Ben iyi olsaydım, abimi öldüren adamın kolları arasında olmazdım.

Aceleyle sırtımın üzerinde olan kürkümü çıkarmaya başlamıştı.

"Ne yapıyorsun?"

Anca kendime gelebilmiş ve ağzımı aralamayı akıl etmiştim. Aceleci davranması beni endişelendiriyordu.

Beni duymuyor sadece kürkümü çıkarmakla uğraşıyordu.

Kürkümü çıkardığında gördüğü kanlı manzarayla kaşlarını çatmış, bir küfür savurmuştu.

Dolaptan kabanımı çıkarıp hemen kollarımdan geçirmişti.

"Bırak beni!"

Diye debelenirken kafama kasket şapkamı geçirmişti. Kabanımın içine hiç soğuk girmediğinden emin olduktan sonra beni kucağına aldı.

"Dokunma bana! Bırak!"

Diye yumruklarımı sırtına geçiriyordum. Tüm gücümle vuruyordum hıncımı alabilmek için. Ama olmuyordu bu içimdeki öfke susmuyordu.

"ASENA TEK KELİME DAHA EDERSEN O DİLİNİ KESERİM!"

Sinirle bağırıp kapıyı açmış ve merdivenlere yönelmişti. O sesini duymaya daha lüzum olmadığından daha bir şey demedim. Ve abimi öldüren bir adam dilimi neden kesmesindi? Hatırladıkça daha çok karnım ağrıyordu. Ellerimi karnıma sarmış acının dinmesini bekliyordum. Bu aralar neden çok karnım ağrıyordu ki? Hep bu ağrıları çekmek zorunda mıydım? Hep aynı sancılar. Bebeklerden sebep olur muydu? Ya da sadece fazla stres miydi hepsi?

Nereye gideceğimiz hakkında hiç bir fikrim yoktu. Tek bildiğim abimin katilinin kolları arasında olmamaktı.

Bir daha bağırmadım. Ona hesap bile sormadım. Sanki biri konuşmamam için elini ağzımın üzerine kapamış ve bana yemin ettirmişti. Kelimeler ve sözcükler dudaklarım arasından çıkamıyordu, sanki bir birine yapışmıştılar. Çenemi hareket ettiremiyordum, ettirsem kırılacakmış gibi hissediyordum.

Parmağımı bile oynatamıyordum. Sanki vücudumda ki tüm enerji çekilmişti, sanki buz tutmuştu bedenim.

Üzerimde bir yorgunluk vardı. Asla geçmeyecek bir yorgunluk. Uyumak bile yardımcı olmayacaktı artık.

O bir iblis, bir şeytandı. İnsanların hayatını istediği zaman sonlandıracak kadar insafsızdı. Merhamet duygusunun tozu bile onda bulanamazdı. O pisliğin tekiydi! Bana abimin etini kemiklerinden ayırıp önüme koyacak kadar iğrençti.

Kurtulmak istiyordum. Bedenime sardığı bu dikenli sarmaşıklardan kurtulmak istiyordum. Canımı acıtan her şeyden kaçınmak, saklanmak istiyordum.

Benim bebeklerimin hayatı nasıl olacaktı? Onlarda babaları gibi canavar mı olacaktı? Perişan olan annelerinin acınası halini mi görecektiler? Onların hayatları güzel olacaktı değil mi? Çağlar bunu düşünmüştür değil mi? Bana davrandığı gibi çocuklarına da davranmazdı değil mi? Yapmazdı. Öyle umdum.

Bensiz onlara bakabilirdi değil mi? Onları annelerine muhtaç bırakmazdı? Bakıcı tutar, onları eğitirdi değil mi? Ama bir bakıcı onlara benden iyi bakabilir miydi? Bebekler hep annelerinin yanında mı güvenliydi?

Hayır!

Benim yanımda güvende olamazdılar, ben savaşacak kadar güçlü değildim. Ben kaybederdim.

Kendime olan güvencemi kaybettiğim için utanç duyuyordum.

Enseme elini dayayıp kafamı sarsmasıyla ne uğradığımı şaşırdım. Kafamı kaldırdığımda tekrar eline yaslayarak boynuma sırnaştı.

"Eğer bebeklere bir şey olursa seni mahvederim."

...♣️

Ruh halinizi ve sorularınızı buraya alalım.

Gelecek bölüm görüşmek üzere kendinize iyi bakın🪄

Bölüm sonu

3 yorum