🏰
Keyifli Okumalar !
🏰

Hera
Tren istasyonuna gelmiştik, belki de yolun sonuydu, yapmamam gereken, yaşamamam gereken bir hayata adım atıyordum.
Ama hiçbirşey hissetmiyordum.
Teyzem kollarını açınca sarıldım ve sonra elimde valiz ile trene bindim.
Derin bir nefes verdim ve dışarıyı izlemeye başladım .
Yanımda kimse yoktu , karşımda da.
Yalnızdım...
Duygusuzdum...
Ani sesle kafamı çevirdim.
Ama kimse yoktu. Hayal görmeye başlamıştım şimdiden.
🏰
Tren istasyonda durdu. Hera hızlıca indi.
Etrafında ki insanlar ona çok garip geliyordu. Hepsi gülüyor, kahkaha atıyordular bazıları ağlıyordu.
Ama o sadece bakmakla yetiniyordu.
Yavaş yavaş ilerledi.
Bir kız hızla o'na yaklaştı ve kulağına eğildi. "Onlar gerçekten garipler." Dedi yüzünü buruşturarak.
Ama Hera sadece kıza baktı , kız o'na elini uzattı.
Hera kızın eline baktı ve sonra o da uzattı . "Ben Capella " dedi kız tebessüm ederek. "Ben de Hera."
Capella, Hera'nın elini tuttu ve ailesine doğru götürdü. Önlerinde Capella'nın ailesi vardı.
Bu Hera'nın içinde garip bir his yarattı.
Kim bilir belki de acı çekmişti?
Sanki boğazı düğümlenmiş gibi bir his vardı içinde.
Capella ile birlikte ilerlemeye devam ettiler. Bir arabanın önünde durdular.
"Hazır mısın? " dedi Capella nefes aldı ama nefesini vermedi.
"Nefesini vermeyecek misin?" diye sordu Hera.
"Sen cevap vermeyene kadar tutacağım." Dedi Capella .
"H-hazırım. " dedi Hera .Capella'nın suratındaki gülümseme arttı ve beraber arabaya bindiler.
Ön koltuğa bir kadın oturdu.
"Hemen bir arkadaş mı buldun?" dedi kadın gülerek.
"Sen de mi Outworld 'a gidiyorsun kızım? " dedi kadın Hera'ya bakarak.
Hera sadece kafasını sallamakla yetindi .
Kadın gülümseyerek önüne döndü.
Arabanın başına bir adam oturdu .
Bu da Capella'nın babasıydı.
Capella bakır saçlarıyla harika gözüküyordu ve de gülümseyerek.
Anneside onun gibi mükemmel bir kadındı.
Babası gülümseyerek kızlara döndü "Hazır mıyız? " dedi.
Bizimkiler kafalarını aşağı yukarı salladılar.
Araba çalıştı ve Outworld'a doğru yol alamaya başladı.
Araba eski bir modeldi. Ama bu onları en azından yürümekten kurtarıyordu.
🏰
Hepimizin üzerinde göz gezdirdi elinde kendiliğinden not alan bir defterle.
Büyüleyici...
Herkesi takım yıldızına göre dört guruba ayırıyordular.
Fortis , güçlü ve akıllı aynı zamanda profesyonel...
Peritus, uzman , fazlasıyla kurnaz...
Fides, sadakatli ama bir o kadar da yalancı...
Sapiens , bilge ama biraz sakar ve şaşkın...
Yaşlı kadın herkese hangi takım yıldızına ait olduğunu soruyor ve onların kişiliklerine göre ayırıyordu sınıflara.
"Takım yıldızını söyle ?"
Bazıları afallanarak cevap veriyordu.
Sinir bozucu.
"Lir (Çalgı) e-efendim." dedi kız kekeleyerek.
Sanırsam adı Vega'ydı .
Çünkü burada aileler çocuklarına takım yıldızlarının en parlak yıldızının adını verirlerdi.
Ama benim ailem adımı Hera koymuşlardı, nedenini bilmiyordum kimse bilmiyordu.
Ama teyzem bana çok önemli bir yıldıza ait olduğumu söylemişti.
Bunları düşünürken sıranın bana geldiğini fark etmemiştim bile.
"Senin takım yıldızın ne?" dedi kadın beni görünce bakışları değişti .
"Hımm" dedi kadın tek kaşını kaldırarak.
Yutkundum.
Zihnimin derinliklerine indim .
"Kuzey tacı , Gemma yıldızı."
Hangi yıldıza ait olduğumu bilmiyordum.
Kadın bir anda duraksadı.
Sanki birşeylere şaşırmış gibiydi.
Yüzünü buruşturdu kadın memnuniyetsizce.
Yanında duran iki yaşlı adama baktı .
"Gel " dedi beni yanına çağırarak.
Yavaş adımlarla yanına gittim.
Ne istiyordu?
Kadın diğerlerinin yıldızlarını ayırmaya başladı.
Ayırma işlemi bitmişti.
Kadın oradan ayrılarak yürüdü ve benden onu takip etmemi istedi.
Koşar adımlarla onu takip ettim.
"Nereye gidiyoruz? " dedim soluk soluğa kalmışken.
Kadın cevap vermedi.
Bir odaya girdik.
Sanırsam onun odasıydı burası.Yaşlı kadın masasına oturdu ve bana eliyle karşısına oturmamı söyledi.
Yavaşça karşısına oturdum.
"Yalan söylemeye utanmıyor musun küçük hanım? " dedi gözlüğünü hafifçe eğerek.
Sertçe yutkundum.
"Ben yalan söylemiyorum efendim." dedim titreyen vücudumla.
Kadın gözlerini kıstı.
"Hangi takım yıldızına sahipsin?" dedi.
"Kuzey tacı , Gemma yıldızı." dedim.
"Hangi takım yıldızına sahipsin? " dedi az önceki sorusunu tekrarlayarak.
"Kuzey tacı , Gemma-" derken sözümü kesti.
"Asla olamazsın!" dedi ,ayağa kalktı ve ellerini masaya vurarak.
"Çünkü o benim yıldızım küçük hanım . " deyince aniden donuk kaldım.
Yaşlı kadın tekrar yerine oturdu.
"Evet , takım yıldızın? Bana çekinmeden söyleyebilirsin. " dedi gözlüğünü düzelterek.
Kafamı eğdim.
"Adım Hera ." dedim yavaşça kafamı kaldırarak.
"Hera diye bir yıldız olmadığını ikimizde gayet iyi biliyoruz,değil mi? "
Bakışlarımı sol tarafta kitaplarla dolu rafa çevirdim ve oraya doğru yavaş adımlarla yürüdüm.
Elime kapağı çok güzel bir yıldızdan oluşan bir büyü kitabı aldım.
Kadın gülümseyerek "Yıldızlara ilgin var mı ?" dedi.Kafamı aşağı yukarı salladım.
"Neden hiç gülmüyorsun? " dedi.
Yutkundum. Bunu neden sürekli soruyorlar ki?
"Peki şimdi hangi yıldıza ait olduğunu söyleyecek misin? " kafamı hızla o'na çevirdim.
"İnanın bende bilmiyorum. " dedim.
Kadın kafasını aşağı yukarı salladı.
Kitabı ona gösterdim "Bunu ödünç alabilir miyim?" dedim.
"Evet ama dikkat et yıldızlara bulaşıyım deme" dedi gülerek.
"Teşekkürler bayan Gemma " dedim ve odadan çıktık .
Az önceki koca salona geldik.
Bayan Gemma başıyla herkese selam verdi.
Herkes bize garip ve büyük bir merakla bakıyordular.
Yaşlı kadın yüksek, diğer üyelerin oturduğu yere doğru yürüdü.
Diğer yaşlı birkaç adamla konuştu ve sonra ellerini iki yana açarak ;
"Sevgili Hera senin için karar vermek çok zor, hangi sınıfı seçmek istersin? "
Kafamı ayrılmış 4 gruba çevirdim.
Hangisini seçmeliydim?
Fortis mi?
Peritus mu?
Fides mi?
Sapiens mi?
Zihnim Fortis ve Peritus arasında kalmıştı .
Kafamı bayan Gemma'ya çevirdim.
Kafasını evet anlamında aşağı yukarı salladı yaşlı kadın.
"Fortis!" dedim .
Herkes tarafından büyük bir alkış koptu ve koca salon içerisinde yankılandı.
🏰
"Tamam , bir daha asla yapmayacağım Profesör Dor !" yalvarıyordu şişman çocuk.
Oysaki az önce güçlü bir kişiliği varmış gibi gözüküyordu.
Sanırsam bunu 100 defa daha söyleyemeyecekti.
"Kaç?" dedi siyah saçlı profesör Dor.
"99" dedim.
Herkes bana baktı.
Çocuk arkada arkadaşlarıyla birlikte yemek keyfi yapıyordular.
Bu yüzden Profesör Dor o'nu cezalandırılmıştı.
Çocuk hızla yerine geçerken yanımda durdu.
"Duygusuzsun " dedi.
Bunu her yerde göze batırmak zorunda mısınız?
Kafamı evet anlamında salladım.
Profesörden izin alarak dışarı çıkmaya karar verdim .
Aslın da izin almadım ve direkt salondan çıktım.
Sanırsam arkamdan Capella geliyordu.
"Beni neden takip ediyorsun? " dedim hızla dışarı giderken .
"Seni takip filan etmiyorum, seni merak ediyorum ." dedi bana yetişmeye çalışırken.
"Merak etmeni gerektirecek bir şey yok" dedim dişlerimi sıkarak.
"Senin için bir çözümüm var Hera." dedi koşmaya devam ederken ben ise ondan daha da uzaklaşmak için daha hızlı yürüyordum.
"Sen de diğerleri gibi bulamazsın, emin ol." Dedim dışarı çıkmışken.
"Buldum. Sadece sana göstermeme izin ver" dedi.
Kafamı iki yana salladım.
"Hadi ama !" dedi Capella itiraz ederek.
Yolun sonuna gelmiştim, bundan sonra demir çitlerle kapalıydı çünkü okul bir dağın kenarındaydı.
Yani aşağı düşebilirdik .
Durdum , Capella ' da yanımda durdu.
"Ağla"dedi.
"Ne?" Dedim garipsiyerek.
"Ağla işte ... bağır, birşeyler yap!" dedi Capella gülerek.
Belkide içimde bağlanmış o düğümü çözebilirdim .
"Hadi!" dedi Capella.
Daha fazla dayanamadım ve bağırdım.
"Yıldızlara sesleniyorum!" dedim .
Sesim kayalıklara çarpıp yankılanmıştı.
Ama bir anda beklenmeyen bir soğuk belirdi.
"Neler oluyor? " dedi Capella .
Etrafıma baktım, garip fısıltılar duyuluyordu.
Ama kimse yoktu. Sanırsam Capella duymuyordu, sadece gülümsüyordu gökyüzüne bakarak .
Soğuk esen rüzgar dindi. Geriye tatlı bir sıcaklık bıraktı.
Ağlıyordum.
Ağlıyor muydum?
Evet ağlıyordum!
"Ağlıyorsun!" Dedi Capella 'da bana eşlik ederek ağlamaya başladı.
Ellerimi sımsıkı tuttu ve bağırdı.
"Gül!" diyince yüzümde bir tebessüm oldu.
Ona sarıldım.
Artık içimde ki düğüm çözülmüştü.
Capella çözmüştü.
🏰
Artık iki yakın arkadaş olmuştular.
Capella ve Hera.
Ve Hera'nın duyguları tekrardan gelmişti.
Ancak Hera her gece anlık uyanıp garip fısıltılar duyuyordu ve bunu kimseyle paylaşmıyordu çünkü bunu sadece o duyuyordu.
"Neler oluyor?" dedim hemen uyanarak.
"Sen iyi misin?" dedi bir kız uykulu sesiyle.
Hera hızla yataktan kalktı ve etrafa baktı.
Fısıltılar kulak kemiriciydi.
Kuklalarını kapatmaya çalıştı ancak fısıltılar hala duyuluyordu yavaşça koridora doğru ilerledi.
Koridorda zifiri bir karanlık vardı ancak
meşaleler azda olsa aydınlatıyordu.
Hera parmak uçlarında yürümeye devam ederken bir ses duyuldu.
Ses o'na fısıldayarak "Gel" diyordu.
🏰
Gitsem mi? Yoksa gitmesem mi ?
Kararsız kalmıştı zihnim.
Yavaş adımlarla sesin geldiği yöne gittim.
İçimde garip bir his vardı.
Etrafıma bakarak yürüyordum.
Karşımda koca bir kapı duruyordu.
Adımlarımı hızlandırarak kapıya ilerledim.
Aslında burayı daha önce hiç görmemiştim.
Kapıyı açmaya çalışıtım ancak açılmadı.
Tekrar tekrar zorladım ama olmadı.
Eğer beni biri görürse daha direkt atılırdım.
Kim kendi okulunun bir öğrenci tarafından karıştırılmasını istesin ki ?
Açılmayınca arkama dönüp hızla oradan uzaklaştım.
Belki yarın Capella ile buraya göz atardık.
Hızlı adımlarla giderken bir anda etrafımda soğukluk hissetdim.
Sanki soğuk ve sert bir rüzgâr gelip geçti.
Ama nedense görünürde hiç bir pencere açık değildi.
Aniden meşaleler yanıp söndü.
Sanırsam rüzgârdandı.
Bu beni ürkütmüştü.
Yatakhane'ye vardığımda herkes uyuyordu. Hızlıca yatağıma giridim.
Hemen yorganıma sokuldum.
Her yer soğuktu , her yer.
🏰
Sabahın erken saatlerinde Hera hızlıca kalktı. Fırsat bu fırsat hazır kimse yokken o kapıyı açmaya kararlıydı.
Yanına giderek Capella'yı dürttü.
"Hadi kalk !" dedi sessizce.
"Senin sorunun ne?" dedi Capella uykulu sesiyle.
"Hadi ama...ama okulu büyük, koca sümüklü böcekler bastı. " deyince Capella aniden yataktan fırladı .
"Ne?" dedi Capella gözleri fırlamış halde.
Diğerlerinin uyanmaması için Hera "sus" işareti yaptı .
"Önemli bir görevimiz var !" dedi Hera.
"Neymiş o ?" dedi Capella hiç bir şeyi anlamamış bir ifadeyle .
"Beni takip etmen ve susman yeterli" dedi kuleden aşağı inerlerken.
Koridorun hemen solundaydı kapı.
"Nereye gidiyoruz bu saatte uyumak varken? Hem... üstelik o büyük salyangozlar nerede?" derken Capella, iğrenerek yüzünü ekşitti.
"Sana sessiz ol dedim ve onlar salyangoz değil sümüklü böcek. " dedi Hera.
"Her neyse." dedi Capella göz devirerek.
Kapının önüne gelince Capella'nın çehresindeki şaşkınlık arttı.
Hera kapıyı tekrar tekrar zorladı ancak kapının açılmaya niyeti yoktu.
"Napıcaz geri döneceğiz o kadar yolu?" dedi Capella.
Hera'nın gözü kapının üstündeki koca yıldız simgesinde kalmıştı.
"Bu işaret o işaret!" dedi Hera .
"Neyin işareti ? Hera sen ne saçmalıyorsun? " dedi Capella.
Hızla kulenin dışına çıktılar ve bayan Gemma'nın çalışma odasına doğru hızlı adımlarla yürüdüler.
"Hera burası bayan Gemma'nın odası!" dedi Capella korkarak.
Hera kapıyı açtı, hızla kitaplığa yürüdü .
"Napıyorsun sen? Aklını mı yitirdin? " dedi Capella yüzünü buruşturarak.
Hera eline bir kitap aldı.
Bu kitap daha öncesinde bayan Gemma"dan ödünç istediği kitaptı.
"İşte bu kitap!" dedi Hera .
Aniden beklenmedik bir şekilde Profesör Arcturus odaya girdi.
Adam garip bir şekilde onlara iğrenerek bakıyordu.
"Ne işiniz var sizin burada? " dedi Hera'nın elindeki kitabı hızla alıp incelerken.
"Kitabı dün ödünç almıştım ve burada unutmuşum Profesör " dedi Hera.
Profesör gözlerini kıstı ve Hera'ya nefretle kitabı verdi.
Profesör kapıdan çıkarken durdu ve Capella 'ya gözlerini kısarak baktı.
Hera ve Capella büyük bir kahkaya boğuldular.
"O gerçek mi?" dedi Capella çıkarken.
"Sanmıyorum " dedi Hera gülerek.
Kapıyı açmak için daha fazla zanam bulamamışlardı çünkü artık herkes uyanıktı.
Belki başka bir zaman bulurlardı.
Kim bilir?