Pikachu, Charmander, Squirtle, Bulbasaur ve Eevee yüksek bir tepede oturuyordu. Günler önce kaybettikleri savaşın ardından saklanmak zorunda kalmışlardı.
Aşağıdaki manzara içler acısıydı.
Bir zamanlar yemyeşil olan orman şimdi mor enerjiyle kaplıydı.
Ağaçlar mor renkte parlıyor, Pokémonların gözleri mor ışık saçıyordu.
Sadece orman da değil...
Ormanın çevresindeki ovalar, tepeler ve nehirler bile mor taşın etkisi altına girmişti.
Eevee sessizce konuştu.
"Her şey bitti mi?"
Kimse cevap vermedi.
Pikachu gözlerini kapattı.
Hayatında ilk kez gerçekten umudunu kaybetmeye başlamıştı.
Günler geçti.
Beş arkadaş saklandıkları mağaradan nadiren çıkıyordu.
Mor taş her gün daha güçlü görünüyordu.
Ama bir süre sonra garip bir şey olmaya başladı.
Bir gece gökyüzündeki mor ışık biraz zayıfladı.
Charmander bunu fark etti.
"Bir dakika..."
Squirtle başını kaldırdı.
"Neyin var?"
"Mor ışık biraz küçüldü."
Kimse pek önemsemedi.
Ama ertesi gün mor ışık daha da azalmıştı.
Sonraki gün ise daha da zayıfladı.
Bulbasaur şaşkın görünüyordu.
"Bu normal değil."
Pikachu ayağa kalktı.
"Gidip bakalım."
Beş arkadaş dikkatlice ormana geri döndü.
Yaklaştıklarında gördükleri şey inanılmazdı.
Dev mor kristal artık eskisi kadar parlak değildi.
Enerjisi sönmeye başlamıştı.
Üstelik kontrol edilen bazı Pokémonlar normale dönüyordu.
Bir Pidgeot şaşkın şekilde etrafına bakıyordu.
Bir Raichu gözlerini kırpıştırıyordu.
Bir Charizard mor enerjiden kurtulmuştu.
Eevee heyecanlandı.
"Onlar özgürleşiyor!"
Tam o sırada kristalin içinden çatlama sesleri geldi.
ÇAT...
ÇAT...
ÇAAAAT...
Kristalin yüzeyinde büyük çatlaklar oluşmaya başladı.
Bulbasaur şaşkınlıkla baktı.
"Ne oluyor?"
Pikachu dikkatlice izliyordu.
Sonunda gerçeği fark etti.
"Mor taşın gücü sonsuz değilmiş."
"Ne demek istiyorsun?" diye sordu Squirtle.
"Bu kadar büyük bir alanı kontrol etmek için çok fazla enerji harcadı."
Kristal her geçen dakika daha fazla çatlıyordu.
Mor enerji dalgaları küçülüyordu.
Gökyüzündeki mor bulutlar kaybolmaya başladı.
Saatler sonra...
BOOOOOOM!
Dev kristal büyük bir patlamayla parçalandı.
Ama bu tehlikeli bir patlama değildi.
Mor enerji gökyüzüne yükseldi ve yavaş yavaş yok oldu.
Her yerde sessizlik oluştu.
Sonra bir mucize gerçekleşti.
Morlaşmış ağaçlar tekrar yeşermeye başladı.
Kuruyan çiçekler yeniden açtı.
Nehirler eski haline döndü.
Pokémonların gözlerindeki mor ışık tamamen kayboldu.
Bütün orman normale dönüyordu.
Hatta ormanın çevresindeki bölgeler bile eski haline geliyordu.
Charizard özgürlüğüne kavuşmuştu.
Blastoise normale dönmüştü.
Raichu ve diğerleri de tekrar kendileri olmuştu.
Bir süre sonra bütün Pokémonlar büyük açıklıkta toplandı.
Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Pikachu ve arkadaşları ortaya çıktığında bütün Pokémonlar onları alkışladı.
"Yaşasın Pikachu Takımı!"
"Yaşasın!"
Eevee şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Ama biz hiçbir şey yapmadık."
Charmander gülümsedi.
"Belki de bazen kazanmak için savaşmak gerekmez."
Bulbasaur başını salladı.
"Bazen sabretmek gerekir."
Squirtle kahkaha attı.
"Yani mor taş kendi kendine yenildi!"
Herkes gülmeye başladı.
O gece büyük bir kutlama yapıldı.
Pokémonlar dans etti.
Meyveler yendi.
Şarkılar söylendi.
Uzun zaman sonra herkes yeniden mutluydu.
Pikachu yıldızlara baktı.
Her şey sonunda düzelmişti.
Ama tam o sırada...
Uzaklarda, kimsenin bilmediği çok eski bir mağaranın derinliklerinde...
Çok küçük bir mor kıvılcım bir anlığına parladı.
Sonra tekrar söndü.
Pikachu bunu görmedi.
Hiç kimse görmedi.
Ama maceralarının henüz tamamen bitmediğini gösteren küçük bir işaretti...
Devam edecek...