İçeriğe geç

Piyanist

Bölüm 4 · 7 dk okuma

Piyanist

Bölüm 4

3. Bölüm

Kalp atmadan okuyan herkese Şimşek musallat olsun inşallah,

İyi okumalar💛💛💛

...

Arel'den:

Karşımdaki kanlar içinde bana sırtı dönük diz çöken adama baktım. Kadın ticareti yapıyordu. Benim şehrimde, benim ülkemde kadın ticareti yapıyordu.

"Ee, sana burada iyi bakıyorlar mı?" dediğimde ağlaması şiddetlendi. "B-be-"

Beklemeden boynunu kırdım. Böyle insanlar yaşamamalı. Çocuklar ve kadınlara zara gelmemeli... öldürülmemeli. Tıpkı benim gibi. O sırada evimde 2 kadını zorla tutuyordum.

"Klasik işler mi kardeşim?" dedi Kıvanç bana sırıtarak geliyordu. Allah'ın malı!

"Bu depoyu biraz dekore edelim ya." dedi sırıtmaya devam ederken.

"Bir daha ki sefere lunaparkta adam öldürürüz."

"Karısı da bu işe bulaşmış." dedi çenesiyle cesedi göstererek.

"Ne! Kendi hemcinslerini 3 kuruş para için mi satmış? ONUN SAÇINDAN TUTUP GEBERT- kadınlara el kalkmaz, dokunulmaz, bağırılmaz." dedim ezbere bildiğim kuralları sayarak. Derin nefesler aldım. "Karısını takibe alın. Bu işlere bir daha bulaşmasın."

"Bu arada haklıymışsın. Kız annen gibi piyano çalıyor."

Kanım dondu. Annemden bahsedilmesini sevmezdim. "Onun yanına gideceğim. Ama önce dövüşe. Bu akşam yokum kızlar sana emanet, kardeşim."

"Ona selam söylüyorum. Mezara benim için su dökmeyi de unutma."

Annemin yanına gitmeliydim. Ona ve babama taşla konuşmuş olacak olsam da Şimşek'i bulduğumu anlatmalıydım. O beni sevmese de onu her gördüğüm de kalbim depar atıyor. Bana her baktığında eriyorum. Sadece onun yanında gülüyorum.

Ve çocukluğumdan beri sadece annemin piyanosuyla duyduğum o tarif edilemez duyguları onun her şeyinde tekrar tekrar hissediyordum.

Annemleri gördükten sonra da dövüşe gitçektim. 10 tane insan maske takıp bir kafeste, izleyicilerin önünde bahisler eşliğiyle dövüşüyordu. Ve mekân benim mekânımdı. İstanbul'da 15'ten fazla bar paravanlı dövüş mekânı vardı. Ve ben hiçbir zaman kaybetmezdim.

Telefonumu aldım. O piyano çalarken kayıt etmiştim. Arabama bindiğimde kaydı başlattım.

...

1 Saat Önce Ceren'den:

Kıvanç ile baş başa kalmıştık. Birbirimize bakarken ona sordum. "Ne zaman bizi bırakacaksınız?"

Yatağa yanıma oturdu. "İnan bana Şimşok'un ona aşık olana kadar buradasınız. Seni de hem sıkılmasın hem de onu tehdit edebileceğimiz bir şeyimiz olsun diye tutuyoruz."

15 dakikalık bir sessizlik...

"Sen de mi mafyasın?" dedim merakla.

"Evet, onun ortağıyım. Kuzen olduğumuza bakma, kardeş sayılırız. İşi babalardan öğrendik." bana acı bir sırıtış yolladı. "Peki senin ailen?"

"Onlar öldü." sertçe yutkundum. "7 yaşındayken hırsızlar öldürdü. Sonrası teyzemler. İyi insanlardı. Kocasıyla çocuğu olmayınca çok ağlamışlardı ama beni çocukları olarak görürlerdi. Okuldayken hep dışlanırdım ve zorbalığa uğrardım. 5. sınıfta Şimşek bizim sınıfa geldi ve bana zorbalık yapan kızı böceklerle doldurduğu bodruma bir gece boyu kilitleyince tanıştık. Arkasında hiç iz bırakmazdı. Ve şuanki gibi deliydi. Yine çok konuştum ya."

"Hayır, çok konuşmadın. Ayrıca ailen için üzüldüm. Benimkiler de erken gidenlerden." omuz silktim. Biraz daha duygusallaşmalıydım. İnandırıcı olmalıydı.

"Ama insana koyuyor. Bir daha saçımı okşayamayacak olması. Eve gelir gelmez babamın annem ve bana sarılamayacak olması. Bilek güreşi yaptığımızda kimsenin bana bilerek yenilemeyecek olması." dedim gözlerimden yaşlar akarken ayağa kalktım. Kıvanç'ta ayağa kalktı. O an diyeceğimi dedim. "Bana sarılır mısın?"

Dememe de gerek yokmuş. Bana sıkıca sarıldı. Sanki son sarılışımızmış gibiydi. Bana huzur verdi. Birbirimizin kemiklerini kırmak istiyor gibi sıkı sıkı sarıldık. Hıçkırarak ağlamaya devam ediyordum. O sırada yan odadan piyano sesi duyuldu.

Ondan ayrılınca istemeye istemeye beni bıraktı. Ellerimi arkamda birleştirdim. "Hadi git, insanların beni böyle görmesini sevmem. Kapıyı kilitleme." Tek kaşını kaldırdı. "Zaten kapıda korumalar olmayacak mı?"

"Onunkinde 3 seninkinde 2 koruma." dedi. Hafife alınıyorum! Ve bunun cezasını canlarıyla ödeyecekler!

Gülümsedi. Gözlerimdeki yaşaları sildi ve kapıya doğru yürüdü. Hala yerde duran Şimşek'in bıçağını almayı da unutmadı. Çıkmadan önce "Sen iste herkesin gözünü kör ederim. Ben dahil." dedi.

Bense sarılırken ondan aldığım silahı arkamda eklemlerimi kırarcasına sıkıyordum. Bir Şimşek değiliz ama onun kankasıyız.

Aynaya baktım. Ağlayınca rimelim de akmış ya.

...

Şimşek'ten:

Hani bazı insanlar vardır ya. İsmini duymak bile yüzünüzü gülümsetir. O'da benim için öyle biri. İsmini duyunca gülümsediğim biri. O benim hayatımdı. Ceren ve O...

Şu Dünya'da benden daha deli olan tek adam oydu. Aslında Arel'de fena değil yani. Sonuçta Kaplan Şimşek Kılıç'ı hapsetmeye çalışan bir adam.... Evet o geceyi hatırlıyordum. Bana gelen mesajla dünyanın başıma yıkılışını da.

Gönderdiği kılıfı kemerli bıçağı üstümü değiştirdikten sonra sapı bileğime gelecek şekilde koluma yerleştirdim. Siyah bir pantolon ve siyah bir tişört giymiştim.

Bacağımı ya da göbeğimi göstermeyi sevmezdim. Crop yada şort giydiğimde body giyiniyordum içime.

Duvar saatinden saate baktım: 1.58. Tam vakti.

Kapıya baktım. Beni birinin kaçırmasına ihtiyacım yoktu. Eğer kaçamazsam beni kaçırırlar zaten.

4 Saat önce:

Duvardan bir ses geldi. Bu Ceren'in odasıyla paylaştığımız duvardı. Tabii ya! Mors alfabesi.

'Şimşok, saat 2 de hazır ol. Bir planım var korumaları indirebiliriz. Ama çıkış lazım.'

Durdum. 'Bekle' koşa koşa balkona gittim. 3. kattaydık ve burası çatı katıydı. Terasın soluna doğru çatının 3 karışlık köşesinden yürürsek sonunda bir ağaç geliyordu. Köşeden ağaca atlarsak ordanda koca duvarı ağacın dallarıyla geçebiliyorduk.

O an ilk kez bahçeye baktım. Arka bahçe Boğaz ile birdi ve buna rağmen dana kadar bir havuzu vardı. Arka bahçe aşırı derece büyüktü. Mükemmel budanmış ağaçlar da cabası. Bu ev bende olacaktı ya. Ceren'in yanına geri geldim.

'Benim odamda balkon var. Evin sol duvarı da eve yakın ve ağacı köprü olarak kullanarak-'

'Duvarı atlayabiliriz. Tamam sen saat 2'de ses duyunca hemen kapıyı aç. Yanında ne varsa onu kullan.'

'Bıçak var.'

'Çok iyi, görüşürüz.'

'Sıkı giyin.'

Şimdi:

Deri siyah ceketimi de giyindim. Mis gibi her kıyafet de var ya.

Kapını yanına geldim, diz çöktüm ve bıçağı elimde hazır bulundurdum. O sırada 5 tane silah sesi duydum. Küçük bir kahkaha attım ve bıçakla kapıyı zorladım. Klik... Kapı açıldı!

Yerde 5 beden vardı. her taraf kan doluydu ve öldüklerine hiç emin değildim. Tüm kaosun en ortasında da elinde silahla Ceren. Silahı bana atıp yanımdan odaya girdi. "Sana daha çok yakışıyor."

Bıçağı kınına, silahı da kemerime soktum. Herkes buraya toplanmadan koşa koşa balkona gittik. Önde ben arkada Ceren'im çatının kenarında sessizce yürüyorduk. 3 karışlık yerde dengede durarak köşeye geldik.

Önce ben ağaca atladım. Sağlam dallarına gelince o da atladı. Sonra duvara baktık. Tahminimden daha yukarıdaydı. Zıplayamazdık! "Bir fikrim var."

Mükemmel bir bilek hareketiyle sapı bileğime gelen bıçağı elime aldım ve duvara öyle sert attım ki 3-4 santim saplandı. Ceren tek kelime edemeden atladım. Ellerim duvarın üstünü tutarken sağ ayağım bıçaktan destek alarak yukarı çıkmamı sağladı. Duvarın üstünde ayağa kalkmadan durdum. Evin içi çalkalanıyordu. Ceren ise bana yutkunarak baktı.

"Az önce 5 adamı devirdin yaparsın be kızım!" dedim fısıltıyla. "Önce yap, sonra kork!"

Ve yaptı. Ama elleri duvarı tutamadı. Tama düşüyorken elini tuttum ve onu kendime çektim. Sırıtarak ayaklarını gösterdi. Ayaklarının arasında bıçak vardı. Güldüm ve onu alıp kınına koydum.

"ORADALAR!"

İkimizde aynanda, beklemeden duvardan atladık. Boğaz'ın yanında da olsak burası ıssız bir yerdi önümüzde bir yol vardı. Belki bir araç buluruz diye sağa doğru koştuk. O sırada bir motor sesi duydum. Arkama baktım. Çok uzakta bir motorsiklet ışığı gördüm.

"Burdan" dedi Ceren ve elimden tuttuğu gibi ormanın arasına saklanmış bir patikaya soktu beni. İkimiz de birer ağacın arkasına saklandık. Ve kaskını bile takmaya vakit bulamamış Kıvanç yanımızdan motosikletiyle geçip gitti.

Adrenalinin etkisi yavaş yavaş geçerken biz koşmaya devam ettik. Yol bitene kadar hiç durmadık. Sadece 2 kere düşmüştük. Kenetli ellerimizden dolayı birimiz düşünce diğerimiz de düşüyordu. Her tarafımız yara bereydi.

En sonunda küçük bir kulübeye ve çevresindeki mezarlığa vardık. Hiç beklemeden hayvan gibi kapıyı çaldım. Camdan da girebilirdik. Ya da kapıyı kırabilirdik.

"Yardım edin!"

Ama gerek kalmadan mavi gözlü, kızıl saçlı ve genç görünen yaşlı bir teyze çıktı. Üzerinde yeşil bir elbise ve ellerinde de bahçıvan eldivenleri vardı. Çok tatlıydı aslında. Ton ton teyze ya. Ama bizi görünce kaşları şaşkınlıkla kalktı. Kapıyı kapatacak sandım ama bize içeri çekti ve naif sesiyle konuştu. "Girin kızlar, geçin oturun."

Üstümüze baktım kanlar içindeydik. Çok kötü düşmüştük. Ama kurtulmuştuk!

Teyze hemen bizi salona aldı. Koltuğa oturduk. Mezarlığa tezat olarak çok tatlı bir evdi. "Ne oldu size kızlar?"

Ceren tam konuşacaktı ki buna izin vermedim. Mafyadan bahsedersek korkup bizi bırakabilirdi. "Ormana kampa gelmiştik. Kardeşimle yolumuzu kaybettik ve bir ayı gördük. Kaçarken de o patikayı bulduk. Sonrada buraya vardık, saatlerdir koşuyoruz. Lütfen biraz su ve bir telefon verebilir misiniz? Ailemiz çok merak etmiştir."

Yalan su olsa ben Atlas Okyanusu'yum.

"Yazık, kızlarıma yaa." kadın içeriye seslendi. "Oğlum gel şu kızlara bir su getir."

Tatliş teyzem ya. O anda içeriden isteyeceğim en son kişi girdi. Arel!

"Yuh, ebesinin amı!" diye bağırdı Ceren.

"Hadi buyrun, teyze var teyze! Saygılı ol!" dedim. Hepimiz ayağa kalktık.

"Siz oğlumu nereden tanıyorsunuz kızlar?" dedi teyze. Bende hiç beklemeden Arel'e silah çektim. O da bana silah çekti.

"Teyzeciğim bu kaçtığımız ayı. Bir dakika OĞLUM MU?" teyze hiç beklemediğim bir şey yaparak arkama geçip boğazıma nereden çıkardığını anlayamadığım bıçağı dayadı. Ceren ise bir kahkaha patlattı. Bir kere de dövüşürken yardım et. Yalnız başına 5 adam indiriyor ama.

"Evet, oğlum."

"Türkiye'nin geldiği hale bak! Kaynanayla bıçak çekerek tanışıyoruz." dedi Ceren.

"Anam." dedi Arel kafasıyla teyzeyi işaret edip.

...

Bölüm nasıldı?

Ceren'in bu yaptıklarını ondan bekliyor muydunuz?

O teyze cidden Arel'in annesi mi?

Yeni bölümde görüşürüz💙

Kelime: 1440

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.