Bu sefer bir değişiklik yapıp, Lara plajında buluştuk. Buralar da çok güzeldi, ama yinede bir Konyaaltı değildi tabii. Belki de Mehmet'i orada tanımamdan kaynaklanıyordur oraya olan sevgim. Neyse biz yine bir beache oturduk dörtlü grup olarak. Diğer günlerden farksız bir sıcak vardı yine. Hepimizin üstünde şort ve tişört vardı, benim üstümde ise crop. Siyah şort üstüne beyaz crop giymiştim. Ayağımda ise yazın vazgeçilmezi parmak arası terlikler:)
Soğuk kahve sipariş etmiştik hepimiz, bol buzlu.
Öylesine geçirdiğimiz günlerin güzelliğini konuşuyorduk, Mehmet bir yandan beni izliyor, saçlarımı okşuyordu. Aşık aşık bakıyordu, bu hissi bana veriyordu ve bende aynı hislerle karşılık veriyordum. Uzun uzun gözlerimiz birbirine kenetleniyor, rüya görür gibi birbirimize dalıyorduk. Nasıl güzel bir seyir bu inanılmaz. Manzaraya karşı oturuyordum sanki, tek fark bu manzaranın ismi " Mehmet".
"Keşke sende Antalya'da yaşasaydın dedi"
" Keşke " dedim.
" o zaman daha güzel olurdu bence herşey " dedi.
" benim içinde " dedim.
" Seni bırakmak istemiyorum " dedi. Bir yandan da ciddiyeti her halinden belli oluyordu. Elleri ellerimdeydi, gözleri gözlerimde.
"Bırakma zaten" dedim. Konuyu değiştirmek en iyisi olacaktı.
" şu an bunları konuşmak için çok erken, bosversene hadi kahvelerimizin tadını çıkartalım " dedim.
" Peki gözleri güzelim"dedi.
Allah'ım nasıl hoşuma gidiyordu bu söz. Neredeyse küçük bir çocuk gibi "bir daha söyle bir daha" diyesim vardı.
Güzel gözlümü duydum, gözlerin çok güzeli de duydum ama "gözleri güzelimi" ilk defa Mehmet söylüyordu bana. Nasıl cezbediyordu beni bir bilseniz ah!.
Bu onun farklıydı işte. Herkesin bildiği, söylediği dandik ezberlenmiş kelimeler yerine, içinden geleni, kendine özgü bildikleriyle konuşuyordu. Ve bu gerçekten inanılmaz eşsiz kılıyordu onu. Benim de ona içimden gelen , etkileyici bir şey söylemem gerekiyordu farkındaydım ama gelin görün ki romantiklik benim yanımdan yakınımdan geçmez. Buna rağmen kendimi biraz zorladım ve en yaratıcı kelimeleri düşünüp söze döktüm: "seninle yaşamayı istedigim bir çok an var, hayallerim uçsuz bucaksız , her türden, her manzaradan. Belki senin olmak, belki seninle sonsuz beraber bir ömür, sonsuz tatiller, sonsuz sabahlamalar, ay manzaralı geceler, kokunda uyumak ve güne seninle uyanmak gibi gibi... Bu söylediklerim olur veya olmaz şu anlık öngöremiyorum ama yinede düşüncelerimi bilmeni istiyorum sevgilim." Üstümden bir yük kalkmıştı sanki. Nihayet doğru düzgün biçimde içimden geçenleri söze dökebilmiştim. Hislerim gerçekti , eminim ki Mehmet'te bunu biliyor, hissediyordu. Çünkü bende onun bana olan hislerini en gerçekçi biçimde biliyordum artık. Sözlerimi bitirmemin ardından Kader ve Atakan " gençler siz takılın biz biraz dolaşacağız, buralardayız " dedi ve bizde kafamızı salladık. Onların gitmesi iyi olacaktı tabii . Yanlızlığın verdiği cesaretle Mehmet'in bana daha güzel cümleler kuracağına emindim ve içten içe seviniyordum. Ah benim canım sevgilim ne kadar da sevildiğinin tam anlamıyla farkında değil hâla. Oğlum ben deliler gibi aşık oldum ve içimde sevinç çığlıkları kopuyor gelin de görün bir içimi. Miğde de kelebek uçuşma faslını çoktan geçmiştim artık, miğdem komple yok oldu sanki. Bedenim yok, sadece ruhum vardı sanki, kalbimin yarısı değil, tamamı onundu artık. Ama ben şimdi bunları ona nasıl söyleyeyim, her zaman çok seven kaybeder derler , biliyorum. O yüzden asla bundan fazlasını belli edemem ona , onun daha çok sevmesi lazım beni, yada öyle görünmesi lazım, üzülmemem için ...
Ben kendimle içten içe bu konuşmaları yaparken Mehmet biraz daha yanıma sokuldu ve bana bir anda sımsıkı sarıldı.
Kulağıma fısıldayarak konuşuyordu" sen birde benim hayallerimi duy" Diye gülümsedi. "Duymak istiyorum " dedim.
O zaman gel dedi ve tekrar kulağıma yaklaştı " bedenim senin, seninki de benim, kalbimi söküp al,yerine kendi kalbini koy, bu adam senin! Uykularımdan uyanıyorum, sesini duymak , yüzünü görmek istiyorum bilmem gecenin saati kaç. Utanmadan kapına gelmek istiyorum, annenle tanışmak, böyle güzel bir hanımefendi yetiştirdiği için teşekkür etmek istiyorum, böyle bir güzelliği unutmam mümkün değil, ruh eşimsin sen , sen Havva, ben Adem'im sanki. Kucağımda uyutmak istiyorum seni, saçlarınla oynamak, koklamak istiyorum seni. Beraber uyuyalım istiyorum, uyandığımızda yanımızda yatan küçük bebeğimizi görmek istiyorum..."
İşte bu sözden sonra beni kalbimden vurmuştu sanki. Tekrar tekrar şoka uğradım, sindirmem epey zaman aldı. Vay canına gerçekten vay canına!
Bunlar sadece bir kızı etkilemek için söylenebilecek sözler değildi. Mehmet beni gerçekten istiyordu, hatta benimle evlenmek! Benden bebeği olsun istiyor aman allahım!
Şu an tüm duyguları aynı anda yaşıyordum, sevinçten gözümden yaş akıyordu, hem ağlıyor hem gülüyorduk beraber. Hislerimi tarif edemem size, böyle bir aşkı herkes yaşayamaz eminim ve ben şanslı kişiydim, ben mutluluğu hak eden kişiydim.
Beğenip ,yorum bırakmayı unutmayın, sevgiyle ve kitapla kalın ❤️