Saatler 07.28'i gösterirken Mila çoktan uyanmış, Polat'ın sakallarıyla oynuyordu. Polat uyumuyordu fakat gözlerini açmıyordu. Gözüne 1 damla uyku girmemişti.
"Abicii uyann!" Dedi Mila. Polat, kime abi dediğini çözmek için Mila'ya baktığında, Mila Poyraz'a dönmüş saçlarını çekiyordu.
Polat yavaşça Mila'nın ellerini tutarak bırakmasını sağladı. "Abilerin saçı çekilmez." Dedi. Mila bu sefer Polat'ın saçlarına asıldı. "Sen abi deyilsin." Dedi.
"Senin ile çok işimiz var ufaklık." Diyerek söylendi Polat.
Yan taraftan gelen sesle o tarafa döndüler. "Günaydın." Dedi Poyraz. "Abici uyamışşş!" Diyerek kendini Polat'ın kucağından Poyraz'ın üstüne attı.
"Kim uyanmış?" Dedi Poyraz. "Poyyaş uyamış." Dedi Mila. Poyraz oflayarak Mila'ya baktı. "Abi diceksin abi. Üç harf sadece." Dedi Poyraz.
"Ha-yıy Poyyaş dicem." Dedi Mila. Poyraz pes etmiş bir şekilde Mila'ya bakarken, Polat onları gülerek izliyordu.
Poyraz, Mila'yı yatağın üzerine bırakarak ayağa kalktı. Polat'a dönüp "Valizim nere-"
Poyraz cümlesini tamamlayamadan Polat'ın telefonu çalmıştı. Polat, komodinin üzerinden telefonunu alıp kimin aradığına baktı. Mustafa arıyordu. Mustafa, Polat'ın çocukluk arkadaşıydı.
Polat telefonu açıp kulağına yasladı.
"Önemli bir şey değilse kapat Mustafa."
"Önemli bir şey olmasa bu saatte aramam zaten."
"Söylesene ne diyeceksen!"
"Ya evde ekmek bitmişte bende almaya çok üşendim. Sen alır mısın diye-"
Polat telefonu kapatarak komodinin üzerine koydu. Sabah sabah sinirlerini bozmayacaktı. "Valizin şuradaki odada abiciğim." Dedi sakin bir sesle.
Poyraz kafasını sallayıp odaya girdi. Giyinme odasıydı burası. Poyraz köşedeki valizini görmesiyle içini açtı. Kıyafetlerini ve aylardır biriktirdiği parasını alıp çıktı.
Kıyafetleri bir kenara bırakıp, elindeki parayı Polat'a uzattı. Polat kaşlarını çattı. "Oyuncak için." Dedi Poyraz.
"Manyak mısın oğlum sen? Parayı alacağımı falan düşünüyorsan yanılıyorsun." Dedi Polat.
"Parayı alırsan sana öğretmenimin en sevdiği şeyi söylerim." Dedi Poyraz. "Almayacağım Poyraz. Israr etme. Mila'ya hediye etmişim gibi düşün." Dedi Polat.
"Peki sen kaybedersin." Dedi Poyraz odaya geri giderek parayı valizine koydu. Abisi parayı almak istemesede bir şekilde verecekti bu parayı ona.
Kenara bıraktığı kıyafetlerini alıp banyonun önüne gitti. "Kullanabilir miyim?" Dedi Polat'a dönerek. "İzin almana gerek bile yok." Dedi Polat.
Poyraz bu kadar kibar olunca şaşırıyordu. Yıllardır evde 3 tane ayıyla yaşamıştı.
Poyraz kıyafetlerini giyip banyodan çıktı. Bol bir pantolon ve polo yaka tişört giymişti.
Kapının bir anda açılması ile bakışlar o tarafa döndü. "Vay, vay, vay Poyraz Bey bu ne şıklık böyle!" Dedi Ateş. "Kapıyı çalsana pezevenk." Dedi Polat. "Aaa abiciğim, hiç yakışıyor mu o güzel ağzına böyle kötü sözler?" Dedi Ateş ayıplarcasına.
"Çık dışarı Ateş." Dedi Polat. "Ateşşş!" Diye bağırdı Mila. Polat ve Poyraz, Mila'ya şaşkınlıkla bakarken Ateş gülümsüyordu.
"Demek rüşvetlerim işe yaradı minik." Diyerek Mila'yı kucağına aldı. "Küçücük çocuğa rüşvet mi teklif ettin sen gerizekalı." Dedi Demir.
"Sende etseydin senin de adını söyleseydi." Dedi Ateş ve odadan çıktı. Demir, Polat'la göz göze geldiğinde yavaşça odadan çıktı.
Polat, ayağa kalkarak giyinme odasına gitti. Takım elbisesini giyip çıktı. Poyraz'a baktığında koluna saat takmaya çalıştığını gördü. Yanına giderek saati takmasına yardım etti.
"Dersin kaçta başlıyor?" Dedi. "Normalde 8 buçukta orada olmam gerekiyor ama bugün ilk iki dersimiz boş o yüzden 10 da orada olmam lazım." Dedi Poyraz. "Saçlarını yapalım o zaman senin." Dedi Polat ve gerekli malzemeleri eline alıp Poyraz'ın yanına gitti.
Çok sürmeden işini bitirdiğinde geri çekilip Poyraz'ı süzdü. "Aynaya bak bakayım beğenecek misin?" Dedi.
"Çok güzel olmuş, teşekkür ederim." Dedi. Poyraz gülümseyerek kolunu omzuna attı ve kapıya doğru yürüdü. Aşağı indiklerinde herkesin masada olduğunu gördüler.
Boş yerlere geçip oturdular. "Günaydın oğlum nasılsın?" Dedi Emre Bey. Polat üstüne alınıp kaşlarını çatarak babasına bakacakken Poyraz'ın cevap vermesiyle önüne döndü.
"İyiyim siz?" Dedi Poyraz hafif çekinerek. "Bende iyiyim oğlum sağol. Bir ihtiyacın varsa veya olursa çekinmeden bize söyleyebilirsin." Dedi Emre Bey.
Poyraz kafasını sallayıp yemeğine döndü. "Hangi okula gidiyorsun?" Dedi Ateş. "İlim Koleji. Burslu okuyorum." Dedi Poyraz, ona dönerek.
Masadakilerin hepsi şaşkınlıkla ona döndü. "İlim koleji dedin değil mi?" Dedi Oğuz. Poyraz kaşlarını çatıp kafasını salladı. "Ben seni niye hiç görmedim o zaman amın- öhm?" Dedi Oğuz.
Poyraz anlamayarak ona baktı. "Bizim okulumuz orası, bize ait yani. Oğuz'da orada okuyor." Dedi Demir.
"Anladım." Dedi Poyraz. Daha sonra Demir'in ne dediğini anlayıp bakışlarını şaşkınlıkla Emre Bey'e çevirdi. "Ben sizin okulunuzda mı okuyorum yani!?" Dedi.
Emre Bey hafifçe gülümseyip, "Bizde çok şaşkınız oğlum. Ayrıca artık burslu okumana gerek yok." Dedi.
Poyraz konuşacakken duyulan ağlama sesi ile tüm bakışlar Mila'ya döndü. Oğuz'un kucağında, resmen kendini yırtıyordu.
Miray Hanım, yanlarına giderek Mila'yı kucağına aldı. Fakat Mila hala susmamıştı. Poyraz ayağa kalkarak yanlarına gitti. Mila, Poyraz'ı görür görmez kucağına atlayıp hayır,hayır kendini atıp ağlamasına devam etti.
"Mila'm iyi misin? Neyin var?" Dedi Poyraz. "Poyyaş beni kolu acıyo!" Dedi Mila. Dün alınan kandan dolayı kolu ağrıyordu.
"Hastaneye götürelim." Dedi Oğuz. "Ben haştane istemiyooo!" Dedi Mila, Oğuz'u duyar duymaz. Poyraz, kucağındaki Mila ile beraber koltuğa oturdu.
"Neresi acıyor bebeğim?" Dedi yumuşak bir ses tonuyla. Mila kolunu uzatarak acıyan yeri gösterdi. Poyraz, Mila'nın kolunu öptü ve tepkisini izledi. Mila, kendini Poyraz'ın göğsüme yaslayarak ağlamasına devam etti.
Poyraz aklına gelen şeyle Polat'a döndü. "Şey.. dün aldığımız oyuncağ-"
"Poyyaşş! Sen bana oyuncak aldı!? Oyuncak neyde Poyyaş?"
Polat, Mila'nın tepkisi üzerine gülerek kapının yanındaki berjerin üzerinde duran poşeti aldı. Mila ona doğru gelen Polat'ı gördüğünde Poyraz'ın kucağından inip, Polat'a doğru koştu.
"Bu oyuncak?" Dedi Mila merakla.
"Oyuncak balım." Dedi Polat. Elindeki poşeti halının üzerine koyup yere oturdu. Mila merakla Polat'ın yanına oturdu. Emre Bey'in telefonunun çalmasıyla salondan ayrıldı.
"Hih! Bu benim en sevdiyi oyuncak!" Dedi Mila elini ağzına götürerek. "Bir günlüğüne kızını bana vermeye ne dersin Miray teyze? Çok güzel vakit geçiririz söz veriyorum." Dedi Kaan.
Mila'nın kardeşi olmasını çok istiyordu çünkü onunla beraber dışarı çıktığında birçok kız tavlayabilirdi.
Odadakiler kaşları çatık bir şekilde Kaan'a bakarken, Emre Bey'in sesini duymalarıyla bakışları oraya döndü.
"Oğlum, bugün çoğu öğretmen izinli olduğu için dersler boşmuş. 6 dersiniz boş, gitme istersen ama gitmek istersen gidebilirsin."
"6 ders boşsa gitmeme gerek yok o zaman." Dedi Poyraz. Yüzü asık bir şekilde önüne döndü. Işık'ı göremeyecekti.
"Okul yok diye üzüldüm deme sakın!" Dedi Oğuz şaşkın bir şekilde. "Üzülmedim ki." Dedi Poyraz. Yalan söylemekten hiç hoşlanmazdı ama durumu kurtarmak için söylemişti.
"Aynen aslanım, aynen. Bende Quaresma'nın karısıyım zaten." Dedi Oğuz. Poyraz'ın gözleri parladı.
"Sende mi Quaresma seviyorsun yoksa? Allah'ım bana sayıyla mı gönderiyorsun bunları?" Diyerek yakındı Ateş.
"Quaresma seven bir kardeş mi? Allah'ım sana şükürler olsun!" Dedi Oğuz ellerini açarak. Abisi ile çok zıt kişilikleri vardı.
"Formam bile var biliyor musun? Hemde imzalı!" Dedi Poyraz. Okuldaki liseli abilerinden birisi hediye etmişti.
"Oha! Baba benim bile yok!! Kaç yaşıma geldim beni maça bile göndermiyorsun!!" Dedi Oğuz inanamaz bir şekilde.
Emre Bey, Oğuz maça gittiğinde kendini kaybettiği için maça gitmesine izin vermiyordu.
Bir kez gittiğinde eve geç saatlere kadar gelmediği için meraklanmışlardı. Emre Bey, Oğuz'u aradığında Oğuz ile değil de bir polis işe konuşmuştu. Karşı takımın taraftarı ile kavga etmiş üzerine yetmezmiş gibi kendi arabasıyla adamın arabasına çarpmıştı.
"Sen hiç konuşma Oğuz! Maça gittiğinde neler olduğunu gördük." Dedi Miray Hanım.
Oğuz küçük bir çocuk gibi başını eğerek dudaklarını büzdü. Ne vardı yani karşı takımın taraftarı Beşiktaş'a laf etti diye dövdüyse?
"Al bakalım oğluşumm! Aç kalma sakın, büyüyemezsin sonra." Diyerek Poyraz'a elindeki üzerine bal ve tereyağ sürülmüş ekmeği verdi Miray Hanım.
"Teşekkür ederim." Dedi Poyraz. Ekmekten bir ısırık aldığında Mila'nın ona baktığını gördü. Ekmeği ağzına doğru uzatıp ona da yedirdi.
"Şu çocuk kadar anlayışlı olsanız yeterdi ya!" Dedi Oğuz. Hala maçlara gidememenin derdindeydi. Emre Bey'den saat 2 yönünde gelen sert bakışları gördüğünde önüne geri döndü.
"Abici bak ben ne yaptı!" Dedi Mila sevinçle. Poyraz, Mila'ya döndüğünde ona değilde Demir abisine baktığını gördü.
Demir anın şokuyla kaskatı kesildi. "Abi mi dedin sen bana?" Dedi inanamaz bir şekilde. "Abici deyilsin sen?" Dedi Mila. Olanları anlamıyordu.
"Evet prensesim evet abiyim ben." Dedi Demir, Mila'yı kucağına alıp. "Hayır ama ya! İlk bana abi demesi gerekiyordu." Dedi Ateş. İddiayı kaybetmenin hüznü vardı içinde.
"Alayım kredi kartını." Dedi Demir elini uzatarak. "Ne kartı?" Dedi Polat. "Mila ilk kime abi derse, diğeri ona kredi kartını verecekti. Bu durumda da Ateş abim iddiayı kaybetmiş bulunuyor." Dedi Oğuz.
"Kızımın üzerinden iddiaya mı girdiniz lan siz?" Dedi Emre Bey. Demir ortamdan kaçmak için Mila'yı kucağına alıp kaçacaktı ki zilin çalmasıyla kaçamadı.
"Allah, Allah kim ki bu saatte?" Dedi Miray Hanım kapıyı açmaya giderken. Bir anda coşkuyla "Merhaba yenge!" Diyen bir çocuk sesi duyuldu.