İçeriğe geç

Prenses olmak istemiyorum!

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Prenses olmak istemiyorum!

Bölüm 20

20 - Tek başına

Sabah güneşi odama dolarken gözlerimi ağır ağır açtım.

Bugün...

Saraydaki ilk "yalnız" günümdü.

Yatağın kenarında birkaç saniye öylece oturdum.

İçimde tuhaf bir his vardı.

Heyecan mıydı?

Yoksa stres mi?

Sanırım ikisi de.

Kapı hafifçe çalındı.

"Majesteleri?"

Evelyn'in neşeli sesi duyuldu.

"Girebilirim."

Kapı açıldı.

Her zamanki gibi elinde kıyafetlerle içeri girdi.

"Günaydın Majesteleri."

"Günaydın Evelyn."

Yüzüme dikkatlice baktı.

"Uyuyabildiniz mi?"

Başımı hafifçe salladım.

"Biraz."

"Biraz mı?"

"Daha çok... uyumaya çalıştım."

Evelyn anlayışla gülümsedi.

"Bunun Prens Hazretleri'nin yokluğundan olduğunu söylemeyeceğim."

Şaşkınlıkla ona baktım.

"Ne?"

"H-Hayır!"

"Onunla ne alakası var?"

Evelyn masum bir ifadeyle omuz silkti.

"Ben hiçbir şey demedim."

"..."

"Dedin ama."

"Gözleriniz söyledi."

Yanaklarımın hafifçe ısındığını hissettim.

"Konuyu değiştir."

Evelyn kıkırdadı.

"Emredersiniz Majesteleri."

Dolabın kapağını açtı.

Bugün için açık mavi tonlarında, ince gümüş işlemelerle süslenmiş sade ama zarif bir elbise çıkardı.

"Bugün bol bol evrak okuyacağınız için ağır bir elbise seçmedim."

"En azından rahat edersiniz."

"En azından..."

diye mırıldandım.

"Çünkü beynim hiç rahat etmeyecek."

Evelyn yine gülmeye başladı.

---

Hazırlanmam uzun sürmedi.

Artık Evelyn'in saçımı toplamasına, elbisemi düzeltmesine ilk günkü kadar utanmıyordum.

Hatta...

Alışmaya başlamıştım.

Koridora çıktığımda Başkahya Alfred çoktan beni bekliyordu.

Her zamanki gibi kusursuz giyinmişti.

Elindeki deri dosya bugün dünkünden de kalın görünüyordu.

İçimden kötü şeyler hissetmeye başladım.

Başkahya Alfred hafifçe eğildi.

"Günaydın Majesteleri."

"Günaydın..."

Sonra dosyaya baktım.

"...Lütfen bunun hepsi bugünlük olmasın."

Başkahya dosyaya baktı.

"Hayır."

Rahat bir nefes aldım.

"Bugünlük olanlar bunun içinde."

"..."

"Peki geri kalanı?"

"Yarın."

İçimden sessizce Lucien'e birkaç güzel (!) söz söyledim.

Başkahya sanki düşüncelerimi okumuş gibi boğazını temizledi.

"Prens Hazretleri de ilk zamanlarında aynı tepkiyi vermişti."

Gerçekten mi?"

"Evet."

"Hatta bir keresinde..."

Tam o sırada koridorun diğer ucundan telaşlı ayak sesleri duyuldu.

Genç bir hizmetli nefes nefese koşarak yanımıza geldi.

"Majesteleri!"

Başkahya hemen sertleşti.

"Koridorda koşulmaz."

Genç çocuk hemen eğildi.

"Özür dilerim efendim."

Sonra bana döndü.

"Batı kapısından gelen tüccarlar beklenenden erken ulaştılar."

Başkahya kaşlarını hafifçe çattı.

"Bugün mü?"

"Evet efendim."

"Üstelik yanlarında Kont Harland ile Markiz Estelle de var."

Alfred kısa bir an düşündü.

Sonra bana döndü.

"Majesteleri..."

"Sanırım ilk resmî misafirlerinizi beklediğimizden biraz daha erken ağırlayacağız."

İçimde küçük bir panik yükseldi.

"Şey..."

"Ben mi karşılayacağım?"

Başkahya sakinliğini koruyarak başını salladı.

"Elbette."

"Artık bu sarayın prensesisiniz."

Yutkundum.

Evelyn sessizce yanıma yaklaştı.

"Merak etmeyin."

"Yanınızdayım."

Başkahya da ekledi.

"Ben de."

Derin bir nefes aldım.

"Tamam Lina..."

"Markette makarna seçemeyen kız..."

"Şimdi kontlar ve markizlerle konuşacaksın."

"Harika."

Dudaklarımı birbirine bastırıp dik durmaya çalıştım.

"Tamam."

"Hazırım."

İçimden gelen ses ise çok daha dürüsttü.

"Hiç hazır değilim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.