Koşar adımlarla çıktığım sınıftan kütüphaneye doğru hızla ilerliyordum. Dakikalar sonra girdiğim kütüphanenin masalarında birine bıraktım eşyalarımı.
Ancak oldukça dikkat çektiğimi düşünerekten fevri kararlar almamalıydım, bu gerekçeyle akşam yemeğine kadar profesör Snape'in verdiği 6 sayfalık ödevi yazmaya başladım.
Nihayet herkes akşam yemeği için kütüphaneyi boşalttığında raflarına arasında gezinmeye başladım. Birkaç raf ardından yasaklı bölüme girmem gerekiyordu, elime aldığım bir kitapla etrafa bir göz attım. Şuan için Flich ortalarda görünmüyordu ve tabii kedisi Bayan Norris'te.
Yasaklı bölüme neredeyse girmiştim ki, profesör Snape alışılmadık bir tavırla girdi kütüphaneye. Hızla geriye adımlayıp raflardan elime gelen ilk kitabı aldım ve göz gezdirmeye başladım.
"Bayan Malfoy?"
Ciddi bir ifadeyle, sanki profesörün geldiğini görmemişim gibi kaldırdım başımı kitaptan.
"Ah merhaba efendim, kusura bakmayın geldiğinizi duymamışım malum zamanın kitapları oldukça sürükleyiciler." Saçmalayarak elimde tuttuğum kitabi hafifçe havaya kaldırdım.
"Zihnefend? Zihin okumayla ilgilendiğinizi ve bu ilginizi, okuduğunuz kitabı ters tutarak öğrenmekten yana kullandığınızı bilmiyordum?"
Kendinden emin konuşmasının ardından elimde ki kitaba şaşkın gözlerle baktım, "Ya, evet." diyebildim salaklığımdan utanarak.
Profesör hızla ardına dönüp gittiğinde, elimde ki kitabı da alıp çıktım kütüphaneden. Koşar adımlarla Slytherin kızlar yatakhanesinde ki odama girip bıraktım eşyalarımı. O kehaneti yasak saati gelmeden alamazdım, tabii önce karnımı doyurmak için büyük salona inmeliyim.
Koşar adımlarla girdiğim salonda herkesin keyfi oldukça yerinde görünüyordu, hızla kendi masama geçip kardeşim Draco'nun yanına oturdum.
"Nerelerdeydin?"
"Profesör Snape'in verdiği ödevleri bitirmek için kütüphanedeydim, akşam yemeği saatinin geldiğinin farkında bile değildim." dedim Draco önüme dolu bir tabak yerleştirirken.
"Draco sen gelmeyince, daha sonra yemen için sana birkaç şey ayırdı." dedi Pansy.
Draco'nun saçlarını karıştırıp, sol elimi omzuna attım ve bana ayrılan tabakta ki yemekleri çatallamaya başladım.
"Aslında bizimde KSKS dersi için ödevleri bir an önce bitirmemiz gerek." dedi Blaise, neredeyse sevgilisi olan Pansy'e bakarak.
"Hayır Blaise, seninle başka bir randevuya daha çıkmayacağım. Özellikle de kütüphanede!" Pansy vurgulayarak konuştuğunda, Draco ve ben kıkırdayarak yemeklerimizi yemeye devam ediyorduk.
Yemekten sonra ise birkaç saat Slytherin ortak salonunda oturup yasak saatine az bir zaman kala odalarımıza çekildik.
Pansy'le aynı odada kalmadığım için şükrederken, odada ki herkesin uyuduğundan emin oluyordum. Elimde tuttuğum çapulcu haritasına baktım, Draco iyi ki bunu geçen yıl Harry'den almıştı. Haritadan Flich ve Bayan Norris'e baktım, her ikisi de aşağı kattaki koridorda ilerliyordular. Daha sonra ise kütüphaneyi kontrol ettim, kimse yoktu.
Hızla üzerime geçirdiğim siyah cübbemin şapkasını kapatıp kütüphaneye cisimlendim, yasaklı bölgeye geçmeden evvel asamdan çıkan küçük ışık kaynağıyla raflara bir göz attım. Bu gün için kütüphane düzenlenmemiş gibi görünüyordu, daha fazla vakit kaybetmeden yasaklı bölgeye girip rafların arasında hızla adımladım. Birkaç raf sonra ise kehanetin yazılı olduğu parşömenle birlikte Slytherin ortak salonuna geri cisimlendim.
Ancak hesaba katmadığım biri daha vardı, Lucian Bole.
Şöminenin hemen karşısında ki koltuğa oturmuş bekliyordu. Hızla elimde ki parşömeni arkama sakladım.
"İyi akşamlar Bay Bole." dedim sesimin gür çıkmamasına dikkat ederek. Ancak sözlerimin üzerinden birkaç dakika geçmesine rağmen Lucian cevap vermedi, bende omuz silkip yatakhane bölümüne gitmek için yeltenmiştim ki, işittiğim cümle ile hızla döndüm ardıma.
"Neyin peşinde olduğunu biliyorum Malfoy!"
Lucian sinirle ayağa kalkıp önüme geçti, gözlerimin içine hayal kırıklığıyla bakıyordu. Fakat bozuntuya vermeden gülümsedim.
"Anlayamadım?"
"Yasaklı bölgeden çaldığın kehanette ne var Malfoy, yine neyin peşinde o küçük beynin!"
Histerik bir kahkahayla, "Seninkinden küçük olamaz Bole." dediğimde, sanırım şaka için doğru bir zamanda değildik. Elleriyle hafif uzun olan açık kahve saçlarını dağıttı, "Kehaneti kim için çaldın?" dediğinde bardağı çoktan taşırmıştı. Sinirlerime daha fazla hakim olamayarak çattım kaşlarımı.
"Ben hiçbir şey çalmadım, Bole! Bunu o küçük beynine soksan iyi edersin, yoksa oraya sokmak için iyi bir asaya sahibim." Diyerekten çıktım odama, kapıyı dikkatlice kapatıp herşeyi eski yerine yerleştirdim ve üzerimi değiştirip yatağıma yattım. Kehaneti öğrenmek için pek vaktim yoktu, bu yüzden ödev parşömenlerimin arasına saklayıp uykuya daldım.

