İki gün oldu ve ben odamdan sadece iki kere çıktım. Tuvalete gitmek için o da. Ablam annemden gizli bana yemek getiriyordu. Arda sürekli yanıma geliyor bana sarılıp beni sevdiğini söylüyor ve gidiyordu. İki gündür ne annemi ne de babamı görmedim. Oturma odasındaki gülme sesleri dışında seslerini de duymadım doğru düzgün.
Aynalara bakamayacak kadar perişan haldeydim. Saçım darmadağın iki gün önceki kırmızı elbisem üstümde duruyordu. Makyajım dağılmıştı. Kısacası korkunç görünüyordum. Aynadaki yansımamdan dudaklarıma baktım. Ağlamaya başladım bana onu hatırlatan ne varsa gördüğüm gibi ağlıyordum ben ağlarken odamın camında bir takırtı duydum. Kaşlarımı çattım. Cama ilerledim camı açıp aşağıya bakındım.
Ayaz aşağıda bana el sallıyordu. Çok çekici gözüküyor, yüzündeki yaralara rağmen. "Müsaitsen benimle kaçar mısın?" dedi aşağıdan güldüm. Odaya döndüm ve hemen Ayaz'a geri döndüm sadece benim duyabileceğim bir şekilde "Susturmadın." dedim kaşlarını çattı "Efendim?" dedi kafamı iki yana salladım. "Yok bir şey, kaçalım hemen kaçalım hatta." dedim güdü ve eli ile 'hadi' işareti yaptı "Bekle bir dakika."
Odama döndüm beni düşünen ve seven iki kişiye not yazmazsam olmaz. Kalem ve kağıt aldım.
"Abla, Arda sizi çok ama çok seviyorum. Kendinize iyi bakın sevgilerle..."
yazdım ve cama koştum. "Nasıl aşağıya ineceğim?" dedim Ayaz etrafına bakındı, bana döndü "Atla." gözlerimi kocaman açıp "Çok yüksek." dedim kafasını iki yana salladı. "Seni tutacağım, söz veriyorum." dedi söz verdikten sonra bir an bile tereddüt etmeden aşağıya atladım. Ve o beni tuttu. "Söz vermiştim." dedi ve gülümsedi. Ben o anda ona çok güvendiğimi anladım.
Kucağından indim Ayaz elimi tuttu ve bir arabaya bindik. "Bu araba kimin?" dedim "Annem bizim için ayarladı, evi de ayarladı 'yakalanana kadar o evde kalın meleklerim' dedi" gülümsedim Ayaz'ın annesi çok iyi bir insandı. Bazen keşke benim annem de böyle olsa diyorum. Ayaz arabayı çalıştırdı yola bakarken "Kemerini tak, ölmeni istemem." dedi kemerimi taktım.
"Nereye gidiyoruz?" yola bakmaya devam ederken "Bir dağ evine, herkesten ve her şeyden uzağa. Sadece sen ve ben." huzur dolup taştım ve o an aklıma çok kötü bir şey geldi. Kıyafetime baktım. "Korkunç görünüyorum!" diye bağırdım. Elimle saçımı düzeltmeye çalıştım. "Islak mendil yok mu?"
Benim bu telaşlı halim Ayaz'ı güldürüyordu. Ben hala kendimi düzeltme peşindeydim. "Sakin ol biraz, çok güzelsin." birden durdum "kafana taş düştü herhalde, halimi görmüyor musun?" dedim yola bakarak gülümsedi "Aşk insanı kör eder." dedi öylece kaldım bana aşık olduğunu zaten biliyordum ama böyle demesi beni değişik hissettirmişti.
Saatlerdir yoldayız, ben bir ara uyuyordum evde de ağlamaktan uyuyamadığım için. "Geldik mi?" dedim heyecanla Ayaz kafasını salladı arabadan indik. Evin kapısını açtı içeriyi işaret etti ve "Önden buyurun prensesim." dedi güldüm ve içeriye girdim. Oturma odası küçük ama çok hoştu. Üstelik ateşle yakılan bir şöminesi vardı ben böyle şömineleri çok severdim, karşısında ısınmayı. Ama maalesef yazın ortasındayız.
Mutfağa girdim, beyaz mutfak da çok güzel gözüküyordu. Temiz ve şıktı. Yatak odasına geçtim iki tane tek kişilik yatak vardı. İki de dolap. Hemen arkamdaki sesi duyunca irkildim. "Dolapta kıyafet var. Değişebilirsin." dedi ve odadan çıkıp kapıyı kapattı dolaba ilerledim.
Elime geçen ilk eşofmanı giydim, üstüme de bir tişört giydim ve banyoya girdim. Yüzümü yıkayıp dağılmış makyajımı sildim. Tarak bulup saçımı taradım. Akşam da yıkanırım diye düşünüp banyodan çıktım.
Mutfaktan sesler geliyordu mutfağa gidince yemek yapan Ayaz ile karşılaştım. Bir de mutfak önlüğü takmış. Sırttım Ayaz bana döndü "Aç mısın?" dedi yanına doğru yürüdüm "Çok acıktım. Yardım edeyim mi?" dedim kafasını salladı ve yemek yapmaya başladık.
Yarım saat sonra masaya oturmuş yemek yiyorduk. Makarna yapmıştık tuzu bir tık fazla olmuş olabilir ama sorun olmadığını düşünüyorum. Ayaz da öyle düşünüyor ki bir şey demeden yemeğini yiyor. Sessizliği ben böldüm ve "Annemler çoktan polise haber vermiştir." dedim Ayaz ağzındakini çiğnerken bir an duraksadı. "Arasınlar." dedi yemeğine devam etti "ya bizi bulurlarsa." dedim bana döndü elini elimin üzerine koydu.
"Seni bedenen yanımdan ayırsalar bile," dedi ve elimi kalbinin üzerine koydu "Sen zaten buradasın, buranın sahibisin." dedi şaşkınlık içinde ona bakıyordum böyle bir cümle beklemediğim kesindi. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Lütfen Allah'ım lütfen bizi ayırma.
Elimi öptü ve saçlarımı karıştırdı. "Şimdi yemeğini ye, yeter bu kadar soru." dedi gülümsedim ve yemeğimi yemeye devam ettim.
Yemeğimizi bitirmiştik. Evin alt tarafı ormanın içinde bir yürüyüş yolu gibiydi. Orada el ele yürüyorduk. Ayaz durdu şaşkınlıkla Ayaz'a döndüm "Ne oldu? Neden durduk?" dedim gözlerime baktı "Seni çok özledim, iki günde bile." dedi ve ardından ekledi "Sesini hiç duyamadım, senden mesaj almadım, seni görmedim. İki günde bile seni çok özledim." dedi gülümsedim "sen bir de bana sor. Halimi gördün zaten beter haldeydim."
Dudaklarıma baktı, ama öpmedi. iki gün önce yaşananlarda kendini mi suçluyordu? "Senin suçun değildi, biliyorsun değil mi?" dedim cevap vermedi yüzüme bile bakmıyordu "Ayaz?" dedim birden bana döndü "Kötü bir şey mi yaptım Sidelya, yapmamam mı gerekiyordu?" hemen cevap verdim "Hayır tabii ki, sen bana hayatımın en güzel bir dakikasını yaşattın. Olacakları bilsem bile her gün aynı günü yaşamak isterdim, sırf her gün beni öp diye." dedim ve hemen dudaklarıma kapaklandı.
Karşılım vermeme gibi bir şansım yoktu. Karşılık verdim ikinci öpücüğümün sonu güzel bitmişti sonunda dayak yememiştik. İlk öpücüğünden daha sert öpmüştü beni beni özlediğini dile getirmişti. Sanki bir de dudakları söylemişti bunu.
Eve geldik, film izlemeye karar verdik. Dağ başında atıştırmalık bir şeyimiz yoktu sadece film izledik. Ama oyun bozan Ayaz uyuyakaldı! Başı omzuma düştüğünde hem sinirlenmiş hem huzur dolmuştum. İstedim ki o hep omzumda uyusun, omzum onun yastığı olsun. İnsan sevmediği birinin omzunda uyumazdı sonuçta.
Filmin sonlarına doğru bende uyuyakaldı kafamı Ayaz'ın kafasına yasladım.
Sabah...
Uyandığımda Ayaz yanımda değildi. Mutfaktan yine sesler geliyordu. Sanırım Ayaz kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı. Ayağa kalktığımda tüm bedenimin uyuştuğunu hissettim. Yüzümü ekittim ve boynumu tutarak mutfağa ilerledim.
Ayaz şarkı söyleyerek kahvaltı hazırlıyordu. "Güzellik uykundan uyanmışsın." Dedi ve kısık sesle şarkısına devam etti. "Dün film izlerken uyuyakaldım, özür dilerim." Dedi dün geceyi hatırlamaya çalıştım hatırlayınca "sorun yok" dedim ve hafif gülümsedim.
Ayaz bana doğru ilerlemeye başladı. Kolumdan tutup beni kendine çekti. Yanağıma doğru eğildi ve yanağıma bir buse bıraktı. Yanağımdan öperken gözlerimi kapattım. Ardından daha önce hiçbir erkeğe karşı bu kadar huzur dolu hissedip hissetmediğimi düşündüm. Hayır, sanırım bu çok daha farklıydı.
Tam Ayaz dudaklarıma eğilince, kapı çaldı bu kaşlarımı çatmama sebep oldu "birini mi çağırdın?" Dedim kafasını iki yana salladı "sadece kahvaltıda içecek bir şeyler içeriz diye düşündüm. İçecek söyledim." Dedi ve kapıyı açmaya gitti.
Ben ise yüzümde apal bir sırıtışla mutfakta dikiliyordum. Aşk çok güzel bir şeydi. Ya da bu aşk güzeldi. Bilmiyorum, içeriden sesler yükseldi. Hızla içeriye ilerledim. Kapıda babam dikiliyordu. Ayaz'a bağırıp çağırıyordu. Ben onları bile duyamayacak kadar kopmuştum bu dünyadan.
Yerimde dikiliyordum. O an sadece bedenim oradaydı. Yüzüme inen tokat kime aitti? Yüzüme inen tokattan sonra Ayaz bağırdı ama ne dediğini bile anlayamıyordum. Sesler çok boğuk geliyordu, gördüğüm şeyler net bile değildi.
Ellerim titremeye başladı. Babam beni çekiştirince kendime geldim. "Buradan derhal gidiyoruz!" Diye gürledi babam Ayaz buna engel olamıyordu, olamazdı.
Babam beni çekiştirirken "Hayır!" Diye bağırdım Ayaz saçları darmadağın halde evde dikiliyordu, bir şey yapamayacağını biliyordu.
Babam beni zorla arabaya bindirdi. Arabada bana bağırıyordu. Ben ise arka camdan Ayaz'ı son kez görme peşindeydim. Son kez o güzel yüzünü göreyim. Babam buna bile engel oldu. Beni saçımdan çekip yüzüne bakmaya zorladı.
Şoföre dönüp "çabuk sür şu arabayı!" Dedi ve beni itti. Arabanın kapısına çarptım. Kafamı cama yasladım, ağlayarak camdan bakıyordum. Evden uzaklaşmıştık. Babam yerimizi nasıl öğrenmişti? Birisi mi söylemişti?
"Artık İstanbul da yaşamayacağız." Dedi kendinden emin bir sesle benim o an başımda aşağı kaynar sular döküldü. Bu benim bir daha Ayaz'ı görememem demekti. Bunu bana tekrar yapacaklardı. İki günde beni perişan etmişlerdi. Şimdi daha kötüsü beni bekliyordu.
Ayaz bu saatten sonra benimle değildi. Sesini duyamayacaktım. Onu göremeyecektim. Onu öpemeyecektim. "Baba yalv-" dediğim gibi babamın suratıma sert bir tokat indirmesi bir oldu "O şerefsiz adam için bana sakın yalvarma!" Dedi gözümden akan yaşların haddi hesabı yoktu.
Babamdan ilk defa dayak yiyordum. Babam bana hiç kıyamazdı ki. "Baba..." dedim acı içinde babam artık bana olan merhametini bitirmiş gibi bana hâlâ sinirle bakıyordu. Gözlerinde bir duygu daha vardı. Nefret...
Babam ve annem artık benden nefret ediyordu. "Seni okutmayacağım. Gideceğimiz şehirde okumayacak çalışacaksın." Dedi kafamı iki yana salladım benim hayallerim vardı. Yıllardır bu hayel için yanıp tutuşuyordum. Okumalıydım. Bunu annem ve babam da biliyor beni bu saate kadar hep destekliyorlardı.
Diyecek söz bulamıyordum titreyen ellerimi saçlarım geçirip "a-ama bu çok ağır." Dedim babam kafasını iki yana salladı "asıl ağır olan ne biliyor musun? Senin ailemize yaptığın bu ihanet, akrabalarımızın bir kaçı duymuş bile bir haftaya hepsi senin nasıl bir orospu olduğunu öğrenecek."
Daha fazla ağlamaya başladım. Ağladığım şey babamdan bunları duymaktı. "Avukat olmak istiyordun değil mi, hiçbir zaman olamayacaksın." Dedi ben hıçkırarak ağlarken bu babamın gram umrunda değildi. "Akrabalarımız bize bile artık eskisi gibi bakmayacak!" Diye bağırdı tekrar ve ekledi "Eğer Sidelya, o adamı bir daha senin yanında görürsem. Artık benim kızım olmayacaksın." Dedi ve daha konuşmadı.
Babamdan bu son cümleyi duymama rağmen şuan sadece Ayaz'ın yanında olmak istiyordum. Aşkım aileme olan sevgimden yüksekdi. Nasıl onlardan daha çok sevdiğim ortadaydı. Şuan sadece yanımda Ayaz olsun istiyordum. Ayaz ve ben.
Merhaba...
Nasılsınız? Ben iyiyim.
Şey, her neyse güzel bir bölümdü.
...