İçeriğe geç

PROPHECY° LUCİAN BOLE

Bölüm 2 · 2 dk okuma

PROPHECY° LUCİAN BOLE

Bölüm 2

Ölüm Yiyen Olmak + Görev

Ertesi sabah uyandığımda kehanetin yazılı olduğu parşömenin yerinde olup olmadığını kontrol edip, hızla üzerimi değiştirdim ve kahvaltı için yatakhaneden çıktım.

Koridorda hızla adımlıyordum profesör Umbridge'yle karşılaştım.

"İyi sabahlar Bayan Sna-Black!" Dediğinde kendimi kusmamak için gülümsemeye zorluyordum.

"Sizede aynısından profesör ve ben Sna-Black değilim, bir Malfoy'um." Cümlenin sonlarına doğru kelimeleri bastırmış ve sahte bir gülümseme takınmıştım ki, o cadaloz sözlerimi hiç umursamadan ardına dönüp gittiğinde gözlerimi devirmiş büyük salona giriyordum ki Draco'nun bana seslendiğini duydum.

"Darcy!" Sesin geldiği yöne doğru kafamı çevirdiğimde, babam Lucius'un da burada olduğunu gördüm.

Babam hızla önümden geçerken Draco'ya neler olduğuna dair kaş göz yapıyordum, o ise bahçeye gitmem gerektiğini işaret ederek döndü önüne. Koşarak koridordan, köprüye çıkıp bahçeye ilerlemeye başladım. Neredeyse herkes kahvaltı ettiği için köprü ve bahçe boştu, bahçeye geldiğimde annemi bulabilmek adına etrafıma bakıyordum ki omzumda bir el hissedip korkuyla irkildim.

Neyse ki annem benden önce bizi bir araya getirmişti, birbirimize sıkıca sarılırken günlük yaşantımızdan bahsediyorduk. Dakikalar sonra babam ve Draco geri geldiğinde Malfoy malikanesine cisimlendik.

Annem oldukça bitkin görünüyordu, ancak buna rağmen yanımızda ellerimizden tutarak bekliyordu. Kimse lordun emriyle 16. yaş günümüzde bir ölüm yiyen olabileceğimizi tahmin edemezdi. Bunun yanında, Lord'un kime vereceği belli olmayan görev için toplanmıştı tüm ölüm yiyenler.

Hüzünle baktım sol koluma.

Kısa sürede Lord geldi, herkes gibi bizide ayağa kalkmaya zorladılar.

Daha önce hiç bir ölüm yiyen toplantısında bulunmamıştım. Şimdi ise bir ölüm yiyen olarak toplantıya katılmıştım. Derin bir nefes verip sakin kalmaya çalışırken lord tehtidkâr bakışlarıyla masadaki her bir ölüm yiyene baktı.

Saniyeler içinde ise asıl konu olan görevden bahsediyordu lord, ancak teyzem bir anda öne atıldı.

"Bu görevi sana değil, yeğenlerinden birine vermek istiyorum Bellatrix."

Teyzem Bellatrix başını öne eğerek oturduğu sandalyede geri çekildi. Ne veya nasıl bir görev bekliyordu bizi hiçbir fikrim yoktu.

Sertçe boğazımda ki inatçı yumruyu yutkundum.

"Lordum,"

O an tüm dikkatleri kendime çektiğimi fark ettim.

Bu oldukça hoş bir duygu olsa da, bir o kadarda yanlıştı.

Lord gülümseyerek konuşmamı bekledi.

"İzninizle görevi ben üstlenmek istiyorum."

Lord bir anda ayağa kalktı. Herkes pür dikkat ne yapacağını kestirmeye çalışırken babam Lucius'un asasını aldı ve yılan desenli tutacağından ayırıp, Hogwats'ta profesörlük eden kadını bir anda Nagini'ye öldürttü.

O an kulağıma fısıldadı.

"Öldürmeye hazır mısın, benim küçük Darcy'm."

Bu bir soru değildi, bu nedenle gülümsedim ve kabul ettim. Ancak korktuğumdan değil, Draco'nun bu tür bir görev için hazır olmadığını bildiğimden kabul ettim görevi.

Gece yarısı olduğunda Hogwats'a geri cisimlendik.

Görünüşte herkes uyuyor gibiydi, annem ve babamla vedalaşıp slytherin ortak salonuna adımladık. Her ikimizde ardı ardına lanet yemiş gibiydik, Draco gözlerinden yaşlar akarak bir anda belime sarıldığında görevi üstlenmekle doğru bir karar aldığımın farkına vardım.

"Özür dilerim Darcy, eğer bu kadar yetersiz biri olmasaydım--" Hızla Draco'yu kendimden ayırdım.

"Sen yetersiz olduğun için değil, biz kardeş olduğumuz için kabul ettim ben o görevi! Sakın bir daha kendini suçlayıp özür dileme Draco." Sinirle kendimi kaybettiğimde, Draco kafasını

salladı ve bir süre için şömineyi seyrettik.

Bölüm sonu

2 yorum