İçeriğe geç

PSİKOPAT

Bölüm 2 · 6 dk okuma

PSİKOPAT

Bölüm 2

AJAN

Selamlar!

Sahne arası veya bölüm sonu düşüncelerinizi, isteklerinizi belirtmeyi unutmayınız.

Wattpad üzerindende GT yapıyorum.

Wattpad: _dilaraaklic_

Şarkılar:Sorma/Kaan Tangöze

Yeri göğü delecek bir ses. Ardından beni tetikleyen her zamankinden on kat yüksek bir çınlama. Yangını hissediyorum ama ayağa kalkmaya mecalim, gözlerimi açmaya isteğim yoktu...

2 gün sonra...

SPİKER: "Türkiye'yi sarsan eski belediye binasında ki patlama hâlâ açıklanamadı. Olay yeri inceleme ekipleri ve emniyet kolları olay mahallindeler. Patlamanın sebebini ve kim tarafından yapıldığı henüz belli..."

Miraç sehpanın üzerindeki kumandayı sargılı olmayan eliyle alıp televizyonu kapattı. Kafamı geriye doğru atıp sıkıntıyla tavana bakmaya başladım. Tüm örgüt oturmuş hiç bir suçumuz yokmuş gibi haberleri izliyorduk.

"Vay be! Az kalsın ölüyorduk." Dedi Hako gülerek.

"Ölmekten beter olduk." Dedi Lina sinirle. Gerçekten herkeste sargı vardı. Herkes yaralıydı.

"Deme öyle, iyi aksiyon oldu ama." Dedi Arda.

"Çak bir pati dostum!" Kafamı Hako"la Arda'ya doğru çevirdim.

"Eğer fark etmeseydim aksiyon biyerleriniz de patlayacaktı." Dedim gözlerimi tekrar tavana çevirirken.

"Kalkın haydi! Eğer toplantıya geç kalırsak bizi Deniz patlatacak." Miraç zar zor ayağa kalkıp odadan çıktı. Damla'da ayağa kalkıp koltuktaki siyah deri ceketini aldı.

"Asıl şimdi başlıyor."

Birkaç dakika sonra herkes toplantı odasında toplanmıştı. Deniz ve Miraç, oval büyük masanın başına, diğerleri ise etrafına oturmuştu. Yavaşça kendi yerimi aldığımda Deniz prodüksiyonu ayarladı ve kumral, beyaz tenli bir kızın fotoğrafını açtı.

Sert bir ses tonuyla konuşmaya başladı. "Gördüğünüz kız bir zamanlar karşı örgütte çalışan bir ajan. Alya Özdemir. Artık bizim için çalışıyor."

"Ne!" Dedim fısıltıyla kendi kendime."

Yanımda oturan Murat kalemini masaya vuruyordu ve bu beni rahatsız ediyordu. Gözlerimi kapatıp sakinleşmeye çalıştım ama nefes alamamaya başladığımı hissettim. Elimi boynuma götürerek yukarıya baktım, yukarıda yanan ışık sanki beynime mızrak saplıyordu. Kalemi her vurduğunda zihnimde sesi yankılanıyordu. Gözlerim karardı ve bayılacağımı hissettiğimde sağ elimi sertçe masaya vurdum.

"Kes şunu!"

Murat merakla yüzüme baktığında kalemi işaret ettim.

"Dikkatimi dağıtıyorsun, odaklanamıyorum." Diye fısıldadım ve tekrardan dinlemeye başladım.

"Alya Özdemir artık Kanrıça örgütü üyesidir. Bizimle çalışacak."

"Ona güvenmeni sağlayan şey nedir?" Yavaşça ayağa kalktım ve prodüksiyona doğru yürüdüm. Masanın ortasında süs niyetine duran bıçağı elime aldım ve durdum.

"İhanet kahreder." Dedim. Elimdeki bıçağı duvarın üstüne asılmış, üstüne Miraç ve Denizin adının dokunulduğu kilime fırlattım. Bıçak tam kilimin ortasına saplandı.

"Daha öncede kahretti." Dedim sessizce.

Deniz boğazını temizledi ve boğazlı kazağının yakasını çekiştirdi.

"Kararım kesin, dağılabilirsiniz."

Odadan hızlıca çıktı. Herkes odadan çıktığında kendimi sandalye ye attım. Masaya öylece bakıyordum. Miraç odadan çıkmamıştı. Bana bir açıklama yapma zorunluluğu duyuyordu. "Deniz'in ona hangi konuda güvendiğini bilmiyorum ama bizden sonra en çok güvendiği kişi Alya, eminimki bir bildiği vardır."

"Kimin umurunda." Dedim gözlerimi masadan ayırmadan.

"Söylesene, Alya'yla aralarında ne var?"

Gözlerimi Miraç'a çevirdim. Miraç paniklemiş gibi yüzüme bakıyordu. Hiçbirşey söyleyemedi. Ayağa kalktım ve kilime doğru ilerledim.

"Hadi ama abi! Artık çocuk değilim."

Kilime saplanmış bıçağı çekip aldım ve odadan çıktım. Miraç'ı geride bırakıp Deniz'e ait olan odaya daldım. Sırtı dönük camdan dışarıyı izliyordu. İçeriye girenin ben olduğumu biliyordu bu yüzden bana doğru dönmedi.

"Verdiğim karar üzerine tartışmadığımı bildiğini sanıyordum."dedi soğuk bir sesle. Yavaşça dönen koltuğuna oturdu ve bana dönüp ellerini masasının üzerine koydu.

"Alya'yı almaya ne zaman gidiyoruz?"

Ne tepki vereceğini bilemedi. Tabi ki benden böyle bir hamle beklemiyordu. Bende öyle.

"Birazdan çıkacağız." Dedi şaşkın bir ifadeyle.

"Umarım gerçekten bildiğin birşeyler vardır." Dedim ve hazırlanmak için odadan çıkıp yukarıya çıktım.

Üzerime boyunlu siyah bir kazak ve altıma deri bir şort geçirdim. Son olarak siyah trençkotumuda giydikten sonra aşağıya indim. Örgütün tüm arabaları hazırdı. Deniz ve Miraç en öndeki arabaya bindiklerinde ben ve Damla'da arkaya geçtik.

Damla'ya baktığımda bana bir silah uzatıyordu. Silahı alıp şortumun hemen altına, dizimin üstüne yerleştirdim.

"Alya'nın örgütteki fareleri temizleyeceğine eminim." Dedi bana imayla bakarak.

"Neden ortalarda çok mu gezdin?" Dedim gülümseyerek.

Damla gözlerini devirip kafasını çevirdi. Yarım saat yol sonucunda boş bir araziye gelmiştik. Arazide bir kız bekliyordu. Araçlarla hızla etrafını çevirdik. Hepimiz arabalardan indiğimizde Deniz ve Miraç kıza doğru ilerlemeye başladığında ben örgütün yanında yanında kaldım.

"Ben Deniz. Örgüt lideriyim." Eliyle Miraç'ı işaret etti.

"İkizim Miraç. Örgütün sağ koludur."

Alya başını memnun olmuşcasına sallayıp birini arıyor gibi dikkatlice etrafına bakmaya başladı. Deniz'e baktığımda benimde kendimi tanıtmam için gözüyle işaret ettiğini gördüm. Her ne kadar istemesemde Oflayarak kıza doğru ilerledim.

Damla'nın yanından geçerken bana doğru eğildi.

"Fare peynirin kokusunu aldı öyleyse."

Ona doğru bakıp imayla gülümsedim. Alya'nın tam karşısında durdum. Aradığını bulmuş gibi bakıyordu.

"Sen Maysa olmalısın. Şu meşhur Maysa!"

Kaşlarımı çatarak anlamadığımı belli ettim.

"Fazıl Uyanık senden defalarca bahsetti."

Adını duyunca irkilerek geri adım attım. Benden mi bahsetmişti? Kendi örgütüne abilerimi alıp eğitmeyi planlıyordu. Fakat abilerim örgütün asıl amacının ülkeye ve halka zarar vermek olduğunu öğrenince kendilerine ait bir birlik kurdular. Abilerim, babam ve örgütüne karşı tetikleri çekince babam bu sefer beni kendi örgütüne alıp abilerimle karşı karşıya getirmek istedi. Fakat benim ona karşı kinimi görünce bunu başaramadı.

"Ne söyledi benim hakkımda?"

"Senden o ve tüm örgütü korkuyor."

Önce Deniz'e sonra Miraç'a baktım. Benden korktuklarını biliyordum. Çünkü alacağım intikamı günden güne bekletiyordum.

"Sınırlar. Dedim gülümseyerek. "Sınırlarımın sınırsızlık olduğunu biliyorlar. Ben olsam bende korkardım."

"16 yaşında ki bir kızdan mı?"

Trençkotumu açarak bacağımdaki silaha dikkat çektim.

"Beni hafife alma Alya. Ben birini öldürmek istediğimde silaha ihtiyaç duymam."

Miraç aradaki soğukluğu fark etmiş olmalı ki araya daldı.

"Hadi gidelim!"

Gözlerimi ayırıp arabaya doğru ilerledim. Herkes arabalara bindiğinde tekrar köşke döndük. Damla ve Lina Alya'yı köşkte gezdirirken bende kendimi büyük salondaki koltuğa attım. Kafamı geriye doğru atıp gözlerimi birkaç dakika kadar dinlendirdi. Zihnimde yine beni rahatsız eden birşeyler vardı ve bunlar bazen sadece zihnimde kalmayıp kendini gösteriyordu.

Gözlerimi tekrar açtığımda dikkatimi Damla çekti. Alya ve Lina'nın yanından ayrılıp hızlıca kapıdan çıktı.

"Ne karıştırıyorsun sen gine?" Diye fısıldadım kendi kendime. Zar zor ayağa kalkıp hızlıca peşinden gittim. Koridora çıktığımda Damla'nın merdivenlerden koşarak çıktığını gördüm. Tabikide benim odama gidiyordu! Onun odası aşağı kattaydı.

"Ne yapıyor bu böyle!?"

Merdivenlerden çıktıktan sonra benim kaldığım odanın tam önünde durdu. Etrafına baktığında beni görmemesi için yanımdaki duvara yaslandım. İçeriye girdiğinde yavaş adımlarla arkasından gittim. Aradığı her neyse onu bulmaması gerekiyordu. Özellikle Damla birşey arıyorsa asla bulmaması gerekiyordu.

Kapının önüne geldiğimde kapıyı sessizce açtım. O kadar hızlı birşeyler arıyordu ki duymamıştı.

"Birşey mi arıyordun Damla?"

Beni duyunca yavaşladı ve yavaşça arkasını döndü. Arkasında birkaç kağıt saklıyordu. Derin bir nefes aldı.

"İçtiğin ilaçlar ne işe yarıyor?" Dedi sorgular bir sesle. İrkilerek geri çekildim.

"Ne ilacı?!"

"Seni birşeyler rahatsız ediyor ve sen gizlice ilaç içiyorsun. İçtiğin her neyse seni rahatlatıyor. Abilerinin haberi var mı?"

"Belkide sen rahatsız ediyorsundur. İlaç sandığın şeyler vitamin hapı. Elindeki belgeler nasıl kullanılacağını açıklıyor. Anladın mı beni! Şimdi çık dışarıya!"

Elindeki belgeleri sertçe çekip aldım. Tabikide inanmadı ama emin olmadığı birşeyden vurup Miraç'ın gözünden düşmek istemiyordu. Damla odadan çıktığında kapıyı kapatıp yatağa oturdum. Elimdeki belgelere baktım. Yabancı yazdığı için tabikide anlamamıştı. Önümdeki ilaçlardan birer tane içip yatağa uzandım ve gözlerimi kapattım.

Zihnim o kadar bulanıktı ki nefes almakta zorlanıyordum. Bir anda telefon çalmaya başladı. Aşağıdan aradıklarını düşünerek ekrana bakmadan kulağıma götürdüm.

"Tuzaktan sağ çıkman şaşırttı beni doğrusu."

Sesi duyunca gözlerimi açtım.

"Zafer Yıldırım." Dedim fısıltıyla. Fakat bir sorun vardı. Ses telefondan değil odanın içinde yankılanıyordu!

"Beni tanıyorsun! Kısa süreliğinede olsa saygıdeğer rehinen olmak güzeldi ." Dedi gülerek.

Gülümseyerek ayağa kalktım ve pencerenin kenarına koyulmuş telsizi kendime yaklaştırdım.

"Seni tanımamak ne mümkün. Sevgili üvey kardeşim!"

Bölüm sonu

1 yorum